İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2024/710 K.2024/679
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/710
KARAR NO: 2024/679
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ: 12/02/2024
NUMARASI: 2024/22 Esas (Derdest)
TALEP: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:08/05/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
TALEP: İhtiyati tedbir talep eden vekilinin 09/01/2024 tarihli dilekçesinde müvekkilinin ortağı olduğu davalı şirketin dava konusu 09/10/2023 ile 09/11/2023 tarihli Olağan Genel Kurul toplantılarının yok hükmünde olduğunu ve yok hükmünde sayılmasını, müvekkilinin ıskata konu payının diğer ortağa satışına onay verilmesi, yönetim kurulu üyelerinin kendi adına veya başkasının adına işlem yapılmasına izin verilmesini, müvekkili adına dava açılmasına muvafakat verilmesi gibi anonim ortaklığın temel yapısını dikkate almayan kararların icrası halinde müvekkilinin uğrayacağı zararı göz önünde bulundurarak dava konusu genel kurul kararlarının uygulanmaması için tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. Yönetim kurulunun 31/01/2024 tarihli dilekçesinde davacının davalı şirketin eski yönetim kurulu üyesi olduğunu, şirketin hesaplarından kendi hesaplarına haksız ve hukuka aykırı olarak kendi hesabına para geçirildiğini, sermaye koyma borcunu yerine getirmediğini, paylar için hiçbir alıcı çıkmadığı ve şirketin devamlılığı için gerekli olduğu hissedar olarak müvekkilinin ıskata konu payları satın almak zorunluluğu içinde kaldığını, davanın reddini talep ve beyan etmişlerdir. Davalı cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddia ettiği genel kurul çağrılarının usulsüz olduğunu iddiasının mesnetten yoksul olduğunu, usul ve yasaya bildirim yapıldığını, davacı şirketin yöneticisi olduğu dönemde yönetim kurulu toplantılarına davacının katılmadığını, yeterli sayı oluşmadığı için uzun süre şirket faaliyetleri için önem arz eden yönetim kurulu toplantılarının gerçekleştirilemediğini, davacının sermaye koyma taahhüdüne uymadığı, davacının şirket yöneticisi olduğu dönemde genel kurul kararı olmaksızın uhdesine para geçirdiğini, genel kurulda alınan 5 nolu kararın davalı şirketi zarara uğratmak saikiyle istendiğini, sermaye borcunu ödemeyen davalının uhtesine para geçirerek şirketi zarara uğrattığını, 6 nolu karar için açılan davanın davalı şirket finansalı olarak zor durumda kaldığı için alındığını, 7 nolu kararın paylar için hiçbir alacağı çıkmaması ve şirketin devamı için gerekli olduğundan alındığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "... davacı tarafın iddialarının yargılamayı gerektirdiği ve yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği, tedbir kararı verilmemesi halinde davacının hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceği konusunda bu aşamada bir kanaat oluşmadığı, tedbir kararı verilmemesi halinde ciddi bir zararın doğacağına dair emarelerin de bulunmadığı, ayrıca taraf menfaatleri de gözetilmek suretiyle davacının genel kurul kararlarının yürütülmesinin geri bırakılması koşullarının oluşmadığı vicdani kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde ihtiyati tedbir talebinin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 01/09/10/2023 tarihli olağan genel kurulun 5 nolu kararının iptali ve kararla ilgili tedbir kararı verilmesi gerektiğini, 09/10/2023 tarihli olağan genel kurulun 6 nolu kararının iptali ve kararla ilgili bu aşamada tedbir kararı verilmesini talep ettiğini, 09/10/2023 tarihli olağan genel kurulun 7 nolu kararının iptali ve kararla ilgili bu aşamada tedbir kararı verilmesini, somut olayda H.M.K'nın 389. Maddenin koşulları oluştuğunu, tedbir kararı verilmemesi halinde meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağını ya da tamamen imkansız hale geleceğini, müvekkilin payı fiilen ıskat edildiğini, bu durum davalı şirketin yönetim kurulu kararlarıyla ve Ticaret Sicil Gazetesi kayıtlarıyla sabit olduğunu, dolayısıyla tedbir kararı verilmediği takdirde müvekkil usulüne aykırı