Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2022/569 K.2024/359
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/569 Esas 2024/359 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/569
KARAR NO : 2024/359
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/01/2022
NUMARASI : 2019/270 Esas 2022/22 Karar
DAVACILAR :
VEKİLLERİ :
DAVALI
DAVA : Genel Kurul Kararının İptali
DAVA TARİHİ : 24/05/2019
KARAR TARİHİ : 06/03/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 26/03/2024
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davalı şirkette %10 payla azlık hissedar ortaklar olduklarını, genel kurulda çoğunluk tarafından oy hakkının kötüye kullanılmak suretiyle azınlık pay sahiplerinin müktesep haklarını yok edici şekilde kararlar alındığını, davalı şirketin ortaklarından olan ve çoğunluk pay sahiplerine ait ... A.Ş'ye emsalinin altında kiralar, arsa alımları yapmak suretiyle müvekkillerini zarara uğrattıklarını, dolayısıyla şirket kaynaklarının haksız kullanıldığını, şirket araçlarının çoğunluk hissedarı olan ... ailesine ve ... şirketine tahsis edildiğini, müvekkillerinin bilgi alma taleplerinin karşılanmadığını, bilgi alma haklarının ticari sır gerekçesiyle ihlal edildiğini bu nedenle gündemin 3., 4. maddelerinin iptali gerektiğini, 5. maddesindeki yönetim kurulunun ibrasına ilişkin alınan kararın TTK m. 436 hükmüne aykırı olmasından dolayı iptal edilmesi gerektiğini, gündemin 6. maddesinde elde edilen karın tamamının yedek akçeye aktarılmasının iptali gerektiği, gündemin 8. maddesi ile kabul edilen fahiş yönetim kurulu üyeleri ücretlerine ilişkin kararın iptali gerektiği, gündemin 9. maddesi kapsamında alınan kararın da iptal edilmesi gerektiğini belirterek davalı şirketin 25/02/2019 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 3., 4., 5., 6., 8. ve 9. maddeleri ile alınan kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların davalı şirkette azınlık olduğunu, davacılardan ...'in hisse oranı %3 olmasına karşın çoğunluk (%97) tarafından şirket yöneticilik görevine devam etmesi konusunda uzun süre müsaade edildiğini, ancak ... yönetimi altında iken şirketin kötü yönetildiğinin denetçi raporlarıyla sabit olduğunu, %10 hisseye sahip olan davacıların şirketin çalışmasını engelleyici tavırlar içinde olduklarını, davacıların TTK 531. madde hükmüne dayanarak fesih davası açtıklarını, diğer tüm davaları da fesih davasına delil oluşturmak için açtıklarını, davacıların müvekkil şirket yönetimine husumet beslediklerini, kendilerinin de görev yaptığı dönemde yönetim kurulu üyelikleri için benzer ücretler aldıklarını, buna rağmen alınan ücretleri bahane ederek dava açtıklarını, davacıların oy hakkının kötüye kullanıldığına ilişkin iddilarının da yersiz olduğunu, şirketin davacıların yönetiminde olduğu 53 yılın zararlarının bu süreçte kapatıldığını, davalı şirket ile ... A.Ş arasındaki kira sözleşmelerinin bizzat davacı ... tarafından imzalandığı, genel kurul gündeminde yer alan tüm maddelerin hukuka uygun bir şekilde oylandığı ve kabul edildiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece,
genel kurul toplantısının 3 ve 4. maddelerinin görüşülmesinde kanuna, esas sözleşmeye, iyiniyet kurallarına aykırı bir uygulama bulunmadığı, 5. maddesinin TTK'nun 436.maddesine aykırı olduğu
gerekçesiyle iptalinin talep edildiği, TTK'nun 436/2 hükmüne göre, şirket yönetim kurulu
üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra
edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamayacaklarının düzenlendiği, şirket yönetiminde olmayıp hakim pay sahibi niteliğine sahip olan pay sahiplerinin
ibra oylamasında oy kullanamayacakları yönünde bir hükme kanunda yer verilmediği, toplantı tutanağından yönetim kurulunun ibra oylamasına katılmadığı, TTK'nun 436/1. madde
