İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi E.2023/2536 K.2024/207

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/2536 📋 K. 2024/207 📅 22.02.2024

T.C.
İSTANBUL
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/2536
KARAR NO: 2024/207
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/06/2023
NUMARASI: 2023/16 Esas - 2023/509 Karar
DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasına Bağlı Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/02/2024
Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 19/11/2018 tarihinde sürücü ...'in sevk ve yönetimindeki davalı sigorta şirketi nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı aracın müvekkilinin sevk ve yönetimindeki araca çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin yaralandığını, davalıya sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu belirterek, (belirsiz alacak) davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000,00-TL sürekli iş göremezlik, 1.000,00-TL geçici iş göremezlik, 500,00-TL bakıcı gideri ve 500,00-TL tedavi gideri olmak üzere toplam 8.000,00-TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından Sigorta Tahkim Komisyonuna 06/12/2021 tarihinde başvurulduğunu, başvuru sırasında yapılan kusur incelemesi sonunda sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunun tespit edildiğini ve başvurunun reddine karar verildiğini, başvurucunun İtiraz Hakem Kuruluna itiraz ettiğini ve İtiraz Hakem Kurulunca da başvurunun reddine karar verildiğini belirterek, daha önceden verilmiş kesin karar bulunması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "davacı tarafça, dava açılmadan evvel geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı giderinin tahsili talebi ile Sigorta Tahkim Komisyonu'na yapılan başvurunun reddine karar verildiği, red kararına karşı davacı vekilinin itirazının da, İtiraz Hakem Heyeti tarafından aleyhine başvuru yapılan sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmaması nedeniyle reddine kesin olarak karar verildiği," gerekçesi ile; Davacının davasının kesin hüküm nedeniyle HMK'nın 114/1-i ve 115/1.maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekilinin istinaf başvuru sebepleri; Dosyada da mevcut ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda müvekkilinin %25 kusurlu bulunduğu, ancak trafik kazasında kusurun ispatı için Tahkim Komisyonu'nun sınırlarını aşacak şekilde tanık, keşif, bilirkişi ve sair delillerin toplanması ve Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nce kusur tespitinin yapılması gerektiğinden Sigorta Tahkim Komisyonu'nun kararının aslında bir nevi el çekme mahiyetinde olduğu, söz konusu kazaya ilişkin hukuk mahkemeleri tarafından inceleme yapılmasına engel teşkil edecek nitelikte bir karar olmadığı, kararın kesin hüküm sayılmaması gerektiği hususlarına ilişkindir. Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. (1)Bilindiği gibi kesin hüküm, ilişkin olduğu konuda uyuşmazlığı ortadan kaldırır. Bu yüzdendir ki açılan bir dava hakkında kesin hüküm bulunmaması bir yargılama koşulu olup, mahkemece re'sen gözetilmesini gerektirir.(HMK.m.303) Tarafları, dava konusu ve dava sebebi aynı olan kesinleşmiş karar, sonradan açılan dava için kesin hüküm teşkil eder. Gerek maddi, gerek şekli anlamda kesin hüküm dava şartlarından olmakla hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir ve varlığı saptandığı takdirde kesin hükmün varlığı nedeniyle davanın reddi gerekir. Bir kararın kesin hüküm oluşturup oluşturmayacağının değerlendirilmesi için de, evvelce verilen kararın usulüne uygun şekilde kesinleştirilmiş olması zorunludur. Anayasa Mahkemesi'nin 2005/465 nolu başvuru üzerine yaptığı inceleme sonucunda verilen 12/09/2018 günlü kararda; hakem heyeti kararları ile ilgili olarak, kararın mahkemece tebliğ edilmesi gerektiğine hükmedilmiş ve bu kararla aynı mahiyette bulunan Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 04/12/2018 gün ve 2018/5787 E.