İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2021/2320 K.2024/680
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/2320 Esas
KARAR NO: 2024/680 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2017/1255 Esas - 2020/470 Karar
TARİH: 23/09/2020
DAVA: Ticari Şirket (Sermaye Artırımından Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 25/04/2024
YAZIM TARİHİ: 09/05/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, Müvekkillerinin şirket hisselerini murisleri ... intikal ettiğini, davalı şirketle % 7 oranında hisse payına haiz olarak ortaklığa başlandığı, davalı şirketin; 08.10.1985 Tarihli Sermaye Artırımı Kararı 31.12.1986 Tarihli Sermaye Artırımı Kararı 03.07.1987 Tarihli Sermaye Artırımı Kararı 19.11.1991 Tarihli Sermaye Artırımı Kararı 23.12.1991 Tarihli Sermaye Artırımı Kararı 21.12.1995 Tarihli Sermaye Artırımı Kararı 24.06.1996 Tarihli Sermaye Artırımı Kararı 02.07.1998 Tarihli Sermaye Artırımı Kararı 02.07.2001 Tarihli Sermaye Artırımı Kararı 09.04.2003 Tarihli Sermaye Artırımı Kararı 12.02.2004 Tarihli Sermaye Artırımı Kararı 25.03.2009 Tarihli Sermaye Artırımı Kararı 26.05.2009 Tarihli Sermaye Artırımı Kararı 25.06.2010 Tarihli Sermaye Artırımı Kararı 30.12.2013 Tarihli Sermaye Artırımı Kararı tarihli sermaye artırımı kararları alarak büyük pay sahiplerini güçlendirip, küçük hissedarların hisse oranlarını düşürmek kastı taşıyan sermaye artırım kararları sonucu müvekkillerinin hisse oranlarının 000,1 oranına kadar geriletildiği, şirketin ihtiyacından ziyade pay sahiplerinin zararının amaçlandığı, şirketin sermaye artırımına gerekçe göstermediği, hukuka aykırı olduğu, davalı şirketin önceki sermayeyi ödemeden esas sermaye artırımına gittiği, bunun sermaye artırımı kararını geçersiz yaptığı, dolayısıyla, tespiti için üç aylık süreye bağlı olunmadığı, mutlak butlan olduğu, Yargıtay 11. HD'nin 2014/5614 E. 2014/11837 K. sayılı ilamındaki sermaye artırımına neden ihtiyaç duyduğu, yapılması gereken yatırımların bulunup bulunmadığı, davalıya açıklattırılıp genel kurulda onanan faaliyet raporu da getirtildikten sonra davalı şirketin mali durumu, davalının yapacağı açıklamaya göre varsa yapılması düşünülen yatırımlar nedeniyle şirketin sermaye artırımına ihtiyacı olup olmadığı konusunda bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği kararının iddialarını desteklediği, ayrıca davalı şirketin 1985 - 2013 yılları arasında yapılan genel kurul toplantılarının hazırlık aşamalarının incelenmesi gerektiği, müvekkil davacıların davalı şirketin yaptığı bir çok genel kurul toplantısından haberdar olmadıkları, paylarının yüzde 7'den binde 1'e nasıl düştüğünü algılayamamış oldukları iddia edilmiş, 1985-2013 tarihleri arasındaki sermaye artırım kararlarının yokluk ve butları sebepleri nedeniyle kesin hükümsüz olduğunun tespitine karar verilmesini talep edilmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile, İptali lalep edilen sermaye artırımlarının yapıldığı tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nun 392. maddesi uyarınca sermaye artırımına dair kararların aynı yasanın 299. maddesi uyarınca kararın tescil ve ilanından itibaren 1 aylık hak düşürücü süre içinde açılmasının zorunda olduğunu, işbu iptal davasının 1 aylık hak düşürücü sürede açılmadığını, huzurdaki davanın, yeni TTK'nun 456/4 maddesinin göndermesi ile 353/4 maddesine göre, 3 aylık hak düşürücü süreler geçtikten sonra açıldığından reddi gerektiğini, davacıların 1999 yılından bu yana neredeyse istisnasız olarak tüm genel kurul toplantılarına katıldıklarını, aradan çok zaman geçtikten sonra sermaye artırımının butlanını istemenin hakkın kötüye kullanımı olduğunu, şirketin, hissedarların ve üçüncü kişilerin hukuk güvenliğini ve hukuki öngörülebilirliği sağlamak bakımından esas sermaye artırımları için de kuruluşta olduğu gibi butlan veya yokluk iddiasında bulunulmayacağını, bu işlemler bakımından sadece fesih talebinde bulunulabileeeğini, davacıların