İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2024/2321 K.2024/2894
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/2321
KARAR NO: 2024/2894
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24/04/2024
NUMARASI: 2023/741 E - 2024/371 K
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 04/11/2024
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; davalı borçlu şirket aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız takibe geçildiğini ve 7 örnek ödeme emri usulüne uygun bir şekilde borçlu şirkete tebliğ edildiğini, davalının, iş bu borcuna ilişkin olarak tebliğ edilen ödeme emrine itirazda bulunduğunu ve takibin şekli gereği takip durduğunu, Ancak yapılan itirazların haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, İşbu kısmi itirazın tamamen kötü niyetle borcun ferilerinden kurtulma amacı taşıdığını, davalı şirket ile davacı müvekkili şirket arasında 25.03.2022 tarihli ... Kurumsal Abonelik Sözleşmesi ve Ofis Güvenlik Duvarı Hizmetine İlişkin Ek Sözleşme imzalandığını, Ancak sözleşmelerin imzalanmasından beri müvekkili şirketin internet hizmetinden faydalanamamakla birlikte ek sözleşmenin esas gereği olan güvenlik duvarının kurulumu da tüm taleplerine rağmen müvekkili şirketin sistemlerine yapılmadığını, buna rağmen her ay kurulum bekleyen müvekkili şirketin hem internet aboneliğinin hem güvenlik duvarı bedelinin ödemelerini eksiksiz bir şekilde gerçekleştirdiğini, son olarak davalı şirkete taraflarınca 23/08/2023 tarihinde KEP üzerinden sözleşmelerin geçerli nedenle feshedildiğini ve bu zamana kadar yapılan ödemelerin ticari faizi ile birlikte taraflarına iadesini, aksi halde yasal yollara başvurulacağını içeren resmi ihtarname gönderildiğini, davalı şirketin, telefon üzerinden dönüş yaparak herhangi bir geri ödeme yapılmayacağını da bildirdiğini, bunun üzerine ödenen bedellerin iadesi için itirazın iptali için dava açmalarına neden olan süreç başlatıldığını, fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik; borçlunun yerinde olmayan ve haksız itirazının iptali ile icra takibinin devamına, davalının % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı davaya cevap vermemiştir. Mahkemece; "Davacı vekili 24/04/2024 tarihli duruşmada da imzalı beyanı ile dava açıldıktan sonra icra dosyasına ödeme yapıldığını, davanın konusuz kaldığını, ancak dava açıldıktan sonra dosya borcu ödendiği için vekalet ücreti ve yargılama giderleri talepleri olduğunu beyan etmiştir. İncelenen tüm dosya kapsamına göre; davacının beyanı itibarı ile davanın konusuz kaldığı, ayrıca davacı vekilinin vekaletnamesinin incelenmesinden vekilin feragat ve sulh yetkisinin olduğu anlaşılmakla; konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar vermek gerekmiş olup; her ne kadar kararda sehven unutulan hususlarda taraflardan birinin talebi ile ek karar da verilmesi mümkün ise de kısa karardan sonra ancak gerekçe yazılmadan önce 25.04.2024 tarihli dilekçe ile icra inkar tazminatı yeniden istendiğinden artık tarafın talep etme şartının gerçekleştiği nazara alınarak ek karar yerine gerekçeli kararda icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve dava açıldıktan sonra davalı tarafından davacıya yapılan ödemeler toplamı fazla ise de icra takip miktarı üzerinden icra inkar tazminatı verildiği "şeklindeki gerekçe ile, 1-Dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, 2-Davalının İİK 67/2.maddesi gereğince 60.865,45 TL asıl alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatına mahkumiyetine davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Mahkemece verilen kararı, davalı vekili istinaf etmiştir. Davalı vekilince verilen istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararla kısa karar arasında fark bulunduğu, davacı vekilinin 24.04.2024 tarihli duruşmada "Davacı vekili : itirazın iptaline konu olan icra takibi dosya borcu dava açılmasından sonra davalı tarafından ödenmiştir, dava konusuz kalmıştır, ancak dava açıldıktan sonra dosya borcu ödendiği için vekalet ücreti ve yargılamaya gideri talebimiz vardır, makbuzları UYAP'tan sunacağız" şeklinde imzalı beyanı bulunduğu, davacı tarafça karar duruşmasından sonra yeni bir dilekçe sunularak icra inkar tazminatı talep edildiği gerekçeli kararda yer verildiği, ancak mahkeme kısa karar vermiş olmasına rağmen davacı tarafın talep dilekçesini işleme alarak oradaki talepleri değerlendirmeye alınarak gerekçeli kararda hükme bağlandığı,kısa