Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2024/1658 K.2024/1956
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/1658
KARAR NO: 2024/1956
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/06/2024
ESAS NO: 2024/345
KARAR NO : 2024/602
DAVANIN KONUSU: Tanıma Ve Tenfiz
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/10/2024
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 11/10/2024
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/06/2024 tarih ve 2024/345 Esas - 2024/602 sayılı kararı davalı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin uluslararası pamuk ticareti yaptığını, müvekkili ile davalı arasında yapılan 12 Kasım 2021 tarih ve ... nolu pamuk satış sözleşmesi uyarınca davalının müvekkilinden pamuk satın almayı, müvekkilinin de davalıya pamuk satmayı taahhüt ettiğini, tarafların sözleşmede yer alan tahkim şartı uyarınca, söz konusu sözleşmeden doğan uyuşmazlıkların Uluslararası Pamuk Birliği kurallarına göre tahkim yoluyla çözümlenmesini ve sözleşmeye Uluslararası Pamuk Birliği Kuralları ve İngiliz hukukunun uygulanmasını kararlaştırdığını, davalının anılan sözleşmeden doğan taahhütlerini yerine getirmemesi üzerine müvekkilinin sözleşmede yer alan tahkim şartı uyarınca, davalı aleyhine İngiltere’de bulunan Uluslararası Pamuk Birliği nezdinde tahkim davası başlattığını, yapılan yargılama sonucunda tahkim heyeti, müvekkili lehine ve davalı aleyhine 3 Kasım 2023 tarih ... sayılı hakem kararını verdiğini ve söz konusu hakem kararı kesinleştiğini, 3 Kasım 2023 tarih ... sayılı hakem kararının hüküm fıkrasında; a. Davalının, müvekkile toplam 739.904,00 ABD dolarının (Yediyüz Otuzdokuzbin Dokuzyüz Dört ABD Doları), 24 Kasım 2023 tarihinden ödeme tarihine kadar işleyecek yıllık New York En Düşük Faiz Oranına üzerine ek olarak yüzde 1,5 oranının eklenmesiyle bulunacak gecikme faiziyle birlikte ödenmesine, b. 21.991,35 İngiliz Sterlini (Yirmibirbin Dokuzyüz Doksanbir İngiliz Sterlini, Otuzbeş Sent) tutarındaki yargılama giderinin davalı yanca müvekkiline ödenmesine hükmedildiğini, belirterek, MÖHUK madde 60vd hükümleri ve Türkiye ile kararın verildiği ülke olan İngiltere’nin taraf olduğu Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki 10 Haziran 1985 Tarihli New York Konvansiyonunda sayılan tenfiz şartlarını yerine getiren hakem kararının New York Konvansiyonu ve MÖHUK md. 60 vd hükümleri uyarınca, kesinleşen ve bağlayıcılık kazanan 3 Kasım 2023 tarih ... sayılı Uluslararası Pamuk Birliği hakem kararının tanınması ve tenfizine, yargılama giderleri ve vekalet ücreti davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Yabancı hakem kararının tanınması ve tenfiz edilebilmesi için gerekli belgelerin usulünce onaylanmış suretinin sunulmadığını, tenfiz aşamasına kadar ki süreç içinde tüm aşamalarda müvekkili tarafından tahkim şartı içeren sözleşmenin müvekkili tarafından imzalanmadığın, davacının iddiasına konu sözleşmenin aslının sunulması gerektiğini ve yetkisine itiraz edildiğini, davacının tahkim şartı içerdiği iddia edilen sözleşme aslını tenfiz davasına kadar olan aşamada ICA tahkime sunulmadığını, davacı tarafından dosyaya sunulan fotokopi belge üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, imza itirazını tahkim aşamasında ileri sürdüklerini ancak ICA tahkim tarafından fotokopi belge ile karar verildiğini, sözleşme aslının dava taraftan talep edilmediğini, dava tarafından aslına uygunluğu tasdik edilmiş hakem şartı içeren sözleşme suretinin sunulmadığını, hakem kararının dayandığı tahkim şartı veya sözleşmesinin aslını veya aslına uygunluğu onaylanmış suretinin, hakem kararının onaylanmış aslını veya aslına uygunluğu onaylanmış bir suretinin, hakem kararı ve tahkim şartı veya sözleşmesinin uygun ve onaylı tercümelerinin sunulması nedeniyle mesnetsiz davanını reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamına göre, tenfizi talep edilen yabancı hakem kararının appostille şerhli kesinleşmiş asıl ile noter onaylı tercümesinin sunulduğu, tenfizi talep edilen yabancı tahkim kararının kamu düzenine aykırı bir yönünün bulunmadığı, münhasıran Türk mahkemelerinin yetkisine giren bir konu olmadığı, adil yargılanma hakkının ihlal edilmediği ve usulüne uygun olarak kesinleştiği gözetilerek davanın kabulüne karar verilmiş olup Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27/06/2019 tarih 2017/19-930 Esas 2019/812 Karar sayılı ilamından da anlaşılacağı üzere, yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin davalar maktu harca tabi olduğu gözetilerek maktu harç ve maktu vekalet ücreti takdir edilmiş..." gerekçesiyle Davanın KABULÜ ile 3 Kasım 2023 tarih A 01/2022/34 sayılı Uluslararası Pamuk Birliği Hakem Kararının aynen tenfizine karar verilmiştir.