binde birlik hisselerinin 1999 yılında vefat eden ...'dan mirasen intikal eden hisseler olduğunu, 1999 yılı öncesindeki sermaye artırımları açısından aktif husumet ehliyetlerinin olmadığını, davacıların iddia etıği gibi, önceki sermayeler ödenmeden sermaye artırımı yapmanın ve bunu tescil etmenin yasal prosedür gereği mümkün olmadığı, önceki sermayelerin ödendiğine dair YMM raporlarının olduğunu, davacıların tüm sermaye artırım kararlarının butlanını iddia etmelerinin davalıların dürüst olmadığını gösterdiğini., davacıların muhtelif sermaye artırım kararları hakkında daha önce de iptal davası açmış olduklarını, sermaye artırım kararlarında hiçbir usulsüzlük olmadığından davaların reddine karar verildiğini, bu davaların kesinleştiğini, davacıların asıl amacının, asılsız, dayanaksız, iftira niteliğinde iddialarla müvekkil şirketi, sahiplerini ve yöneticilerini yıpratmak ve yıldırmak, şikayetlerle ceza baskısı altında tutmak suretiyle binde bir oranındaki hisselerini fahiş bedellerle satmak hedeflerine ulaşmak olduğunu, kötü niyetli olduklarını, iddia ve davanın reddini arz ve talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 23/09/2020 tarih 2017/1255 Esas 2020/470 Karar sayılı kararında;"...Mahkememizce taraf delilleri toplanmış davalı şirketin sicil kaydı celp edilmiş, bilirkişi kök ve ek rapor alınmıştır. Davaya konu kararlardan 26/05/2009 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların ve sermaye artışına ilişkin 4.maddenin de iptali yönünden İstanbul Anadolu 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/102 Esas sayılı dosyasında iş bu dosyada da davacı ... tarafından dava açıldığı reddine karar verildiği, kararın onandığı anlaşılmıştır. Davaya konu kararlardan 25/06/2010 tarihli genel kurul toplantısı kararlarına karşı ve sermaye artışına ilişkin 9.maddenin de iptali talepli olarak İstanbul Anadolu 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/769 Esas sayılı dosyasında işbu dosyada da davacı olan ... ve ... tarafından dava açıldığı, reddine karar verildiği; kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.Davaya konu kararlardan 1985-1991 tarihli ilk 5 karar yönünden; yapılan sermaye artışlarının mahkeme kararları ile onaylandığı, keyfiyetin ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği, anılan ilanlarda şirket sermayesinin nakten ve tamamen ödendiğine ilişkin mahkeme tespitine yer verildiği belirlenmiştir. Davaya konu kararlardan 30/12/2013 tarihli karar dışındaki kararlar 6762 Sayılı TTK zamanında alınmış kararlar olmakla ilgili yasa hükümleri ile davaya konu son karar yönünden 6102 sayılı yasa hükümleri gözetilmiştir. 6102 Sayılı Kanunda sermaye artırımı yönünden 456/4 fıkrası ile 353 ve 354. Maddeler ile 355/1 maddenin kıyasen sermaye artırımına da uygulanacağı belirlenmiştir. 6762 Sayılı TTK 'nda yeni 353.maddeye karşılık gelen 299 maddenin, 559 sayılı KHK'nin 13.maddesi ile 1995 yılında yürürlükten kaldırılmış olması karşısında , 6762 Sayılı Kanun'un 299. maddesinde öngörülen 1 aylık hak düşürücü sürenin Aralık 1995 ve sonraki kararlarda gözetilemeyeceği değerlendirilmiştir. Bunların yanı sıra, davaya konu genel kurul kararlarının toplantılarının icra edildiği, hissedarların /vekillerinin toplantıya katıldıkları, davaya konu kararların sicil gazetesinde ilan edildiği tespit edilmiş, davacı tarafça ileri sürülen yokluk ve butlan koşullarının oluşmadığı belirlenmişir.Bundan başka davacılar tarafından 28/08/2001 tarihinde davalı şirkete çekilen ihtarname ile, davacıların artırılan sermayenin tamamına katılacakları bilgisini veren, sermaye artırımına iştirak kararı ve ödemeye hazır olduğunun bildirilmesi konulu ihtarname gönderdikleri, davalı şirketçe sunulan delillerden anlaşılmıştır.Davacılar vekilince, dava dilekçesinde, davalarına gerekçe olarak sermaye artırımının iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı, ayrıca TTK 456/1 maddesine aykırı olduğu sebeplerine dayanılmış, alınan