İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2021/27 K.2024/907
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/27
KARAR NO: 2024/907
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/12/2019
NUMARASI: 2016/815 Esas - 2019/1431 Karar
DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/06/2024
Taraflar arasındaki Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 1986 yılında İTO'ya kaydolduğunu, 19.000.000 TL kayıtlı sermayesi bulunduğunu, müvekkilinin 1992 yılında şirkete %45 oranında ortak olduğunu, sicil kayıtlarında müvekkilinin %0,1 oranında pay sahibi, ... ise %99,9 oranında pay sahibi göründüğünü, bu pay oranının müvekkilinin imzası taklit edilerek sahtecilikle oluştuğunu, taraflar arasında sürmekle olan birçok dava bulunduğunu, 2015 yılı ortaklar genel kurulu toplantısında 3 ve 4. Gündem maddesi olarak görüşülen 2015 yılı faaliyet dönemine ait faaliyet raporları ve tasdik edilen finansal tabloların eksik, yanlış ve gerçek dışı olduğunu, 18.08.2014 tarihli Prof.Dr. ... tarafından hazırlanan kayyım raporuna göre sermayenin 2/3 oranında kaybedildiğini, Vergi Beyannamesinde sonradan yapılan düzeltme ile 6.000.000TL bir düzeltme yapıldığını, şirketin gerek yönetim bilgi sistemi ve gerekse muhasebe bilgi sisteminin güncel verileri yansıtmadığını, Finansal tablo olarak sunulan evrakın fiktif olduğunu, hukuka aykırı şeklide tasdik edildiğini, Prof.Dr. ... tarafından hazırlanan 11.09.2014 tarihli 2. kayyım raporuna göre bazı hesaplarda çok büyük tutarlarda farklılıklar bulunduğunu, dava konusu genel kurulun 7. gündem maddesi gereği alıman 2015 yılına ait 3.722.070 TL kar edildiğini, ancak önceki yıllarda zarar edilmesi sebebiyle bu karın dağıtılmaması yönündeki kararın objektif hüsnüniyet kurallarına aykırı olduğunu ve iptali gerektiğini, dava konusu genel kurulun 6. gündem maddesi gereği yapılan müdür seçiminin gündeme bağlılık ilkesi gereği hukuka aykırı olması ve şirketin menfaatlerine uygun olmaması sebebiyle iptalini talep ettiklerini iddia etmek suretiyle, 11.04.2016 tarihinde yapılan 2015 yılı olağan ortaklar genel kurulunda gündemin 3, 4, 6 ve 7. Maddeleri gereği alınan kararların iptalini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 11.04.2016 tarihinde yapılan 2015 yılı olağan ortaklar genel kurulunda gündemin 3 ve 4. maddeleri kapsamında müzakere ve tasdik edilen faaliyet raporu ve finansal tabloların gerçeği yansıtmadığı yönündeki iddialara dayanak olarak kayyım raporunun ve vergi inceleme raporlarının gösterildiğini, bu raporların gerçeği yansıtmadığını. Genel kurulun 7. gündem maddesi uyarınca alınan kar dağıtmama kararının hukuka uygun alındığını, genel kurulun 6. gündem maddesi uyarınca alınan müdür seçimi kararının hukuka uygun alındığını, gündemde belirtilen madde ile uyumlu bir içerik ile karar alındığını, alınan kararın bu sebeple hukuka uygun olduğunu, davacının 1992 yılında %40 oranında paya sahip olduğunu, 20 yılı aşkın bir süredir şirket işleri ile ilgilenmediğini, sermaye artışlarına katılmaması sebebiyle pay oranının düştüğünü belirterek, açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "... iptali istenen kararlardan 3. maddede faaliyet raporlarınn okundğu ve müzakeresine geçildiği tutanağa bağlanmıştır. Bu maddede alınan bir karar olmadığından iptale konu bir talebin de olamayacağı anlaşılmıştır. Kurulun 4. maddesinde finansal tablolar onaylanmıştır. Davacının kararda olumsuz oy kullandığı, muhalefetini de karar sonrası yazdırdığı anlaşılmaktadır. Ne var ki finansal tablolardaki hangi hususların gerçeğe aykırı olduğu noktasında davacının somut bir iddiası yoktur. Aynı şekilde muhalefet şerhinde de bu hususta somut bir iddia yoktur. Genel kurulun 6. maddesi müdür seçimine ilişkindir. ..., 10 yıl süreliğine münferit imzalı yetkili müdür olarak seçilmiştir. Davacı karar öncesi muhalefet şerhini tutnağa yazdırmıştır. Davacı, müdür seçimi ile ilgili kendisine önceden müdürün yetki alanı ve atanacak süresi ile ilgili bilgi verilmediğini ileri sürmüştür. Ancak genel düzenlemelere göre şirkete müdür atanacağından süresi ve yetkisinin kapsamı bakımından olağanüstü bir karar alınmamış olduğu sürece bu tür