Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi E.2024/125 K.2024/497
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/125 - 2024/497
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/125
KARAR NO : 2024/497
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/11/2023
NUMARASI : 2023/617 Esas 2023/784 Karar
YARGILAMANIN YENİLENMESİNİ TALEP EDEN
(DAVACI) :
VEKİLLERİ
KARŞI TARAF
(DAVALI) :
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 03/04/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 04/04/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı ... Sigorta A.Ş.'nin (yargılamanın yenilenmesini talep eden) vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile müvekkili arasında görülen Ankara 9. ATM'nin 2017/270 Esas - 2018/638 Karar sayılı dosyasının Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin incelemesinden geçerek kesinleştiğini, bu dosyada davacılar desteğinin ölmesi nedeniyle destekten yoksun kalma taleplerinin davacıların 3. şahıs olarak kabul edilerek verilen karar kesinleştikten sonra Yargıtay HGK tarafından 2020/10-124 E. 2022/672 K. sayılı kararı ile desteğin kusurunun teminat dışı bırakıldığını, bu karara göre kesinleşen dosyada davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek, yargılamanın iadesi ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava konusu önceki yargılamaya esas davada verilen kararın kesinleştiğini, kanunda belirtilen yargılamanın yenilenmesi sebeplerinin bulunmadığı gibi sürelere de uyulmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, mahkemenin 2017/270 E. sayılı dava dosyasında yapılan yargılama sonunda verilen 11/07/2018 tarih ve 2017/270 Esas - 2018/638 K. sayılı kararla; "Davanın kabulüne" karar verildiği ve davalı tarafından (yargılamanın yenilenmesini isteyen davacı) mahkeme kararının istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 2018/2455 Esas ve 2020/655 Karar sayılı kararı ile istinaf isteminin reddine karar verildiği, bu karara karşı da temyiz yoluna başvurularak Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 16/11/2022 tarih ve 2021/9847 E., 2022/14787 K. temyiz başvurusunun esastan reddedildiği ve kararın "kesinleştiği", uyuşmazlığın, yargılamanın iadesi sebeplerinin bulunup, bulunmadığı noktasında toplandığı, HMK’nın 375. maddesinde yargılamanın iadesi sebeplerinin sayıldığı, somut olayda her ne kadar yargılamanın yenilenmesi isteyen vekili, istemini önceki yargılamada hükme esas alınan ve doğruluğu kabul edilen hususların Yargıtay HGK tarafından başkaca bir dosyada kabul edilmeyeceğini belirttiği savına dayandırmış ise de, söz konusu hususun HMK m.375'de sayılan nedenler arasında bulunmadığı, koşulların bulunmayan yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, yasal koşulları bulunmayan yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Yargılamanın yenilenmesini talep eden davacı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde, somut uyuşmazlıkta, davacıların desteğinin kendi kusuru neticesinde oluşan zararın müvekkil şirketten tazminine karar verildiğini, mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, karardan sonra Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından görüş değişikliğine gidildiğini, HMK’nın 357. maddesinin ğ bendinde; “ğ) Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması” nın yargılamanın iadesi sebebi sayıldığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
Dava, yargılamanın yenilenmesi istemidir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık kararın kesinleşmesinden sonra benzer bir dosyada verilen kararın yargılamanın yenilenmesi nedeni olup olamayacağı noktasındadır.
Kesin hükme bağlanmış olan bir davaya bakılamayacağına ilişkin kuralın en önemli istisnası yargılamanın yenilenmesi yoludur.
Yargılamanın yenilenmesi, bazı ağır yargılama hatalarından ve noksanlarından dolayı, maddi anlamda kesin hükmün sona ermesini ve daha önce kesin hükme bağlanmış olan bir dava hakkında yeniden yargılama ve inceleme yapılmasını sağlayan olağanüstü bir kanun yoludur (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt V, s. 5165).
Belirtmek gerekir ki, karar kesinleşmiş olsa dahi bazı yargısal hatalar çok ağır olabilir, toplum vicdanını derin bir şekilde zedeleyebilir ve hukuk düzenine duyulan güveni ortadan kaldırabilir. Bu ağır ve kabulü zor hataların karar kesinleştikten sonra anlaşılması hâlinde dahi, kararı ayakta tutmaya çalışmak, kesinleşmenin amaçladığı hukuki güvenliği zedeleyecek, hukuk barışını bozacak, adalet hissine dokunacaktır. Yargılama sırasında meydana gelen hatalar ve eksiklikler çok ağır ise bu tür kararlara karşı olağanüstü kanun yolu olan yargılamanın iadesi (veya yargılamanın yenilenmesi ya da iade-i muhakeme) yolu kabul edilmiştir (Özekes, M.: Pekcanıtez Usûl Medeni Usûl Hukuku, Cilt III, İstanbul 2017, s. 2323, 2324).