raporlara itiraz beyanlarında ise başkaca aykırılık iddiaları ileri sürülmüştür. Butlan ve yokluk iddiaları yönünden süreye bağlı olmaksızın aykırılıkların ileri sürülebileceği, bu kapsamda iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın her aşamasında ileri sürülebileceği, nitekim ileri sürülmese dahi resen gözetilmesi gerektiği mahkememizce dikkate alınmış olup davacı tarafça aşamalarda genişletilen sebeplerin TMK 2.maddesinde açıklanan dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı değerlendirilmiştir. Yukarıda açıklamalar çerçevesinde sermaye artırımı kararlarının objektif iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığı iddiaları yönünden 3 aylık hak düşürücü sürenin dolduğu, sair itirazlar yönünden ise son kararın 2013 tarihli olup davanın 2017 tarihinde ikame edildiği, Mayıs 2009 ve Haziran 2010 tarihli kararların daha önce iptal davasına konu edilip reddedildiği, davaya konu ilk 5 kararın mahkeme kararı ile onaylanmasına karar verildiği, sicilde ilan edildiği anılan mahkeme kararlarında da şirket sermayesinin nakten ve tamamen ödenmiş olduğunun tespit edildiği, davacılar tarafından 2001 tarihinde, sermaye artırımına iştirake ilişkin ihtarname gönderildiği, sair yokluk hallerine ilişkin alınan raporlardaki tespitlere mahkememizce de iştirak olunduğu, yokluk ve butlana ilişkin koşulların bulunmadığının değerlendirildiği, buna mukabil aşamalarda genişletilen iddiaların dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı bu yönden dinlenebilir olmadığı kanaati oluşmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir..."gerekçesi ile, Davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesi ile, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu,Sermaye arttırımının kararlaştırıldığı 05.05.1997 tarihli genel kurul toplantısı öncesinde genel kurul toplantısı yapılacağına dair ilan yapılmadığını,Kanun, genel kurul toplantısına çağrının TTSG'de yayımlanmasını şart koştuğunu, TTSG gazetesinden yapılan sorgulamalarda 05.05.1997 gazete kayıt tarihli 08.04.1997 tarihli olağan genel kurul toplantısı öncesinde TTSG gazetesinde bu toplantının yapılacağına dair herhangi bir ilan yer almadığını, belirtilen genel kurul toplantısının, şirket merkezinde yapılmadığını, genel kurul toplantısının şirketin ticari merkezi dışında bir yerde yapılmasının ancak ana sözleşme ile mümkün kılınabileceğini, ana sözleşmede böyle bir kayıt bulunmadığından yapılan genel kurul bu nedenle de hukuka aykırı olduğunu,19.08.1998 tarihli sermaye arttırımı 5 Ağustos 1998 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısına dayandırılmaktadır. 5 Ağustos 1998 tarihinde yapılan genel kurul toplantısı ticaret siciline bildirilmediğini,; buna ilişkin tebligatlar paydaşlara yapılmadığını, Genel kurul kararlarının hüküm ve sonuç doğurabilmesi için bu kararların ticaret siciline tescili ile TTSG'de ilan ettirilmesi zorunlu olduğunu, hükmi şahsiyetin irade açıklama organı olan umumi heyette alınan kararların hüküm ve sonuç doğurması ticaret siciline tescil ve sicil gazetesinde ilan edilmesi ile mümkün olduğunu, bu toplantıda alınan kararların ticaret siciline tescil ve ilan ettirilmemiş olunmasının sebebi gerçekte böyle bir toplantının yapılmamış olması olduğunu; karar tutanağı varsa bunun elden ele gezdirildiğini, Toplantı yapılmaksızın elden ele gezdirilen ve dahi hüküm ve sonuç doğurmayan bir genel kurul toplantısına dayanılarak, yapılan sermaye arttırımı işlemleri için önce yokluk durumu tartışılmadığını ve bu kararın butlan ile sakat olup olmadığı gereği gibi irdelenmediğini, 21.03.2014 tarihli sermaye arttırımı 30.12.2013 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısına hasredilmektedir lakin ticaret sicili kayıtlarına müseccel bu tarihli bir olağanüstü genel kurul toplantısı bulunmadığını, Söz konusu çağrısız genel kurul toplantı tutanağı, bu toplantıya dair tüm paydaşlara davet çıkarılıp çıkarılmadığı, tüm paydaşların tutanakta imzasının