bir itirazın iptal sebebi sayılması mümkün değildir. Ne tür bir bilgilendirmenin eksik kaldığı anlaşılamamıştır. Genel kurulun 7. maddesinde kar dağıtmama kararı alınmıştır. Davacı bu karara muhalefetini de karar öncesi tutanağa geçirmiştir. Yerleşik Yargıtay kararları ışığında, muhalefet şerhinin karardan önce sunulması, yasanın aradığı muhalefet dava şartının yerine gelmediğini kabul etmek gerekmiştir. (Y, 11 HD.nin 2016/10141 E, 2018/2779 K sayılı ilamında da bu kural, “Dairemizin kökleşen uygulaması, bir karara muhalefet olunması ve muhalefetin tutanağa geçirilmesi yolundaki dava şartının gerçekleşebilmesi için muhalefetin alınan karardan sonra tutanağa geçirilmesi gerektiği yönündedir. Bu görüş, karara peşinen muhalefet olmaz şeklinde açıklanabilir” şeklinde karara bağlanmıştır.) Özetle 3. maddede iptale konu bir kararın olmaması, 4. maddede finansal tabloların hangi açıdan gerçeğe aykırı olduğunun belirtilmemiş olması, iddianın soyut kalmış olması, 6. ve 7. maddede muhalefetin karardan önce belirtilmiş olmasının, muhalefet dava şartına uygun olmaması sebepleriyle iptal talebi yerinde değildir. Alınan karar yasa ve ana sözleşme hükümlerine uygun olup yeterli karar alma nisabı oluşmuştur. Dvacının iptal gerekçeleri somut olmadığı, gibi belirtilen hususların da yukarıda açıklandığı gerekçelerle iptali sebebi sayılması mümkün değildir. Bilirkişi raporunun da dosya kapsamı ile uyumyu olduğu, usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmış, mahkememizce de itibar edilmiştir. Davalı şirket iki ortaklı olup, davacı ile dava dışı ... arasında onlarca davanın olduğu, bu davaların bur kısmının halen derdest olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki dosyalar gerek fiziken gerekse uyap üzerinden celp edilerek incelenmiş, hiç birinin eldeki uyuşmazlık yönünden bekletici mesele yapılması gerekmediği, aynı genel kurula ilişkin başka bir iptal davasının da olmadığı gerekçesiyle davanın reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu genel kurul kararlarının tamamına taraflarınca açıkça muhalefet edilmiş iken Mahkeme tarafından kararlara muhalefet edilmediğine karar verilmesinin son derece hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, tasdik edilen finansal tabloların fiktif kayıtlarla oluşması nedeniyle yine fiktif olacağı yönündeki itirazlarının mahkeme tarafından dikkate alınmadığını , söz konusu ticari defterlerin incelemesi dahi yapılmadığını, oysaki taraflar arasında yargılaması devam eden diğer dosyalardan alınan bilirkişi raporlarında ticari defter ve kayıtların incelendiğini ve haklı iddialarının geçerli olduğunu ve şirketin geçmiş ve gelecek tüm ticari kayıtlarının fiktif olacağının birçok kez ortaya konulduğunu, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/592 esas sayılı dosyası kapsamında alınan bilirkişi ve kayyum raporları uyarınca şirkete ait ticari defter ve kayıtların güncel ve geçerli olmadığını, işbu kayıtlar esas alınarak oluşturulacak olan her türlü yeni finansal tabloların da hukuka aykırı ve fiktif olduğunun somut olarak ortaya konduğunu, finansal tabloların fiktif olduğu hususunu somut olarak ortaya koyan İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/657 esas sayılı dosyasında alınan kayyım raporunda şirketin mali tablolarının gerçeği yansıtmaktan uzak olduğunun ve şirketin neredeyse yarı hissesinin kaybedildiğinin ifade edildiğini, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı 2013/45572 soruşturma numaralı dosyada düzenlenen bilirkişi kurulu raporu ile vergi inceleme raporlarında davalı şirket yöneticisi ...'un görev yaptığı dönemlerde şirket ticari defter ve kayıtlarının sahte faturalar düzenlenerek oluşturulduğunu, sahte faturaların kullanılması ile şirket mal varlığının şirket ticari ve defter kayıtlarından çıkarıldığı açıkça ortaya konulmuş olup, mahkemece bu hususlar dikkate alınarak 2015 yılı olağan ortaklar genel kurulu gündeminin 3, 4, 6 ve 7. maddelerinin iptali gerektiğini, açıklanan nedenlerle muhalefet şerhlerinin gözden kaçırılarak, herhangi bir ticari defter ve kayıt incelemesi dahi yaptırılmadan, dosya kapsamındaki delillerinin hiçbiri incelenmeden verilen