Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2024/255 K.2024/1494
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: .....
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : .....
KARAR NO : .....
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ..... (......)
ÜYE : ..... (......)
ÜYE : ..... (......)
KATİP : ..... (......)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/12/2023
NUMARASI : ...... Esas - ...... Karar
İSTİNAF EDEN DAVACI : ......
VEKİLİ : Av. .....
DAVALI : ......
VEKİLİ : Av. .....
DAVA : Menfi Tespit
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 24/09/2024
YAZIM TARİHİ : 30/09/2024
Taraflar arasında görülen davada Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...... Esas - ...... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
DAVA: Davacı vekili, müvekkilinin karşı taraf ile hukuki ilişkisinin olmadığını, müvekkilinin takip konusu senedi futbolcu transferi görüşmelerinde hazırladığını ancak transfer görüşmelerinin olumlu sonuçlanmaması nedeniyle lehtar hanesi boş halde iken anlaşma olmadığını, her nasılsa senedin davalı elinde kaldığını, senette sonradan gerçeğe aykırı eklemeler mevcut olduğunu, daha sonra bu senede lehtar hanesi doldurularak ve ciro ile davalı eline geçtiğini, senette nakden ibaresinin bulunduğunu ancak herhangi bir şekilde müvekkilinin aldığı nakit para bulunmadığını, işbu senetten kaynaklı herhangi bir borcunun olmadığını ileri sürerek, ...... (Konya) İcra Dairesi'nin ...... Esas sayılı takip dosyasında müvekkilinin 31.12.2022 vade, 02.10.2019 düzenleme tarihli, 15.000,00TL bedelli senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine alacağın % 20’si üzerinden kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, davacının kötüniyetli olarak borçlu olduğu tutarı sürüncemede bırakmak amacıyla dava açtığını, ......(Konya) İcra Müdürlüğü'nün ...... Esas sayılı icra dosyasından ödeme emrinin davacıya gönderildiği ve usulüne uygun tebliğ edildiğini, davacının herhangi bir itirazının bulunmadığını, davacının bono nedeniyle borçlu bulunmadığı yolundaki iddiasını aynı kuvvetle yazılı belge ile kanıtlamakla yükümlü olduğunu savunarak, davanın reddi ile davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "...Mahkememizce davacının ve dava dışı ...... Gıda Ambalaj ... Şti'nin ticari defterleri sunulması ve yerlerinin bildirilmesi hususunda süre tanınmış olup, toplanan deliller itibariyle, dava dışı ...... Gıda Ambalaj ... Şti ticari defterleri üzerinde inceleme yapılarak rapor tanzim edilmek üzere dosya talimat mahkemesince bilirkişi ......'a tevdi edilmiş olup, bilirkişi 15/11/2023 raporunda neticeten; dava dışı şirketin tarafıma sunulan defterlerin açılış ve kapanış kaydı yasal süresinde yapılmış olduğu, sahibi lehine delil özelliği bulunmakta olduğu, dava dışı lehtar ....... Yem. Tem. Hiz. Tic. Ltd. Şti'nin defter kayıtlarının incelemesi sonucunda dava konusu ......'ın düzenlemiş olduğu senet kaydı ve cari hesap hareket kaydı olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıntılı, gerekçeli, denetlenebilir bilirkişi raporları mahkememizce yargılamaya esas alınmıştır.
TMK 6 ve HMK 190. Maddeleri kapsamında işbu davada her ne kadar Menfi tespit davası olması hasabiyle davalının alacağını ispatlaması gerekli ise de, davacı vekili dava dilekçesinde senedin kayıtsız şartsız borç ilişkisine dair olmadığını, futbolcu transfer görüşmeleri kapsamında verildiğini beyan ederek senedi talil etmiştir. Bu talil neticesinde ispat külfeti talil eden üzerinde olup, davacının iddiaları kapsamında senedin verildiğini ispatlaması gerekmektedir. Yapılan yargılama neticesinde davacının soyut beyanları dışında iddialarını ispatlar mahiyette muteber bir delil sunamamış olup, ayrıca iddialarında bahsi geçen dava dışı .........Şti'nin usulüne uygun düzenlenen ticari defterlerinde de dava konusu senet kayıtlarının bulunmadığı ve cari hesap hareket kaydı olmadığı anlaşılmış olup, ayrıca davacı taraf öninceleme duruşmasındaki ihtara rağmen süresi içerisinde ticari defterlerini ibraz etmemiş ve yerlerini bildirmemiştir, bu cihetle davacı tarafından ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar kısa kararda davalının kötüniyet tazminat talebi değerlendirilmemiş ise de, ilgili husus zuhülen atlanılmış olup, işbu gerekçeli kararda hükme eklenmiştir.
