İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2024/568 K.2024/656

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/568 📋 K. 2024/656 📅 04.04.2024

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/568 Esas
KARAR NO: 2024/656 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2023/557 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİHİ: 17/01/2024 (Ara Karar)
TALEP: İHTİYATİ TEDBİR
KARAR TARİHİ: 04/04/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Birleşen davada davacılar vekili ihtiyati tedbir talepli 15/12/2023 tarihli dilekçe ile; Mahkemenin 7 Aralık 2023 tarihinde gerçekleştirilen ön inceleme duruşmasında alınan 1 no.lu ara karar ile yönetim kurulu üyelerine ödenen emsal ücret ve primlerle ilgili delillerini dosyaya sunmaları için taraflarına süre verildiğini, 24 Ağustos 2023 tarihli dava dilekçelerinin 17 ile 19 uncu sayfaları arasında bulunan 2.5.9 no.lu bölümünde emsal olabilecek ... A.Ş., ... Ticaret A.Ş., ... Sanayi A.Ş., ... Sanayi A.Ş., ... Mamülleri Sanayi A.Ş., ... A.Ş., ... A.Ş. tarafından yönetim kurulu üyelerine sağlanan haklara ilişkin açıklamaların yapıldığını ve 46, 47, 48, 49, 50, 51 ve 52 no.lu delilleri olarak dava açılırken dava dilekçelerine eklediklerini, taraflar arasında İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/704 Esas no.lu dosyasında davalının bizzat kendisinin emsal olduğunu beyan ettiği 41 adet şirkettekinden de kat kat fazla fahişlikte bir ücret ve prim ödenmesine karar verildiğinin ortaya çıktığını, anılan şirketlerin de emsal niteliği taşıdığını belirtmiş olduklarını, Mahkemece 7 Aralık 2023 tarihli ön inceleme duruşmasında alınan 2 no.lu ara karar gereği dava açılırken henüz karara bağlanmamış olan yargılamasının devam ettiğini beyan ettikleri 16. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/704 Esas no.lu dosyası kapsamında 16 Kasım 2023 tarihinde iptal ve yürütmenin geri bırakılması kararı verildiğini, yapılan yargılamalarda fahiş ücret ve primler nedeniyle davalı şirketin olması gerekenden az kâr ederek, dolayısıyla almaları gerekenden daha az kâr payı almak zorunda kaldıklarını, pay sahiplerinin zarara uğradıklarının tespit edildiğini, Mahkeme dosyasının yargılama süresini fırsata çevirmek isteyen davalı şirketi hakimiyeti altında bulunduran pay sahiplerinin ve yönetim kurulunun, dava konusu 24 Mayıs 2023 tarihli olağan genel kurul toplantısında, kendilerine, daha önce üç adet yargılamaya konu olan ücret ve primlerden daha da yüksek ücret ve primler kararlaştırmış olduklarını, 24 Mayıs 2023 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararın yürütmesinin karar kesinleşinceye kadar geri bırakılması gerektiğini aksi halde davalı şirketin dava konusuna benzer kararları almaya devam edeceğini ve şirket ile pay sahiplerini zarara uğratmaya devam edeceğini beyan ederek İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/704 Esas no.lu dosyası kapsamında 16 Kasım 2023 tarihinde verilen iptal ve yürütmenin geri bırakılması kararının yeni gelişme olarak kabulü ile yargılamada dikkate alınmasına, bu yeni gelişme ışığında 24 Mayıs 2023 tarihli erteleme üzerine gerçekleştirilen 2022 mali yılı olağan genel kurul toplantısında alınan (5) sayılı kararın öncelikle ve ivedilikle TTK’nın 449 uncu ve HMK’nın 389 ve devamı maddeleri uyarınca yürütmesinin teminatsız olarak geri bırakılmasına kara verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekilince ibraz edilen 21/12/2023 tarihli dilekçe ile; Telafisi imkansız zararların önüne geçmek amacıyla yeni gelişmelere dair bilgi ve belgeleri sunarak, 24.05.2023 tarihli genel kurulda alınan 3, 4, 5 ve 6 no.lu kararlar hakkında yeniden, TTK md. 449 uyarınca yürütmenin tedbiren geri bırakılması talebinde bulunma zorunluluğu hasıl olduğunu, 28.06.2018 tarihli genel kurulda alınan ibra kararının İstanbul 3. ATM’nin 2018/853E. ve 2020/460K. sayılı kararıyla, 30.04.2019 tarihli genel kurulda alınan ibra kararının İstanbul 