Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi E.2022/2247 K.2024/406
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2247 - 2024/406
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/2247
KARAR NO : 2024/406
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/06/2022
NUMARASI : 2020/525 Esas - 2022/486 Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : TAZMİNAT
KARAR TARİHİ : 20/03/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 17/04/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan ... (...)'in sevk ve idaresindeki diğer davalı sigorta şirketine ZMMS ile sigortalı aracın 15/07/2016 tarihinde müvekkilinin işe gitmek üzere yaya kaldırımından karşıya geçtiği esnada müvekkiline çarptığını, kazanın oluşumunda davalı sürücünün tam ve asli kusurlu olduğunu, kazadan dolayı müvekkilinin hastaneye kaldırıldığını, kaburgalarının kırıldığının tespit edildiğini, ameliyatlar geçirdiğini ve 45 gün işten kaldığını belirterek, 100,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili 20/06/2022 tarihli dilekçe ile davalı... Sigorta A.Ş yönünden maddi tazminat yönünden anlaşma sağlandığını, manevi tazminat yönünden taleplerinin devam ettiğini, yargılama giderleri ve vekalet ücreti hususunda talepleri bulunmadığını belirtmiştir.
Davalı... Sigorta vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket aleyhine açılan davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı... Sigorta A.Ş vekilinin 21/06/2022 tarihli dilekçesi ile davacı tarafın davasından feragat ettiğini, yargılama gideri ile vekalet ücretin talebinin bulunmadığını bildirerek davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... (...) vekili cevap dilekçesinde; müvekkil aleyhine açılan davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davanın, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, HMK'nın 307. maddesi uyarınca feragatin davacının, talep sonucundan kısmen ve tamamen vazgeçmesi olup aynı Yasa'nın 311. maddesi gereği kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurduğunu, bu nedenle davacının usulüne uygun feragati nedeniyle davanın reddine karar verildiği, davalı ... (...)'in yargılama giderleri ve vekalet ücreti istemediğine dair talebi bulunmadığından davalı lehine vekalet ücretine hükmetmek gerektiği; manevi tazminat yönünden, davacının kaza nedeniyle kaburga kemiklerinin kırılması, yaralanma nedeniyle davacının duyduğu elem ve kederin derecesi dikkate alınarak manevi tazminatın kısmen kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle; “davanın maddi tazminat yönünden Vaki Feragat Nedeniyle Reddine” karar verilmiştir.
Mahkemece davacı vekilinin tavzih talebi üzerine 05/10/2022 tarihli tavzih kararı ile, gerekçeli kararda ferilerine ilişkin karar verilen, ancak tazminat talebi yönünden hüküm kurulmayan manevi tazminat talebine yönelik hüküm oluşturularak, manevi tazminatın kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiş; hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemece takdir edilen manevi tazminatın yetersiz olduğunu, meydana gelen yaralanmaya göre davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemece takdir edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davayı kabul etmemekle birlikte makul bir miktara hükmedilmesi gerektiğini, davacının hastaneye giderek durumu olmaması nedeniyle, dosyanın karara çıkartılmasını istediğini ve rapor alınmadan karar verilmesinin müvekkilinin aleyhine olduğunu, muayeneye gidememesinin müvekkilinin kusuru olmadığını, aksine müvekkilinin rapor alınmasını talep ettiğini; ayrıca davacının feragatinin, manevi tazminattan da feragat niteliğini taşıdığını, kaldı ki davacının ek beyanı ile sunduğu rapora da muvafakatleri olmadığını, ayrıca gerekçeli kararda müvekkili lehine 100 TL vekalet ücreti takdir edildiğini, vekalet ücretinin davacının, diğer davalı ile anlaştığı miktar üzerinden takdir edilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak HMK'nın 355. maddesi gereğince yapılan inceleme neticesinde;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemidir. Mahkemece, davacının maddi tazminat talebinden feragati sonrasında duruşma açılmaksızın dosya üzerinden davacının maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin ise kısmen kabulüne karar verilmiş hüküm taraflarca istinaf edilmiştir.
HMK'nın 27. maddesinde;
"(1)Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler.
(2) Bu hak;
a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını,
b) Açıklama ve ispat hakkını,
c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir." denilmiştir. İlgili düzenleme Anayasa'nın 36. Maddesinde; "Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." şeklinde açıklanan ve anayasal güvence altına alınan "adil yargılanma hakkının" sağlanmasına yönelik kanuni düzenlemedir. Bu nedenle görülmekte olan davada hukuki dinlenilme hakkını ihlal edecek şekilde verilen kararlar adil yargılama hakkını ihlal edecektir.
