İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2024/1807 K.2024/1811

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/1807 📋 K. 2024/1811 📅 12.12.2024

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2024/1807
KARAR NO:2024/1811
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ:10/10/2024
NUMARASI:2024/456 Esas (Derdest)
DAVA:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/12/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen ara kararın ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:TALEP:İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili talep dilekçesinde özetle; 01.04.2024 tarihinde gerçekleştirilen 2023 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan 2, 3, 5, 6, 7 ve 8 numaralı kararların yürütmesinin geriye bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda 10.10.2024 tarihli ara karar ile "...genel kurulda alınan kararların rutin genel kurullarda alınan kararlar gibi olduğu, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilen bir hal bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin kararların yürütmesinin geriye bırakılmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin %80'ine isabet eden payın, şirket yöneticisi ... tarafından "vasi" olarak kontrol edildiğini,  hazır bulunanlar listesinin (hazirun cetveli) ticaret siciline teslim edilmediğini, davalı şirketin hazirun cetveline ilişkin iddiası araştırılmadan tedbir kararı verildiğini, hazirun cetvelinde yer alan ... temsilcisi ve ...'nun temsilcisinin vekaletnameleri yönetmeliğe aykırı düzenlendiğini ve geçersiz olduğu için bu belgenin Ticaret Sicilinden kaçırıldığını, şirketin mali tablolarında ve finansal belgelerinde tutarsızlık olduğunu,İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/458 Esas sayılı davada 10/01/2024 tarihinde verilen ihtiyati tedbir kararına rağmen yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödemesi yapılarak, müvekkillerin kar payı azaltıldığını, yönetim kurulu üyelerinin kendilerine ait ibralarda oylamaya katıldıklarını, somut davada, davalı şirketin kurucu iradesi tarafından bir vakıf kurulduğunu ve bu ... şirketin sermaye paylarının %51'i aktarıldığını, şirketin bağış yapmasına gerek olmadığını, yapılan bağışların, yönetim kurulu tarafından kötüniyetle yapılan karı azaltıcı işlemler olduğunu, bağımsız denetim raporu ve yönetim kurulu faaliyet raporunun birbirini doğrulamadığını, bağımsız denetim şirketinin ...’in sermayesinin/payının yarısına sahip olan...’a yaptığı bağışın 1.500.000 TL seviyesinde olduğunu, adı “bağımsız” olan bir denetim şirketinin, denetlediği holdingin vakfına bu denli yüksek bağış yapmasının, aralarında muvazaalı işlemlerin olduğunu, organik ve inorganik bağların olduğunu ihtiyati tedbir kararı için HMK 389. madde şartlarının oluştuğunu, davalı şirket, dava açıldığını ilan mecburiyetini yerine getirmediğini, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/456 Esas sayılı davada verilen 10.10.2024 tarihli ara kararının kaldırılmasını; genel kurulda alınan 2, 3, 5, 6, 7 ve 8 numaralı kararların yürütmesinin (teminatsız olarak) geriye bırakılmasına karar verilmesini ve yürütmesi geriye bırakılan Yönetim Kurulu üyelerinin mali haklarıyla ilgili 6 numaralı karar çerçevesinde davalı şirket yönetim kurulu üyesi ..., ... ve ...'a yapılan her türlü ad altındaki (huzur hakkı, maaş, ücret, prim vs) ödemelerin durdurulmasına ve 01.04.2024 (genel kurul toplantısı) tarihinden sonra yapılan ödemelerin Şirkete geri iadesi hakkında karar verilmesini, davanın kabulü ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:Talep, anonim şirket genel kurulunda alınan kararların iptali istemli açılan derdest davada, genel kurul kararlarının yürütmesinin durdurulması suretiyle ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemidir. