İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2022/1012 K.2024/1893

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 📁 E. 2022/1012 📋 K. 2024/1893 📅 28.11.2024

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1012 Esas
KARAR NO: 2024/1893 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2021/655 Esas - 2022/279 Karar
TARİH: 07/04/2022
DAVA: Genel Kurul Kararının İptali (Limited Şirket Genel Kurul Kararının İptali)
KARAR TARİHİ: 28/11/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/218 Esas, 2021/551 Karar sayılı 19.07.2021 tarihli kararı gereğince 6102 sayılı TTK 412. maddesi gereğince olaganüstü genel kurul toplantısı yapılması için ... kayyım olarak atandığını ve kendisine fesih gündemi genel kurulu toplaması için yetki verildiğini, bu bağlamda yapılan Davalı şirket ...'nin 14.09.2021 tarihli olağanüstü genel kurulu toplantısında 4 nolu genel kurul kararı gereğince şirketin feshedilmesi şeklinde alınan genel kurul kararının iptaline karar verilmesini talep etmişlerdir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin tayin ettiği kayım nezaretinde yapılan 14.09.2021 tarihli şirket genel kurul toplantısında şirketin esas sermayesinin salt çoğunluğunu temsil eden %60 oranındaki hissedarın hazır bulunduğunu ve bu suret ile toplantı yeter sayısı sağlandığını, yine toplantıda hazır bulunan ortakların tamamı ve 3 ortaklı şirketin 2 ortağı olan ... ile ... şirketin fesh edilmesi yönünde oy kullandığını, bu itibarla toplantı yeter sayısı ve toplantı karar nisabı TTK 621. maddeye göre sağlandığını, yine Yargıtay kararlarında da izah edildiği üzere dava konusu olayda, yapılan genel kurul toplantısında şirketin feshine ilişkin toplantı ve karar nisabı mevcut olduğundan ve yine TTK.nun 414 .madde uyarınca ilan da yapıldığından ve bu nedenle davacının toplantıya çağrılmaması yada katılmamış olması sonuca etkili bulunmadığından bir an için davete ilişkin iadeli taahhütlü çağrının usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş olduğu kabul edilse bile davacının genel kurul toplantısına katılmamış olması şirketin feshine ilişkin karara tesir etmediğinden ve davacı genel kurul toplantısına katılarak şirketin feshinin reddi yolunda oy kullanmış olsaydı bile bu durum sonuca etkili bulunmadığından ve bu halde bile şirketin esas sermayesinin salt çoğunluğunu ( %60) sağlayan 2 ortağın ( Üç ortaktan ikisinin) oyları ile şirketin feshine karar verilmiş olduğundan netice olarak şirketin feshi için yapılan genel kurulda gerek toplantı nisabı ve gerekse de karar nisabı sağlanmış olduğundan davacının genel kururun iptaline ilişkin davasının reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 07/04/2022 tarih ve 2021/655 Esas - 2022/279 Karar sayılı kararında; "Dava; davalı şirketin 14/09/2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan şirketin feshine ilişkin 4 nolu kararın batıl olduğunun tespiti ve iptali talebine ilişkindir. Davacı yan; davacıya yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, fesih kararı için TTK 612. Maddesi gereğince nitelikli çoğunluk arandığını, davalı şirkette davacı ...'in %40, kararda imzası olan diğer ortakların ise toplam %60 oranında oyları bulunmakta olup, 2/3 çoğunluk sağlanamadan fesih kararı alındığını ileri sürmüş, davalı yan ise; çağrıdaki usulsüzlüğün tek başına iptal nedeni olmayacağını, toplantı yeter sayısı ve toplantı karar nisabının sağlandığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.TTK.m.621 hükmüne göre, şirketin feshine ilişkin genel kurul kararları, temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması hâlinde alınabilir.Davacı şirketin, sermaye yapısı incelendiğinde; 50.000 TL sermayeye sahip olduğu, bu sermayenin her biri 25 TL itibarî değerde 2000 paya bölündüğü ve şirket ortaklarından ...'in 20.000,00 TL (800 adet pay) sermaye payına sahip olduğu, ...'in 15.000,00 TL (600 adet pay) sermaye payına sahip olduğu, ...'in 15.000,00 TL (600 adet pay) sermaye payına sahip olduğu anlaşılmıştır. Somut olayda, %40 hisse sahibi olan davacının 14/09/2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısına katılmadığı hususunda çekişme bulunmamaktadır. Çekişme, genel kurul çağrısına ilişkin yapılan tebligatın usulüne uygun olup olmadığı, toplantı yeter sayısı ve karar nisabının yasada belirtilen şekilde sağlanıp sağlanmadığı hususlarında toplanmaktadır. Dosya kapsamında bulunan İstanbul 9. Aile Mahkemesinin 2021/38 D.