İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2024/76 K.2024/547

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/76 📋 K. 2024/547 📅 28.03.2024

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/76
KARAR NO: 2024/547
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20.09.2022
NUMARASI: 2022/196 E. - 2022/595 K.
DAVANIN KONUSU: Zayi Belgesi Verilmesi
Taraflar arasındaki zayi belgesi verilmesi talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle talebin reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... A.Ş., kurulmuş veya kurulacak şirketlerin sermaye ve idarelerine iştirak etmek, vereceği yatırım kararları doğrultusunda kaynakları kanalize etmek, yatırım, finansman, pazarlama, organizasyon ve yönetim konularında danışmanlık yapmak hususlarında faaliyet gösteren İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne ... sicil numarası ile kayıtlı SPK'ya tabi, halka açık bir şirket olduğunu, müvekkili şirketin 15/09/2017 tarihinde yapılan 2015-2016 yılı Olağan Genel Kurul toplantısında, ..., ..., ... ve ... , şirket yönetim kurulu üyeliklerine 2019 yılı hesaplarının görüşüleceği Olağan Genel Kurul Toplantısına kadar görev yapmak üzere seçildiklerini, ayrıca her konuda ve en geniş şekilde hiçbir sınırlamaya tabi olmaksızın Yönetim Kurulu Başkanı ... şirket unvanı altına atacağı münferit imzası ile temsil ve ilzam edilmesini karar verildiğini, müvekkili şirketin saklamakla yükümlü olduğu tüm defter ve belgelerin, şirket merkezinde muhafaza edildiğini, ancak, müvekkili şirketin yönetim kurulu karar defterinin şirket merkezinden kimliği belirlenemeyen üçüncü kişilerce çalındığının tespit edildiğini, nitekim, 22/05/2018 tarihinde Beyoğlu .... Noterliği nezdinde yapılan usulsüz işlem ile bu hususun ortaya çıktığını, üçüncü şahıslarca sahte imzalar ile belge sahteciliği yapılarak karar defterinde kararlar alındığı ve usulsüz şekilde notere "aslı gibidir" tasdiki yapıldığının öğrenildiğini, noterlik tarafından bilgisi verilen yönetim kurulu kararlarına gerçekte yönetim kurulu üyelerinin katılmamış ve imzaların da bu şahıslarca atılmamış olduğunu, üçüncü şahıslarca şirket yönetim kurulu karar defteri çalınarak karar defterinde imzaların taklit edildiğini, söz konusu belgelerde yapılan sahtecilik ve imza taklitleri nedeniyle derhal, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirim yapıldığını, sahte imzalar ile tanzim edilen yönetim kurulu kararlarının tescil ve ilan edilmemesinin talep olunduğunu, şirketin yönetim kurulu karar defteri, şirketi merkezi içinde her yerde arandığını, personele sorulduğunu, ancak buna rağmen karar defterinin bulunamadığını, yönetim kurulu karar defterinin hali hazırda halen üçüncü şahısların elinde olduğunu, bu kişilerce yine usulsüz iş/işlem yapılmaya çalışılma ihtimali olduğunu, bu ihtimalde ise, müvekkili şirketin, yatırımcılarının ve kamunun ciddi şekilde zarar görme riski olduğu gibi, şirket işlemlerinin yürütülebilmesi, yönetim kurulu kararlarının alınabilesi için yönetim kurulu karar defterine ihtiyaç olduğunu, bu nedenle de ilgili defterlerin zayi olduğunun tespiti ve zayi belgesi verilmesi talebi ile yasal süresi içinde huzurdaki davayı ikame etmek zaruretinin hasıl olduğunu, zira aksi halde, şirket ortaklarının ve yatırımcılarının, ciddi şekilde mağdur olacağını, ayrıca mağduriyet yaratacak usulsüzlüklere yol açılma ihtimali olduğunu, halihazırda şirket yönetim kurulu kararlarının da alınamadığını, şirketin 2017 yılına ait Olağan Genel Kurulu Toplantısı çağrı kararı, şirketin işletmeleri ile ilgili kararlarının alınamamakta olduğunu, müvekkili şirket bünyesinde ... olmak üzere birçok otel ve işletme mevcut olduğunu, aynı zamanda şirketin birçok iştiraki ve bağlı ortaklığı bulunduğunu, yönetim kurulu karar defteri çalınmış olduğundan tüm bu işletmeler, iştirakler ile ilgili kararların alınamadığını, ivedi olarak zayi belgesi verilmesini talep ettiklerini, zira aksi halde şirket faaliyetlerinin aksayacağını, tüm bu nedenlerle şirketin SPK'ya tabi halka açık bir şirket olduğunun evleviyetle nazara alınarak, şirketin ortaklarının ve yatırımcılarının telafisi imkansız zararlara uğramaması ve hak kayıplarını yaşamaması adına kimliği belirlenemeyen üçüncü şahıslarca, şirket merkezinden çalınan yönetim kurulu karar defterinin, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla, zayi olduğunun tespiti ile yönetim kurulu karar defterine ilişkin zayi belgesi verilmesini talep ile dava etmiştir.