11. ATM’nin 2019/437E. ve 2021/589K. sayılı kararıyla, 05.05.2020 tarihli genel kurulda alınan ibra kararının İstanbul 9. ATM’nin 2020/366E. ve 2022/100K. sayılı kararıyla bu yasağa aykırı olması gerekçesiyle iptal edildiğini, her sene iptal edilen ibra kararının kanuna aykırı olduğunu tespit etmek için dosyada mübrez hazirun cetveli ile genel kurul tutanağının incelenmesi yeterli olup, iptali kabil olduğu sabit olan genel kurul kararı hakkında yürütmeyi durdurma için HMK md. 390 gereğince yaklaşık ispatın gerçekleştiğini, davalı şirket yönetim kurulu mali haklarının fahiş meblağlarda belirlendiği ilk genel kurul kararının, sadece bu karar olmadığını, davaya konu karara benzer nitelikte kararların, davalı şirketin 28.06.2018 tarihli, 30.04.2019 tarihli ve 11.11.2020 tarihli genel kurullarında da alındığını, 28.06.2018 tarihli genel kurul kararının İstanbul 3. ATM'nin 2018/853E. 2020/460 K. Sayılı kararı ile, 30.04.2019 tarihli genel kurul kararının İstanbul 11. ATM'nin 2019/437E. ve 2021/589K. sayılı kararı ile, 11.11.2020 tarihli genel kurul kararının İstanbul 16. ATM'nin 2020/704 E. sayılı davasında iptal edildiğini, her üç davada da genel kurul kararlarının yürütmesinin tedbiren geri bırakılmasına karar verildiğini, böylelikle yönetim kurulu mali haklarının belirlenmesi hakkında huzurdaki dava konusu genel kurul kararından önce alınan kararlarının hepsinin iptal edilmiş ve haklarında tedbir kararı alınmış olduğunu, davalı şirketin, 30/04/2019 tarihli 2018 Yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı’nda almış olduğu kararların iptali için ikame edilen İstanbul 11. ATM’nin 2019/437E. ve 2021/589 K. Sayılı davasında, 05/05/2020 tarihli 2019 Yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı’nda almış olduğu kararların iptali için ikame edilen İstanbul 9. ATM'nin 2020/366E. ve 2022/100 K. Sayılı davasında; Yönetim Kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine TTK’nın 395. ve 396. maddeleri gereğince müsaade edilmesine ilişkin gündem maddelerinin iptal edildiğini, bu karar hakkında tedbir kararı verilmemesi halinde, aynı yönetim kurulu üyelerinin, hukuka aykırı faaliyetlerine başka şirketlerde de devam edecek, böylelikle örtülü kaynak aktarımı niteliğindeki işlemler kolaylıkla yapılacak, davalı şirketin zararının büyümeye devam edecek olduğunu beyanla genel kurul kararının yürütmesinin tedbiren geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 17/01/2024 tarih ve 2023/557 Esas sayılı ara kararında; "Talep; genel kurul kararının iptali istemli davada tedbiren kararların yürütülmesinin durdurulması istemine ilişkindir. Mahkememizin 24/11/2023 tarihli ihtiyati tedbir kararında asıl dosya ve birleşen dosya yönünden HMK 389. Maddesinde gözetilerek, dava dilekçesine ekli belgeler itibariyle yaklaşık ispat koşulu oluşmadığından ayrıca dava konusu olan genel kurul gündem maddelerinin durdurulmaması halinde şirket açısından telafisi imkansız zararlar açacak gündem maddeleri olmadığından ve yaklaşık ispat koşulu oluşmadığından İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olup işbu ihtiyati tedbir kararı taraflara tebliğ edilmiş, asıl dosya ve birleşen dosya davacılar vekillerince istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi Mahkememiz dosyasına ibraz edilmiş, dosyamızdan verilen karara karşı yapılan istinaf başvuru dilekçeleri henüz tebliğ aşamasında olduğu dosyanın ihtiyati tedbir kararının incelenmesi yönünde dosyanın istinafa henüz gönderilemediği anlaşılmıştır. Mahkememizin 24/11/2023 tarihli ihtiyati tedbir kararına yönelik olarka yapılan istinaf başvurusunun henüz değerlendirilmediği bir aşamada 6100 Sayılı HMK'nın "Durum ve koşulların değişmesi sebebiyle tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması" başlığını taşıyan 396. Maddesinin 1. Fıkrasının " (1) Durum ve koşulların değiştiği sabit olursa, talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına teminat aranmaksızın karar verilebilir." şeklindeki düzenlemesi uyarınca asıl dosya ve birleşen dosya davacılar vekillerince ihtiyati tedbir verilmesi bakımından yeni delil olarak sunulan İstanbul 16 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/704 esas sayılı dosyası ve İstanbul 3 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/853 esas sayılı dosyaları UYAP sistemi üzerinden dosyamız arasına celp edilmiştir.