hükmünün ibra ile ilgili olmayıp müzakerelere katılma yasağı ile ilgili olduğu, gündemin 5. maddesinin iptali şartlarının oluşmadığı,
genel kurul kararlarının 6. maddesinde 2018 yılında elde
edilen karın tamamının yedek akçeye ayrılması ve kar dağıtımı yapılmaması yolundaki teklifin oy çokluğu ile kabul edildiği, TTK'nun 519/1 ve 523 hükümleri dikkate alındığında birinci temettünün dağıtılması gerektiği, ayrıca karın tamamının yedek akçelere ayrılmasının tüm ortakların menfaatine olması gerektiği, davacılar tarafindan şirketin feshi davasının açıldığı, davacılar hakkında çıkma kararı verildiği, ancak bu kararın henüz kesinleşmediği, çıkma kararına göre davacılara çıkma payı olarak 42.797.664 TL ödeme
yapılması gerektiği, kararın kesinleşmesi halinde çıkma paylarının ödenmesinin zorunlu olacağı düşünüldüğünde, çıkma payı alacak ortakların da aynı zamanda şirketin öz sermayesinin güçlendirmesi konusunda menfaati
olduğu, kar payı dağıtımı yapılmamasına ilişkin genel kurul gündem maddesinin iptal şartlarının oluşmadığı,
gündemin 9. maddesinin şirketin feshi davası ile ilgili alınacak tedbirlere ilişkin olarak
yönetim kuruluna yetki verilmesine ilişkin olduğu, yönetim
kuruluna yasa ile tanınan yetkiler ve yönetim kurulunun görevleri düşünüldüğünde bu hususta genel kurulun kararı olmasa dahi, tedbirli bir yönetici gibi hareket
etmek suretiyle yönetim kurulunun şirketi korumak için tedbirler almasının onun özen borcunun bir gereği
olduğu dikkate alındığında, gündemin 9. maddesinin iptali
şartlarının oluşmadığı,
genel kurul kararlarının 8. maddesinde yönetim kurulu üyelerine ücret takdir edilmesi
yönünde karar verildiği, her üye için aylık net 27.500,00 TL olarak önerilen ücret teklifinin oy çokluğu ile kabul edildiği, yönetim kurulu üyelerinin mali haklarının belirlenmesinin genel kurulun vazgeçilmez
yetkilerinden olduğu, ancak belirlenen ücret ve huzur hakkının makul olup olmadığı, şirket menfaatlerine aykırı ve dürüstlük kuralını ihlal edecek şekilde yüksek belirlenip belirlenmediği hususunun şirket defterleri ve kayıtlan üzerinde yapılacak inceleme sonucunda
şirketin mali yapısı dikkate alınarak belirlenebileceği, 2005 yılında yönetim kurulu üyelerine takdir edilen ve ödemeleri gerçekleştirilen
ücret tutarı olan aylık net 15.000,00 TL baz alınmak ve TÜFE ile ÜFE oranlan kullanılmak
suretiyle günümüzdeki aylık net ücret karşılığı olarak 53.871 TL-56.227 TL aralığına
ulaşıldığı, teklif edilen aylık net 27.500,00 TL’nin ise bu sınırlar altında olduğu, davalı şirketin yönetim kurulu ücretlerine ilişkin değişik yıllarda verilen genel kurul kararlarının iptaline ilişkin emsal mahkeme kararları bulunduğu, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda 2005 yılında yönetim kurulu üyelerine takdir edilen ve ödemeleri, gerçekleştirilen ücret
tutan olan 15.000,00 TL baz alınmak suretiyle ülkemizde uygulanan net asgari ücret tutarlarından hareket edilmesi durumunda, 2005 yılında yönetim kurulu üyelerine ödenen
ücret tutan olan 15.000,00 TL, 2005 yılındaki 43 net asgari ücrete karşılık gelmekte iken 2019
yılında teklif edilen ve kabul gören yönetim kurulu üyelerinin her biri için aylık net 27.500,00
TL ise 2019 yılındaki 14 net asgari ücrete karşılık gelmekte olduğu baz alınarak ücretin fahiş olmadığı benimsenmişse de, kesinleşmiş mahkeme kararları ile önceki yıllarda belirlenen ücretlerin defaten iptal edildiği dikkate alındığında, ortaklara kar payı dahi dağıtılmazken azlık pay sahiplerinin meşru
menfaatlerini zedeleyecek şekilde objektif iyi niyet kurallarına aykırı olarak fahiş miktarda ücret belirlendiği, bu nedenle
genel kurul toplantısında alınan kararların 8. maddesi ile yönetim kurulu üyelerine aylık 27.500,00 TL ücret ödenmesine yönelik