kararda hükmedilmeyen ve karar duruşmasında davacı tarafça talep edilmeyen icra inkar tazminatı tavzih kapsamında da değerlendirilmesi mümkün olmadığı,esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hâkimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak bulunmadığı, diğer yanan .karşı vekalet ücretinin yanlış hesaplandığı, 24.04.2024 tarihli duruşma ön inceleme duruşması olduğu, ön inceleme duruşmasından önce ödeme yapıldığı, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 6. Maddesi gereğince tarife hükümleriyle belirlenen ücretin yarısına hükmedilmesi gerekirken mahkemenin tamamına hükmederek usule ve hukuka aykırı bir karar verdiği ileri sürülmüştür. HMK.nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; dava , itirazın iptali talebine ilişkindir. Mahkemece 24/04/2024 tarihli duruşmada verilen kısa kararda "Dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına " şeklinde karar verilmiş ve davadan el çekilmiş iken , davacı vekilince kısa kararın tefhiminden sonraki bir tarihte verilen dilekçe üzerine gerekçeli kararda "Dava konusuz kaldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, Davalının İİK 67/2.maddesi gereğince 60.865,45 TL asıl alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatına mahkumiyetine davalıdan alınarak davacıya verilmesine, " şeklinde karar verilmesi suretiyle, gerekçeli karar ile kısa karar arasında çelişki yaratılmıştır. Mahkemece,HMK 305/A maddesi uyarınca Ek Karar verilmesi gerekirken, karar tarihinden sonra verilen dilekçe dikkate alınarak ve el çektiği dosyada kısa karar ,gerekçeli karar çelişkisi gerekçeli karara ek yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmıştır. Hatalı bir kararın düzeltilmesi, usulüne uygun başvuru halinde ancak yasa yoluna başvuru halinde denetim merciince yapılabilir. Tefhim/tebliğ edilen bir hükümde değişiklik yapılması 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre iki halde olanaklıdır; bu hallerden biri HMK 304. maddesinde düzenlenen “hükmün tashihi “, diğeri ise HMK 305. maddesinde düzenlenen “hükmün tavzihi “ dir. HMK 304. maddesinde düzenlenen “hükmün tashihi " yolu ile “ hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar " yine 304. maddede belirtilen usul ile düzeltilebilir. HMK'nın 294. maddesinde, hükmün verilmesi ve tefhimi hususları düzenlenmiş olup, HMK'nın 298/2 maddesinde de "Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz" şeklinde emredici düzenleme yer almaktadır. Kısa karar ile gerekçeli kararın farklı olması hususu HMK. 355 maddesine göre kamu düzenine aykırılık teşkil etmektedir. Mahkemece, bu şekilde kamu düzenine aykırı şekilde karar verildiğinden, bu haliyle de, kısa karar ve gerekçeli karar arasında oluşan çelişki nedeniyle denetlenebilir ve uygulanabilir olmaktan uzak olan yerel mahkeme kararı, Anayasa ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun emredici hükümlerine de açıkça aykırılık oluşturduğundan, bu husus HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzenine ilişkin ve re'sen dikkate alınacak hususlardan olduğundan, HMK'nın 298/2 , 355 , 353. maddeleri gereğince, ilgili mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilgili mahkemeye iadesine karar verilmesi gerekmiştir. Kabule göre de; Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 6. Maddesinde " Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, bu Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. Bu madde yargı mercileri tarafından hesaplanan akdi avukatlık ücreti sözleşmelerinde uygulanmaz." şeklinde düzenleme içermektedir.İlgili madde gereğince öninceleme tutanağının imzalanmasından önce ödeme yapıldığından , tarife hükümleriyle belirlenen ücretin yarısına hükmedilmesi gerekirken , tamamına hükmedilmesi de usul ve hukuka aykırı olmuştur. Bu nedenle davalının istinaf talebinin kabulü ile HMK 355 md, 297, 298/2 md. ve HMK HMK 353/1a/6.maddesi gereği kaldırılarak, yargılamaya devamla bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine geri gönderilmesi gerekmiştir.
K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalının istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK 355 md, 297, 298/2 md. ve HMK HMK 353/1a/6. maddesi uyarınca kaldırılmasıyla, yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine, Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf eden davalıya isteği halinde iadesine, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi 04/11/2024