Bu açıdan, Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nda, adil yargılamanın gerçekleşmesi açısından mahkemelerin kural olarak kararlarını duruşmalı olarak vermesi gerektiği kabul edilmiş, gerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu gerekse de Yargısal içtihatlar ile bunun çerçevesi belirlenmiştir. Bu çerçevede HMK'nın 138. maddesinde; "(1)Mahkeme, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verir; gerektiği takdirde kararını vermeden önce, bu konuda tarafları ön inceleme duruşmasında dinleyebilir." denilerek yazılı usule tabi davalarda, dava şartlarının ve ilk itirazların dosya kapsamından anlaşılması durumunda, bu hususta dosya üzerinden karar verilebileceği, yine HMK'nın 307 ve devamında, düzenlenen davaya son veren işlemlerin (feragat, kabul ve sulh) varlığı durumunda duruşma açılmadan karar verilebileceği Yargıtay İçtihatları ile kabul edilmektedir.
Basit Yargılma Usülünü düzenleyen HMK'nın 320 maddesinde ise; "(1) Mahkeme, mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir. (2) Daha önce karar verilemeyen hâllerde mahkeme, ilk duruşmada dava şartları ve ilk itirazlarla hak düşürücü süre ve zamanaşımı hakkında tarafları dinler; daha sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder. Uyuşmazlık konularının tespitinden sonra hâkim, tarafları sulhe veya arabuluculuğa teşvik eder. Tarafların sulh olup olmadıkları, sulh olmadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanağa yazılır; tutanağın altı hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür. (3) Mahkeme, tarafların dinlenmesi, delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemlerinin yapılmasını yukarıdaki fıkrada belirtilen duruşma hariç, iki duruşmada tamamlar. Duruşmalar arasındaki süre bir aydan daha uzun olamaz. İşin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması, istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde, hâkim gerekçesini belirterek bir aydan sonrası için de duruşma günü belirleyebilir ve ikiden fazla duruşma yapabilir.(4) Basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır." denilmiştir. Söz konusu düzenlemede, mümkün olan hallerde tarafların duruşmaya davet edilmeden karar verebileceği düzenlenmiş ise de, söz konusu düzenleme istisnai durumlarda geçerli olup, ilgili düzelemeye dayalı olarak her türlü kararın verilebileceğinin kabul edilmesi (özellikle dosya üzerinden karar verileceğine yönelik bir bilgilendirme dahi olmadan) savunma hakkını kısıtlayacağından Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan 'adil yargılanma hakkı'nın ihlali sonucu doğuracağı gibi, HMK'nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki 'dinlenilme hakkı'nı da kısıtlayacak mahiyettedir. Bu nedenle haklılık durumunu yapılacak yargılama ile ortaya çıkabilecek uyuşmazlık konularında, basit yargılama usulüne tabi dava dahi olsa duruşma açılmaksızın dosya üzerinde haklılık durumu değerlendirilerek karar verilmemelidir.
Somut olayda, davacı, davalı Sigorta Şirketi ile anlaştığından bahisle maddi tazminat taleplerinden feragat etmiş, manevi tazminata ilişkin olarak davalarını takip ettiklerini belirtmesi sonrasında, mahkemece dosya üzerinden manevi tazminat takdir edilmek suretiyle davanın esası hakkında karar verilmiş olup, meydana gelen kaza nedeniyle manevi tazminat gerekip gerekmediği, gerekmesi durumunda miktarı taraflar arasında uyuşmazlık konusu olup, HMK'nın 27. maddesi gereğince tarafların hukuki dinlenilme hakkı olduğu gözetilerek, uyuşmazlık konularında delilleri toplanarak, savunma ve itiraz hakları tanınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, usule aykırı şekilde dosya üzerinden karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Buna göre, ilk derece mahkemesi kararının kamu düzenine aykırı olması nedeniyle, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-4. maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, duruşma açılmak suretiyle, öncelikle davacının ilk derece mahkemesi tarafından verilen karar sonrasında istinaf aşamasında vefat ettiği gözetilerek, HMK'nın 55. maddesi gereğince davacı yönünden usulüne uygun şekilde taraf teşkili sağlanarak vefat eden davacının mirasçıları tarafından davanın takip edilmesi halinde, tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, delilleri toplanarak davanın esası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre taraf vekillerinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin ve davalı ... (...) vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 22/06/2022 tarihli, 2020/525 Esas - 2022/486 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
Kararın kaldırılma sebebine göre, davacı vekilinin ve davalı ... (...) vekilinin sair istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden taraflara iadesine,
4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine,
5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 20/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.