alınan kararın iptaline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 25/02/2019 tarihli genel kurul kararlarından 8. madde ile alınan yönetim kurulu ücretine ilişkin kararın iptaline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda yönetim kurulu ücretini pek çok kriter gözetilerek değerlendirilmek suretiyle ücretin makul nitelikte olduğu kanaatine varıldığını, dosyada davanın kabulüne esas alınabilecek hiçbir delil bulunmadığını, 10 yılı aşkın süreçte yönetim kurulu üye sayısının üçten ikiye düşürüldüğünü, bu sayede toplam yönetim kurulu masraflarından tasarruf sağlandığını, davanın kötü niyetli olduğunun anlaşıldığını, davacıların ücretin iptali yönlü talebi hakkın suistimali niteliğinde olduğunu, davacılar 2007 yılına kadar şirket yönetiminde aktif rol aldığını, 2007 yılında yönetimden uzaklaştırıldığını, bunu müteakip şirket tarafından yapılan tüm işlemler ve alınan tüm kararlara karşı davalar açtığını, şikayetler yaptığını, davacıların açmış oldukları tüm davalarda yönetim kurulu ücretlerinin yüksek olduğunu ileri sürerek iptalini talep ettiğini, davacıların kendi dönemlerindeki ücrete yalnızca enflasyon uygulanmak suretiyle belirlenen yeni dönem yönetici ücretine karşı ileri sürdüğü iddialar samimiyetten, dürüstlükten ve gerçeklikten uzak bulunduğunu, davacılardan ...’in 2007 yılına dek yönetim kurulu başkanlığı yaptığını, bahsedilen (yüksek olduğu iddia edilen) ücretleri aldığı tespit edildiğini, davacıların açtıkları davalarla izledikleri yıldırma politikası neticesinde %10 olan hisselerini fahiş fiyatla müvekkili şirket hakim hissedarlarına satmaya teşebbüs ettiklerini, davanın davalı şirket yönetim kurulunun taciz etmek, çalışmasını engellemek, performansını düşürmek amacıyla açıldığını, 2005 yılında yönetim kurulu üyelerine toplam 42.000,00 TL huzur hakkı ödenirken, 2018 yılında bu rakamın 55.000,00 TL olduğunu, ücretin fahiş olduğunun söylenemeyeceğini, davacıların yönetimde olduğu dönemdeki kendi uygulamaları dikkate alındığında açılan davanın hakkın suistimali niteliğinde olduğunun anlaşılacağını, davacıların %10 pay sahibi olarak 2005 yılından 2017 yılına kadar toplam 3.043.867,00 TL kar elde ettiklerini, bu durumun davanın kötüniyetli açıldığını açıkça gösterdiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava, davalı şirketin 25/02/2019 tarihli olağan genel kurul toplantısında gündemin 3., 4., 5., 6., 8. ve 9. maddeleriyle alınan kararların iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Yargılama aşamasında mali müşavir ve hukukçu bilirkişi heyetinden alınan 22/07/2020 tarihli rapor, mali müşavir ve hukukçu bilirkişi heyetinden alınan 08/11/2021 tarihli rapor, dava konusu 25/02/2019 tarihli davalı şirket genel kurul toplantı tutanağı, hazirun cetveli, davalı şirket ticaret sicil kaydı, aynı taraflar arasında değişik yıllara ilişkin genel kurul kararlarının iptali talebiyle açılan davalarda verilen emsal karar suretleri, davacı ...'in veraset ilamı dosya içerisinde yer almaktadır.
Davacı ... ilk derece mahkemesi karar tarihinden ve dosya davalı vekilinin istinaf başvurusu nedeniyle Dairemize geldikten sonra vefat etmiş olup, aynı taraflar arasındaki bir başka uyuşmazlığa dair Dairemizin 2024/243 Esas sayılı dosyasına sunulan ve bir örneği bu dosyaya eklenen veraset ilamından diğer davacılar ..., ..., ... ve ...'in davacı ... mirasçıları olduğu anlaşılmıştır. Anılan davacının mirasçıları işbu davada taraf olduğundan davacı ...'in terekesine ait hissenin mülkiyetinin davada temsil edildiği anlaşılmakla dosyanın esası hakkında Dairemizce inceleme yapılmıştır.
Bilirkişi heyetinden alınan 22/07/2020 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, uyuşmazlığa konu 25/02/2019 tarihli genel kurulda alınan 3., 4., 5., 6., 8. ve 9. no'lu kararların iptal koşullarının oluşmadığı tespit edilmiştir.