İstanbul 16 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/704 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; dava konusunun 11/11/2020 tarihli olağan üstü genel kurul toplantısında alınan kararların iptaline ve butlanına ilişkin olduğu, mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 16/11/2023 tarihinde taleplerinin kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verildiği, dosyanın henüz kesinleşmemiş olduğu ; Nitekim İstanbul 3 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/853 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; dava konusunun "davalı şirketin 28/06/2018 Tarihinde yapılan 2,. maddesinde yer alan yönetim Kurulunun faaliyet raporunun onaylanması kararının, 3. maddesinde yer alan 2017 yılına ait bilanço ve kara zarar hesaplanması kararının, gündemin 4.maddesinde yer alan Yönetim kurulu üyeleri ... ve ... Holding A.Ş.' nin ibrası, ... ve ... A.Ş. 'nin Yönetim Kurulu üyesi olarak seçilmesi kararının, 5.maddesinde yer alan Yönetim Kurulu Başkanlığına aylık net 360.000.TL. Ücret ve 2018 yılı için Net satışın %1,5 oranında net başarı primi ve 2018 yılı için Ocak 2018' den başlamak üzere her ay net satışların % 1,5 oranında prim ödenmesi ve 6.maddesinde yer alan kar payı dağıtılmamasına dair kararın iptaline yada batıl olduğunun tespitine karar verilmesi" talebine ilişkin olduğu, her ne kadar yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair 15/10/2020 tarihinde verilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulmuş olması sebebiyle dosyadan verilen kararın henüz kesinleşmemiş olduğu görülmüştür. Toplanan deliller ve dosyanın bulunduğu aşama itibari ile her ne kadar dosyaya yeni delil olarak başka mahkeme ilamları ibraz edilmiş ise de söz konusu dava dosyalarının yargılama konularının farklı genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkin olduğu, verilen kararların henüz kesinleşmemiş olduğu, bu hali ile ihtiyati tedbir verilmesini gerektirir yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği ve talebin mahkememizce yapılacak yargılama ile değerlendirilebileceği kanaatine varılmakla asıl ve birleşen dosya bakımından ihtiyati tedbir taleplerinin ayrı ayrı reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile, "Asıl ve birleşen dosyada ihtiyati tedbir talebinin reddine," karar verilmiş ve verilen ara karara karşı birleşen davada ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Birleşen davada ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekili istinaf dilekçesi ile; 15 Aralık 2023 tarihli dilekçe ile yeni gelişme olarak ibraz ederek yeniden tedbir talebinde bulundukları delilin, davalı şirketin 11 Kasım 2020 tarihinde yapılmış bir olağanüstü genel kurul toplantısı ile yönetim kurulu üyelerine fahiş ücret ve prim ödenmesi kararının iptali istemiyle İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2020/704 Esas no ile açılmış olan davada verilmiş olan 16 Kasım 2023 tarihli karar olduğunu, bu karar her ne kadar farklı bir genel kurul toplantısında alınmış olsa da, huzurdaki dava konusu ücret ve primlerden daha düşük ücret ve primlerin bile fahiş bulunarak iptal edilip yürütmesinin geri bırakılmış olduğuna dair huzurdaki davada olan haklılıklarını büyük ölçüde gösterecek bir emsal niteliğinde, hem de yeni gelişme olması ve bu delilin göz ardı edilemeyecek derecede kuvvetli bir delil olması nedenleriyle tedbir kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat kuralını tamamıyla karşılar nitelikte olduğunu, Yerel mahkeme geçmişte verilmiş ancak kesinleşmemiş mahkeme