Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2022/1337 K.2024/450
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/1337 Esas 2024/450 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1337
KARAR NO : 2024/450
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/06/2022 (Ek Karar)
NUMARASI : 2020/247 Esas 2021/451 Karar
DAVACI
VEKİLİ :
DAVALILAR
DAVA : İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/12/2012
KARAR TARİHİ : 20/03/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 05/04/2024
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle tavzih talebinin kabulüne yönelik ek kararınına karşı karşı davalılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile dava dışı asıl borçlu arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde davalıların müteselsil kefil olduğunu, kredi alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalıların itiraz ettiğini belirterek davalıların itirazının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 11/05/2022 tarihli talep dilekçesinde özetle; yapılan yargılama sonunda mahkemece verilen karar gerekçesinde davacı lehine yargılama gideri, vekalet ücreti ve icra inkar tazminatına hükmedildiği belirtildiği halde vekalet ücreti ve yargılama giderleri hüküm kısmında doğru yazılmışsa da icra inkar tazminatıyla ilgili hüküm kısmında yapılan maddi hata neticesinde icra inkar tazminatının davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine karar verildiğini belirterek müvekkilinin hak kaybına uğramaması için hükümdeki maddi hatanın "193.881,11 TL asıl alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine" şeklinde tavzihine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı asıl borçlu tarafından yapılan ödemelerin dikkate alınmadığını, borçlu ile davacı arasında yapılandırma tesis edildiğini, davacının aynı borcu ikinci kez tahsil etmek istediğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davacı vekilinin 24/03/2021 tarihli duruşmada dava konusu borcun kapatıldığını ancak yargılama gideri vekalet ücreti ve icra inkar tazminatı taleplerinin olduğunu beyan ettiği, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, davanın açılmasına davacı sebebiyet vermediğinden davacı lehine yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile icra inkar tazminatına hükmedildiği gerekçesiyle konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 193.881,11 TL asıl alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatının davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
Mahkemece 22/06/2022 tarihli ek karar ile, 6100 sayılı HMK'nun 304. maddesine göre hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hataların mahkemece re'sen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebileceği, hüküm tebliğ edilmişse hakimin tarafları dinlemeden hatayı düzeltemeyeceği, davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebileceği, karar taraflara tebliğ edildiği için talebin duruşmalı olarak değerlendirildiği, yargılama aşamasında davalının kredi borcunu kapatması nedeniyle davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, HMK'nun 331. maddesi uyarınca davacının dava açmakta haklı olduğunun ödeme ile alacağın sonlandırılmasından anlaşıldığı, davacının haklı olduğu dosya kapsamı ve gerekçeli karar ile sabitken maddi hata olarak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine denilmek istenirken hüküm kısmında maddi hata yapıldığının anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekili talebinin kabulüne, 16/06/2021 tarih 2020/247 Esas 2021/451 Karar no'lu ilamın 1 no'lu bendinde yer alan "davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine" ifadesinin "davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine" şeklinde maddi hatanın düzeltilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalılar vekili ek karara karşı istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın taraf vekillerine tebliğ edildiğini, tarafların kararı istinaf etmemesi üzerine hükmün 18/01/2022 tarihinde kesinleştiğini, kararın kesinleşmesinden itibaren 4 ay geçtikten sonra davacı vekilinin tavzih talebinde bulunduğunu, mahkemece duruşma açılarak verilen ek karar ile ile davacının süresi geçmiş talebi kabul edilerek kesinleşmiş hükümdeki "davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine" ifadesinin "davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine" şeklinde değiştirildiğini, HMK'nun 305/2. maddesinde de "hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez." denildiğini, tavzih talebinde bulunulan karar kesinleşmiş bir karar olup, tavzih yolu ile kesinleşen hüküm sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez olduğunu, bütün bunların dışında davaya verilen cevapta davalılar olarak kendilerinin de inkar tazminatı talebinde bulunduklarını, mahkemece talepleri doğrultusunda karar verildiğini belirterek ilk derece mahkemesi ek kararının kaldırılmasına, davacı vekilinin tavzih talebinin reddine karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Talep, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin açılan davada verilen ve kesinleşen kararın tavzihi istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan işbu itirazın iptali davasında yapılan yargılama sonunda verilen 14/03/2017 tarih 2012/670 Esas 2017/160 Karar sayılı kararına karşı davalılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 01/06/2020 tarih 2019/275 Esas 2020/477 Karar sayılı kararıyla davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık gözetilerek kabulüne,ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Dairemizin anılan kararı üzerine ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda 16/06/2021 tarih 2020/247 Esas 2021/451 Karar sayılı kararıyla ödeme nedeniyle konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekilinin talebi üzerine taraf vekillerine tebliğe çıkarılmış, kararın 01/01/2022 tarihinde taraf vekillerine tebliğ edilmesi, karara yönelik istinaf başvurusu bulunmaması üzerine kararın 18/01/2022 tarihinde kesinleştiği karara şerh verilmiştir.