İş sayılı, 23/03/2021 tarihli kararına göre, davacı ...'in tedbir isteyen ...'e ve bulunduğu konuta 50 metreden fazla yaklaşmamasına, tedbirlerin 3 ay süreyle devamına karar verilmiş, karar davacı ... vekiline 12.07.2021 tarihinde tebliğ edilmiş olup, genel kurul çağrısının 23.08.2021 tarihinde uzaklaştırma kararı verilen davacı ile davalı ...'in müşterek konutuna yapılmış olup, bu haliyle tebligatın geçersiz olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklanan hukuksal durum ve somut olayın birlikte değerlendirilmesi sonucunda; davacı şirket ortağına yapılan toplantı çağrısının usulsüz olduğu, kaldı ki, şirketin sermaye yapısı karşısında; davacı şirketin feshine yönelik karar alınabilmesi için TTK m. 621'de öngörülen nitelikli nisabın sağlanamadığı, davacı şirketin feshine yönelik karar alınabilmesi için "temsil edilen oyların en az üçte ikisi" nisabının sağlanması bakımından bu yönde en az 1333,3 adet paya sahip ortaklarca olumlu oy kullanılması gerektiği, oysa davacı şirketin sermaye yapısı ve dava konusu genel kurul kararı incelendiğinde; 1200 adet paya sahip ortaklarca şirketin feshi yönünde karar verildiği, bu itibarla da TTK m. 621'de öngörülen nisabın sağlanamadığı anlaşıldığından davanın kabulü ile davalı ...'nin 14.09.2021 tarihli olağanüstü genel kurulu toplantısında şirketin feshine yönelik alınan 4 nolu genel kurul kararının batıl olduğunun tespiti ile iptaline karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır."gerekçesi ile, '' Davanın KABULÜ ile, davalı ...'nin 14.09.2021 tarihli olağanüstü genel kurulu toplantısında alınan 4 nolu şirketin feshine yönelik genel kurul kararının batıl olduğunun tespiti ile iptaline, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından davaya konu edilen davalı şirkete ait genel kurul toplantısı İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.07.2021 tarihli 2021/218 Esas - 2021/551 Karar sayılı ilamı gereği 6102 sayılı TTK 412. maddesi çerçevesinde yapılmış bir olağanüstü genel kurul toplantısı olup mahkeme toplantının yapılması için ... isimli mali müşaviri kayyım olarak atadığını; kayyım olarak atanan ...'ın ise genel kurul toplantı gününü, saatini ve toplantı gündemini usulüne uygun bir şekilde TTK 414 . maddede belirtilen sürelere uygun olarak toplantı tarihinden en az 14 gün evvelinden olmak kaydı ile 24.08.2021 tarihli 10394 sayılı Ticaret sicil gazetesinde ilan ettirdiğini; yine mahkeme tarafından atanan kayyım davacı ... ‘in mernis adresi olan ... Mahallesi ... Caddesi No:... Eyüp/İstanbul adresine ilanın çıktığı ticaret sicil gazetesini iadeli taahhütlü mektup ile bildirdiğini; bu suret ile yapılan şirket genel kurul toplantısında şirket sermayesinin %30 oranındaki hisse sahibi ... ile %30 oranındaki hisse sahibi ... hazır bulunmuş şirketin esas sermayesinin salt çoğunluğunu temsil eden %60 oranındaki hissedarın katılımı ile genel kurul toplantısı gerçekleştirildiğini; yine 3 ortaklı şirketin 2 ortağı olan ... ile ...’de şirketin fesh edilmesi yönünde oy kullanmış ve bu suret ile toplantıda şirketin feshine karar verildiğini, Genel Kurul toplantısında usul ve yasaya uygun olarak şirketin feshine karar verildikten sonra davacı ... tarafından genel kurul kararının iptali talebi ile dava açıldığını; açılan davada mahkeme yaptığı yargılama neticesinde verdiği gerekçeli kararda özetle “Somut olayda, %40 hisse sahibi olan davacının 14/09/2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısına katılmadığı hususunda çekişme bulunmamaktadır. Çekişme, genel kurul çağrısına ilişkin yapılan tebligatın usulüne uygun olup olmadığı, toplantı yeter sayısı ve karar nisabının yasada belirtilen şekilde sağlanıp sağlanmadığı hususlarında toplanmakta olduğunu, Dosya kapsamında bulunan İstanbul 9. Aile Mahkemesinin 2021/38 D.İş sayılı, 23/03/2021 tarihli kararına göre, davacı ...'in tedbir isteyen ...'e ve bulunduğu konuta 50 metreden fazla yaklaşmamasına, tedbirlerin 3 ay süreyle devamına karar verildiğini, karar davacı ... vekiline 12.07.2021 tarihinde tebliğ edilmiş olup, genel kurul çağrısının 23.08.2021 tarihinde uzaklaştırma kararı verilen davacı ile davalı ...'in müşterek konutuna yapılmış olup, bu haliyle tebligatın geçersiz olduğunun anlaşılmakta olduğunu; yukarıda açıklanan hukuksal durum ve somut olayın birlikte değerlendirilmesi sonucunda; davacı şirket ortağına yapılan toplantı çağrısının usulsüz olduğu, kaldı ki, şirketin sermaye yapısı karşısında; davacı şirketin feshine yönelik karar alınabilmesi için TTK m. 621'de öngörülen nitelikli nisabın sağlanamadığı, davacı şirketin feshine yönelik karar alınabilmesi için "temsil edilen oyların en az üçte ikisi" nisabının