İlk derece mahkemesinin 2018/489 Esas, 2019/385 Karar ve 14.03.2019 tarihli kararı ile; davanın kabulüne, yönetim kurulu karar defterinin zayi olduğunun tespiti ve zayi belgesi verilmesine, asli müdahil yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Karar müdahil vekili tarafından istinaf edilmiştir. Dairemizin 2019/1742 Esas, 2022/235 Karar ve 25.02.2022 tarihli kararı ile eksik inceleme ile karar verildiği gerekçesiyle ilk derece mahkemesini kararı kaldırılmış ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İstinafa konu karar, kaldırma kararımız sonrasında yeniden yapılan yargılama sonucunda verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtları, savcılık dosyaları, tanık beyanları, dayanılan diğer deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı yanca, çalınması nedeniyle zayi olduğu iddia edilen 2017 yılı yönetim kurulu karar defterinin, çalındığının ve muhafaza etmek için basiretli bir tacirin alması gereken tedbirleri aldığının, özen görevini yerine getirdiğinin, defterin zayi olmasında kusuru olmadığının ispat edilemediği anlaşıldığından..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme kararının usulden kaldırılması sonrasında bu kez mahkemenin yargılama neticesinde usul ve yasaya aykırı olarak davanın reddine karar verdiğini, önceki incelemenin sadece esasa ilişkin olmaksızın usule yönelik olduğunu, mahkemenin her ne kadar şirketin alması gereken tedbirleri aldığı, özen görevini yerine getirdiği, zayi olmasında kusuru olmadığını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yönetim kurulu karar defterinin müvekkilinin tüm önlemleri almasına rağmen eski imza yetkilileri tarafından yasaya aykırı surette alındığını, bu kişiler hakkında da zaten benzer suçlardan birçok ceza davasının ve verilmiş mahkumiyet kararı bulunduğundan müvekkiline atfedilecek kusurun bulunmadığını, gerekçenin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, tanıkların müvekkili şirketin yönetim kurulunda bulunduğundan yönetim kurulu karar defterinin zayi olmasına sebebiyet veren kişileri tanıdıklarından bilgilerinin olduğunu, dava konusu yönetim kurulu karar defterinin ziyaya uğramasında müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, bu hususun tanık anlatımları ile sabit olduğunu, müvekkili şirketin 15.09.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısında daha önce müvekkili şirketi beraber yöneten ... ve ...'ın imza yetkilisi olarak atanamadıklarını, tanığın belirtmiş olduğu üzere 15.09.2017 tarihinde şirkette münferit imza yetkisini kaybeden müteveffa ... ve yönetim kurulu üyeliğini kaybeden ...'ın müvekkili şirketin yönetim kurulu başkan ve münferit imza yetkilisi ... ile şirketin yönetim kurulu üyesi ...'ın imzasını taklit ederek karar almaya çalıştığını, yönetim kurulu kararı altına sahte olarak imzalarını attığını, gerçekte yönetim kurulu üyelerinin bu yönetim kurulu toplantısına katılmadıklarını, imzalarında bu şahıslarca atılmadığını, usulsüz ve sahte yönetim kurulu kararının noterde usulsüz şekilde tasdik yaptırılarak akabinde tescil ettirilmeye çalışıldığını, savcılık tarafından yapılan soruşturma sonucunda sahte özel belge hazırlama bu sahte özel belgeyi kamu kurumu olan noterde tasdik ettirilerek kullanmaları vb nedenlerle özel belgede sahtecilik suçundan ve nitelikli dolandırıcılık suçundan cezalandırılmalarına, şirketin geçmişe yönelik muvazaalı şekilde borçlandırarak zarara uğratmalarından dolayı nitelikli dolandırıcılık suçundan cezalandırılmalarına yönelik iddianame tanzim edildiğini, İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/398 Esas sayılı dosyasında müteveffa ..., ..., ... vd hakkında özel belgede sahtecilik ve nitelikle dolandırıcılıktan ceza davasının açıldığını, davanın derdest olduğunu, söz konusu eylemlerin adı geçenlerin ilk eylemi olmadığını, müvekkili şirkette imza yetkisinin kaybeden ve yönetim kurulu karar defterini çalmak suretiyle zayi olmasına sebebiyet veren müteveffa ... ile ... hakkındaki ceza davaları ve verilen mahkumiyet kararları ile yönetim kurulu karar defterinin ziya aşamasında müvekkili şirketi atfı kabil kusur bulunmadığının karar defterinin hukuka aykırı şekilde alınarak lehine karar almaya çalışan ...'