Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2024/2290 K.2024/2296
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/2290
KARAR NO: 2024/2296
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24/09/2024 ARA KARAR
ESAS NO: 2024/500
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 15/11/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 15/11/2024
KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 24/09/2024 tarih ve 2024/500 E - sayılı ara kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davalı şirket tarafından müvekkillerim aleyhinde Kayseri Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile, keşidecisi ... Ltd. Şti görünen, 30.04.2024 keşide tarihli, 3.000.000 TL bedelli çekten dolayı kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığını, müvekkillerinin davalıya borcu bulunmamasına ve çekteki imzanın müvekkil şirket yetkilisi ...'a ait olmamasına rağmen davalı şirket tarafından kötüniyetli olarak icra takibi başlatıldığını,davalı şirketin elinde bulunan çekteki imza müvekkil şirket yetkilisi ...'a ait olmadığını ,müvekkilleri ile alacaklı görünen şirket arasında da herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını,müvekkillerimiz ile davalı şirket arasında herhangi bir alacak verecek ilişkisi bulunmamakta olup müvekkilin, alacaklıya çek keşide etmesi mümkün değildir. dolayısıyla müvekkil ile davalı arasında çek verilmesini gerektirecek hukuki bir ilişki bulunmamaktadır. söz konusu çek üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında çek yaprağının ele geçirildiğini ve tedavüle sokulduğunu , sahteliği ileri sürülen bir senetin, hmk kapsamında herhangi bir işleme esas alınması da mümkün olmadığını, bu sahte imza taşıyan çeke dair de tüm ilgililer hakkında savcılık şikayetinde bulunacaklarını , davalı şirket çek iktisabında kötüniyetli oduğunu ,davalarının kabulü ile müvekkili şirketin sonuç ve istem kısmında ayrıntıları yazılan çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile işbu çekin istirdatına karar verilerek çekin müvekkil şirkete iadesine karar verilmesini talep etme zorunluluğunun hasıl olduğunu , açıklanan ve resen tespit edilecek nedenlerle Keşidecisi...Limited Şirketi olan... çek numaralı, 30.06.2024 keşide tarihli, 3.000.000,00 TL bedelli Garanti Bankası A.Ş ...Şubesine ait çekin bankaya ibrazı halinde karşılığının ödenmemesi için üzerine ödeme yasağı konulmasına, ve iik m.72/2 uyarınca yukarıda yazılı çekler için icra takibinin durdurulmasına, davalarının kabulü ile, Davacıların, ...Limited Şirketi olan ... çek numaralı, 30.06.2024 keşide tarihli, 3.000.000,00 TL bedelli Garanti Bankası A.Ş ... Şubesine ait çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, dava konusu çeklerin davacı şirkete iade edilerek çeklerin istirdatına, davalının alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
İhtiyati tedbir kararına itiraz eden davalı ...Limited Şirketi vekili itiraz dilekçesinde özetle; "Davacı tarafın mahkemeyi yanıltmaya yönelik kötü niyetli hareket ettiğini, mahkemece kurulan ara karar ile de haksız menfaat elde ettiğini, şöyle ki; davacı tarafın dava dilekçesiyle tedbir talebinde bulunduğunu, mahkemece kurulan 27/06/2024 tarihli ara karar ile de davacı tarafın talebinin reddolduğunu, mahkemece kurulan ara karar ile "davacılar tarafından imzaların davacı şirket yetkilisine ait olmadığı iddiasının bu aşamada sadece beyandan ibaret olduğu, davaya konu çek üzerindeki imzaların davacı şirket yetkilisine ait olmadığının uzmanlık gerektirdiği ve hakimin çıplak gözle incelemesi ile değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, imzaların davacı şirket yetkilisine ait olup olmadığı hususunun yargılamayı ve bu alanda uzman kişi veya kurum incelemesini gerektirdiğini, uyuşmazlıkta yaklaşık ispat olgusunun gerçekleşmediği, dava dosyasının içeriğinden bu iddia hakkında henüz bir savcılık soruşturmasının dahi bulunmayıp sadece savcılığa şikayette bulunulacağına ilişkin bir beyanın olduğunu, dava dilekçesinin ekinde iddianın yaklaşık ölçüde ispatına elverişli