sağlanması bakımından bu yönde en az 1333,3 adet paya sahip ortaklarca olumlu oy kullanılması gerektiği, oysa davacı şirketin sermaye yapısı ve dava konusu genel kurul kararı incelendiğinde; 1200 adet paya sahip ortaklarca şirketin feshi yönünde karar verildiği, bu itibarla da TTK m. 621'de öngörülen nisabın sağlanamadığı anlaşıldığından davanın kabulü ile davalı ...'nin 14.09.2021 tarihli olağanüstü genel kurulu toplantısında şirketin feshine yönelik alınan 4 nolu genel kurul kararının batıl olduğunun tespiti ile iptaline karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.” diyerek ...'nin 14.09.2021 tarihli olağanüstü genel kurulu toplantısında alınan 4 nolu şirketin feshine yönelik genel kurul kararının batıl olduğunun tespiti ile iptaline karar verdiğini, Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu; mahkemenin özellikle gerekçeli kararda yer alan TTK 621. maddede düzenlenmiş genel kurul toplantı ve karar nisaplarına ilişkin değerlendirmelerinin yasal düzenlemeye aykırı olması sebebi ile kaldırılmasını talep ettiklerini, Mahkeme kararında bahsi geçen koruma kararının İstanbul 9. Aile Mahkemesinin 2021/38 D.İş sayılı kararı olup mahkemenin 23/03/2021 tarihli kararına göre, davacı ...'in tedbir isteyen ...'e ve bulunduğu konuta 50 metreden fazla yaklaşmamasına, tedbirlerin 3 ay süreyle devamına karar verildiğini, bu sürenin 23.06.2021 tarihinde sona erdiğini; daha sonra ise yine ...'in 06.07.2021 tarihli talebi ile bu karar mahkeme tarafından 07.07.2021 tarihinden itibaren 2 ay süre ile uzatıldığını ve bu karar davacı ... vekiline 12.07.2021 tarihinde tebliğ edildiğini; bu suretle bahsi geçen yaklaşmama kararının süresinin 07.09.2021 tarihinde sona erdiğini; davacının iptalini talep ettiği olağanüstü genel kurul toplantısı ise 14.09.2021 tarihinde yapılmış bir genel kurul toplantısı olup toplantı tarihinde uygulanması gereken herhangi bir yaklaşmama kararı bulunmadığını; bu itibarla ...’in genel kurul toplantısına katılması açısından herhangi bir yasal engel bulunmadığını, Bunun dışında dava konusu genel kurul toplantısında uyulması gereken toplantı ve karar nisapları TTK 621. maddede düzenlendiğini; TTK 621. maddesi: Aşağıdaki genel kurul kararları, temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması halinde alınabilir demektedir. TTK 621. maddenin aradığı nisap “ temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması “ olduğunu, Bu maddede şirket fesih kararların alınabilmesi için hem bir toplantı yeter sayısı hem de bir karar yeter sayısının öngörüldüğünü; buna göre genel kurulda toplantı yeter sayısının sağlanması için oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının SALT ÇOĞUNLUĞUNUN (yarısından fazlasının) bir arada bulunması gerektiğini; yani toplantı yeter sayısının temini için genel kurul toplantısının sermayenin salt çoğunluğunu (% 51 ) temsil eden ortakların toplantıya katılmış olmasının yeterli olduğunu; bu nisap ile toplanacak genel kurul toplantısında karar alınabilmesi için ise temsil edilen oyların en az üçte ikisinin (2/3) kararın alınması yönünde oy kullanması gerektiğini; mahkeme TK 621. maddede yer alan karar alma yeter sayısını yanlış yorumlayarak karar alma yeter sayısı olan 2/3 çoğunluğu esas sermayenin 2/3 ü olarak değerlendirdiğini ve davalı ... Tekstil Deri ve Konfeksiyon Ticaret Ltd.Şti’nin 50.000 TL sermayeye sahip olduğunu, bu sermayenin her biri 25 TL itibarî değerde 2000 paya bölündüğü ve şirket ortaklarından ...'in 20.000,00 TL (800 adet pay) sermaye payına sahip olduğu, ...'in 15.000,00 TL (600 adet pay) sermaye payına sahip olduğu, ...'in 15.000,00 TL (600 adet pay) sermaye payına sahip olduğunu bu durumda karar alma yeter sayısının (2000 ADET PAYDAN) en az 1333,3 adet paya sahip ortaklarca olumlu oy kullanılması gerektiği, oysa davacı şirketin sermaye yapısı ve dava konusu genel kurul kararı incelendiğinde; 1200 adet paya sahip ortaklarca şirketin feshi yönünde karar verildiği, bu itibarla da TTK m. 621'de öngörülen nisabın sağlanamadığını beyan ederek davanın kabulüne karar verdiğini, Oysa yasal düzenlemenin açık olduğunu; TTK 621. maddesi şirket feshi kararı alınabilmesi için toplantı yeter sayısı olarak esas sermayenin tamamının SALT ÇOĞUNLUĞUNUN (yarısından fazlasının) toplantıda hazır bulunmasını aramakta ancak karar yeter sayısı olarak esas sermayenin değil "temsil edilen oyların en az üçte ikisi" nin oyunu yeterli kabul etmekte olduğunu; yani kanun toplantı yeter sayısı açısından esas sermayeyi dikkate aldığı halde karar yeter sayısı için esas sermayeyi