İşbu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dava konusu tenfiz talebinin yabancı hakem kararının tenfizi talebine yönelik olduğu halde, ilk derece mahkemesinin tenfiz talebini yabancı mahkeme kararı şartları ile sınırlı incelediğini, bu itibarla, HMK m. 353 1- a) 6. fıkra hükmüne aykırı yargılama yapıldığını, mahkemece hukuki nitelendirmede yapılan hata ile uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin değerlendirilmediğini, yabancı hakem kararlarının tenfizi şartları ile dilekçeye eklenecek belgeler olan dava şartı niteliğindeki şartların mahkemece incelenmediğini gerekçeli karara konu edilmediğini, yabancı hakem kararının tenfiz edilebilmesi için dava dilekçesini ekli belgeler emredici olarak 5718 sayılı möhuk ile new york konvansiyonunda (sözleşmesinde) sayıldığını, dava dosyasına tenfizi istenen hakem kararının dayandığı tahkim şartı veya sözleşmesinin aslı sunulmadığını, davacı vekilinin kendi beyanı ile tahkim şartı içeren sözleşmenin dosyaya sunulmadığını ikrar ettiğini, davacı vekilinin sözleşme aslına yönelik beyanının dava konusu uyuşmalıkla ilgili olmadığını, hukuki dinlenilme hakkının gereği olarak açıklama ve ispat hakkının taraflarına tanınmadan alelacele- adeta yangından mal kaçırırcasına - ön inceleme duruşmasında yanlış karar verildiğini, tenfize konu hakem kararı Uluslararası Pamuk Birliğinin (ICA) kararı olması nedeniyle yabancı hakem kararı olup, tenfiz talebinin incelenmesi uluslararası sözleşme olan 1958 tarihli New York sözleşmesi hükümlerine göre incelenmesi gerektiğini, buna göre, tenfiz talebinin mahkemece incelenmesi için dilekçe ekindeki belgelerin sayıldığını, bu belgelerin dava dilekçesi eklenecek belgeler olup bu belgelerin eksikliği halinde, dava şartı eksikliğinden davanın reddedilmesi gerektiğini, 5718 sayılı MÖHUK'un 61. maddesi de yine 1958 tarihli New York Konvansiyonu'nun 4. maddesi ile aynı olduğunu, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi kararında alakasız şekilde aynı kanunun (MÖHUK'un) 53. maddesini gerekçe olarak gösterdiğini, gerekçe dahi yazmadan anayasanın 141. maddesi de açıkça ihlal edilerek hukuka aykırı tenfiz kararı verildiğini, tahkim şartının asıl sözleşme ilişkisinden bağımsız olduğu ve yapılış ve geçerlilik şartları yönünden asıl sözleşmeden ayrı incelenmesi gerektiği tahkim hukukunun temeli olup açıklama ve izahtan da vareste olduğunu, müvekkilinin davalı şirketin yegane yasal hukuki güvencesi tenfiz aşamasında, tenfiz mahkemesi tarafından sözleşme aslı talep edilerek itirazın incelenmesi olduğunu, tenfiz mahkemesi olan Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi asıl incelemesi gereken konuda hatalı yasal düzenlemeye atıf yaparak itirazı hakkında gerekçe dahi oluşturmadan hatalı tenfiz kararı verdiğini, bu derecenin fahiş hataya dayalı bir kararın kabul edilemeyeceğini, dosyadaki delillerin değerlendirilmediğini, müvekkili tarafından imzası inkar edilen fotokopi belgede yer alan imzanın müvekkiline aidiyetinin incelenebilmesi için davacının tahkim şartının varlığı iddiasıyla sunduğu hakem kararının dayanağı olan tahkim şartı içeren fotokopi belge aslını mahkemeye mutlaka sunması gerektiğini, hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, itirazların dosya içerisindeki 27.05.2024 tarihli cevap dilekçesinde de yer almasına rağmen Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesince savunmaların hiçbir zaman irdelenmediğini, mahkemenin itiraz ve savunmaları neden reddedildiğine dair bir gerekçeye kararında yer vermediğini belirterek; istinaf dilekçesinde arz ve izah edilen nedenlerle, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/345 Esas 2024/602 Karar sayılı ilamının istinaf incelemesi sonucunda ortadan kaldırılması ve tenfiz davasının reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde: İstinafa cevap dilekçesinde arz edilen ve resen gözetilecek sebeplerle istinaf talebinin reddine ve/veya tenfiz şartları yerine geldiğinden ve İlk Derece Mahkemesinin kararı sonuç itibarıyla doğru olduğundan MÖHUK m. 53 vd. Hükümlerine atıf yapması ile ilgili hatanın duruşma yapmadan HMK m. 353/b-2 hükümü uyarınca düzeltilerek kesinleşen ve bağlayıcılık kazanan 3 Kasım 2023 tarih ... sayılı Uluslararası Pamuk Birliği hakem kararının tanınması ve tenfizine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Dava, hukuki niteliği itibariyle, Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkında New York Sözleşmesi (New York Sözleşmesi)'nin IV ve V. maddeleri uyarınca yabancı hakem kararının tenfizi talebine ilişkindir.Taraflar arasında akdedilen satış sözleşmesinin ifası için sözleşmedeki tahkim şartı gereğince hakeme başvurulduğu görülmüştür.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İş bu dava 03/11/2023 tarihli kararın tanınması ve tenfizi istemine ilişkin olup, hakem kararının İngiltere'de verilmiş olması nedeniyle uyuşmazlığa tenfiz şartları bakımından Türkiye’nin de taraf olduğu “New York Sözleşmesi” hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır.Somut uyuşmazlıkta, 21.05.1991 tarihli Resmî Gazete'de yayınlanan 10.06.1958 tarihli Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki New York Sözleşmesi'nin uygulanacağı açıktır. 5718 sayılı MÖHUK'un 1. maddesinde, Kanun'un uygulama alanı düzenlenmiştir. Anılan maddede, yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukukun, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, yabancı kararların tanınması ve tenfizinin bu kanunla düzenlendiği, Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası özel hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir. Bu düzenlemeye göre MÖHUK hükümlerinin ve New York Sözleşmesi'nin yarıştığı durumlarda Sözleşme hükümleri uygulanmalıdır. İlke olarak yabancı hakem kararlarının tenfizi istemlerinde tenfizi istenen kararın şeklî ve maddi anlamda kesinleşmesi gerekir. New York Sözleşmesi'nin IV/1-e maddesinde de yabancı hakem kararının tenfizi için, kararın taraflar açısından bağlayıcı hâle gelmiş olması şartına bağlanmıştır. New York Sözleşmesi'nin IV. maddesine göre, Türk mahkemelerinde açılacak tenfiz davasında, dava dilekçesi ile birlikte hakem kararının onaylanmış aslı veya aslına uygunluğu onaylanmış bir suretinin, hakem kararının dayandığı tahkim şartı veya sözleşmenin usulüne uygun aslı veya aslına uygunluğu onaylanmış bir suretinin, şayet karar ve tahkim şartı ya da sözleşmesi tenfiz ülkesinin resmi dilinde değilse, hakem kararı ile tahkim sözleşmesi veya şartının usulüne uygun ve onaylı tercümelerinin eklenmesi zorunludur. Davacı tarafça usulüne uygun şekilde kesinleşmiş hakem kararının onaylı örneği, tercümesi ve tahkim şartı içeren sözleşmenin onaylı örneği dosyaya ibraz edilmiş, ilk derece mahkemesince muhafaza altına alınmıştır.