mahkeme kararının bozulmasına, mahkeme kararının kaldırılmasına, haklı davalarının tümden kabulüne, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE :Dava, davalı şirketin 11.04.2016 tarihinde yapılan 2015 yılı ortaklar genel kurulunda alınan 3, 4, 6 ve 7 nolu kararların iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi bakımından uyuşmazlık, 11.04.2016 tarihinde yapılan 2015 yılı ortaklar genel kurul toplantısında alınan 3,6,4 ve 7 nolu kararların iptalinin gerekip gerekmediği noktasındadır.Dosya kapsamından, davalı şirketin 07.10.1986 yılında tescil ile kurulduğu, 22.07.1992 tarihli ortaklar kurulu kararıyla ile davacının %45 hisse ile davalı şirkete ortak olduğu, şirketin toplam sermayesinin 19.000.000,00 TL, şirket ortaklarının davacı ile dava dışı ... olduğu, dava dışı ortağın hisse payının %99,9, davacının hisse payının ise %1 olduğu, davaya konu 11.04.2016 tarihinde yapılan ortaklar genel kurul toplantısının 3 nolu maddesinde faaliyet raporlarının okunduğu ve müzakeresine geçildiği hususunun yazılı olduğu, herhangi bir karar alınmadığı, 6 nolu maddesinde 10 yıl süre ile ve münferit imza ile şirketi her konuda temsile yetkili olmak üzere ... 760 muhalefet oyuna karşın 759.240 olumlu oy ile oy çokluğu ile şirket müdürü olarak seçilmesine karar verildiği, 4 nolu maddesinde finansal tabloların 760 muhalefet oyuna karşılık 759.240 olumlu oy ile oy çokluğu ile onaylanmasına karar verildiği, 7 nolu maddesinde kar dağıtım kararına esas alınabilecek ticari kar bulunmadığından 760 muhalefet oyuna karşın 759.240 olumlu oy ile oy çokluğu ile kar dağıtımı ile ilgili karara yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır . Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) "kanunun anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına ve iptaline ilişkin hükümlerinin, kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanacağı"na ilişkin 662. maddesi atfıyla TTK'nun 445.maddesinde toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten kişilerin, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabileceği düzenlenmiştir. TTK'nın 447. Maddesine göre de genel kurulun, özellikle (...) pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran,(...) kararlarının batıl olduğu hüküm altına alınmıştır. Davaya konu genel kurul kararlarında ise anılan madde kapsamında alınmış herhangi bir karar bulunmamaktadır. Bunun dışında başkaca bir butlan sebebinin bulunduğu da iddia ve ispat edilmiş değildir. Davanın, iptal davası için aranan üç aylık hak düşürücü süre içinde 01/07/2016 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. 1.Somut olayda iptali istenen ortaklar genel kurulunun 3 nolu maddesinin faaliyet raporunun okunması ve müzakeresine ilişkin olduğu , oylaması yapılarak alınmış bir karar olmadığı gözetildiğinde davacının bu maddeye yönelik iptal istemi yerinde değildir.2.TTK'nın 446. maddesindeki yasal düzenleme ile yerleşmiş Yargıtay içtihadı uyarınca, toplantıda hazır bulunup karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirten pay sahibinin iptal davası açma hakkı vardır. Diğer bir deyişle, olaya uygulanması gereken TTK'nın 446. maddesi genel kurul kararlarının iptalinin şartlarını ve usulünü düzenlemiş olup, anılan maddede toplantıda hazır bulunup karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirten pay sahibinin iptal davası açabileceği belirtilmiş olup, bu husus dava şartıdır. Ayrıca bir karara muhalefet olunması ve muhalefetin tutanağa geçirilmesi yolundaki dava şartının gerçekleşebilmesi için muhalefetin alınan karardan sonra tutanağa geçirilmesi gerekmedir. Bu görüş, karara peşinen muhalefet olmaz şeklinde açıklanabilir (Bkz. Yargıtay 11. HD, 08.12.2015 tarih, 2014/18887; 2015/13122 E.K sayılı ilamı) Somut olayda iptali istenen ortaklar genel kurulunun 6 nolu kararının müdür seçimine ilişkin olduğu, davalı şirketi temsile yetkili olarak ...'un seçilmesi önerisi oylandıktan sonra davacı temsilcisinin oylamaya ilişkin muhalefet ettiğine dair beyanda bulunduğu ve dilekçe sunduğu, bu hususların altına oylama sonucunun yazıldığı görülmekle davacının 6.nolu gündem maddesi ile ilgili alınan karara muhalefet ettiği, bu muhalefetin peşinen muhalefet olmadığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte davacı, müdürün yetki alanı ve atanacak süresi ile ilgili bilgi verilmediğini ileri sürmüş olup, bu itiraz iptal sebebi olmadığı gibi müdür seçimine ilişkin kararın yasaya, ana sözleşmeye veya dürüstlük kurallarına aykırı olduğunun ispatlanmadığı gözetildiğinde mahkemece davalı şirketin 11.04.2016 tarihli genel kurul toplantısında alınan 6 nolu kararın iptali isteminin reddine karar verilmesi sonucu itibariyle doğrudur. 