değil temsil edilen oyları dikkate almakta olduğunu, Konunun düzenlendiği TTK 621. maddede toplantı yetersayısı için sermayenin salt çoğunluğunu aramakta yani %51 oranındaki sermayeyi temsil eden ortakların toplantıda hazır olması gerektiğini beyan etmekte olduğunu; toplantı yeter sayısı olarak sermayenin salt çoğunluğu yani %51 oranındaki sermayeyi temsil eden ortakların toplantıda hazır bulunmasını yeterli bulan yasanın söz konusu toplantıda şirket fesih kararı alınabilmesi için mahkemenin gerekçeli kararda yer aldığı gibi şirket sermayesinin 2/3 ünü yani %66 oranında oyu ile fesih kararı alınabileceğini düzenlemiş olmasının düşünülemeyeceğini; mahkemenin bu düşüncesinin kabulü halinde toplantı yeter sayısı yani sermayenin %51 ini temsil eden ortakların yapacağı genel kurul toplantısında toplantıya katılan ortakların tamamının oyları ile dahi toplantıda ortakların karar alamaması sonucu ortaya çıkacağını, (ortakların oylarının karar almaya yetmemesi ) yasanın karar alınamayacak sayıda ortak ile genel kurul toplantısının yapılmasını kabul etmesinin düşünülemeyeceğini, Bu durum ortakların genel kurul toplantısı yapmasının mümkün olması ancak yapılan toplantıda katılan tüm ortaklar aynı yönde oy kullansa bile karar alma yeteneğinin (yeter sayısının) olmaması anlamına geleceğini; yasa koyucunun karar alınabilmesi mümkün olmayan böyle bir toplantının yapılmasını kabul etmesinin herhangi bir anlamının olamayacağını; yasa koyucunun böyle bir yanlışa ve çelişkiye düşmesinin kabulün mümkün olamayacağını, Mahkemenin TTK 621. maddedeki karar nisabı ile ilgili olarak yaptığı değerlendirmesinin kabul edilmesi yani fesih kararının şirket sermayesinin 2/3 çoğunluğunu temsil eden ortakların oyları ile alınabileceğinin kabul edilmesi toplantı yeter sayısından (salt çoğunluk) daha fazla bir oranda oy ile karar alınabilmesi anlamına gelir ki bu düşüncenin apaçık bir çelişki yaratacağını; yasanın aradığı 2/3 oranında aradığı çoğunluk karar nisabı olup bu nisap esas sermayenin 2/3 ü değil toplantıda temsil edilen oyların (sermayenin değil) en az üçte ikisinin (2/3) oyu olduğunu; bu hususun TTK 621. maddede “ temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması “ denilmek sureti ile açıklandığını; yasal düzenlemeye göre toplantı yeter sayısı esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması karar yeter sayısı ise temsil edilen oyların (Esas sermayenin değil ) en az üçte ikisinin oyu olduğunu, Toplantıda şirket sermayesinin %30 oranındaki hisse sahibi ... ile %30 oranındaki hisse sahibi ...'in hazır bulunduğunu; bu suret ile toplantıda şirketin esas sermayesinin salt çoğunluğunu temsil eden %60 oranındaki hissedar hazır bulunduğunu, bu suret ile toplantı yeter sayısı sağlandığını, Yine gerek toplantıda hazır bulunan ortakların tamamı ve gerekse de 3 ortaklı şirketin 2 ortağı olan ... ile ...’de şirketin fesh edilmesi yönünde oy kullandığını; bu suret ile yasanın aradığı karar nisap miktarı olan temsil edilen oyların 2/3 karar yeter sayısı da sağlandığını, Bu itibarla verilen fesih kararının gerek toplantı yeter sayısı ve gerekse de karar yeter sayısı sağlanarak alındığını; buna rağmen mahkemenin TTK 621. maddeyi hatalı yorumlaması sebebi ile (Toplam 2000 paylı şirketten) en az 1333,3 adet paya sahip ortaklarca olumlu oy kullanılması gerektiği halde bu nisap sağlanamadığı için 14.09.2021 tarihli olağanüstü genel kurulu toplantısında alınan 4 nolu şirketin feshine yönelik genel kurul kararının batıl olduğunun tespiti ile iptaline karar vermiş olması yasal düzenlemeye aykırı olduğunu; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi yerleşik içtihatlarında TTK 621. maddede yer alan nisaplar ile ilgili olarak 2 ortaklı limited şirketlerde her iki ortağın da aynı yönde oy kullanmaması halinde genel kurul kararı bakımından karar nisabının oluşmasının mümkün olmayacağını vurgulayarak TTK 621. maddesi gereği karar alınabilmesi için karar nisabı olarak sermaye oranına göre ( 2/3 ) değil temsil edilen oylara göre 2/3 çoğunluğun sağlanması gerektiğini açıkça vurguladığını; (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/2945 E-2020/879 Karar. - Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/709 E-2017/3376 Karar ) bu itibarla mahkemenin şirketin feshine yönelik genel kurul kararının batıl olduğunun tespiti ile iptaline ilişkin yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep ettiklerini, Mahkeme gerekçeli kararında genel kurul çağrısının 23.08.2021 tarihinde uzaklaştırma kararı verilen davacı ile davalı ...'in müşterek