Bilirkişi heyetinden alınan 08/11/2021 tarihli olup, davalı şirket defter ve kayıtları incelenerek hazırlanan raporda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, 25.02.2019 tarihli genel kurulda alınan 3, 4, 5, 6, 8. ve 9. nolu kararların iptali olduğu, davalı şirketin 2018 takvim yılına ait ticari defterler kayıtları ile 25.02.2019 tarihli genel kurula verilen 2018 yılına ait finansal tablolarda verilen bilgiler karşılaştırıldığında bilançodaki bilgiler bire bir uyuştuğu, ancak gelir tablosunda davalının ticari defter kayıtlarında 31.12.2018 tarihli 11417 yevmiye numarasında 2018 yılının dönem net karı 3.370.352,21 TL, Dön.Karı Ver. ve Diğ. Yük. Karş. 1.046.500,00 TL olarak kayıt yapıldığı ve 31.12.2018 tarihli 11539 yevmiye numarasında kapanış kayıtlarında gelecek yıla devir ettiğinin tespit edildiği, 25.02.2019 tarihli genel kurula verilen ve 2018 yılı Kurumlar Vergisi Beyannamesinde beyan edilen 2018 yılına ait Gelir tablosunda ise Dönem net karı veya Zararı ve Dön.Karı Ver.Ve Diğ.Yük.Karş. Hesaplarındaki rakamların yer değiştirdiğinin görüldüğü, gelir tablosunun diğer kalemlerinin uyuştuğu, sadece bu iki kalemin uyuşmadığı, davalı şirketin ticari defter kayıtlarında 2018 yılında net dağıtılabilir
karın 3.370.352,21 TL olduğu, kar dağıtım kararının alınmadığı, yönetim kurulu ücretlerinin fahiş olmadığı yönünde kanaat bildirilmiştir.
Dairemizin emsal nitelikteki 2017/964 Esas 2020/78 Karar sayılı dosyasında yapılan inceleme sırasında, davalı şirketin 14/03/2014 tarihli genel kurul toplantısında diğer kararların yanı sıra yönetim ve denetim kurulu üyelerine ödenecek ücret miktarına (23.500,00 TL) ilişkin alınan kararların iptaline ilişkin birleşen dosyada davacı olan ortaklar tarafından davalı şirket aleyhine genel kurul kararının iptali talebiyle Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1195 Esas sayılı davasının açıldığı, anılan mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilerek davalı şirketin 14/03/2014 tarihli genel kurul toplantısında yönetim ve denetim kurulu üyelerine ücret belirlenmesine ilişkin alınan kararın iptaline, diğer maddelere ilişkin iptal talebinin reddine dair 2015/794 Karar sayılı karar verildiği, bu karara karşı taraf vekillerinin temyiz kanun yoluna başvurması üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/4873 Esas 2017/6710 Karar sayılı ilamıyla kararın onandığı, onama kararına karşı davalı vekilinin karar düzeltme yoluna başvurduğu, anılan Dairece karar düzeltme talebinin reddine karar verilmesiyle ilk derece mahkemesi kararının kesinleştiği görülmüştür.
Dairemizin 2017/964 Esas 2020/78 Karar sayılı dosyasında da birleşen dosya davacısı olan ortaklar tarafından davalı şirket aleyhine 27/03/2015 tarihli genel kurul toplantısında diğer kararların yanı sıra yönetim kurulu üyelerine ödenecek ücrete (27.500,00 TL) ilişkin alınan kararların iptali talebiyle Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/311 Esas sayılı davasının açıldığı, anılan mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin anılan kararı ile dava konusu genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyeleri için kararlaştırılan 27.500,00 TL ücretin fahiş olduğu, yönetim kurulu ücretinin yıllık net karın %19'una tekabül ettiği, genel kurul kararının azlık pay sahiplerinin meşru menfaatlerini zedeleyeceği, objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 27/03/2015 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 7. Maddesi ile alınan yönetim kurulu üyelerinin aylık ücret belirlenmesine ilişkin kararın iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiği, karara karşı davalı vekilince temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/1576 Esas 2022/949 Karar sayılı kararıyla Dairemiz kararının onanmasına karar verilerek kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacı yan davalı şirketin 25/02/2019 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 3., 4., 5., 6., 8. ve 9. no'lu maddeleriyle alınan kararların usul ve yasaya aykırı olduğunu, anılan kararların iptali gerektiğini iddia etmiş, davalı yan ise alınan kararların usulüne uygun olduğunu savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, yönetim kurulu üyelerinin ücretlerine ilişkin alınan 8 no'lu kararın iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, davalı şirketin 25/02/2019 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında gündemin 3., 4., 5., 6., 8. ve 9. No'lu maddeleriyle alınan kararların iptal koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır.