bir yazılı belgenin de sunulmadığını, neticede buna ilişkin olarak yaklaşık ispat ölçüsünde somut herhangi bir delil bulunmadığı anlaşılmakla," denilerek davacıların tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Akabinde davacı taraf borçlu olduğunu bilmesine rağmen yalnızca haksız bir şekilde ihtiyati tedbir kararı alabilmek adına mahkemeniz ara kararından 1 gün sonra Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığına asılsız bir şekilde suç duyurusunda bulunduğunu ve özel bir laboratuvardan yine 2 gün içinde çek asılları dahi incelenmeden düzenlenen imza inceleme rapor almışlardır. Davacı tarafların kötüniyetli olarak müvekkilin alacağını tahsil etmesini engellemek amacıyla yalnızca mahkemenizden tedbir kararı almak gayesiyle hareket ettiğini, davacı tarafın tedbir talebinin reddi üzerine şikayetçi olması veya özel bir laboratuvardan çek asılları incelenmeksizin imza incelemesi yaptırmış olmasının, ikame etmiş olduğu davayı yaklaşık olarak dahi ispat ettiği anlamına gelmediğini belirterek ara karara karşı itirazlarının kabulü ile mahkemece 01/07/2024 tarihli ara karar ile tesis edilen tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: İhtiyati tedbir talebinde bulunan davacı vekili duruşmada; mahkemenin 01/07/2024 tarihli ara kararının isabetli olduğunu, zira dosya arasına sunmuş oldukları uzman görüşü raporundan görüleceği üzere çekteki imzaların müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, konuya ilişkin müvekkili adına savcılık şikayetlerini sunduklarını, söz konusu çekin müvekkilinin rızası dışında fiili dolaşıma sokulduğunu, müvekkilinin ne satış anında ne de satış sonrasında bir arabayı alıp kullanmak yahut bu arabanın tescilini kendi üzerine alıp ticaretini yapmak konusunda hiçbir şekilde iradesi olmadığını, bu nedenle tedbirin devamına karar verilmesini talep etmişlerdir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; "...Somut uyuşmazlık, yapılan genel açıklamalar, dava dosyasının içeriği, bahse konu edilen yasa maddeleri ile bir bütün halinde değerlendirildiğinde ihtiyati tedbir kararı verilmesi için yaklaşık ölçüde ispat durumunun mevcut olduğu, bu nedenle ihtiyati tedbir konulmasının yasaya uygun olduğu, itiraz sebeplerinin yerinde olmadığı olmadığı değerlendirilmiş ve davalının ihtiyati tedbir kararına itirazının reddine karar vermek gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1)Davalının ihtiyati tedbir kararına itirazının REDDİNE, ..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacılar tarafından müvekkil aleyhine ikame edilen yukarıda esası yazılı takip öncesi menfi tespit davası kapsamında müvekkil aleyhinde ihtiyati tedbir kararı verilerek ; dava konusu çekin müvekkilce bankaya ibrazı halinde ödenmemesine ve müvekkil şirketçe icra takibine konu edilmemesine karar verildiğini, taraflarınca işbu kararın usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle itiraz yoluna başvurulduğunu ancak Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesince kurulan 24/09/2024 tarihli ara karar ile itirazlarının reddine karar verildiği, verilen kararın hukuka aykırı olduğunu , mahkemece kurulan ara karar açıkça müvekkilinin başta Anayasa ile korunan adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkını ihlal eder nitelikte olduğunu,. mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi ile düzenlenen "Dürüst Davranma" kuralına aykırılık teşkil ettiğini, Gerek davaya karşı verdikleri cevaplar ile gerekse de ihtiyati tedbir kararına karşı itirazları ile dosyaya sundukları deliller dikkate alındığında, dosyada mevcut delil durumu ile davacı tarafça ileri sürülen vakıaların gerçeğe yakın bir derecede kanıtlanmamış olduğunu, aksine davacının haksızlığını gösterir somut dayanakların ortaya konmuş olmasına karşın, bu hususlar göz ardı edilerek mahkemece "yaklaşık ispat" koşulunun sağlandığına dair somut dayanaktan yoksun karar HMK md.390/3'e de açıkça aykırılık teşkil ettiğnii Kararın Gerekçe İhtiva Etmemesinin Müvekkilin Anayasal Hakkını İhlal Ettiğini, gerekçeli karar