Mahkeme kararının kesinleştiği 18/01/2022 tarihinden sonra davacı vekilince 11/05/2022 tarihinde kararın gerekçesinde davacının davanın açılmasına sebebiyet vermediği, bu nedenle davacı lehine yargılama gideri, vekalet ücreti ve icra inkar tazminatına hükmedildiği belirtildiği halde hüküm kısmında hüküm altına alınan icra inkar tazminatının davacıdan alınarak davalılara verilmesi şeklinde maddi hata yapıldığını belirterek maddi hatanın düzeltilmesini talep etmiştir.
Anılan talep üzerine ilk derece mahkemesince duruşmalı yapılan inceleme sonunda davacı vekilinin tavzih talebi kabul edilerek hükümde yer alan icra inkar tazminatının davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine şeklinde maddi hatanın düzeltilmesine hükmedilmiştir.
İlk derece mahkemesinin kesinleşen kararının hüküm ve gerekçe kısmı birlikte değerlendirildiğinde hükümde açık maddi hata bulunduğu, HMK'nun 305. maddesi uyarınca hükümde yer alan maddi hatanın mahkemece re'sen düzeltilmesine karar verilebileceği gibi, taraflardan birinin talebi üzerine de düzeltilebilecektir.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06/11/2018 tarih 2016/22-393 Esas 2018/1612 Karar sayılı ilamında da; "... Uygulamada zaman zaman görüldüğü gibi, Yargıtay denetimi sırasında da, uyuşmazlık konusuna ilişkin maddi olgularda, davanın taraflarında, uyuşmazlık sürecinde, uyuşmazlığa esas başlangıç ve bitim tarihlerinde, zarar hesaplarına ait rakam ve olgularda ve bunlara benzer durumlarda; yanlış algılama sonucu, açık ve belirgin yanlışlıklar yapılması mümkündür. Bu tür açık hatalarda ısrarla maddi gerçeğin göz ardı edilmesi, yargıya duyulan güven ve saygınlığı, adalete olan inancı sarsacaktır.
O nedenledir ki; Yargıtay, bu güne değin maddi hatanın belirlendiği durumlarda soruna müdahale etmiş; baştan yapılmış açık maddi yanlışlığın düzeltilmesini kabul etmiştir. HGK'nın 13.03.2013 gün ve 2013/5-10 E.-2013/548 K., 13.04.2011 gün ve 2011/9-72 E.- 2011/99 K., 13.04.2011 gün ve 2011/9-101 E.- 2011/128 K., 19.06.2015 gün ve 2013/21-2361 E.-2015/1728 K., 23.10.2002 gün ve 2002/10-895 E.- 2002/838 K., 02.07.2003 gün ve 2003/21-425 E.-2003/441 K., 29.11.1995 gün ve 1995/19-819 E.-1995/1028K., 24.05.1995 gün ve 1995/9-348 E.-1995/556 K., 14.03.1986 gün ve 1984/2-714 E.-1986/246 K. ve 15.10.1986 gün, 1986/6-491 E.-1986/876 K. ve 10.06.1983 gün ve 1981/10-323 E.-1983/652 K. sayılı kararlarında da; maddi hataya dayalı onama ve bozma kararlarının karşı taraf lehine sonuç doğurmayacağı benimsenmiştir. Bu husus, 30.11.1988 gün ve 1988/2-776 E.-1988/985 K. sayılı kararında "...Yargıtay bozma ilâmına uyulmakla meydana gelen usulî kazanılmış hak kuralı usul hukukunun ana esaslarından olmakla ve Yargıtay'ca titizlikle gözetilmekle birlikte bu kuralın açık bir maddi hata hâlinde dahi katı bir biçimde uygulanması bazı Yargıtay kararlarında adalet duygusuyla, maddi olgularla bağdaşmaz bulunmuş ve dolayısıyle giderek uygulamada uyulan bozma kararının her türlü hukuki değerlendirme veya delil takdiri dışında maddi bir hataya dayanması hâlinde usulî kazanılmış hak kuralının hukuki sonuç doğurmayacağı esası benimsenmiştir..." şeklinde ifadesini bulmuştur." denilmiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece verilen ek kararın HMK'nun 305. maddesinde yer alan hükümdeki açık maddi hatanın davacı vekilinin talebi üzerine düzeltilmesine ilişkin olduğu, ek kararın usul ve yasa hükümlerine aykırı bir yönünün bulunmadığı gözetilerek yazılı şekilde ek karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davacı vekilinin tavzih talebinin kabulü yönündeki ek kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalılar vekilinin ek karara yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davalılardan müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 20/03/2024
Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ...
... ... ... ...
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.