Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2023/1856 K.2024/251

🏛️ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/1856 📋 K. 2024/251 📅 14.02.2024

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2023/1856 Esas 2024/251 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1856
KARAR NO : 2024/251
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/10/2023
NUMARASI : 2023/105 Esas 2023/721 Karar
DAVACI
VEKİLİ :
DAVALILAR
DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))
DAVA TARİHİ : 09/02/2023
KARAR TARİHİ : 14/02/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 14/02/2024
Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraza ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davalılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davalılardan müflis... A.Ş. Arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, diğer davalıların müteselsil kefil olduğunu hesabın kat edilerek Ankara 18. Noterliğinin 01/08/2013 tarih 26694 yevmiye numaralı ihtarname ile kredi borçlarının ödenmesi ihtar edildiğini, alacak için Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/388 D. İş sayılı dosyasından 20/08/2013 tarihinde ihtiyati haciz kararı alındığını ve haciz kararının Ankara 30. İcra Müdürlüğünün 2013/12448 esas sayılı dosyasında infaz edildiğini ancak davalı borçlular tarafından Ankara 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/273 esas sayılı dosyasında açılan iflas erteleme talepli davada 30/11/2012 tarihinde verilen tedbir kararı nedeniyle esas takibe geçilemediğini, mahkemece 12/03/2013 tarihinde borçluların iflasın bir yıl süreyle ertelenmesine karar verildiğini ve kararın Yargıtay 23. H.D.'nin 21/02/2014 tarih 2013/7061 esas sayılı kararı ile bozulduğunu, iflas erteleme kararının bozulması üzerine Ankara 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/167 yeni esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda 23/12/2015 tarihinde borçlu şirketlerin iflasına karar verildiğini, kararın Yargıtay 23 H.D.'nin 07/12/2016 tarih 2016/2642 esas sayılı kararı ile bozulduğunu, karar düzeltme talebinin de reddine karar verilmesi üzerine Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesince 2017/496 esas sayılı dosyada 22/11/2017 tarihinde direnme kararı verilerek borçlu şirketlerin iflasına karar verildiğini, direnme kararının Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10/02/2022 tarih 2018/986 esas sayılı kararı ile bozulduğunu, bozma kararına karşı karar düzeltme talebinde bulunulduğunu, bozma kararının henüz kesinleşmediğini, karar düzeltme taleplerinin reddi halinde ihtiyati haczin ayakta kalması için İİK 264 maddesi gereğince ihtiyati haczi tamamlayan merasim kapsamında iş bu davanın açıldığını, müvekkilinin davalılardan alacaklı olduğunu iddia ederek Ankara 30. İcra müdürlüğünün 2013/12448 esas sayılı dosyasındaki takip yönünden tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Ankara 21. İcra müdürlüğünün 2018/26 sayılı dosyasında sadece ... Müh. A.Ş.'nin sıra cetvelinin ilanına karar verildiğini ve sıra cetvelinin 11/06/2011 tarihinde ilan edildiğini, davanın süresinde açılmadığını, müflis şirketlerin sıra cetvelinin ilan edilmediğini, hak düşürücü sürelerin başlamadığını, alacağın zaman aşımına uğradığını, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, dava konusunun ne olduğunun anlaşılamadığını, diğer mahkemelerde görülen davalar nedeniyle derdestlik itirazında bulunduklarını, iflas süreci gözetilerek davanın İİK 194 maddesi gereğince 10 gün sonra ertelenmesi gerektiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; Hakimler ve Savcılar Kurulu 1. Dairesinin 25/11/2021 tarih ve 1232 sayılı kararının 3 nolu bendi (19/10/2005 tarihli ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanununda 142.maddesinde düzenlenenler hariç) ile düzenlendiği üzere iş bu davanın finans mahkemesi olarak belirlenen Ankara 6,7,8 numaralı Asliye Ticaret Mahkemeleri tarafından görülmesi gerektiği, belirtilen davalar bakımından anılan numaralı ticaret mahkemeleri ile diğer ticaret ticaret mahkemeleri arasında görev ilişkisi doğduğu, iş bu dava bakımından mahkememizin görevsiz olduğu gerekçeleriyle 6100 Sayılı HMK'nın 114/1 c ve 115. maddeleri gereğince davanın dava şartı (görev) yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesi gerekirken görevsizliğe dair verilen kararın hatalı olduğunu, yine davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile hak düşürücü sürede açılmayan, zamanaşımına uğrayan alacak nedeni davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken görevsizliğe dair karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, yine davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacı tarafça dava konusu edilen miktarda alacağı olmadığını, teminat mektubu gayri nakdi ve süreli olduğunu, bu nedenle davacı bankanın teminat mektubu dolayısı ile müvekkil müflis şirketlerden hiçbir hak ve alacağı bulunmadığını, bu nedenle davacı tarafın haksız ve hukuki dayanaktan ve iyi iyi niyetten yoksun olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesince; Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun 25.11.2021 tarih, 1232 sayılı kararı ile Bankacılık Kanununa ilişkin düzenlemelerde, on dört veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6, 7 ve 8 numaralı, Asliye Ticaret Mahkemeleri görevli kılındığını, bu nedenle somut olayda, banka alacağına dayalı alacak isteminde Ankara 6.,7.,8. Asliye Ticaret Mahkemeleri görevli olduğundan dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli Ankara 6.,7.,8. Asliye Ticaret Mahkemelerinden birisine tevzi edilmek üzere Tevzi Memurluğuna gönderilmesine kararı verilmiştir.