hakkı; dosyaya sunulan, iddiaya veya savunmaya konu edilen itirazın, talebin veya delilin değerlendirilip değerlendirilmediğini, dikkate alınıp alınmadığını, red veya kabul edilmesinin sebebini somut olarak gösteren, bu yolla davanın tarafının anlama, iddia ve savunma hakkını destekleyen, hak arama hürriyeti yoluyla kanun yolunu etkin kullanabilmesini mümkün kılan, adaletin yerine gelip gelmediğini gösteren bir güvence olduğunu Anayasa Mahkemesi Başvuru Numarası: 2018/12600, Karar Tarihi: 28/1/2021 R.G. Tarih ve Sayı: 4/3/2021-31413), Mahkemenin Tedbir Kararı TMK md.2'ye ve İhtiyati Tedbir HMK md.390/3'e Aykırı olduğunu, Her ne kadar mahkemece kurulan ara karar ile yaklaşık ispatın sağlandığından ve ihtiyati tedbir kararının yerinde olduğundan bahsedilerek itirazlarının reddine karar verilmişse de, kararın somut gerekçe ihtiva etmediğine ilişkin yukarıdaki iddialarımız saklı olmakla birlikte, dosyadaki delil durumu gözetildiğinde davacı tarafın davanın esası yönünden kendisinin yaklaşık olarak haklılığını ispat ettiğinden söz edilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafın davaya ilişkin iddiaları; dava konusu çek üzerindeki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını, çekin rızaları dışında elinden çıktığını dava konusu çek üzerindeki imzanın şirket yetkilisine ait olmaması tek başına borçtan kurtulmak için yeterli olmadığını, davacı şirket yetkilisinin oğlu olan ...'ın davacı şirketin fiili yetkilisi veya ticari temsilcisi gibi hareket ederek şirket adına kambiyo taahhüdünde bulunduğu birden çok somut delil ile ortaya konulduğunu, ... da aynı kapsamda ceza soruşturmasında imzaların kendi tarafından atıldığını kabul ettiğini, dava niteliği gereği borcun varlığına ilişkin bütün iddialar birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, İcra Hukuk Mahkemesinde yapılan "imza itirazı" gibi dar incelenmemesi gerektiğini, Şirketin ticari temsilcisi veya fiili yetkilisi gibi hareket eden şahsın imza ikrarı ve davacı aleyhindeki diğer tüm deliller göz ardı edilerek yalnızca özel bir kurumdan çek asılları incelenmeksizin aldırılmış bir raporun davayı "yaklaşık olarak ispat ettiği" gerekçesiyle müvekkili aleyhinde tedbir uygulanmasının usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini , Davacı tarafça ileri sürülen diğer iddia olan "çekin rıza dışında elinden çıktığı"na yönelik ise hiçbir somut dayanak veya iddia bulunmazken davanın ne şekilde "yaklaşık olarak" ispat edildiğinin söylenmesi HMK md.390/3'e açıkça aykırılık teşkil ettiğini, Bu nedenlerle istinaf başvurularının esas hakkında inceleme yapılarak hukuka ve hakkaniyete aykırı ara kararın kaldırılmasına, esas hakkında yapılacak inceleme neticesinde ihtiyati tedbire itirazlarımızın kabulüyle ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir
Davacı vekili tarafından sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; İhtiyati tedbirin kabulüne ilişkin kurulan ara kararın adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olduğu, sayın mahkemece verilen bu kararın dürüst davranma kuralına aykırılık teşkil ettğini bu hususların bilirkişi raporu ile tespitinin yapıldığını yukarıda anlatılan bütün bu hususlar nazara alınarak icra takibi yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmiştir, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat gerekli olduğunu, Müvekkilinin savcılık müracaatı ve dosya arasında bulunan uzman raporu; davamızdaki haklılıklarını yaklaşık olarak ispat eder nitelikte olduğunu, istinaf sebeplerinin gerçeği yansıtmadığını, arz ve izah edilen ve sayın mahkemece re'sen gözetilecek sair nedenlerle birlikte dava dilekçelerindeki açıklama, talep ve deliller de gözetilerek; davalının hukuki dayanaktan yoksun istinaf başvurusunun reddi ile ihtiyati tedbirin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Derdest dava, keşidecisi davacı şirket görünen Garanti Bankası A. Ş...Şubesinden verilme, 30/06/2024 keşide tarihli, ... çek nolu, 3.000.000TL bedelli çekten dolayı borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir.