Yargılamanın iadesi sebepleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 375. maddesinde (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu m. 445) sınırlı olarak sayılmıştır. Bunun dışındaki bir sebepten dolayı, yargılamanın iadesi yoluna gidilemez. Bir başka deyişle, maddede sayılan yargılamanın iadesi sebepleri kıyas yolu ile genişletilemez (Kuru, s. 5171).
Yargılamanın iadesi, 6100 sayılı HMK’nın 374. maddesinde de belirtildiği üzere kesin olarak verilen veya kesinleşmiş hükümlere karşı istenilebilir. Dolayısıyla, bir karar henüz kesinleşmemiş ise 6100 sayılı HMK’nın 375. maddesinde sayılan sebeplerden biri mevcut olsa bile, hüküm kesinleşmeden önce yargılamanın iadesi yoluna gidilemeyecektir.
6100 sayılı HMK’nın 375. maddesinde yargılamanın iadesi sebepleri; “a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması.
b) Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması.
c) Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması.
ç) Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması.
d) Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmî makam önünde ikrar edilmiş olması.
e) İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması.
f) Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması.
g) Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması.
ğ) Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması.
h) Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması.
ı) Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması.
i) Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması” olarak belirtilmiş, 376. maddede ise taraflar dışında üçüncü kişilerin yargılamanın iadesini istemesi durumu düzenlenmiştir.
Yargısal içtihatların değişikliğinin olağanüstü kanun yollarına başvurma hakkı verip vermeyeceği konusunda, Yargıtay Ceza Genel Kurulu 12.01.2022 tarih ve 2021/410 Esas 2022/8 Karar sayılı ilamında; “..İçtihat, yargılama makamlarının yargılanmak üzere kendilerine sunulan müşahhas olayla ilgili uyuşmazlığı çözen kararlarında mücerret olan hukukî sorun açısından benimsedikleri görüştür. 15.06.1949 tarihli ve 4-11 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, "Tevhidi içtihat kararlarına dayanılarak daha önce müstakar bir surette tatbik olunan içtihatlar dairesinde muhkem kaziye teşkil etmiş olan kararlar aleyhine karşı tashihi karar yoluna" gidilemeyeceği belirtilmiştir.
Nitekim, doktrinde de, "Zamanın ihtiyaçlarına ve şartlarına göre değişmeye mahkûm olan hukuk telakkilerine müvazi olarak kazai içtihatlarda tebeddüller vaki olur. Fakat bu içtihat tebeddülleri kaide olarak makable şamil olmazlar. Mahkeme içtihadının değişmiş olması kanun yaranına bozmaya mahal vermez" (Prof. Dr. ... ... Değişmesi Nedeniyle Ceza Muhakemesinin Yenilenebilmesi Sorunu, s. 42-64, Ocak 1975, Yargıtay Dergisi; ...-İçtihat Değişikliği Nedeniyle Karar Düzeltme ve Yargılamanın Yenilenmesi, http: tbbdergisi.barobirlik.org.tr/ml988-l9883-1068)." denilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu’nun 10.03.2020 tarih ve 2019/22-81 Esas - 2020/275 Karar sayılı ilamında da, 6100 sayılı HMK’nın 375/1-ğ bendinde yer alan; “Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması” sebebi tartışılmış ve;
“Bir dava görülürken, kesin delil olarak bir mahkeme kararı ibraz edilmiş ve bu karar esas alınarak hüküm verilmiştir. Kesin delil olarak kullanılmış (dayanılmış) bu kararın, kesinleşmiş bir kararla (kesin bir hükümle) tamamen ortadan kalkmış olması yargılamanın iadesi sebebidir (Kuru, s. 5198). Bir başka ifadeyle, karara esas alınan mahkeme kararı, daha sonra başka bir hükümle ortadan kalkmışsa kesin delil niteliğindeki bir delile dayanarak verilen hüküm temelsiz kalmış sayılacağından, yargılamanın iadesi sebebi oluşacaktır. Burada esas alınan hükmü ortadan kaldıran sonraki hükmün kesinleşmiş olması gerekmektedir (Özekes, Pekcanıtez Usûl, s. 2334).