Emsal nitelikte farklı Bölge Adliye Mahkemeler arasındaki kesin kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine ilişkin talep üzerine; Yargıtay 5.Hukuk Dairesinin 2022/7830-2022/14067 E-K sayılı ve 17.10.2022 tarihli kararında "HSK 1.Dairesinin 03.04.2018 tarihli, 538 sayılı kararıyla belirlenen 1, 2 ve 3 numaralı Asliye Ticaret Mahkemeleri’nin belirlenmesi mahkemeler arasındaki iş bölümüne ilişkindir. HSK 1. Dairesi anılan kararı uyarınca ihtisas mahkemelerini belirlemiştir. HSK 1. Dairesi’nin 538 sayılı kararı gereğince belirlenen mahkemeler iş bölümü itibari ile yetkili kılınmıştır. Yani kanunla düzenlenmesi gereken görev ve yetki kararı niteliğinde değildir. Somut uyuşmazlıkta Asliye Ticaret Mahkemeleri tarafından verilen yetkisizlik kararları da gerçek anlamda yetkisizlik kararı olmayıp iş bölümü itibari ile devir kararı niteliğindedir" şeklinde karar verilmiştir.
Öte yandan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 16/10/2023 tarih 2023/4482 Esas 2023/5883 Karar sayılı ilamında da "....5235 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin beşinci fıkrası; "...İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde hukuk mahkemelerinin birden fazla dairesi oluşturulabilir. Bu daireler numaralandırılır. Özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde, ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak, daireler arasındaki iş dağılımı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenebilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır. Daireler, tevzi edilen davalara bakmak zorundadır..." düzenlemesini içermekte olup bu düzenlemede verilen yetkiye istinaden HSK 1. Dairesinin 25.11.2021 tarihli ve 1232 sayılı kararı ile; "...Asliye ticaret mahkemelerine gelen işlerin vasıf ve mahiyeti itibarıyla çeşitli olması, bu çerçevede finans davalarının yoğunluğu ve niteliklerinin farklı olması göz önünde bulundurularak, gerek uygulama birliğinin sağlanması, gerekse etkinlik ve verimliliğin artırılması ile ihtisaslaşmanın önemi nazara alınarak, finans davalarında iş dağılımı bakımından iki veya daha fazla dairesi bulunan mahallerde ihtisaslaşmaya gidilmesinde fayda olacağı değerlendirilmiştir.