Davacı, dava dilekçesi ile dava konusu çekin bankaya ibrazı halinde karşılığının ödenmemesi için üzerine tedbiren ödeme yasağı konulmasını ayrıca İ.İ.K 72/2 maddesi uyarınca çek yönünden takibin durdurulmasına tedbiren karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme 27/06/2024 tarihli gerekçeli ara kararı ile davacının söz konusu ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar vermiştir.
Yargılama devam ederken davacı vekilinin 01/07/2024 tarihli dilekçesindeki tedbir talebi yönünden yeniden yapılan inceleme ile mahkemece 01/07/2024 tarihli gerekçeli ara kararı ile davacının ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile %20 teminat karşılığında, dava konusu çekin davalı tarafından bankaya ibrazı halinde, yargılama sonuna kadar karşılığının davalıya ödenmemesine , ayrıca dava konusu çekin davalı şirketçe icra takibine konu edilmemesine karar vermiştir. Davalı vekili 08/07/2024 tarihli dilekçesiyle işbu ihtiyati tedbir kararına itiraz etimiştir.Mahkeme itirazı duruşmalı incelemiş,23/09/2024 tarihli duruşmaya taraf vekilleri katılmış , mahkemece dinlenmişler aynı celsedeki kısa ara karar ile davalının ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazının reddine karar vermiştir. Bu kısa ara karar yönünden ayrıca gerekçeli olarak 24/09/2024 tarihli ara karar da yazmış, davalı vekili işbu ara kararı süresinde istinaf etmiştir.
İstinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri, mahkemece verilmiş 01/07/2024 tarihli ihtiyati tedbir karanının içeriği , davalının tedbir kararına itiraz sebepleri, itirazın duruşmalı olarak yapılan incelemesi sonunda verilen ve istinaf edilen gerekçeli ara kararda yazılı açıklamalar ile bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde ; Derdest eldeki davanın dava konusu çekten dolayı , icra takibinden önce açılmış menfi tespit davası olduğu, İ.İ.K. 72. Maddesine göre "Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir...." hüküm altına alındığı, bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı , sunulan delil, belge ve beyanlara göre de davacı vekilinin söz konusu ihtiyati tedbir talebinin kabulü için gerek HMK 389 v.d., gerekse İ.İ.K. 72/2. maddesi gereğince aranan gerekli ve yaklaşık ispata dair yeterli koşulların bulunduğu, zira burada yasaca arananın kesin bir ispat olmayıp yaklaşık ispatın yeterli olduğu, mahkemece de iş bu yasa hükümlerine ve dosya kapsamına uygun olarak takdiren tayin ettiği teminat türü ve miktarı karşılığında söz konusu ihtiyati tedbir kararını verdiği, bu nedenlerle ihtiyati tedbir kararında usul, yasa ve mevcut derdest dava dosyası kapsamına aykırılığın bulunmadığı, davalı vekilinin iş bu ihtiyati tedbir kararına yönelik ileri sürdüğü itiraz sebeplerinin yerinde olmadığı, reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle ve mahkemece de istinaf edilen gerekçeli ara kararı ile davalı vekilinin ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazlarının reddine dair duruşmalı inceleme ile gerekçeli olarak karar verildiğinden, istinaf edilen ara kararda da usul, yasa ve bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı yönlerinden herhangi bir isabetsizlik ve aykırılığın bulunmadığı, ara kararının hukuka uygun olduğu, bu nedenlerle davalı vekilinin yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 24/09/2024 tarih ve 2024/500 E - sayılı ara kararının hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davalı tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince yapılacak yargılama sonunda verilecek nihai kararda değerlendirilmesine,
4-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-f, 394/5 maddesi gereğince KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 15/11/2024