ın kendi menfaatine yapılan işlemle davaya konu yönetim kurulu karar defterini usulsüz şekilde elinde bulundurduğunun sabit olduğunu, ayrıca menfaat sağlamaya çalıştıklarınında ceza davaları ile sabit olduğunu, müvekkili şirkete ait yönetim kurulu karar defteri bakımından zayi belgesi verilmesi için gerekli şartların mevcut olduğunu iddia ederek kararın kaldırılmasını, yönetim kurulu karar defterinin zayi olduğunun tespiti ile zayi belgesi verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 82/7. maddesi gereğince yönetim kurulu karar defteri hakkında zayi belgesi verilmesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından iş bu davanın 01.06.2018 tarihinde açıldığı, dava dilekçesinde tüm defter ve belgelerin şirket merkezinde muhafaza edildiğini, ancak yönetim kurulu karar defterinin şirket merkezinden kimliği belirlenemeyen 3.kişilerce çalındığının tespit edildiğini, bu hususun 22.05.2018 tarihinde noterde yapılan usulsüz işlem ile ortaya çıktığını iddia ederek, şirketin yönetim kurulu karar defterinin zayi olduğunun tespitini talep ettiği, davacı şirket ve dava dışı ... tarafından 05.09.2018 tarihinde dava dışı şüpheliler ..., ..., ..., ..., ... hakkında resmi evrakta sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık vb suçlar nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulundukları, şikayet dilekçesinde şirketin yönetim kurulu başkanı olarak şirketin münferit imzasıyla her hususta her alanda temsil ve ilzam etmeye sadece ...'in yetkili bulunduğu, bu hususun Ticaret Sicil Gazetesinin 26.09.2017 tarihli nüshasında 20.09.2017 tarihinde tescil ve ilan edildiği, şüpheli ...'ın yönetim kurulu üyesi olsa da münferit imza ile şirketi tek başına temsil etme yetkisinin ve işlem yapma yetkisinin bulunmadığını, şüpheli ...'ın ise şirketin eski yönetim kurulu üyesi olduğu, adı geçenlerin şirketin içini boşaltmak ve haksız kazanç ve menfaat temin etmek üzere sahte ve hukuken geçersiz belgeler ile sürekli olarak usulsüz ve hukuka aykırı edimlerde bulundukları, şüpheli ...'ın muhasebe bölümünde görev yaptığı, şüpheli ...'nın şirket bünyesinde yatırımcı ilişkileri uzmanı olarak çalıştığını, ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, şüpheliler ..., ...'ın müvekkili şirket yetkilisinin imzasını taklit ederek sahte imza ve geçersiz hisse devir sözleşmesi üzerine müvekkili üzerinde yer alan hisselerin kendilerine devrini sağlayarak hisselere el koymaya çalıştıklarını, şirket yetkilisinin imzasının taklit ederek geriye dönük olarak sahte hisse devir sözleşmesi tanzim ettiklerini, müvekkili ... adına atılan imzaların sahte olduğunu, şüphelilerin 2015 yılında akdedildiğini iddia ettikleri, sahte sözleşmenin aradan 3 yıl geçtikten sonra Beyoglu ... Noterliğinin 31.08.2018 tarihli ihtarnamesi ile sözlemeye konu hisselerin devrinin yapılması ve pay defterine işlenip ilgili yerlere bildirimlerin yapılmasının talep edilmesi ve sözleşmenin bir nüshasının ...'da kalacak şekilde belirtilmesinin dahi kötü niyeti ortaya koyduğuna dair iddialarda bulunulduğu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/143921 Soruşturma nolu dosyasında davacı şirket ile dava dışı müştekiler ..., ... yer aldığı, ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, söz konusu 14.07.2019 tarihli kararda ... müşteki şüpheliler arasında yer aldığı, şüphelilerin ise ... olduğu, suçun, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, bu örgüte üye olma, örgüt faaliyeti kapsamında özel belgede sahtecilik, resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık, güveni kötüye kullanmak vb olarak belirtildiği, sonuç olarak mali kurumlardan gelen cevabı yazı ve eklerinden şikayete konu müşteki ... ile şüpheliler arasında