Davalı vekili beyanlarında kötü niyet tazminat talebinde bulunmuş ise de; davacının dava açmakta kötü niyetli olduğuna ilişkin ispata yönelik herhangi bir delil bulunmadığından, ayrıca takip durmadığından bu yöndeki taleplerin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...." gerekçesiyle, davanın ve kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkemece, senedin futbol transfer görüşmeleri ile ilgili olduğu beyanı ile senedin talil edildiği ve ispat yükünün müvekkiline geçtiği değerlendirilmişse de ispat yükünün halen davalı üzerinde olduğunu, davalı tacir olduğundan ve senette nakit kaydı mevcut bulunduğundan ticari defter kayıtları dikkate alındığında davalı ile müvekkil arasında nakit alımı ve ticari ilişki bulunmadığının görüleceğini, mahkemece, futbol transfer görüşmelerinin olduğu ispatlanamadığı belirtilmişse de bildirilen delillerin toplanmadığını ve futbol transfer görüşmeleri hakkında bilgi sahibi olan tanıkların dinlenmediğini, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini, müvekkilinin herhangi bir şekilde nakit para almasının söz konusu olmadığını, buna ilişkin ilgili şirketin kayıtları üzerinde araştırma yapılmasını ve ....... Yem. Tem. Hiz. Tic. Ltd. Şti. ile davalı arasında ilişkinin tespiti açısından şirketin ortak ve yetkilileri, faaliyet konusu, adresi, davalının yaptığı iş ve bu şirket ile ilişkisi konusunda tüm resmi kurumlardan araştırma yapılması gerektiğini ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasın karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, kambiyo senedine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında bilirkişi incelemesi yaptırılmış, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, 6100 sayılı HMK’nun 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı düzenlenmiştir. Bu hak adil yargılanma hakkının da en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir.
Adil yargılanma hakkı da Anayasanın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasa'nın 141/3. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 297. maddesinde mahkeme kararlarında bulunması gereken hususlar sayılmıştır. Kanun'un 297/1-c maddesi gereğince karar "tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri" içermeli, 297/2 maddesi gereğince de hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Aynı Yasa'nın 298/2 madde hükmüne göre de gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.
Yargıtay HGK'nun 2010/1-86 E.-2010/108 K., 2014/2-1121 E.-2016/635 K., 2014/9-1137 E.-2016/994 K., 2013/21-1791 Esas, 2013/1676 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, mahkeme kararının gerekçesi o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların o dava yönünden hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve kanun yolu denetiminin yapılabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur.
Anayasanın 141/3 maddesi ve HMK'nun 297. maddesi bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. Kararın gerekçesinin yeterli açıklıkta ve denetime elverişli olmaması ayrıca, kendi içerisinde çelişkiler barındırması yukarıda açıklanan ve Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair anayasa ve yasa hükümlerine de açıkça aykırıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın ve gerekçenin de kendi içerisinde uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm veya gerekçe başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.
Her ne kadar bölge adliye mahkemeleri, hukuki denetim yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak, tahkikat sonucuna göre yeniden esas hakkında hüküm kurabilir ya da yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise, düzelterek yeniden esas hakkında karar verebilir ise de, somut olayda, mahkemece kısa kararda kötüniyet tazminatına yer verilmemesine rağmen gerekçeli kararda kötüniyet tazminatına hükmedilmesi kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişkiye sebebiyet verdiğinden ortada hukuki ve maddi vakıa denetimine elverişli bir hüküm bulunmamaktadır. Yargıtay 11. HD'nin 2017/2982 E-2019/256 K. , 2017/520 E-2018/7023 K. sayılı ilamları da bu doğrultudadır.
