Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2022/1466 K.2024/423
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/1466 Esas 2024/423 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1466
KARAR NO : 2024/423
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/06/2022
NUMARASI : 2022/322 Esas 2022/508 Karar
DAVACI :
DAVALILAR :
VEKİLİ
DAVA : Yargılanmanın Yenilenmesi
DAVA TARİHİ : 24/03/2022
KARAR TARİHİ : 20/03/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 20/03/2024
Taraflar arasındaki yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı asil tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; mahkemenin 2017/440 esas 2017/771 karar sayılı dosyasında limited şirketin hisselerinin inançlı işlem uyarınca devredildiğinden tespiti ile davacı adına yeniden tescili isteminin reddine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, kesinleşen dava dosyasında bulunmayan her türlü tartışma ve şüpheden uzak, ulaşılabilir somut 92 adet delil ve belge ile bu delillere ait somut ekleri münferit yada komple incelendiğinde, ilgi kesinleşen hükmün maddi gerçekliğe tamamen aykırı olduğunu ve davalıların ilgili davada, adaleti yanıltarak adli hataya sebep olduklarını gösterir somut belgelerin çoğunun davalılarla arasındaki adli süreç dolayısı ile kesinleşme sonrası ortaya çıkması sonucu kaybolan haklarına hukuken kavuşabilmek için düzeltilmiş mahkeme kararına ihtiyaç duyduğunu belirterek, mahkemenin 2017/440 esas sayılı dosyasında verilen kararın kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, öncelikle yargılamanın yenilenmesi davalarında kanun hükmü yeterince açık olup, iadeyi gerektiren sebebin öğrenildiği tarihten itibaren 3 ay içerisinde yargılamanın iadesine başvurulması gerektiğini, fakat davacının işbu iade talebi 24.03.2022 tarihli olup yeni elde ettiğini iddia ettiği delilleri ile ilgili olarak beyan etmiş olduğu tarihler göz önüne alındığında
HMK m. 377'de belirlenen üç aylık kesin sürenin geçtiğini kabul etmek gerektiğini, bu nedenlerle öncelikli olarak bu davanın 3 aylık hak düşürücü süre içeresinde açılmamış olması nedeni ile reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak da bilindiği üzere yargılamanın iadesi müessesesi, HMK 374 vd. Maddelerinde düzenlendiğini, bu kapsamda yargılamanın iade edilebilmesi için, HMK madde 375'te sınırlı şekilde sayılan koşullardan birinin gerçekleşmesi gerektiğini, ancak somut olayda bu maddede sayılan koşullardan herhangi birisi bulunmadığı için, davacının yargılamanın iadesi taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacının Mahkemenin 2017/440 esas sayılı dosyasında sunamadığı belgelerin çoğunun davalılarla arasındaki adli süreç dolayısı ile kesinleşme sonrası ortaya çıktığını belirtilmiş ise de; 6100 sayılı HMK'nun 375/ç maddesi bağlamında yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması şeklinde değerlendirilmesi ve yargılamanın yenilenmesi sebebinin kabul edilmesinin mümkün olmadığı, öte yandan lehine karar verilen tarafın karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olduğu tespit ve ispat edilmediği, bu nedenle davacının yargılanmanın yenilenmesi davasının mesmu olmadığının tespiti ile davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı asil istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu,
Dava dosyasına sunulan ve açıklamalarda da belirtilen 92 delile kadar olan kesin kanıt, somut delil ve delil başlangıcı belgelerin ilk derece mahkemesi tarafından adeta yok sayılarak hiçbirisinin değerlendirilmeden taleplerinin reddine karar verildiğini, davanın gerek inanç işlemini doğrular, gerekse davalıların ilgili dava dosyasına sahte faturalar ve yanıltıcı banka dekontları sunup gerçek dışı beyanları ile mahkemeyi kandırarak maddi hataya sebep olmak suretiyle hile yaptıklarını doğrular nitelikte dava konusuyla doğrudan ilgili toplam 69 vakıaya ait 2027 sayfa somut belge ve delilleri ilk derece mahkemesi tarafından yine hiç değerlendirilmediğini, söz konusu belgelerin tekrar sunulduğunu, kesinleşen davada davalıların çok yoğun hileler yaptığını, davalılarla gerek halen derdest 27 soruşturma ve kovuşturma ve gerekse biten 12 adli süreç içerisinde ortaya çıkmış olması sebebiyle yargılamanın yenilenmesine müracaat edildiğini, dava dilekçesinde bahsedilip dava dosyasına usulüne uygun sundukları kesinleşmiş yargı kararları, bilirkişi raporları, SGK kayıtları, marka tescil belgesi, banka kayıtları, pasaport, Ato kayıtları, hisse devir sözleşmesi, noter belgeleri, adli belgeler, faturalar, tapu belgeleri, vergi dairesi belgeleri, sigorta poliçeleri, sipariş emirleri gibi somut delil ve belgelerin yok sayılarak sadece e-mailler ve tanık ifadelerin olduğu gibi hukuki dayanaktan ve maddi gerçeklikten uzak gerekçe gösterilerek kanuni bir sebep olmaksızın delillerin kabul edilmeksizin davanın reddine karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, mahkemece adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, ihtiyati tedbirin reddine ilişkin yapmış olduğu istinaf başvurusunun beklenilmediğini, maddi vakıalar bakımından uyuşmazlığın çözümü yapılmadan karar verildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talebi doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava, 6100 sayılı HMK'nun 374 ve devamı maddeleri uyarınca yargılamanın iadesi talebine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
6100 sayılı HMK'nın "Yargılamanın iadesi" başlıklı 374.maddesinde, yargılamanın iadesi kesin olarak verilen veya kesinleşmiş hükümlere karşı istenilebileeği,
Dolayısıyla, bir karar henüz kesinleşmemiş ise 6100 sayılı HMK’nın 375. maddesinde sayılan sebeplerden biri mevcut olsa bile, hüküm kesinleşmeden önce yargılamanın iadesi yoluna gidilemeyeceği,
6100 sayılı HMK’nın "yargılamanın iadesi sebepleri" başlıklı 375. Maddesinde ise; yargılamanın iadesi sebepleri;
a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması.
b) Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması.
c) Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması.
ç) Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması.
d) Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmî makam önünde ikrar edilmiş olması.
e) İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması.
f) Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması.
g) Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması.
ğ) Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması.
h) Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması.
ı) Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması.
i) Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması, olarak belirtilmiş,
6100 Sayılı HMK'nın 376. maddede ise, taraflar dışında üçüncü kişilerin yargılamanın iadesini istemesi durumu düzenlenmiştir.
Yargılamanın yenilenmesi, bazı ağır yargılama hatalarından ve noksanlarından dolayı, maddi anlamda kesin hükmün sona ermesini ve daha önce kesin hükme bağlanmış olan bir dava hakkında yeniden yargılama ve inceleme yapılmasını sağlayan olağanüstü bir kanun yoludur (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt V, s. 5165).
Belirtmek gerekir ki, karar kesinleşmiş olsa dahi bazı yargısal hatalar çok ağır olabilir, toplum vicdanını derin bir şekilde zedeleyebilir ve hukuk düzenine duyulan güveni ortadan kaldırabilir. Bu ağır ve kabulü zor hataların karar kesinleştikten sonra anlaşılması hâlinde dahi, kararı ayakta tutmaya çalışmak, kesinleşmenin amaçladığı hukuki güvenliği zedeleyecek, hukuk barışını bozacak, adalet hissine dokunacaktır. Yargılama sırasında meydana gelen hatalar ve eksiklikler çok ağır ise bu tür kararlara karşı olağanüstü kanun yolu olan yargılamanın iadesi (veya yargılamanın yenilenmesi ya da iade-i muhakeme) yolu kabul edilmiştir (Özekes, M.: Pekcanıtez Usûl Medeni Usûl Hukuku, Cilt III, İstanbul 2017, s. 2323, 2324).
Yargılamanın iadesi sebepleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 375. maddesinde (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun m. 445) sınırlı olarak sayılmıştır. Bunun dışındaki bir sebepten dolayı, yargılamanın iadesi yoluna gidilemez. Bir başka deyişle, maddede sayılan yargılamanın iadesi sebepleri kıyas yolu ile genişletilemez (Kuru, s. 5171).
Somut olaya gelince, bilindiği üzere kesin hükme bağlanmış olan bir davaya bakılamayacağına ilişkin kuralın en önemli istisnası yargılamanın yenilenmesi yoludur. Davacı yanca, limited şirket hisselerinin inançlı işlem uyarınca devredildiğinin tespiti ile davacı adına yeniden tescili istemine yönelik olarak Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/440 Esas 2017/771 Karar sayılı kararı ile dosyası ile dava açılmış olup, mahkemece inançlı işlem iddiasının içtihatı birleştirme kararı uyarınca yazılı belgeyle ispatlanabileceği, davacı tarafça yazılı belge sunulmadığından davanın reddine karar verildiği, kararın 19/02/2018 tarihinde davacıya, 19/02/2018 tarihinde davalı yana tebliğ edilerek, süresi içesinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığından hükmün 07/03/2018 tarihinde kesinleştiği, ancak yargılamadan sonra davacı yanın dosyaya sunduğu dava dosyasında bulunmayan somut 92 adet delil ve belge ile bu delillere ait somut ekleri sunmak suretiyle yargılamanın iadesi talep edilmiştir.
Davacı yanca yargılamanın yenilenmesine dayanak olarak gösterilen 92 adet delil ve bir kısım belgelerin 2017/440 Esas sayılı dosyasına sunamama sebebinin söz konusu belgelerin kendisiyle davalılar arasındaki adli süreç dolayısıyla kesinleşme sonrası ortaya çıktığı iddia edilmiş ise de, ilk derece mahkemesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere, söz konusu yargılamanın yenilenmesine gerekçe gösterilen davacı yanca sunulan bilgi belgelerin 6100 sayılı HMK'nun 375/ç.maddesi kapsamında yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması şeklinde değerlendirilmesinin söz konusu olamayacağı gibi yargılamanın yenilenmesi sebep teşkil etmeyeceği, kaldı ki lehine karar verilen tarafın karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olduğu tespit ve ispatta edilmediğinden ilk derece mahkemesince davacının yargılanmanın yenilenmesi davasının reddine yönelik kararı usul ve yasaya uygundur.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin yargılamanın iadesi talebinin reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacının adli yardım talebi kabul edilmiş olmakla alınması gerekli olan 427,60 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 20/03/2024
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.