gerçekleştirilen hisse devir sözleşmesinin şüphelilerin yöneticisi ve/veya üyesi oldukları bir suç örgütünün faaliyeti kapsamında müşteki ... imzasının taklit edilmek, taşınmak veya kopyalanmak suretiyle hazırlandığı yönünde kuvvetli suç şüphesi doğuracak makul yeter nitelikte şüphelilerin savunmasının aksine gösterecek delil elde edilemediğinin belirtildiği, davacı şirket tarafından dava tarihinden kısa süre sonra 04.06.2018 tarihli dilekçe ile hırsızlık iddiasından kaynaklı olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduğu, şikayet dilekçesinde şirketin 15.09.2017 tarihinde 2015/2016 yılı olağan genel kurul toplantısında ..., ... ve ...'ın yönetim kurulu üyeliklerine seçildikleri, tüm defter ve belgelerin şirket merkezinde muhafaza edildiği, şirketin yönetim kurulu karar defterinin şirket merkezinde kimliği belirlenemeyen şüphelilerce çalındığının iddia edildiği, dava dışı ... tarafından dava dışı ...'a 20.07.2018 tarihli ihtarname ile 13.07.2018 tarihli keşide edilen ihtarnameye cevap verildiği, verilen cevapta şirket yönetim kurulu karar defterinin hukuka ve TCK'ya aykırı davranışları neticesinde çalınmış olduğunu ve gizlenildiğini, gerçek dışı beyanlarla yönetim kurulu karar defterinin şirket merkezinde olduğunun beyan edilmiş ise de tüm aramalara rağmen bulunamadığı, yönetim kurulu karar defterinin saklanmasından dolayı şirketin yönetim kurulu kararlarının alınamadığı, şirketin mağdur edildiği, usulsüz işlemlerle yönetim kurulu karar defterine sahte olarak ... imzasının atılarak usulsüz kararlar alınmaya çalışıldığı, alınmaya çalışılan kararlardan menfaat temin edecek olan tarafın muhatap olmasından dolayı yapılan usulsüzlüklerin muhatap tarafından yapıldığının ortada olduğu, şirketin yönetim kurulu karar defterinin şirket merkezine getirilmesi ve teslim edilmesinin talep edildiği, dava dışı ... ve ... tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında davacı şirket ile dava dışı ... hakkında 14.05.2019 tarihinde taşınır teslimine veya taşınmaz tahliye veya teslimine ilişkin icra takibi başlattığı, takipte İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/827 Esas, 2019/300 Karar ve 28.03.2019 tarihli ilamının gösterildiği, açıklamada ise şirkette ... adına kayıtlı 30.477.305.900 adet hissenin davacı ... adına 6.099.623.400 adet hissenin davacı ... adına şirketin hissedarı oldukları şeklinde pay defterine, ticaret sicil nezdindeki sicil kaydının talebine ilişkin olduğu, davacı şirket ve ... tarafından icra takibine karşılık İstanbul 18. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/469 Esas, 2019/500 Karar sayılı dosyasında takibin taliki veya iptali istemli dava açtığı, açılan dava sonucunda mahkeme tarafından şikayetin kısmen kabulüne karar verildiği, takibin iptal talebinin reddedildiği ve takip dosyasında ... Şirketine yazılan yazının iptaline karar verildiği, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ilama konu olan 2018/827 Esas, 2019/300 Karar sayılı kararının hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan pay defterinin düzeltilmesi ve hisselerin tescili talebine ilişkin olduğu, dava dışı ... ve ... tarafından söz konusu davanın iş bu davadan sonra 13.09.2018 tarihinde açıldığı, mahkeme tarafından davanın kabulüne karar verildiği, İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/60 Esas sayılı dosyasında, dava dışı ... tarafından davacı şirket ve dava dışı Beyoğlu ... Noterliği aleyhine yönetim kurulu karar defterinin hükümsüzlüğünün tespiti amacıyla dava açıldığı, dava dilekçesinde, davalı şirkete ait karar defterinin zayi olduğu iddiasıyla dava açıldığını, dosyanın derdest olduğunu, henüz zayi belgesinin alınmadığını, yönetim kurulu karar defteri çıkarılması için ya zayi belgesi ya da bir önceki döneme ait yönetim kurulu karar defterinin kapanış onayının bulunması gerektiğini ancak davalı şirketin bunlardan herhangi birini sunmadan diğer davalı noterlik nezdinde yeni yönetim kurulu karar defterine açılış onayı yaptırdığını, yönetim kurulu karar defteri olmadan yönetim kurulu kararı alınmayacağını, bu hususun davacı şirkete ihtar edildiğini iddia ettiği, mahkemece