konutuna yapılmış olup, bu haliyle tebligatın geçersiz olduğu anlaşılmaktadır diyerek davacı şirket ortağına yapılan toplantı çağrısının usulsüz olduğu gerekçesi ile de şirketin feshine yönelik genel kurul kararının batıl olduğunun tespiti ile iptaline karar verdiğini; mahkemenin gerekçeli kararda yer alan bu gerekçesinin de yerleşik Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, TTK'nın 446. maddesi çağrıda usulsüzlük halinin genel kurula bu nedenle katılamayan ortaklara bu toplantıda alınan kararların iptali davası açma hakkını verdiğine göre, kanun koyucunun da bu hükme aykırılığın müeyyidesini yokluk olarak kabul etmediği açıkça ortadadır. Yine tek başına toplantıya çağrıdaki usulsüzlük genel kurul iptal nedeni değildir. Nitekim Bu husus Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2001/10203 Esas -2002/2499 Karar sayılı ilamında “ Usulüne uygun çağrı yapılmadan toplanan şirket genel kurulunun almış olduğu kararın iptaline ilişkin olan davada, toplantıya çağrıdaki usulsüzlük tek başına iptal nedeni değildir. Davacının toplantıya çağrılmaması, toplantı ve karar nisabını etkilememektedir. “ denilerek açıklandığını, Davacı tarafın genel kurul toplantısına şu veya bu sebepten dolayı katılmamış olması genel kurul toplantı ve karar nisabını etkilememekte olduğunu; yukarıda detaylı olarak açıklandığı üzere yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında gerek toplantı nisabı ve gerekse de karar nisabı sağlandığını, Netice olarak şirketin feshine ilişkin olarak yapılan toplantıda toplantı nisabı ve karar nisabı mevcut olduğundan ve yine TTK 414. madde gereği toplantıya ilişkin karar Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğinden davacının toplantıya çağrılmaması sonuca etkili bulunmadığından davacının genel kururun iptaline ilişkin davasının reddi gerektiğini; benzer bir olayda da Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2000/8481 Esas -2000/8125 karar sayılı ilamında “ Olayımızda, sermaye arttırımına ilişkin toplantı ve karar nisabı mevcut olduğundan ve yine TTK.nun 394.madde uyarınca ilan da yapıldığından ve bu nedenle davacının toplantıya çağrılmaması sonuca etkili bulunmadığından “ diyerek yerel mahkemenin genel kurulun iptaline ilişkin kararını bozduğunu, Genel kurul toplantı gün ve saati ile toplantı gündemi mahkemenin tayin ettiği kayyım tarafından TTK 414 . maddede belirtilen sürelere uygun olarak 24.08.2021 tarihli 10394 sayılı Ticaret sicil gazetesinde ilan ettirdiğini; yine mahkeme tarafından atanan kayyım davacı ... ‘in mernis adresi olan ... Mahallesi ... Caddesi No:... Eyüp/İstanbul adresine ilanın çıktığı ticaret sicil gazetesini iadeli taahhütlü mektup ile bildirdiğini; TTK 414 . madde gereği gerekli ilan yapılmış olduğundan ve davacının mernis adresine de ticaret sicil gazete sureti iadeli taahütlü mektup ile tebliğ edilmiş olduğundan bir ar an için iadeli taahütlü mektup ile yapılan bildirimin usulüne uygun olmadığı düşünülse bile şirketin feshine ilişkin olarak yapılan toplantıda toplantı nisabı ve karar nisabı mevcut olduğundan davacının toplantıya davete ilişkin iadeli taahhütlü çağrının usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş olması iddiası doğru farz edilse bile bu durum alınan şirketin feshine ilişkin karara tesir etmediğinden ve davacı genel kurul toplantısına katılarak şirketin feshinin reddi yolunda oy kullanmış olsaydı bile bu durum sonuca etkili bulunmadığından yapılan genel kurulda gerek toplantı nisabı ve gerekse de karar nisabı sağlanmış olduğundan davacının genel kururun iptaline ilişkin davasının reddi gerektiğini; buna rağmen genel kurul çağrı tebligatının usulsüz olması sebebi ile şirketin 14.09.2021 tarihli olağanüstü genel kurulu toplantısında alınan 4 nolu şirketin feshine yönelik genel kurul kararının batıl olduğunun tespiti ile iptaline karar verilmiş olmasının yasal düzenlemelere yerleşik Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, yapılan genel kurul toplantısında şirketin esas sermayesinin salt çoğunluğunu ( %60) sağlayan 2 ortağın genel kurul toplantısında hazır bulunması ile toplantı yeter sayısının sağlandığını; yine genel kurul toplantısında üç ortaklı davalı şirketin iki ortağının da şirketin feshi yönünde oy kullandığını ve bu suret ile ortaktan ikisinin (2/3) oyları ile temsil edilen oyların 2/3 ü olan karar yeter sayısı da sağlanarak şirketin feshine karar verildiğini; netice olarak şirketin feshi için yapılan genel kurulda gerek toplantı nisabı ve gerekse de karar nisabı sağlanarak şirketin feshine karar