- 2018/11726 K. Sayılı kararında; "5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesinin 23. fıkrasında, bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun hükümlerinin sigortacılıktaki tahkim hakkında da kıyasen uygulanacağı belirtilmiş, karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın tahkim usulüne ilişkin tebligatı düzenleyen 438. maddesinde de, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça tebligatın 11/02/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılacağı düzenlenmiştir. Bu itibarla hakem kararı kendisine verilen mahkeme, hakem kararının kendisine verildiğini ve kararın neden ibaret olduğunu iki tarafa da yazılı olarak tebliğ etmelidir. Her iki taraf hakkında da temyiz süresi ancak bu tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar." denilerek, sigorta tahkim komisyonu hakem kararlarına karşı istinaf/temyiz süresinin, mahkemesince tebliğinden itibaren başlayacağı kabul edilmiştir. Yargıtay 11. HD. 31/05/2018 gün ve 2018/1476 E. - 2018/4167 K. Sayılı kararı da aynı yöndedir. Açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; dosya arasında yer alan Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin 08.05.2022 tarihli 2022/109603 sayılı kararının incelenmesinde; dosyamız davacısı tarafından davalısı aleyhine davaya konu kaza nedeniyle oluşan geçici ve sürekli iş göremezlik zararı ile geçici iş göremezlik dönemine ait bakıcı gideri zararının tazmini için talepte bulunulduğu, yargılama sırasında alınan 14.02.2022 tarihli bilirkişi heyet raporuna göre, davacı ...'un kazanın meydana gelmesinde tamamen kusurlu olduğu gerekçesi ile başvurunun reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekilince yapılan itirazın; İtiraz Hakem Heyeti'nin 22.06.2022 tarihli 2022/İHK -31131 sayılı kararı ile; üç kişilik bilirkişi heyet raporuna göre verilen red kararında isabetsizlik bulunmadığından itiraz başvurusunun reddine kesin olarak karar verildiği, ancak tahkim kararının usulünce kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılmadığı görülmüştür. Eksik araştırma ve incelemeyle karar verilemez. Hal böyle olunca; Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti tarafından kesin olarak verilen 22/06/2022 günlü itirazın reddine ilişkin kararın, kararı saklamakla görevli İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilip gönderilmediği, gönderilmiş ise de mahkemece saklama kararı yazılıp yazılmadığı ve yazılmış ise kararın taraflara mahkemece tebliğ edilip edilmediği, bu suretle usulüne uygun şekilde kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılıp belirlenmesi, henüz kesinleşmemiş ise talep edilen tazminat kalemleri yönünden derdest dava niteliği taşıyıp taşımadığını değerlendirilerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi isabetsizdir. (2)Kabule göre de; davacı tarafından Sigorta Tahkim Komisyonu'na sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri zararının tazmini için başvurduğu, eldeki davada ise söz konusu taleplerin yanı sıra tedavi gideri ilişkin de talepte bulunulduğu, Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti'nin 22.06.2022 tarihli 2022/İHK-31131 sayılı kararının; koşullarının bulunması durumunda ancak sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatı yönünden eldeki dava için kesin hüküm teşkil edebileceği, tahkim kararının; tedavi gideri yönünden eldeki dava için kesin hüküm oluşturmayacağı, hal böyle olunca da ilk derece mahkemesince davacının açıklanan bu talebi yönünden yargılamaya devam edilerek, toplanan ve toplanacak delillere göre tedavi gideri talebine ilişkin olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve tahkim kararının eldeki davada talep edilen tüm zarar kalemleri için kesin hüküm oluşturacağı düşüncesiyle, davanın (tümden) usulden reddine karar verilmesi de hatalıdır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin yerinde görülen istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/4 gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Bilgileri karar başlığında yazılı bulunan ilk derece mahkemesinin kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK'nın 353/1-a/4.madde hükmü uyarınca kaldırılmasına,2/Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine,3/İstinaf karar ve ilam harcının talebi halinde istinaf edene iadesine, 4/Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 5/İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince, kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 22/02/2024