kararlarına dayanılarak tedbir kararı verilemeyeceğini belirtmekte ise de, davalının geçmiş yıllarda verilmiş iptal kararlarının kesinleşmediği savunmasını yıllardır sürdürerek nasıl yönetim kuruluna fahiş ücret ve primleri ödemeyi sürdürdüğü, yürütmesi geri bırakılan kararlardan nasıl kurtularak ‘yeni genel kurul kararları alındı’ diyerek ödeme yapmayı garanti altına aldığını bir kez daha kronolojik olarak gözler önüne aşağıdaki tablo ile sermek istediklerini; Tarih İşlem 2017 mali yılı ödemeleri 7.669.131 TL ücret ve prim ödenmesi 28 Haziran 2018 tarihli GK Toplantısı ...’a 360.000 TL net ücret, 2017 yılı satışlarının %1,5’u net başarı primi, 2018 yılı net satışlarının %1,5’u oranında net prim ödenmesi kararı alınması İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/853 E. 2020/460 K. 15.10.2020 T.li kararı: 28 Haziran 2018 tarihli GK Toplantısı’nda alınan kararın iptal edilmesi ve yürütmesinin geri bırakılması 2018 mali yılı ödemeleri 33.640.140 TL ücret ve prim ödenmesi 30 Nisan 2019 tarihli GK Toplantısı 2018 yılı ücretine Mart 2019’dan başlamak üzere %10 zam yapılması ve sonraki yıllarda da TÜFE oranında zam yapılarak ödenmesi, 2019 yılı net satışlarının %1,5’u oranında net prim ödenmesi kararı alınması İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/437 E. 2021/589 K. 8.7.2021 T.li kararı: 30 Nisan 2019 tarihli GK Toplantısı’nda alınan kararın iptal edilmesi ve yürütmesinin geri bırakılması 2019 mali yılı ödemeleri 24.534.172 TL ücret ve prim ödenmesi 11 Kasım 2020 tarihli Olağanüstü GK Toplantısı Yönetim kurulu başkanı ve üyelerine toplam 152.000 TL net ücret ödenmesi, yine başkan ve üyelere toplam net satışların %1,7 oranında net prim ödenmesi kararı alınması İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/704 E., 16.11.2023 T.li kararı: 11 Kasım 2020 tarihli Olağanüstü GK Toplantısı’nda alınan kararın iptal edilmesi ve yürütmesinin geri bırakılması 2020 mali yılı ödemeleri 29.585.484 TL ücret ve prim ödenmesi 2021 mali yılı ödemeleri 43.987.372 TL ücret ve prim ödenmesi 2022 mali yılı ödemeleri 89.027.328 TL ücret ve prim ödenmesi 24 Mayıs 2023 tarihli GK Toplantısı Mayıs 2023’ten başlamak üzere yönetim kurulu başkanı ve üyelerine toplam 380.000 TL net ücret, yine başkan ve üyelere toplam net satışların %1,7 oranında net prim ödenmesi kararı alınması Bu karar ile ilgili huzurdaki dava açılmıştır 2023 mali yılı ödemeleri Henüz finansal tablolar incelemeye sunulmadığından ne tutarda ödeme yapıldığı bilinememektedir 2024 mali yılı ödemeleri Henüz finansal tablolar incelemeye sunulmadığından ne tutarda ödeme yapıldığı bilinememektedir Bugüne kadar huzurdaki dava konusu genel kurul kararı hariç olmak üzere önceden alınmış üç farklı fahiş ücret ve prim ödemesi kararına ilişkin olarak üç farklı mahkemece yargılama yapılıp tamamlanıp kararlar iptal edilip yürütmeleri geri bırakılana kadar, davalı şirketin, yeni bir genel kurul toplantısı yaparak yeni bir karar almak suretiyle yönetim kurulu üyelerine fahiş ücret ve prim ödemeye devam ettiğini, bu yollarla yıllardır (2023 mali yılına kadar) toplamda 228.443.627 TL ödeme yapılmasının başarıldığını, herhangi bir mahkemenin verdiği herhangi bir iptal ve/veya kesinleşme ile birlikte yargılamanın sona ermesi üzerine verilen bir yürütmenin geri bırakılması kararından etkilenmediğini, hepsinden manevralarla sıyrıldığını, geçmiş genel kurul toplantılarında verilen ücret ve prime ilişkin genel kurul kararlarının iptali yargılamaları bittiğinde istisnasız her davada yürütmenin geri bırakılması kararı verildiğini ancak iş işten geçtikten sonra verilen tedbir kararının bir kıymetinin kalmadığını, Mahkemenin itimat ettiği, davalının her genel kurulun ayrı değerlendirilmesi gerektiği savunmasının da geçmişten beri yaptığı bir savunma olmakla birlikte, yukarıda da belirtildiği gibi 2018 yılından beri fahiş ücret ve prim kararlarının iptal edilip yürütmeleri geri bırakılmasına rağmen bu savunmayı