Yabancı hakem karalarının Türkiye’de sonuç doğurabilmesi o kararın Türk Mahkemelerinde tanınmasına veya tenfizine karar verilmiş olmasına bağlıdır. New York Sözleşmesi’nin 1. maddesinde uygulama alanı gösterilmiştir. 2. fıkrada yabancı hakem kararının tanımı yapılmıştır. Sözleşmenin V. maddesinde tenfiz engelleri (tenfiz talebinin reddi sebepleri ) sınırlı olarak sayılmıştır. Bunlar ;
a) Sözleşmeye uygulanacak hukuka göre ehliyetsiz olduğunu ya da anlaşmanın tabi olduğu hukuka göre ve böyle bir seçim yapılmamışsa hakem kararının verildiği yer kanunlarına göre hükümsüz olduğu;
b)Hakemin/ hakem heyetinin seçiminden veya hakemlik prosedüründen usulü dairesinde haberdar edilmediğini ya da diğer bir sebeple iddia veya savunma hakkından yoksun bırakıldığını;
c) Hakem kararının, tahkim sözleşmesinde ya da şartında yer almayan bir uyuşmazlığa ilişkin olduğunu ya da tahkim anlaşmasının veya tahkim şartının sınırlarını aşan hükümler içerdiğini, tahkim anlaşmasının ya da şartının sınırlarını aşan kısmın ayrılması mümkünse, tahkim anlaşması içinde kalan kısmın tanınmasına ya da tenfizine karar verilebileceği;
d) Hakem heyetinin oluşumumun veya hakemlik usulünün tarafların anlaşmasına veya anlaşma olmayan hallerde tahkim yeri kanun hükümlerine uygun olmadığını;
e) Hakem kararının taraflar için henüz mecburi olmadığı veya verildiği memleket kanunlarına göre ya da tahkimin tabi olduğu hukuk kurallarına göre yetkili bir merci tarafından iptaline karar verildiği yahut icranın geri bırakıldığı iddiası ve mahkemece;
a) Tanıma ve tenfiz talebinin yapıldığı ülke kanunlarına göre hakem kararına konu uyuşmazlığın tahkime elverişli olmadığı;
b) Hakem kararının kamu düzeni kurallarına aykırı olduğu, hususlarıdır.
Görüldüğü üzere Sözleşme, iki grup tenfiz engeli düzenlemiştir. Birinci gruptakiler davalı tarafından savunma olarak ileri sürülüp ispat edilmesi gereken tenfiz engelleri, ikinci gruptakiler ise mahkemece resen gözetilecek tenfiz engelleridir.
Esasen tanıma ve tenfiz davalarında taraflar, maddi vakıaların yeniden tartışılmasını isteyemez ve tenfiz davasında mahkemece yapılacak inceleme, tanıma ve tenfiz engellerinin mevcut olup olmadığıyla sınırlıdır. Mahkeme, hakem kararının maddi hukuk yönünden isabetli olup olmadığı denetleyemez. Aleyhine tanıma ve tenfiz talep edilen taraf, ancak tenfiz şartlarının bulunmadığını (tenfiz engellerinin mevcut olduğunu) öne sürerek itiraz edebilir. Yani uyuşmazlığın esasına ilişkin savunma sebeplerine dayanamaz ve bunlara ilişkin olarak delil gösteremez. Bu nedenlerle, davalı vekilinin hakem kararının esasına dair iddialarının dinlenmesi mümkün değildir. Bu husus, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2000/2-1051 Esas, 2000/1068 Karar ve 21.06.2000 tarihli emsal ilamında; "...Tanıma ve tenfiz hakiminin prensip olarak yabancı hakem kararının doğruluğunu inceleyemeyeceği, gerek yabancı karara uygulanmış usul, gerekse kararda yer alan maddi ve hukuki tespitlerin tanıma ve tenfiz hükmünün inceleme konusu dışında olduğu, bu sistemin (revision aufonal) yasağı olarak ifade edildiği, usulde veya kararın hükmünde yapılmış olan hataların tanıma ve tenfiz kararına kural olarak etkili olamayacağı..." şeklinde ifade edilmiştir.
Bu hukuki açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde;
Öncelikle resen incelenmesi gereken iki tenfiz engeli değerlendirilmelidir.
Bunlardan birincisi, uyuşmazlığın Türk hukuku bakımından tahkime elverişli olup olmadığıdır. Taraflar arasındaki tahkim yargılamasına konu uyuşmazlık satım sözlemesinden kaynaklanmakta olup HMK'nın 408 ve TBK, TTK maddeleri dikkate alındığında, uyuşmazlığın bütünüyle tarafların tasarrufuna tabi ve tahkime elverişli bir uyuşmazlık niteliğinde olduğu belirlenmiştir.