Bu noktada kısaca kesin delil kavramının açıklanması gerekmektedir. Kesin deliller, ikrar, kesin hüküm, senet ve yemin olmak üzere dört tanedir. Bunlara kesin delil denilmesinin nedeni, bu delillerin hâkimi bağlayıcı nitelikte olmalarıdır. Hâkim, kesin delillerden biri ile ispat edilen bir vakıayı, ispat edilmiş (doğru) olarak kabul etmek zorundadır; yani hâkimin bu delilleri takdir etme yetkisi yoktur (Kuru, s. 2032).
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular ışığında uyuşmazlığın değerlendirilmesi gerekmektedir. Somut olayda, yargılamanın iadesine konu ….görülen davada, benzer nitelikteki bir başka davaya ilişkin verilen Yargıtay kararı emsal gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, bu durum sadece mahkeme kararının gerekçesini teşkil etme ve kuvvetlendirme anlamına gelmektedir. Buna göre, mahkemece benzer nitelikteki bir başka davada verilen Yargıtay kararı doğrultusunda hüküm tesis edilmesi durumunda, benzer davaya ilişkin Yargıtay kararının kesin delil niteliğinde olması sebebiyle aynı doğrultuda karar verildiğinden söz edilemez……davalar, benzer nitelikte de olsa her dava birbirinden bağımsız olduğundan, bir başka davada verilen Yargıtay kararı sadece yol gösterici bir nitelik arz eder. Bu anlamda, emsal davada verilen Yargıtay kararının kesin delil niteliği bulunmadığından, bu Yargıtay kararının daha sonra değişmesinin mevcut davaya herhangi bir etkisi olmayacaktır.” denilmiştir.
Yukarıda belirtilen hukuki ve filli durumlar ışığında, somut olayda, yargılamanın yenilenmesi sebeplerinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki, bir an için yargılamanın yenilenmesi sebeplerinin bulunduğu varsayılsa dahi, somut olayda poliçe 2004/2015-20/4/2016 tarihlidir. Sigortalı araç sürücüsünün kendi kusuru ile meydana gelen ölüm olayında, hak sahibi üçüncü kişilerin destek zararlarından sigortanın sorumlu olup olmadığı, 2918 Sayılı Yasanın 92/h maddesinin 26.04.2016 tarihinde yürürlüğe girmiş olması ve Anayasa Mahkemesi gerekçesine göre söz konusu zararların 92. maddenin "h" bendi kapsamında değerlendirilecek olması karşısında, bu tarihten sonra meydana gelen kazalarda işletenin sorumlu olmadığı hususların, sigorta teminatı kapsamında olmayacağı kanun ile düzenlenerek açıklığa kavuşturulmuştur. Bu nedenle 26.04.2016 tarihinden sonraki tek taraflı kazalarda zarar dolaylı yada doğrudan olsun, 2918 sayılı Yasanın 85/1. maddesi gereğince işletenin sorumlu olmadığı durumlarda, sigortanın da sorumluluğu olmayacaktır.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2019/3490 E. 2020/4957 K. sayılı 08.09.2020 tarihli kararında da; "Yeni genel şartlar 01.06.2015 tarihinden sonra akdedilmiş sözleşmelere uygulanacaktır. Bunun doğal sonucu olarak artık eski genel şartların, yeni genel şartların yürürlük tarihinden sonra düzenlenen poliçelerde uygulanma imkanı bulunmamaktadır." denilerek, sorumluğun belirlenmesinde poliçe tanzim tarihindeki genel şartların nazara alınacağını belirtilmiş olup, Genel Şartlar A.6. maddesinin (c) bendinde; “İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri” ve (d) bendinde; “Destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı talepleri zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı dışında kalan hallerden sayılmıştır." denilerek, 01/06/2015 tarihinden sonra tanzim edilen ZMMS poliçelerine istinaden yeni genel şartlar uygulanacağı ve poliçe tanzim tarihi itibarıyla da somut olayda yeni genel şartların uygulanamayacağı da anlaşılmaktadır.
Yukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar ışığında, davacının tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı ... Sigorta AŞ'nin (yargılamanın yenilenmesini talep eden) yerel mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacıdan alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 4.460,94 TL harçtan mahsubu ile bakiye 4033,34 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 03/04/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.