ileri sürebilmek için bir manevra ile kötüniyetli olarak yeni ve daha fahiş ücret ve primler öngörmekte olup sonra bunların yargılamalarının uzun sürmesinden faydalandığını ancak ödenmesine karar verilen ücret ve primlerin geçmiş yıllarda alınan kararlardan dahi daha ilk bakışta bile fazla olduğunun tüm delillerle sabit olduğunu, aksinin iddia dahi edilemeyecek nitelikte olduğunu, esasen bu hususun daha önce üç farklı mahkemece yargılandığını, enine boyuna tartışıldığını ve istisnasız iptal ve yürütmenin geri bırakılması yönünde karara bağlandığını; Üstelik davalı şirketin, 2021 ve 2022 mali yıllarında pay sahiplerinin incelemesine sunmadığı VUK’a göre düzenlenmiş finansal tabloları ile sırasıyla 4.555.964 TL ve 102.000.086 TL zarar ettiğinin öğrenildiğini ve bu sebeple kar dağıtımı yapamaz vaziyette olduğunu, bir başka deyişle, davalı şirketin karlı olduğu zamanlarda dahi ödenmesi kararlaştırılan ücret ve primlerin yargılamalar neticesinde fahiş bulunmasına rağmen, artık zarar eden bir şirket konumuna geçmesine rağmen daha fahiş ücret ve primleri ödeme kararı aldığını, bu durum pay sahibi olan yönetim kurulu üyesi ile diğer pay sahipleri arasında eşitsizlik yaratmakta olup, pay sahiplerine eşit davranma ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, önceki beyanlarda belirttikleri üzere ...’ın şirketin sermayesine katılım oranı %47,74 iken, 2017 mali yılından 2022 mali yılı sonuna kadar aldığı ücret, prim ve kar payı tutarının yaklaşık 305.320.258 TL olduğunu, müvekkili davacıların sermayeye katılım oranı ise %25,47 oranında olmakla 2017 ile 2022 mali yılları arası alabildikleri kar payı oranının yalnızca 45.813.004 TL olduğunu, aradaki farkın, herhangi bir emek, eşitlik/eşitsizlik vesaire herhangi bir akıl, mantık veya başka bir gerekçe ile açıklanabilecek nitelikte olmadığını; Yıllardır çeşitli manevralarla yönetim kurulu üyelerine ödenmiş olan 228.443.627 TL'nin ödenmeyip de şirket kaynaklarının paydaşlar arasında eşit paylaşımı bir yana şirketin menfaatleri için kullanılsaydı bugün pay sahiplerinin alacakları değerin hesaplanmasının çok zor olduğunu, ülkede yaşanılan devalüasyon veya çeşitli konjonktürel gelişmeler neticesinde TL varlıkların değerinin işlediği kabul edilebilecek faizlerine rağmen diğer yatırım araçları karşısında çok düşük kaldığını, bugün dahi açıkça şirket ve pay sahiplerinin geri dönülemez karı oluşmuş olup davalı şirketi kontrolü altında bulunduran ...’ın, şirket adına kendisinden ödemelerin tahsil edilmesini nasıl isteyeceğinin, isteyip istemeyeceğinin, istemeyerek pay sahiplerini bir sorumluluk davası daha açmak külfeti altında bırakıp bırakmayacağının, en önemlisi bunların geri ödeme kabiliyeti olup olmadığının bir muamma olduğunu, gerek daha önce aynı konuda daha düşük ücret ve primler için üç farklı mahkemece yargılama yapılarak fahiş bulunmaları ve iptal edilip yürütmelerinin geri bırakılması, gerek yıllardan beri yönetim kurulu üyelerine ödenen tutarlar ile pay sahiplerine yapılan ödemeler arasında oluşturulan uçurum ile geri dönülemez zararların oluşturulması ve oluşturulmaya devam ediyor olması hususları sabit olup, huzurdaki dava bakımından geçmiş yargılamaların henüz kesinleşmemiş olmasının yaklaşık ispat dahi oluşturamayacak şekilde değerlendirilemeyeceğini, davanın tamamen ispat edildiğini beyanla 18 Aralık 2023 tarihli istinaf başvuruları baki olmak üzere, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/557 Esas nolu 17 Ocak 2024 tarihli ihtiyati tedbir talebi ile ilgili ara kararın kesin olarak kaldırılmasına, HMK’nın 389. ve TTK’nın 449. maddeleri uyarınca davalı şirketin 24 Mayıs 2023 tarihli erteleme üzerine gerçekleştirilen 2022 mali yılı olağan genel kurul toplantısında alınan (5) sayılı kararının ivedilikle TTK’nın 449 uncu ve HMK’nın 389 ve devamı maddeleri uyarınca yürütmesinin teminatsız olarak geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, davalı şirketin 24/05/2023 tarihinde yapılan 2022 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan şirket bilançosu ve kar-zarar hesaplarının onaylanmasına ilişkin 3 numaralı, yönetim kurulu üyelerinden ... A.