Re'sen dikkate alınacak tenfiz engellerinden ikincisi ise kamu düzenine aykırılıktır. Davalılar vekili de kamu düzenine aykırılık iddiasında bulunarak kararı istinaf etmiştir. Kamu düzenine aykırılık bir tenfiz engeli ise de kamu düzeni kavramının, hakem kararının esasının incelenmesi sonucunu doğuracak genişlikte yorumlanmaması gerekir. Kavram oldukça önemli olmakla birlikte, kanunlarda yapılmış bir tanımı yoktur. Pozitif mevzuatta yapılmış bir kamu düzeni tanımı yoktur. Kavramın içeriği, yargısal ve bilimsel içtihatlarla doldurulmaya çalışılmaktadır . Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 2010/1 E.- 2012/1 K. sayılı, 10.02.2012 tarihli kararında, kamu düzeni kavramı şöyle tanımlanmıştır: "...Kamu düzeni, niteliği gereği zamana, yere göre değişen, içeriğinin tespiti zor her bir somut olaya göre değişiklik gösteren bir kavramdır. İlmi açıklamalara ve yargısal kararlara rağmen gelişen hukuk sistemlerinde bile tanımı olmamasına rağmen 'toplumun temel yapısını ve çıkarlarını koruyan kuralların bütünü' olarak tanım yapılabilir.
Kamu düzeni kavramının müdahale alanı son derece geniş ve yoruma müsaittir. Hükmün gerekçesiz oluşundan dolayı kamu düzeni kavramından hareket ederek, yabancı ilamın verilmesinde işlenen usulün, uygulanan hukukun, ilamın icrasının meydana getireceği sonuçların incelenmesi suretiyle, bir kararın kamu düzenine aykırı bulunarak tenfizi mümkün olmayacaktır demek çok ağır bir neticeyi yaratmak olacaktır. Türk kamu düzeninin ihlalini gerektirecek haller çoğunlukla emredici bir hükmün açıkça ihlali halinde düşünülecektir. Fakat her emredici hükmün ihlali halinde veya her emredici hükmü ihlal eden bir yabancı kararın Türk kamu düzenine aykırı bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.
O halde, iç hukuktaki kamu düzeninin çerçevesi, Türk hukukunun temel değerlerine, Türk genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı genel siyasete, Anayasada yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak prensip ve özel hukuka ait iyi niyet prensibine dayanan kurallara, medeni toplulukların müştereken benimsedikleri ahlak ilkeleri ve adalet anlayışının ifadesi olan hukuk prensiplerine, toplumun medeniyet seviyesine, siyasi ve ekonomik rejimine, insan hak ve özgürlüklerine aykırılık şeklinde çizilebilir.
İç hukukta kamu düzeninin, tarafların uymak zorunda oldukları, kamu hukukundan ve özel hukuktan doğan ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri kurallar olarak anlaşılması gerekir.". (Kamu düzeni konusunda ayrıca bakınız: (Emsal Yargıtay 15. HD'nin 2014/2183 Esas, 2014/3226 Karar sayılı ve 12.05.2014 tarihli ilamı).
Hakem yargılamasını yürütülmesinde ve verilen kararda, kamu düzenine aykırılık tespit edilmemiştir.
Taraflar arasında düzenlenen sözleşmede tahkim şartının bulunduğu görülmüştür.
Davalılar vekili, esas olarak taraflar arasında düzenlenen sözleşmede dava konusu uyuşmazlığın tahkim dışı bırakıldığını, uyuşmazlığın tahkim kapsamında olmadığını savunmuştur. Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki New York Sözleşmesinin V/c maddesinde, "Hakem karasının hakem mukavelesinde veya hakem şartında derpiş edilmiyen bir uyuşmazlığa ilişkin olduğu yahut hakem mukavelesi veya hakem şartının şümulünü aşan hükümleri muhtevi bulunduğu; bununla beraber hakem kararının hakemliğe tabi bulunan meseleler hakkındaki hükümleri bunun dışında kalan hükümlerinden ayırt edebilecek durumda ise bunların tanınması ve icrası cihetine gidilebilir" düzenlemesi bulunmaktadır. Buna göre, Konvansiyona tabi bir uyuşmazlıkta, uyuşmazlığın tahkim sözleşmesi kapsamında olup olmadığının uygulanacak hukuka ve sözleşme hükümlerine göre belirlenmesi gerekir. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin genel şartlar& tahkim koşulları maddesinde anlaşma kapsamındaki hak ve yükümlülüklerin Uluslararası Pamuk Birliği kanununa tabi olacağı, ihtilafların Uluslararası Pamuk Birliği Kurallarına uygun olarak tahkim ile çözüleceği belirlenmiştir. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin, uyuşmazlığın tahkime elverişli olduğu ve tahkim sözleşmesi kapsamında kaldığına ilişkin karar ve gerekçesi yerinde olup, bu yönde kararda yeterli gerekçede bulunmaktadır.
Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davalı tarafın söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 11/06/2024 tarih ve 2024/345 E. - 2024/602 sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli olan 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davalı tarafından peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 361/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 09/10/2024