Bu nedenle, ilk derece mahkemesince verilen kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki bulunduğundan, işin esası incelenmeksizin kararın HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca re'sen kaldırılmasına ve kararın kaldırılma sebebine göre, istinaf eden davacı vekilinin istinaf istemlerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile; Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/12/2023 tarih, ...... Esas- ...... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
2- Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3- İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
4- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
5- İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6- Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4 maddesi gereğince kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/09/2024 tarihinde oy çokluğu ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
Başkan ...... Üye ...... Üye ...... Katip ......
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
(muhalif)
R.T
MUHALEFET ŞERHİ: Dava, kambiyo senedine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
Yapılan yargılama sonucunda ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi sonucunda dairemizce; ilk derece mahkemesince delillerin değerlendirilmesi sonucunda; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve HMK 297. maddesine uygun hüküm kurulmaması gerekçesiyle HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince, yeniden yargılama yapılmak üzere dava dosyasının mahkemesine gönderilmesine oy çokluğu ile karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin istinaf kanun yoluna başvurulan ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili dava dosyalarının istinaf inceleme aşamasında vereceği kararların HMK'nın duruşma yapılmadan verilecek kararlar başlıklı 353. Maddelerinde açıkça belirtildiği,
Duruşma yapılmadan verilecek kararlar
Madde 353- (1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa;
a) Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir:
1) Davaya bakması yasak olan hâkimin karar vermiş olması.
2) İleri sürülen haklı ret talebine rağmen reddedilen hâkimin davaya bakmış olması.
3) Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması (…) (1)
4) Diğer dava şartlarına aykırılık bulunması.
5) Mahkemece usule aykırı olarak davanın veya karşı davanın açılmamış sayılmasına, davaların birleştirilmesine veya ayrılmasına, (…) (1) karar verilmiş olması. (1)
6) (Değişik:22/7/2020-7251/35 md.) Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması.
b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak;
1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine,
2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında,
3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra başvurunun esastan reddine veya yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yukarıda metinleri verilen maddelerindeki düzenleme nazara alındığında; Bölge Adliye Mahkemelerince; yeniden yargılamayı gerektirecek bir noksanlık bulunmadığı durumlarda sadece gerekçe / kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasındaki çelişki gerekçe gösterilerek dava dosyasının yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderme kararı verilmesinin hukuka uygun olmadığı, yeniden yargılamayı gerektirmeyen durumlarda HMK 353/1.b.2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulması gerektiği kanaatindeyim.
Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemelerince Yargıtay'ın 10.04.1992 gün 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına dayanılarak dava dosyasının yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmekte ise de; dayanak Y.İ.B.K'nın tarihi, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin kuruluş görev ve yetkileri hakkındaki kanunun yürürlük tarihi nazara alındığında Y.İ.B.K'nın Yüksek Mahkeme Yargıtay Dairelerinin temyiz incelemesi sonunda verilecek kararlarına yönelik olduğu, Yüksek mahkeme Yargıtay dairelerinin yeniden yargılamayı gerektirmeyen basit hataları düzeltmek suretiyle kararı onama dışında ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık tespit ettiği taktirde ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilerek yeniden yargılama yapılmak üzere dava dosyası mahkemesine gönderilmekte ise de; Bölge Adliye Mahkemelerinin derece mahkemesi olması sıfatıyla Yüksek Mahkemenin uygulamasının aksine istinaf incelemesi yaptığı dava dosyasında HMK 353/1.b.2 maddesi gereğince; kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı durumlarda ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve ilk derece mahkemesi sıfatıyla yeniden hüküm kurma görev ve yetkisine sahip olduğu yasa gereğidir.
Somut olayda; ilk derece mahkemesince kısa kararda davalı tarafın kötüniyet tazminat talebi ile ilgili karar verilmemiş ise de; hakim tarafından gerekçeli kararda bu hususa ilişkin görüş ve kanaatini belirtmiş olması karşısında değerlendirme yapıldığında; .../ /....dava dosyasının HMK 353/1.a.6 maddesine dayanılarak yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesinin istinaf mahkemelerinin kuruluş amacı, yargıda hedef sürelerini uzatmaya sebebiyet vermesi ve yargılamanın temel ilkeleri (çabukluk, ekonomik v.b) ile bağdaşmadığı, tarafların talepleri ile ilgili karar verilmesi için araştırılması gereken bir husus bulunmaması nedeniyle istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK 353/1.b.2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulması gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
Başkan ......
e-imzalıdır