davanın reddine karar verildiği, müştekiler, dava dışı ..., ... ve davacının olduğu, şüphelilerin ise ... olduğu suçun tacir veya şirket yöneticilerinin dolandırıcılığı, kamu kurum kuruluşlarını aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik olduğu, iddianamenin 15.09.2019 tarihinde düzenlendiği, İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/398 Esas sayılı dosyasında davanın derdest olduğu, dava dışı ... tarafından da 07.09.2018 tarihli dilekçe ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduğu, şikayetinde, hırsızlık, mala zarar verme, konut dokunulmazlığını ihlal iddialarında bulunulduğu, dava dışı ... tarafından 19.11.2018 tarihli verilen ifade de dava konusu hakkında açıklamada ve iddialarda bulunulduğu, yönetim kurulu başkanı ve tek başına imza yetkilisi olduğu şirketin merkezine şahsının girmesinin engellenmeye çalışılmasının başlı başına suç olduğu gibi söz konusu şahıslar tarafından şirket merkezinden birçok bilgi, belge, kayıt ve defter çalınarak kendi ikametgahlarına götürüldüğünün belirtildiği, şirket adresine girdiğinin doğru olduğu, kilitli olduğundan ikamet anahtarının ... tarafından alındığı için çilingir yardımı ile kapıyı açtığını, şahıs tarafından şirket merkezine girmesinin engellenmeye çalışıldığını, şikayetçinin tek başına imza yetkisinin olmadığını belirttiği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/145074 Soruşturma nolu dosyasında 25.03.2019 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, verilen karara yapılan itirazın 08.05.2019 tarihinde reddedilmiş olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, tanıklar dinlenilerek, Dairemizin kaldırma kararı sonrasında deliller değerlendirmek suretiyle yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın reddine karar verilmiştir. TTK'nın 82/1. maddesi gereğince, "Tacir, ticari defterlerini, envanterleri, finansal tablo, bilanço ve faaliyet raporlarını, aldığı mektupları (bir ticari işe ait yazışmaları), gönderdiği mektup suretlerini, kayıtlara esas olan belgeleri, sınıflandırılmış şekilde saklamakla yükümlüdür."Saklama süresi on yıl olup sürenin başlangıcı da kanunda belirtilmiştir (TTK m.82/5-6). Defter ve belgelerin saklanması yükümü, gerçek kişi tacirlerde ticaretin terk edilmesinden sonra sürdüğü gibi, tacirin ölümü halinde mirasçılar bakımından da devam eder. Mirasın resmi tasfiyesi veya tüzel kişiliğin sona ermesi durumlarında, defter ve belgeler Sulh Hukuk Mahkemesince saklanır (TTK m.82/8). Saklanması gereken defter ve belgeler, saklama süresi içinde, yangın, deprem, su baskını gibi bir afet veya hırsızlıktan dolayı zayi olursa, tacirin (ölmüşse mirasçılarının), durumu öğrendikten itibaren on beş gün içerisinde işletmenin olduğu yerdeki mahkemeye başvurarak zayi belgesi alması gerekir. Kanun’da “isteyebilirler” denmiş ise de bu bir zorunluluk niteliğindedir. Zayi belgesi için açılan dava, çekişmesiz yargı işidir (TTK m.82/7).Tacirin yukarıda bahsedilen kanun maddesinden yararlanabilmesi için ticari defter ve belgelerinin korunabilmesi amacıyla gerekli dikkati ve ihtimamı göstermiş olması gerekmektedir. Ayrıca, ziya durumunun tacirin iradesi dışında meydana gelmesi zorunludur. Somut olayda; şirketin yönetim kurulu karar defterinin şirket merkezinden çalınmış olduğu iddia edilmiştir. Dosya kapsamından, şirketin eski yönetim kurulu üyeleri ile yeni yönetim kurulu üye ve başkanı arasında çok sayıda hukuk ve ceza davalarına konu uyuşmazlıklara neden olan olayların olduğu, kamu davalarının açılmış bulunduğu, diğer taraftan dava dışı eski yönetim kurulu üyesi tarafından gönderilen ihtarnameye cevabi ihtarnamede, yönetim kurulu defterinin eski yönetici tarafından alınmış olduğu iddiaları dikkate alındığında, iddianın muhafaza kusuru niteliğinde bir davranış olduğunun kabulü gerekmiştir. Tacir davacının defterlerinin muhafazası konusunda gerekli özeni göstermediği davacı iddiasından ve dosya kapsamından anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince verilen karar isabetli olup aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçele, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.28.03.2024