Kanuni düzenlemelerden ya da Hâkimler ve Savcılar Kurulunun kararlarından kaynaklı olarak, asliye ticaret mahkemesinin hangi dairelerinin iflâs ve konkordato, deniz ticareti ve deniz sigortaları gibi davalar dolayısıyla gelecek işlere ilişkin ihtisas mahkemesi sıfatıyla bakacağı gözetilerek, aynı dairelerde iş yoğunluğu oluşmaması bakımından finans davalarına olabildiğince farklı dairelerde bakılmak üzere ihtisas mahkemeleri belirlenmiştir..." denilerek devamında banka ve finans uyuşmazlıklarından kaynaklanan davalara bakacak asliye ticaret mahkemeleri, daire sayılarına göre belirlenmiştir. 2.Yukarıya metni alınan 5235 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin beşinci fıkrasında, "...İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde hukuk mahkemelerinin birden fazla dairesi oluşturulabilir. Bu daireler numaralandırılır. Özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde, ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak, daireler arasındaki iş dağılımı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenebilir...", HSK 1. Dairesi kararında ise, "...Asliye ticaret mahkemelerine gelen işlerin vasıf ve mahiyeti itibarıyla çeşitli olması, bu çerçevede finans davalarının yoğunluğu ve niteliklerinin farklı olması göz önünde bulundurularak, gerek uygulama birliğinin sağlanması, gerekse etkinlik ve verimliliğin artırılması ile ihtisaslaşmanın önemi nazara alınarak, finans davalarında iş dağılımı bakımından iki veya daha fazla dairesi bulunan mahallerde ihtisaslaşmaya gidilmesinde fayda olacağı değerlendirilmiştir..." denilerek yapılan düzenlemenin, mahkemelerin görevine ilişkin değil daireler arasındaki iş dağılımının belirlenmesine ilişkin olduğu açıkça belirtilmiştir.
3. Bu sebeple, açılan davanın konusu banka ve finans uyuşmazlıklarına ilişkin ise adliye tevzi bürosu, dosyayı HSK 1. Dairesinin 25.11.2021 tarihli ve 1232 sayılı kararı doğrultusunda ilgili mahkemeye tevzi edecek, tevzinin yanlış yapılması durumunda dosya kendisine tevzi edilmiş asliye ticaret mahkemesi, bu durumu tespit ederek dosyanın doğru daireye tevzi edilmek üzere tevzi bürosuna iadesine/ gönderilmesine karar verecektir. Dosya kendisine yanlış tevzi edilen asliye ticaret mahkemesinin vereceği karar, teknik anlamda bir görevsizlik kararı olmayıp gönderme kararı niteliğindedir.
4.Yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde, HSK 1. Dairesinin 1232 sayılı kararıyla bankacılık ve finans uyuşmazlıklarına bakması kararlaştırılan asliye ticaret mahkemeleri ile aynı yerdeki diğer asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi mi yoksa iş dağılımı ilişkisi mi olduğu noktasında toplanan uyuşmazlıkta, HSK 1. Dairesinin 1232 sayılı kararında belirtilen asliye ticaret mahkemeleri ile aynı yerde bulunan diğer asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olmayıp iş dağılımı ilişkisi olduğuna, dosya kendisine yanlış tevzi edilen asliye ticaret mahkemesinin görevsizlik kararı değil, gönderme kararı vererek esasını bu şekilde kapatması gerektiğine karar vermek gerekmiştir. " denilmiştir.
HMK'nın İstinaf Yoluna Başvurulabilen Kararlar başlıklı 341. maddesinin 1. fıkrasında; "İlk derece mahkemelerinin aşağıdaki kararlarına karşı istinaf kanun yoluna başvurulabilir: a) Nihai kararlar, b) İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlar" hükmü düzenlenmiştir.
Somut olayda, Ankara 2.Asliye Ticaret Mahkemesi ile Ankara 6, 7 ve 8. Asliye Ticaret Mahkemeleri arasında gerçek anlamda (HMK m. 20) bir görev veya teknik anlamda bir iş bölümü ilişkisi mevcut olmayıp, "iş dağılımı" ilişkisi bulunduğu, bu anlamda devir kararı görevsizlik niteliğinde olmadığı ve davalılar vekilinin istinafı başvurusunun yukarıda açıklandığı üzere gönderme kararına ilişkin olup, HMK'nın 341/1 maddesi gereğince istinaf yoluna başvurulabilen kararlardan olmadığından davalılar vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 341. maddesi gereğince istinafa tabi olmadığından HMK'nun 352/(1)-b maddesi gereğince USULDEN REDDİNE,
2- İstinafa başvuran davalılar tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf karar harcı, 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 1.007,85‬ TL'nin talep halinde yatıran davalılara iadesine,
3-Yargılama giderlerinin yatıran üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda HMK'nun 341 ve 352. maddeleri uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 14/02/2024
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.