3.İptali istenen ortaklar genel kurulunun 4 nolu kararı finansal tabloların onaylanmasına ilişkin olup, davacı anılan karara muhalefet etmiştir. Davacının alınan karara itiraz gerekçesi davalı şirketin 2012-2013-2014 yılları başta olmak geçmiş yıllara yönelik bilançolarının, faaliyet raporlarının ve tablolarının fiktif bir şekilde tutulduğunun kayyım raporları ve diğer dosyalardan alınan raporlar ile sabit olması ve fiktif olan kayıtlara istinaden hazırlanan 2015 yılı faaliyet raporu ve tablolarının da fiktif olacağı iddiasına dayanmaktadır.TTK'nun 68/3. Maddesinde yıl sonu finansal tabloların, bilanço ile gelir tablosundan oluştuğu, dürüst resim ilkesi başlığını taşıyan TTK. 515.maddesinde ise "Anonim şirketlerin finansal tabloları, Türkiye Muhasebe Standartlarına göre şirketin malvarlığını, borç ve yükümlülüklerini, öz kaynaklarını ve faaliyet sonuçlarını tam, anlaşılabilir, karşılaştırılabilir, ihtiyaçlara ve işletmenin niteliğine uygun bir şekilde; şeffaf ve güvenilir olarak; gerçeği dürüst, aynen ve aslına sadık surette yansıtacak şekilde çıkarılır" hükmü düzenlenmiştir. Dürüst resim ilkesi, kamuyu aydınlatma standartlarının nicelik ve nitelik bakımından geliştirilmesi, işletmenin hesaplarının doğru olması ve gerçeği dürüst bir biçimde vermesi, yani tam bir ayna görevi görmesi esasına dayanır. (Üçışık/Çelik, Kar Dağıtımı, s. 34 vd.; Üçışık/Çelik, C 1, s.)Somut olayda davalı şirketin finansal tabloların usulüne uygun olarak hazırlanıp hazırlanmadığının tespiti gerekirken dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda finansal tabloların şirket kayıtlarına ve dürüst resim ilkesine uygun olup olmadığı yönünde bir inceleme yapılmamıştır. Bu halde finansal tabloların TTK'nın 68 vd. maddeleri ile 515. maddesindeki ilkelere uygun olarak düzenlenip düzenlenmediği hususlarında alanında uzman bir bilirkişiden rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekir . Bu nedenle Mahkemece eksik inceleme ile sonuca gidilmesi doğru görülmemiştir.4.İptali istenen ortaklar genel kurulunun 7 nolu kararı kar payı dağıtımına ilişkin olup, maddenin görüşülmesi sırasında davacı temsilcisinin muhalefet oyuna ilişkin muhalefet dilekçesi sunduğu, bu hususların altına oylama sonucunun yazıldığı görülmekle davacının 7 nolu karara muhalefet ettiği, bu muhalefetin peşinen muhalefet olmadığı anlaşılmaktadır. Kar payı dağıtılmamasına ilişkin yetki genel kurulda olup, genel kurul bu yetkisini kullanırken kanuna, sözleşmeye ve dürüstlük kuralına uygun karar almak zorundadır. Her ticaret şirketi gibi limited şirketin nihai amacı kar elde etmek ve bunu dağıtmak olup limited şirketin kar elde etme ve dağıtma nihai amacından doğan pay sahibinin kar payı hakkı da vazgeçilmez haktır. Bu çerçevede limited şirketin pay sahiplerine dağıtılabilecek karı bulunuyorken kar dağıtmama gerekçesinin somut gerçeklere dayanması ve ileri sürülen bu durumun kar payı dağıtılmamasını haklı kılacak nitelikte olması gerekmektedir. Somut olayda davalı şirketin defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmadığından iptali istenen 7 nolu ortaklar genel kurul kararı yönünden bilirkişi raporunda herhangi bir değerlendirme bulunmamaktadır. Bu halde davalı şirket defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak alanında uzman bir bilirkişiden rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken Mahkemece eksik inceleme ile sonuca gidilmesi doğru görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın işaret edilen hususlara ilişkin yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde davacıya iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 07/06/2024