bulunup bulunmadığı, bakanlık komiserinin hazırda bulunup bulunmadığı, bulunmamışsa bunun etkisi incelenmesi gerekmekteyse de aşamalarda alınan bilirkişi raporlarında bu durum değerlendirilmediğini, 17.08.2001 tarihli sermaye arttırımı 23.07.2001 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısına hasredilmektedir lakin ticaret sicili kayıtlarına müseccel bu tarihli bir olağanüstü genel kurul toplantısı bulunmadığını, Sermaye arttırımına ilişkin edimlerin bilfiil paydaşlarca yerine getirilip getirilmediği konusunda somut şüpheler mevcut olduğunu, sermaye arttırımına ilişkin ödemelerin ortaklar tarafından gerçekleştirilmediği fakat şirket kasasından gerçekleştirildiğini, Yerel mahkemenin gerekçeli kararındaki "davacı tarafça aşamalarda genişletilen sebeplerin TMK madde 2 ile bağdaşmadığı" değerlendirmesine katılmanın mümkün olmadığını, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davalı şirketin 1985-2013 tarihleri arasında yapılan sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararlarının yokluk ve butlan sebepleri nedeniyle kesin hükümsüz olduğunun tespiti istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacılar vekili dava dilekçesi ile, müvekkillerine şirket hisselerinin murisleri ... intikal etmiş olup davalı şirkette % 7 oranında hisse payına haiz olarak ortaklığa başlandığını, davalı Şirket bugüne kadar 08.10.1985 - 31.12.1986 -03.07.1987 -19.11.1991 - 23.12.1991 - 21.12.1995 - 24.06.1996 - 02.07.1998 - 02.07.2001 -09.04.2003 -12.02.2004 -25.03.2009 -26.05.2009 - 25.06.2010 -30.12.2013 Tarihli Sermaye Artırımı Kararları alarak büyük pay sahiplerini güçlendirip,küçük hissedarların hisse oranlarını düşürmek kastı taşıyan sermaye artırım kararları sonucu müvekkillerinin hisse oranlarının 000,1 oranına kadar geriletildiğini, davalı şirketin sermaye artırım kararları rüçhan haklarının ihlali, sermaye artırımında şirketin ihtiyacından ziyade pay sahiplerinin zarara uğratılmasının amaçlandığını, nitekim mali durumu yetersiz olan müvekkillerinin sermaye artırımına katılamayacak olmaları aşikar olup bu durumda da artırmanın objektif iyi niyet kurallarına aykırılık taşıdığını, davalı şirketin önceki sermayeyi ödemeden esas sermaye artırımına gitmiş olması bahse konu sermaye artırım kararlarının geçersizliği sonucunu doğuracağını belirterek 1985-2013 tarihleri arasındaki Sermaye Artırım Kararlarının yokluk ve butlan sebepleri nedeniyle kesin hükümsüz olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.Davacıların, davalı şirketteki (toplam 0,001 – binde birlik) hisseleri 1999 yılında vefat eden ...’dan mirasen intikal eden hisseler olduğu ve davacıların davalı şirkette 1999 yılından itibaren hissedar oldukları anlaşılmıştır.Mahkemece, bilirkişi heyetinden kök ve ek rapor alınmak suretiyle istinafa konu kararın verildiği anlaşılmıştır. HMK 282 maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir," yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davacılar vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında verilen itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince bilirkişi heyetinden alınan kök ve ek raporda ve mahkemece verilen hüküm gerekçesinde bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiştir. İlk derece mahkemesine sunulan deliller, bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler ışığında, 1985 – 2013 yılları arasında sermaye artırımına dair alınan genel kurul kararlarında yokluk ve butlan şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla; mahkemece davanın reddine yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine yönelik davacılar vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60.TL istinaf karar harcından istinaf eden davacılar tarafından peşin olarak yatırılan 59,30.TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30. TL'nin davacılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 25/04/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.