Davacıların davalı şirketin 25/02/2019 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 3., 4., 5., 6., 8. ve 9. no'lu maddeleriyle alınan kararlara muhalefet ettikleri, muhalefet şerhinin genel kurul toplantı tutanağına geçirildiği, işbu davanın TTK'nun 445. maddesi hükmü uyarınca 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür.
Davalı vekilinin istinaf itirazı davanın kısmen kabulü ile dava konusu davalı şirketin 25/02/2019 tarihli genel kurul toplantısının 8. maddesi ile alınan kararın iptali kararına yöneliktir.
Dava konusu genel kurul toplantısının 8. maddesi ile davalı şirket yönetim kurulu ücretlerinin her bir üye için 27.500,00 TL aylık net olarak devam etmesi kararlaştırılmıştır.
Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporları ile gündemin 8. maddesiyle alınan davalı şirket yönetim kurulu ücretlerinin her bir üye için 27.500,00 TL aylık net olarak devam etmesine ilişkin kararın iptal şartlarının oluşmadığı belirtilmiştir.
Anonim şirketler yıllık karının bir kısmını şirket pay sahiplerine kar payı adı altında dağıtmaktadır. Kar payı alma hakkı ortakların vazgeçilmez nitelikteki haklarından biri olup, şirket genel kurulunun ortakların kar payı alma hakkını herhangi bir şekilde sınırlandırma veya bertaraf etme hak ve yetkisi bulunmamaktadır. Bir başka anlatımla anonim şirkette sermaye oranı itibarıyla çoğunluğu teşkil edenler aldıkları genel kurul kararıyla azınlıktaki pay sahiplerinin kardan pay almalarına engel olamayacakları gibi bu hakkı sınırlandıramazlar. Yönetim kurulu üyelerine yüksek miktarda ücret ödenmesinin kararlaştırılması şirket ortaklarına dağıtılacak kar payını etkileyecektir.
Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporlarında yönetim kurulu üyeleri için kararlaştırılan ücretin iptal koşullarının oluşmadığı tespit edilmiş ise de emsal nitelikte olup, dosya içerisinde bir sureti bulunan mahkeme ilamlarından davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri için belirlenen aylık ücretin fahiş olduğu gerekçesiyle değişik yıllara ilişkin genel kurul kararlarının iptal edildiği anlaşılmıştır. Davalı şirketin 14/03/2014 tarihli genel kurulunda yönetim kurulu üyeleri için kararlaştırılan 23.500,00 TL ücretin fahiş olduğu gerekçesiyle ücrete ilişkin alınan kararın iptaline ilişkin Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1195 Esas 2015/794 Karar sayılı ilamı da dosya içerisinde yer almaktadır. Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1195 Esas 2015/794 Karar sayılı kesinleşen ilamına göre mahkemece 2014 yılı için yönetim kurulu üyelerine aylık 23.500,00 TL ücretin fahiş olduğu gibi Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/311 Esas 2017/269 Karar sayılı ilamının istinaf ve Yargıtay denetimi sonucu istinaf kaldırma kararı ile kesinleşen şekline göre 2015 yılı genel kurulunda yönetim kurulu üyelerine kararlaştırılan 27.500,00 TL ücreti fahiştir.
Bilirkişi raporu ile davalı şirketin 2018 yılı dönem net karı 3.370.352,21 TL olduğu tespit edilmiştir. Yönetim kurulu üyeleri için belirlenen aylık net 27.500,00 TL ücret, iki yönetim kurulu üyesi olduğu gözetildiğinde yıllık net 660.000,00 TL'ye tekabül etmektedir. Anılan ücret net karın %19'una tekabül etmektedir.