Ş. ve ... A.Ş.'nin ibrasına ilişkin 4 numaralı, yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin 5 numaralı ve yönetim kurulu üyelerinin ücret ve pirim haklarının belirlenmesine ilişkin 6 numaralı kararın TTK'nın 447. maddesi uyarınca batıl olduğunun tespiti, aksi halde TTK'nın 445. maddesi uyarınca iptali talebiyle açılan asıl ve birleşen davada, dava konusu yapılan kararların TTK'nın 449 ve HMK'nın 389. maddesi uyarınca yürütmelerinin geri bırakılmasına ilişkindir. Mahkemece 24.11.2023 tarihli ara karar ile davacıların yürütmenin durdurulması talebinin reddine karar verilmiş, bu karara karşı asıl ve birleşen davada davacılar vekillerinin istinaf başvuruları Dairemizin 2024/158 Esas ve 2024/234 Karar sayılı kararı ile esastan reddedilmiş, asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri, dosyaya sundukları başka mahkemelerce davalı şirketin dava konusu olmayan genel kurullarında alınan kararlarının iptaline ilişkin verilen kararların yeni delil mahiyetinde olduğundan bahisle yeniden ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş, Mahkemece 17.01.2024 tarihli ara karar ile talebin reddine karar verilmiş ve karara karşı birleşen davada davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. TTK'nın 449. maddesinde genel kurul kararları aleyhine iptal davası açıldığı takdirde mahkemenin, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebileceği düzenlenmiştir. Maddede mahkemeye takdir hakkı tanınmış olup, mahkemece durum ve şartların gerektirmesi halinde genel kurul kararının yürütmesinin durdurulmasına karar verilebilecektir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK'nın 389 vd. maddelerinden yararlanılması gerekir. 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesi hükmünden anlaşılacağı üzere; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. İhtiyati tedbir için yaklaşık ispat yeterli görülmüş olup sunulan belgelerle talep edenin, davada haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi ve diğer şartlarında varlığı halinde ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. Somut dosyada Mahkemece, dava konusu kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına dair ilk talep değerlendirilmeden önce, TTK'nın 449. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin görüşü alınmış, yönetim kurulu üyelerince olumsuz görüş bildirildiği anlaşılmıştır. Mahkemece verilen ara karar tarihi itibariyle, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği, dosyada bilirkişi incelemesinin yapılmadığı, yeni delil iddiası ile sunulan başka mahkemelerin benzer kararlarının daha önce de dosyaya ibraz edildiği, mevcut delil durumunun ve dava konusu olmayan genel kurul kararları ile ilgili olarak başkaca mahkemelerce verilmiş iptal kararlarının dava konusu genel kurul kararları ile ilgili iddialar yönünden yaklaşık ispat koşulunu sağlamadığı, tedbir kararı verilmemesi ve alınan kararların icra edilmesi halinde davacıların hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden bahsedilmesi mümkün olmadığı gibi ciddi bir zararın doğacağına dair emare ve delilin de bulunmadığı gözetildiğinde, İlk Derece Mahkemesince yürütmenin durdurulmasına ilişkin tedbir talebinin reddi kararı usul ve yasaya uygun olup, birleşen davada davacılar vekillerinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından birleşen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Birleşen davada ihtiyati tedbir talep eden davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacılar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacılardan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı davacılar tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 04/04/2024 tarihinde HMK' nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.