İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi E.2024/525 K.2024/588
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/525
KARAR NO: 2024/588
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/84
ARA KARAR TARİHİ: 28/03/2024 -15.02.2024
DAVA İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ 30/04/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ekipmanların bakım ve kalibrasyon işlemleri yönünden davacının, davalıya hizmet verdiği, yüklenilen edimlerin eksiksiz olarak yerine getirildiği, iş bu nedenle davalıya yönelik 02.02.2023 ve 01.08.2023 dönemlerinde olmak üzere toplam 9 adet faturanın davalı tarafa tebliğ edildiği ancak fatura bedellerinin ödenmediği, Çerkezköy İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında davalı tarafça hiçbir ürün ve hizmet satın alınmadığı iddia edilmiş ise de, davalının farklı faturalara yönelik kısmi ödeme yaptığı, taraflar arasındaki hizmete ilişkin olarak kurulan makinelerin ve ekipmanların rutin kontrollerinin ve bakımlarının yapıldığını gösterir ve farklı zamanlarda düzenlenen test raporlarının ve kalibrasyon sertefikalarının mevcut olduğu belirtilerek davalı aleyhine Çerkez İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında başlatılan takibe yapılan takibin iptaline ve devamına dava konusu alacağın teminine yönelik davalı şirketin menkul, gayrimenkul malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesi talep edilmiştir. Mahkemece ihtiyati haciz talebinin kabulüne ilişkin verilen 09.02.2024 tarihli ara kararda; dava konusu alacağın varlığı hususunda yaklaşık ispat koşulunun sağlandığı kanaatine varılmış, borcun borçlu tarafından ödenmediği, alacağın rehinle teminat altına alındığına dair dosyada bilgi ve belge bulunmadığı hususları dikkate alınarak 517.063,03 TL alacak miktarı uyarınca; alacaklının ihtiyati haciz isteminin %15 teminat mukabilinde kabulü yönünde karar verilmiştir. Davalı vekilinin ibraz ettiği 13.02.2024 tarihli ihtiyati haczin kaldırılması talepli dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen 517.063,03 TL alacak yönünden ihtiyati haczin kabulü kararına karşın müvekkili şirketin ihtiyati haciz sebebiyle hak kaybına uğramaması, ticari itibar ve şöhretinin sarsılmaması açısından 2004 sayılı İİK'nin 266. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararına konu tutarda nakit paranın Mahkeme veznesine depo edilerek ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Mahkemece 15.02.2024 tarihli ara kararda "... İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında icra takibinin başlatıldığı, icra takibine karşı yapılan itirazın iptali için İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/202 esas sayılı dosyasında itirazın iptali davası açıldığı, itirazın iptali davasına bakan Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/05/2021 ihtiyati haczin teminat karşılığı kaldırılmasını talep ettiği görülmektedir. Bu durumda, ihtiyati haciz kararı, takibe başlandıktan sonra verilmiş olup, İİK'nun yukarıda açıklanan 266. maddesi uyarınca teminat karşılığı ihtiyati haczin kaldırılması talebini inceleme görevi icra mahkemesine aittir..." belirtilmiştir. Davalı vekili tarafından 19.02.2024 havale tarihli dilekçesiyle ihtiyati haciz kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek kaldırılması talep edilmiştir. Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden Çerkezköy İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2024/48 Esas, 2024/43 Karar sayılı dosyası üzerinden mahkemece 09/02/2024 tarihli ihtiyati haczin kabulüne ilişkin ara karara itiraz edilip iş bu karara yönelik istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nin 2024/1155 Esas sırasına kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece verilen 28.03.2024 tarihli ara kararda "... Davacı vekilince ihtiyati hacze itirazın kabulüne karar verilirse teminatın iadesine karar verilmesi talep edilmiş ise de İİK 259, HMK 82 ve 392. Maddeler ve atıf yapılan içtihatlar birlikte değerlendirildiğinde, mahkememize açılan itirazın iptali davasında ara karar ile ihtiyati haciz kararı verildiği, davalının kararın sebeplerine itiraz ettiği, teminatın iadesine muvafakat etmediği, Mahkememizce verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmakla ihtiyati hacze dayanak takip henüz kesinleşmediğinden teminatın iadesi isteminin reddine," dair karar verilmiştir. Sunulan istinaf sebepleri: 1-15.02.2024 tarihli ara karara yönelik davalı vekili tarafından sunulan istinaf yasa yolu başvuru dilekçesinde özetle; İhtiyati Haczin kaldırılması yönünde görevli ve yetkili mahkemenin kararı veren Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu bu nedenle mahkemece verilen 15/02/2024 tarihli ara kararın kaldırılması gerektiği ileri sürülmüştür. 2-28.03.2024 tarihli ara karara yönelik davacı vekili tarafından sunulan istinaf yasa yolu başvuru dilekçesinde özetle; davalının 09/02/2024 tarihli ara karara yönelik bir haftalık yasal süre içerisinde itiraz yoluna başvurmadığı bu nedenle davanın 09/02/2024 tarihli ara karara yönelik itirazının usulden reddinin gerektiği, 09/02/2024 tarihli ara karara yönelik Çerkezköy İcra Hukuk Mahkemesinin 2024/48 Esas 2024/43 Karar sayılı dosyasının üzerinden itiraz edildiği ve mahkemece yapılan yargılama sonucunda yapılan karar yönelik İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nin 2024/1155 Esas sırasına kaydının yapıldığı ve istinafa konu bu iş dosyanın derdest olduğu, bu nedenle iş bu dosyanın celbinin gerektiği, 15/02/2024 tarihli ara karara yönelik davalının yaptığı istinaf başvurusunda asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğu beyan edilmesine rağmen hem Asliye Ticaret Mahkemesi'nde hem de İcra Hukuk Mahkemesi'nde mahkemeleri üzerinden bölge adliye mahkemelerinden tarafları ve konusu aynı olan iki farklı istinaf başvurusunun yapıldığı, taraflar arasında düzenlenen Whatsapp yazışmaları, incelendiğinde taraflar arasında cari hesaptan kaynaklanan ticari ilişkinin mevcut olduğunun anlaşılacağı ve farklı tarihlerde ve farklı hizmetlere ilişkin düzenlenen faturalarının davalı tarafa tebliğ edildiği, faturalara süresi içeresinde itiraz edilmediği ticari deftere işlendiği, kısmi ödemelerinin yapıldığı nazara alındığında davacının alacaklı olduğunun ispatlandığı belirtilerek 28/03/2024 tarihli ara karara yapılan itiraza kabulü ile teminatın iadesi talebine reddine ilişkin ara kararın kaldırılması talep edilmiştir. Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi: İcra ve İflas Kanunu'nun 257/1 maddesinde yer alan "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir." hükmüne göre, rehinle temin edilmemiş bir para alacağının vadesinin gelmesi halinde alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir. İİK'nin 258/1 maddesinde yer alan "… Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur…" hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için, kesin bir ispat aranmamaktadır, özellikle hukuki bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanmasının tercih edilmesi gereken bir seçenektir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 23/01/2014 tarih 2023/18723 E. 2014/1804 K.) Somut davada, davalı tarafça her ne kadar mahkemenin 15.02.2024 tarihli ara kararına yönelik olarak, istinaf yasa yoluna başvurulmuş ise de; mahkemece 28.03.2024 tarihli ara karar ile ihtiyati haczin kaldırılmasına dair yani davalının talebini karşılar mahiyette karar verildiği anlaşılmakla, davalı tarafça sunulan istinaf sebeplerinin konusuz kaldığı anlaşılmaktadır. Davacı vekili tarafından sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi: İhtiyati haciz, alacaklının para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararıyla borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır ve ihtiyati haciz kararı, geçici hukuki koruma tedbirlerinden olduğu için bazen karşı taraf dinlenmeden ve tüm deliller toplanmadan yaklaşık ispat şartı yeterli görüldüğünde mahkemece verilebilir. Yasal düzenleme gereğince ihtiyati haciz talep eden, İİK'nin 257/1. maddesi kapsamında bir para borcunun alacaklısı olduğunu, borcun rehinle temin edilmediğini ve borcun vadesinin gelmiş olduğunu yaklaşık olarak mahkemeye kanaat getirecek tarzda ispat etmek durumundadır. Geçici hukuki koruma yargılamasını, asıl yargılamadan ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Geçici hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Yaklaşık ispat durumunda ise; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez.Somut olayda; yargılamanın devam ettiği ve duruşmanın 29/05/2024 günü saat 11:10 bırakılmasına dair karar verildiği, ilgili vergi dairelerinden BA-BS formlarının istenildiği ve bilirkişi incelemesi yapılmasına dair ara karar oluşturulduğu anlaşılmakla, mahkemece henüz delillerin toplanma aşamasında olduğu ve yapılacak tespitlerden sonra yaklaşık ispat koşunun sağlanıp/sağlanmadığının belirlenebileceği anlaşılmaktadır. Tüm bilgi ve belgeler incelendiğinde, İİK 257/1 maddesinde yer alan koşullar ile yaklaşık ispat koşulunun bu aşamada gerçekleşmediği, teminatın iadesi şartlarının oluşmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim, mahkemece teminatın gösterilmesini haklı kılacak nedenlerin ortadan kalması halinde teminatın iadesine karar verilecektir.Emsal mahiyette yer alan Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2017/820 E 2017/1252 K. sayılı ilamda ''... Dava, davacının mahkemece ihtiyati haciz talebinin kaldırılması sonrasında, bu sebeple ödediği teminatın iadesi talebinden ibarettir.İİK'nın 259. maddesi uyarınca teminat, borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğradığı zararları karşılamak üzere alınır. Somut olayda ihtiyati haczin kaldırıldığı ancak alacaklının, üçüncü şahsın veya borçlunun bu yüzden bir zarara uğrayıp uğramadığı konusunda araştırma yapılmadan talebin ret edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece bu talep üzerine borçluya müzekkere gönderilerek, belirli bir süre verilerek, bu süre içerisinde dava açıp açmadığı, açmış ise numarasının bildirilmesi, bu süre içerisinde cevap verilmediği takdirde teminatın iade edileceği ihtarının yazılması gerekir. Yazılan müzekkereye rağmen verilen süre içerisinde dava açılmadığı veya müzekkereye herhangi bir cevap verilmediği takdirde mahkemece yapılması gereken, teminatın iadesine karar vermekten ibaret olmalıdır. Bu şekilde araştırma yapılmadan talebin reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir..'' ifade edilmiş olup, uyuşmazlıkta yargıtay kararında belirtilen koşulların sağlanmadığı anlaşılmakla, teminatın iadesi talebinin reddine dair mahkemece verilen kararın yerinde olduğu anlaşılmaktadır. İş bu nedenle HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinden 28.03.2024 tarihli arar kararda dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nin 353/1-b1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf talebi konusuz kaldığından, istinaf başvurusu hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINDA,3-Harçlar Kanunu gereğince davacı ve davalı tarafından ayrı ayrı yatırılan başvuru harcının hazineye GELİR KAYDINA,4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının hazineye GELİR KAYDINA,5-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,8-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,9-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 30/04/2024