Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2024/2559 K.2024/253

🏛️ Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/2559 📋 K. 2024/253 📅 04.11.2024

T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 06/08/2024
DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket (Fesih İstemli)
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 04/11/2024
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, mahkemece görülmekte olan dava neticesinde 27/05/2022 tarihli ara kararla "davalı Şirketin Yönetim Kurulunun Davalı Şirkete ait taşınır ve taşınmaz mallar üzerindeki tasarruf yetkisinin dava sonuna kadar tedbiren kısıtlanmasına" karar verildiğini, ara karar istinaf incelemesinde de geçerek kesinleştiğini, kararın taraflara tebliğ edildiğini, kararın ikamesinden sonra dosyaya gelen tapu kayıtları ve satış senetlerinin incelenmesi neticesinde 27/05/2022 tarihli ara kararla "...davalı şirketin yönetim kurulunun davalı şirkete ait taşınır ve taşınmaz mallar üzerindeki tasarruf yetkisinin dava sonuna kadar tedbiren kısıtlanmasına..." kararına rağmen şirketin yönetim kurulu başkanı olan .... isimli kişinin şirketin bir çok değerli malvarlığını 3.kişilere oldukça düşük bedellerle sattığını, tedbir kararına muhalefet ettiğini tedbir kararına uymadığını, şirketin aktifini kötüniyetle azalttığını, mahkeme kararını yok sayarak iş bu davayı sonuçsuz bırakmaya çalıştığını, tedbir kararına muhalefet ederek şirketin çok önemli ve değerli malvarlıklarını elden çıkardığını, yapılan satışın bedelleri de olması gereken bedellerin neredeyse 1/10 kadar olduğunu, yani şirket yöneticileri özellikle de ... hem tedbir kararına muhalefet etmiş, hemde yapılan satışlar taşınmazların gerçek değerinin 1/10 oranında yapılarak şirket çok büyük zarara uğrattığını, Şirket yönetim kurulu önlem alınmazsa eğer bu kötü yönetime ve şirketin tüm malvarlığını satmaya devam edeceğini, . 27/05/2022 tarihli ara karar ile verilen tedbir kararının davalı şirketin kötüniyeti neticesinde işlevsiz kaldığını, şirketin yönetim kurulunun yönetim ve temsil yetkisinin ivedilikle kaldırılarak şirkete yönetim ve temsil için kayyum atanmasına karar verilmesini bunun mümkün olmaması halinde ise şirkete denetim kayyumu atanmasına karar verilerek kararın tescil ve ilanı için ticaret sicil müdürlüğüne müzekkere yazılmasını, aynı zamanda iş bu kayyum atanmasına ilişkin verilmesi muhtemel ara kararın .... ve .... tapu müdürlüklerine gönderilerek şirketin aktifinde yer alan taşınmazların kaydına şerh olarak işlenmesini, şirketin aktifinde yer alan ...İli, ,.,, İlçesi,,... Mah. ... Ada,... Parsel sayılı taşınmaz, ... İli, ,..İlçesi,,...Mah. ...Ada, ... Parsel ...-.... -.... nolu bağımsız bölümlerin 3. kişikere satış ve devrinin önlenmesi amacıyla teminatsız aksi halde ise müvekilin şirketteki hissesi teminat sayılarak ihtiyati tedbir kararı verilerek .... ve .... tapu müdürlüklerine kararın ifası için müzekkere yazılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Her ne kadar davacı vekili tarafından şirket yetkilisinin tedbir kararına aykırı olarak şirket mallarını devrettiği ileri sürülerek, tapu kayıtları ve satış işlem sureleri ibraz edilmiş ise de, davanın yöneticiyle ilgili bir dava olmaması, kayyum tayini talebiyle ilgili mahkemece daha önce karar verilerek istinaf incelenmesinden geçmiş olması görülmüş olmakla, kayyum tayini talebinin reddine, fakat şirket yetkilisinin taşınmaz devirleri göz önüne alınarak şirket malvarlığının korunması açısından davacı vekili tarafından bildirilen ...İli, ,... İlçesi,... Mah. ... Ada,... Parsel sayılı taşınmaz, ...İli, ... İlçesi,... Mah. ... Ada, .. Parsel ... -... -... nolu bağımsız bölüm taşınmazların şirket adına kayıtlı olması halinde 3. Kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için tapu kayıtlarını tedbir konulmasının gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır. ..." şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirketin yönetim kurulu başkanın şirkete ait birçok taşınmazı 3.kişilere oldukça düşük bedellerle devrettiğini, ...şirkete ait olan ... plakalı aracı kendi adına aldığını, şirketin yönetim kurulunun şirketle işlem yasağına da aykırı işlemler yaparak şirketin aktifini azalttıklarını, şirketin büyük ortağı ... vefatından sonra da şirkette anne ... kendisine ait hisselerinin bir kısmını oğlu .... muvazaalı bir şekilde devrederek ... şirketteki hissesinin %50 'yi aşarak şirkette hakim ortak olmasını sağladığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
İstinafa konu ara karar, kayyum tayini talebinin reddine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Bir şirketin yasal temsilcisinin görevini yerine getirmesine bir engel bulunduğu taktirde kendisine o iş için temsil kayyımı atanabileceği gibi, şirketin zorunlu organlarından olan yönetim kurulunun mevcut olmaması halinde de TTK'nun 530. maddesi gereğince bu durumun feshe sebep olabileceği de gözetilerek bir yönetim kayyımı atanabilir.
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, şirkette organ boşluğunun bulunmadığı hususları da birlikte değerlendirildiğinde ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına ,
3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
...