verildiğini; ayrıca davaya konu genel kurul toplantısında şirketin feshi kararı alınabilmesi için yeterli olan gerek toplantı nisabının ve gerekse de karar nisabının sağlanmış olması sebebi ile davacının toplantıya davetine ilişkin iadeli taahhütlü çağrının usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş olması doğru farz edilse bile bu durum alınan şirketin feshine ilişkin karara tesir etmediğinden ve davacı genel kurul toplantısına katılarak şirketin feshinin reddi yolunda oy kullanmış olsaydı bile bu durum sonuca etkili bulunmadığından ve bu halde bile şirketin esas sermayesinin salt çoğunluğunu ( %60) sağlayan 2 ortağın toplantıya katılması ile toplantı nisabı, temsil edilen 2/3 ü olan ( Üç ortaktan ikisinin ) oyları ile şirketin feshine karar verilmiş olduğundan karar yetersayısının da sağlandığını; bu suret ile şirketin feshi için yapılan genel kurulda gerek toplantı nisabı ve gerekse de karar nisabı sağlanmış olduğundan davacının genel kururun iptaline ilişkin davasının reddi gerektiğini; buna rağmen 14.09.2021 tarihli olağanüstü genel kurulu toplantısında alınan 4 nolu şirketin feshine yönelik genel kurul kararının batıl olduğunun tespiti ile iptaline karar verilmiş olmasının yasal düzenlemelere aykırı olduğunu;İleri sürerek; mahkemenin usul ve yasaya aykırı kararının kaldırılmasına, davacının genel kururun iptaline ilişkin davasının reddine karar verilmesini inceleme sonuna kadar tehiri icra kararı verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davalı şirketin 14/09/2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan şirketin feshine ilişkin 4 nolu kararın batıl olduğunun tespitine, bunun kabul görmemesi halinde iptaline karar verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece dava konusu genel kurul kararının batıl olduğunun tespiti ile iptaline karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı yan; davalı şirketin üç ortaklı olduğunu, davacının şirkette %40 paya sahip olduğunu, diğer iki ortağın ise %30'ar payları bulunduğunu, şirket ortaklarından ...'in davacının eşi, ...'in ise ...'nin kardeşi olduğunu, davacı ile ...'in şirketi münferiden temsile yetkili müdür oldukları, davacı ile ... arasında boşanma davası bulunduğunu, ...'in davacıyı şirketten uzaklaştırmak amacıyla İstanbul 10 Aile Mahkemesi'nin 2021/38 D.İş sayılı dosyası üzerinden davacı aleyhine 6284 Sayılı Kanun kapsamında üç ay süreli tedbir kararı aldığını, dava dışı ortaklardan ...'in davacıya gönderdiği toplantı yapılması ihtarının sonucunu beklemeden İstanbul 8 Asliye Ticaret Mahkemesi'ne başvurarak genel kurul toplantısına çağrı izni talep ettiğini, mahkemenin 08/07/2021 tarihli kararı ile şirkete, şirketin feshi gündemi ile olağanüstü genel kurul toplantısı çağrısı yapmak üzere kayyım atadığını, kayyım tarafından davacının, ... ile devam eden boşanma davası nedeniyle oturmadığı adresine toplantı çağrısı davetiyesinin tebliğ edildiğini, tebligatı davacı adına ...'in annesinin tebliğ aldığını, bu nedenle tebligatın usulsüz olduğunu, dava konusu genel kurul kararının TTK'nun 621/1-ı bendi uyarınca toplantı ve karar yeter sayılarına uygun alınmadığı için batıl olduğunu, aksi durumda dahi davalı şirketin faal ve on çalışanı olan feshi gerekmeyen bir şirket olduğunu, fesih kararının davacının davalı şirketten olan alacağını almasını engellemek amacıyla alındığı, kararın TTK'nun 445 maddesi uyarınca da iptali gerektiğini ileri sürmüştür.Davalı yan, toplantı davetinin usulüne uygun yapıldığını, aksi kabul edilse dahi çağrı usulsüzlüğünün kararın butlanını ya da iptalini gerektirmediğini, toplantı çağrısının İstanbul 8 Asliye Ticaret Mahkemesi kararına istinaden ve bu mahkemece görevlendirilen kayyım tarafından yapıldığını, olağanüstü toplantıda alınan kararın TTK'nun 621/1 maddesindeki çifte nisaba uygun alındığını, üç ortaklı şirketteki iki ortağın toplantıya katıldığını, kararın toplantıya katılan ortakların oy birliği ile alındığını, bu iki ortağın şirket esas sermeyesinin %60 'ına sahip olmaları nedeniyle, oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun olumlu oy kullanmış olması koşulunun da sağlandığını, davacının davalı şirketten alacağı olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, şirketin ciddi bir malvarlığı bulunmadığını, davacının ve dava dışı ortak ...'in müdür olduklarını, ancak bu ikisi arasındaki aile içi sorunlar nedeniyle şirketin çalışamaz hale geldiğini ve feshinin gerektiğini, kararın butlanı ve iptali koşullarının oluşmadığını savunmuştur. Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri, cevap dilekçesinde ileri sürülen savunmaların tekrarı mahiyetindedir. Davacının da kurucu ortaklarından olduğu davalı şirketin 50.000,00-TL sermayesi bulunduğu, davacının esas sermayedeki payının 20.000,00-TL, diğer ortaklardan ... ve ...'in esas sermayedeki paylarının ise 15.000,00'er-TL olduğu, şirket ana sözleşmesinde ve daha sonra alınan kararlarda esas sermeye payının itibari değeri belirlenmediğinden, TTK'nun 583/1 fıkrası uyarınca her bir esas sermeye payının itibari değerinin 25,00-TL olacağı, buna göre davacının şirkette 800 adet paya, dava dışı iki ortağın ise 600'er paya sahip oldukları, davacı ile dava dışı ortak ...'nin şirketi münferiden temsile yetkili müdür oldukları anlaşılmıştır.Dava konusu genel kurul toplantısına davacının katılmadığı, toplantıda oy hakkına sahip esas sermayenin %60'ının hazır bulunduğu, dört nolu gündem maddesi ile toplantıya katılan ... ve ...'in olumlu oyları ile oybirliği ile şirketin feshine karar verildiği anlaşılmıştır. TTK'nun 621/1-ı fıkrası uyarınca şirketin feshine ilişkin kararlar temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin salt çoğunluğunun bir arada bulunması halinde alınabileceklerdir. Kanunda aranan çifte nisaba uymayan genel kurul kararları yok hükmünde olacaktır. Hükümde yer alan "temsil edilen oyların" ibaresini, genel kurulda hazır bulunan, yani toplantıda temsil edilen oylar olarak anlamak gerekir (Bkz. Hasan Pulaşlı, Şirketler Hukuku Genel Esaslar, Yedinci Bası, Adalet Yayınevi, Ankara 2021, s.812 ve devamı, Levent Biçer/ Esra Hamamcıoğlu, "Limited Şirket Genel kurulunda Yetersayılar", İstanbul Kültür Üniversitesi HFD, Prof. Dr. Iur. Merih Kemal OMAĞ'a Armağan, C:16, S:2, Temmuz 2017 (Özel Sayı), s.341-381). Buna göre genel kurulda şirketin feshi kararı alınabilmesi için toplantıya katılanların üçte ikisinin karara olumlu oy vermiş olması zorunludur. Ancak bu yeterli olmayıp olumlu toplantıya katılıp olumlu oy veren paydaşların esas sermaye paylarının, şirketin toplam esas sermayesinin tamamının salt çoğunluğunu da oluşturması gerekir. Somut olayda üç ortaklı şirkette toplantıya katılan iki ortağın oybirliği ile fesih kararı aldıkları, dolayısıyla toplantıda temsil edilen oyların üçte ikisinin olumlu oy vermiş olması koşulunun oluştuğu, aynı zamanda toplantıda olumlu oy veren paydaşların esas sermayedeki paylarının 30.000,00-TL olduğu, böylece oy hakkı bulunan toplam 50.000,00 esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun da karara olumlu oy vermiş olduğu, böylece anılan karar için TTK'nun 621/1 maddesinde sayılan çifte nisabın sağlandığı anlaşılmış olup, mahkemece TTK'nun 621/1 maddesindeki nisabın sağlanmadığı gerekçesi ile dava konusu genel kurul kararının batıl olduğuna karar verilmesi yerinde olmamış, davalı yanın bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur. Dava konusu genel kurul toplantısı çağrısının İstanbul 8 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/218 esas, 2021/551 karar sayılı 08/07/2021 tarihli çağrıya izin kararı kapsamında, "şirketin feshi" gündemi ile toplanmasını sağlamak üzere görevlendirilen kayyım ... tarafından yapıldığı anlaşılmıştır. TTK'nun 617/2 fıkrası uyarınca genel kurul toplantı çağrısı, esas sözleşmede aksine hüküm olmadığı sürece, toplantı gününden en az on beş gün önce yapılır. TTK'nun 617/3 fıkrası uyarınca topnatıya çağrı, azlığın çağrı ve öneri hakkı, gündem, öneriler, çağrısız genel kurul, hazırlık önlemleri, tutanak, yetkisiz katılma konularında, Bakanlık temsilcisine ilişkin hükümler hariç olmak üzere anonim şirkete ilişkin hükümler kıyas yolu ile uygulanacaktır. TTK'nun 414/1 fıkrası uyarınca toplantı çağrısı şirket internet sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan ile yapılır. Ayrıca pay sahiplerine toplantı gündemi ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler iadeli taahhütlü mektup ile gönderilir. 14/09/2021 sayılı olağanüstü genel kurul toplantısı çağrısı ve gündemin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 24/08/2021 tarihli nushasında toplantı gününden on beş gün önce ilan edildiği tespit edilmiştir. Kayyım tarafından, davacının sicilde belirttiği, ayrıca tebligat ve toplantı tarihindeki mernis adresi olan ... Mah. ... Cad. No:... Eyüpsultan İstanbul adresine toplantı çağrısına ilişkin iadeli taahhütlü mektup gönderildiği, mektubun dava dışı ortak ...'in annesi olduğu taraflarca kabul edilen ... tarafından, annesi kaydıyla, tarafından imza karşılığında 24/08/2021 tarihinde tebellüğ edldiği alma haber kağıdından anlaşılmıştır. Benzer şekilde dava dışı ortak ... adına gönderilen iadeli taahhütlü mektup da ... tarafından, annesi kaydıyla, imza karşılığında 24/08/2021 tarihinde tebellüğ edilmiştir. İstanbul 10 Aile Mahkemesi'nin 2021/38 D.