Yukarıda açıklandığı üzere Dairemizin 2017/964 Esas 2020/78 Karar sayılı dosyasında davacılar tarafından davalı şirket aleyhine 27/03/2015 tarihli genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyelerine ödenecek ücrete (27.500,00 TL) ilişkin alınan kararların iptali talebiyle Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/311 Esas sayılı davasında mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş ise de, anılan karara karşı davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizce dava konusu genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyeleri için kararlaştırılan 27.500,00 TL ücretin fahiş olduğu, yönetim kurulu ücretinin yıllık net karın %19'una tekabül ettiği, genel kurul kararının azlık pay sahiplerinin meşru menfaatlerini zedeleyeceği, objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 27/03/2015 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 7. maddesi ile alınan yönetim kurulu üyelerinin aylık ücret belirlenmesine ilişkin kararın iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, anılan karar Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin denetiminden geçerek kesinleşmiştir.
Kesinleşen anılan kararda açıkça yönetim kurulu ücretinin yıllık net karı %19'una tekabül ettiği, yönetim kurulu üye ücretine ilişkin genel kurul kararının azlık pay sahiplerine meşru menfaatelerini zedeleyeceğini, objektif iyi niyet kurallarına aykırı bulunduğu değerlendirilmiştir. İşbu dava konusu genel kurul toplantısında gündemin 8. maddesi ile belirlenen yönetim kurulu ücreti net karın %19'una tekabül etmektedir.
Hal böyle olunca, mahkemece emsal nitelikteki mahkeme kararları kesinleşen yıllardaki fahiş kabul edilen yönetim kurulu aylık ücretleri, 2 yönetim kurulu üyelerinin her biri için takdir edilen aylık net 27.500,00 TL'lik ücretin yıllık net 660.000,00 TL ücrete tekabül ettiği, 660.000,00 TL'nin ise bilirkişi raporuyla tespit edilen 2018 yılı şirketin dönem net karı olan 3.370.352,21 TL'nin %19'unu teşkil ettiği, verilen genel kurul kararı ile net karın %19'unu yönetim kurulu ücretlerine tahsis edilmiş olacağı, Dairemizin kesinleşen kararı ile yönetim kurulu ücretinin net karı %19'una tekabül ettiği 2015 yılı yönetim kurulu ücretine ilişkin genel kurul kararının iptaline karar verildiği, yönetim kurulu ücretine ilişkin gündemin 8. maddesi ile alınan kararın iyiniyet kurallarına aykırılık teşkil edeceği, iptali gerektiği gözetilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesinde gerekçe yönünden isabet görülmemiştir.
Öte yandan yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu davalı şirketin ticari defterlerinin incelenmesi yönünde teknik incelemeyi içermektedir. Teknik yönden yapılan inceleme sonuçları ile emsal nitelikteki davalı şirketin önceki yıllara dair yönetim kurulu üye ücretlerine ilişkin alınan kararın iptali hususları birlikte değerlendirilerek sonuca varılmış olup, yönetim kurulu üye ücretine ilişkin maddenin iptal koşullarının oluşmadığına ilişkin değerlendirme hukuki nitelikte bulunduğundan bilirkişi raporundan ayrılarak hüküm kurulmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
Tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun gerekçe yönünden kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının gerekçe yönünden kaldırılmasına, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 25/02/2019 tarihli genel kurulunda gündemin 8. maddesi ile alınan yönetim kurulu ücretine ilişkin kararın iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
A)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun gerekçe yönünden KABULÜNE,
Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/01/2022 tarih ve 2019/270 Esas 2022/22 Karar sayılı kararının gerekçe yönünden kaldırılmasına, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine,
2-Davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 25/02/2019 tarihli genel kurulunda gündemin 8. maddesi ile alınan yönetim kurulu ücretine ilişkin kararın İPTALİNE, fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 44,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 383,20 TL harcın davalıdan tahsil edilerek hazineye irat kaydına,
4-Davacılar tarafından yapılan 44,40 TL peşin harç ile 44,40 TL başvurma harcı toplamı 88,80 TL harcın davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
5-Davacılar tarafından yapılan 3.000,00 TL bilirkişi ücreti, 199,90 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 3.199,99 TL yargılama giderinin davanın kabul ve reddi oranı gözetilerek 533,32 TL'sinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Yargılama aşamasında kendisini vekille temsil ettiren davacılar yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
8-Yargılama aşamasında kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müteselsilen alınarak davalıya verilmesine,
9-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
B)1-Davalı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının talebi halinde davalıya iadesine,
2-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kararın gerekçe yönünden kaldırıldığı gözetilerek üzerinde bırakılmasına,
3-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 06/03/2024
Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ...
... ... ... ...
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.