ıskat işlemine maruz kalacak ve şirket paylarını kaybedeceğini, ayrıca yukarıda gerekçeleriyle ortaya koyulduğu üzere yasanın aradığı yaklaşık ispat koşulu gerçekleştiğini, tedbir kararı verilmediği takdirde ciddi zararların doğacağı açık olduğunu, açıklanan nedenlerle mahkemece tedbir isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yetersiz gerekçeye ve yanılgılı değerlendirmeye dayanılarak ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiğini, istinaf yoluna başvurma zorunluluğu doğduğunu, istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/02/2024 tarihli ara kararının kaldırılmasına ve müvekkilin hak kaybı yaşanmaması için davalı şirketin 2022 yılına ait 09/10/2023 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan 5, 6, 7 nolu kararlarının uygulanmasının durdurulmasına yönelik tedbir talebinin kabülüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Karşı taraf vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrar etmiş istinaf talebinin reddini savunmuştur.
GEREKÇE: Talep, şirket genel kurulu kararlarının iptali istemli davada genel kurul kararlarının yürütmesinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir verilmesi istemidir. Mahkemece 12/02/2024 tarihli ara karar ile davacının yürütmeyi durdurma talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, genel kurul kararlarının yürütmesinin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir şartlarının bulunup bulunmadığı noktasındadır. Davalı şirketin 2022 yılına ilişkin Olağan Genel Kurul toplantısı 09/10/2023 tarihinde yapılmıştır. İhtiyati tedbir isteyen davacı taraf, genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespiti veya iptali istemiyle açılan davada olağan genel kuruldu alınan kararların kanuna, ve esas sözleşmeye aykırı olduğu, kararların uygulanması halinde müvekkilinin telafisi imkansız zararlara uğrayacağı iddiasıyla yürütmesinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 449. Maddesine göre, genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir.6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 389/1. Maddesi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir. Yukarıda ifade edildiği üzere HMK'nın 390/2 maddesine göre, tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Yaklaşık ispattan anlaşılması gereken ise usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Buradaki amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam ispat gerekmez. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez. Mahkemece genel kurul toplantısının 5 ve 7 numaralı kararlarının yürütülmesinin durdurulmasına ilişkin talepler yönünden dosyada toplanan deliller ve yargılamanın geldiği aşama dikkate alınarak yaklaşık ispatın gerçekleşmediği gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Dava konusu genel kurulun 6 nolu gündem maddesinde ise TTK'nın 395. Maddesi gereğince, yönetim kurulu üyelerinin şirketle işlem yapma yasağı aynı zamanda yönetim kurulunun tek üyesi olan ortak ...'nın 600.000 kabul ve davacının 20.000 red oyu ile ve oy çokluğu ile kabul edilmiştir. TTK'nın 395 ve 396. maddeleri çerçevesinde alınan kararlarda, hakkında izin verilen yönetim kurulu üyesinin şirketle kendi arasındaki kişisel nitelikteki bir iş ve işlem olan hususun oylamasında oy kullanamayacağı gibi TTK'nın 436/1. maddesinde sayılan yakınların da bu kararların oylanmasında oy kullanmaları mümkün bulunmamaktadır. Bu durumda ilk derce mahkemesince bu talep yönünden yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği gözetilmeden bu talep yönünden ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi ara kararının genel kurulun 5 ve 7. Maddelerine ilişkin kısım yönünden isabetsizlik bulunmamakla birlikte genel kurulan 6 nolu kararı yönünden ihtiyati tedbirin reddine karar verilmesinin isabetli olmadığı olmadığı anlaşılmakla davalının istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak dosya içeriğine uygun yeni bir tedbir kararı verilmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 08/05/2024