İş, 2021/38 karar sayılı 23/03/2021 tarihli kararı ile 6284 Sayılı Kanun kapsamında, davacının dava dışı ortak ve eşi olan ...'e şiddet tehditi, hakaret, aşağılama ve küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmamasına, ayrıca tedbir isteyen ...'e ve bulunduğu konuta 50 metreden fazla yaklaşmamasına yönelik üç ay süreli tedbir kararı verdiği, kararın davacının o dosyadaki vekiline 28/03/2021 tarihinde tebliğ edildiği, buna göre tedbirin 28/06/2021 tarihinde son bulduğu anlaşılmıştır. Dava dışı ortak ...'in İstanbul 10 Aile Mahkemesi'nin 2021/38 D.İş, 2021/38 karar sayılı dosyası nezdinde tekrar tedbir talebinde bulunduğu, bu kez mahkemenin 07/07/2021 tarihli ek kararı ile 6284 Sayılı Kanun kapsamında, davacının dava dışı ortak ve eşi olan ...'e şiddet tehditi, hakaret, aşağılama ve küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmamasına, tedbir isteyen ...'in ve evinin eşyalarına zarar vermemesine yönelik iki ay süreli tedbir kararı verdiği, bu kararın davacının vekiline 12/07/2021 tarihinde tebliğ edildiği, tedbirin 12/09/2021 tarihinde son bulduğu anlaşılmıştır. Davacı adına çıkartılan iadeli taahhütlü mektubun tebliğ tarihi itibariyle devam eden tedbirin "davacının ortak konuta yaklaşmaması" tedbirini içermediği, yalnızca tedbir isteyenin eşyaları ile tedbir isteyenin evinde bulunan eşyalara zarar verilmemesine yönelik tedbir içerdiği, davacının tebliğ tarihi itibariyle dava dışı ortak ... ile ortak konut konutlarının bulunduğu tebliğ adresine gitmesine engel bir durum mevcut olmadığı, mektubun gönderilebileceği başka bir adresin de mevcut olmadığı, bu nedenle çağrının tedbir nedeniyle usulsüz olduğu yönündeki mahkeme kabulünün yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Ne varki anılan iadeli taahhütlü mektubun, 7201 Sayılı Kanunun birinci maddesinde sayılan kurumlar tarafından değil, özel hukuk tüzel kişisi olan davalı şirket adına kayyım tarafından çıkartıldığı, dolayısıyla mektup bakımından 7201 Sayılı Kanunun tebliğ usulüne ilişkin hükümlerinin somut olayda uygulanamayacağı, mektubun davacı ile aralarında boşanma davası devam eden ve aile içi husumet bulunan dava dışı ortak ...'in annesi tarafından teslim alındığı, davacının mektubun kendisine ulaşmadığını iddia etmesi karşısında, çağrı mektubunun davacıya ulaştırıldığını ispat yükünün davalı şirket üzerinde olduğu, davalı şirketin mektubun davalıya ulaştırıldığına dair bir savunmada bulunmadığı gibi dosyaya bu yönde bir delil de sunmadığı, TTK'nun 617/2 fıkrası atfı ile 414/1 fıkrası uyarınca toplantı çağrısının usulüne uygun kabul edilebilmesi için sicil gazetesinde ilanın yeterli olmadığı, paydaşa iadeli taahhütlü mektupla gündemin ve ilanın yapıldığı gazetenin de ulaştırılmasının, diğer ifade ile paydaşın toplantı tarihi ve gündeminden haberdar edilmesinin zorunlu olduğu, çağrının bu nedenle usulsüz olduğu; ancak mahkeme kabulünün aksine, çağrı usulsüzlüğünün tek başına toplantıda alınan kararların batıl olmasına veya iptaline sebep olmayacağı, çağrı usulsüzlüğünün TTK'nun 622 maddesi atfı ile 446/1-b maddesi uyarınca toplantıya katılmayan ve çağrının usulsüz olduğunu ileri süren ortağa iptal davası açma hakkı vereceği, kararın TTK'nun 445 maddesi gereği iptali koşullarının oluşup oluşmadığının ayrıca değerlendirilmesi gerektiği, mahkemenin çağrı usulsüzlüğün kararı batıl kıldığı kabulünün yerinde olmadığı, davalının bu yöndeki istinaf sebebinin yerinde olduğu anlaşılmıştır. Davacının, şirketin faal olduğunu, çalışanlarının bulunduğunu, şirketin feshi kararının TTK'nun 445 maddesi uyarınca iptali gerektiğini de ileri sürmüş bulunması karşısında, mahkemece gerekli görülmesi halinde şirket defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi de yaptırılarak, kararın iptali koşullarının oluşup oluşmadığı yönünde bir değerlendirme yapılması gerekirken, bu yönde bir inceleme yapmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesis yerinde olmamıştır. Sonuç itibariyle, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın kaldırma kararı doğrultusunda mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/04/2022 tarih ve 2021/655 Esas - 2022/279 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminat var ise talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 28/11/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.