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ilgili genel kurulda alınan davaya konu kararların yürütmesinin durdurulmasına ilişkin olarak ihtiyati tedbir şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK)nın 449. Maddesine göre, genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir.6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 389/1. Maddesi ise, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.Dosya kapsamına sunulan belgelerden ve davalı vekilince cevap dilekçesi ekinde sunulan 01.04.2024 tarihli olağan genel kurul toplantısı hazır bulunanlar listesinden, davalı şirketin sermayesinin 2.800.000.000 adet A Grubu ve 25.200.000.000 adet B Grubu olmak üzere 28.000.000.000 adet hisseden oluştuğu, şirketin sermayesinin 280.000.000,00 TL olduğu, 01.04.2024 tarihli olağan genel kurul toplantısında 27.527.422.119 payın temsil edildiği anlaşılmaktadır.Davalı vekilince cevap dilekçesi ekinde sunulan 01.04.2024 tarihli olağan genel kurul toplantı tutanağına göre davalı ... Şirketinin 01.04.2024 tarihinde yapılan 2023 yılı olağan genel kurulunun 2 nolu kararının yönetim kurulu tarafından hazırlanan 2023 yılı faaliyet raporu ile kar zarar ve bilançonun okunmuş sayılmasına ve onaylanmasına ilişkin olup, faaliyet raporu ile kar zarar ve bilançonun okunmuş sayılmasına ilişkin oybirliğiyle karar alındığı, onaylanmasına ilişkin ise oyçokluğuyla karar alındığı; 3 nolu kararın bağımsız denetçi raporunun onaylanmasına ilişkin olup, oyçokluğuyla karar alındığı; 5 nolu kararda yönetim kurulu başkan ve üyeleri ...'in sahip olduğu paydan doğan oy hakkını kullanmadığı belirtilerek toplantıya katılan diğer ortakların oylaması neticesinde yönetim kurulu başkan ve üyeleri ..., ... ve ...'ün oyçokluğuyla 2023 yılı faaliyetlerinden ibralarına ilişkin karar alındığı; 6 nolu kararın yönetim kurulu üyelerine 2024 yılında sağlanacak mali hakların belirlenmesine ilişkin olup, yönetim kurulu başkanına aylık brüt 120.000 TL, yönetim kurulu başkanvekili ile yönetim kurulu üyesinin her birine aylık brüt 60.000 TL huzur hakkı ödenmesine oyçokluğuyla karar verildiği, 7 nolu kararın bağımsız denetçi atanmasına ilişkin olup, oyçokluğuyla karar alındığı , 8 nolu kararın TTK m. 395 ve 396 md uyarınca yönetim kurulu üyelerine izin verilmesine ilişkin olup, ...'in sahip olduğu paydan doğan oy hakkını kullanmadığı belirtilerek oyçokluğuyla karar alındığı görülmektedir. Davacılar vekili, davalı şirketin %80'ine isabet eden payın, şirket yöneticisi ... tarafından "vasi" olarak kontrol edildiğini,  hazır bulunanlar listesinin (hazirun cetveli) ticaret siciline teslim edilmediğini, hazirun cetvelinde yer alan .. temsilcisi ve ...'nun temsilcisinin vekaletnameleri yönetmeliğe aykırı düzenlendiğini ve geçersiz olduğu için bu belgenin Ticaret Sicilinden kaçırıldığını, şirketin mali tablolarında ve finansal belgelerinde tutarsızlık olduğunu,İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/458 Esas sayılı davasında 10.01.2024 tarihinde verilen ihtiyati tedbir kararına rağmen yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödemesi yapılarak, müvekkillerin kar payı azaltıldığını, yönetim kurulu üyelerinin kendilerine ait ibralarda oylamaya katıldıklarını, somut davada, davalı şirketin kurucu iradesi tarafından bir vakıf kurulduğunu ve bu vakfa şirketin sermaye paylarının %51'i aktarıldığını, şirketin bağış yapmasına gerek olmadığını, yapılan bağışların, yönetim kurulu tarafından kötüniyetle yapılan karı azaltıcı işlemler olduğunu, bağımsız denetim raporu ve yönetim kurulu faaliyet raporunun birbirini doğrulamadığını, bağımsız denetim şirketinin ...’in sermayesinin/payının yarısına sahip olan ...’a yaptığı bağışın 1.500.000 TL seviyesinde olduğunu, adı “bağımsız” olan bir denetim şirketinin, denetlediği holdingin vakfına bu denli yüksek bağış yapmasının, aralarında muvazaalı işlemlerin olduğunu, organik ve inorganik bağların olduğunu ortaya koyduğunu ileri sürerek 01.04.2024 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 2, 3, 5, 6, 7 ve 8 nolu kararların yokluğunun tespitine,mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda 2, 3, 5, 6, 7 ve 8 nolu kararların batıl olduğuna, mahkemenin yine aksi kanaatte olması durumunda ise olumsuz oy kullanılıp, muhalefeti tutanağa geçirilen 2, 3, 5, 6, 7 ve 8 nolu kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
TTK'nın 436/1. Maddesine göre; pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz. Söz konusu düzenlemeye göre oy yoksunluğu maddede sayılanlar ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe ilişkin olarak düzenlenmiştir. TTK'nın 436/2.maddesine göre şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz. TTK'nın 395 ve 396. maddeleri çerçevesinde alınan kararlarda, hakkında izin verilen yönetim kurulu üyesinin şirketle kendi arasındaki kişisel nitelikteki bir iş ve işlem olan hususun oylamasında oy kullanamayacağı gibi TTK'nın 436/1. maddesinde sayılan yakınların da bu kararların oylanmasında oy kullanmaları mümkün bulunmamaktadır. Somut olayda, ihtiyati tedbir talep eden davacı tarafça, davalı şirket genel kurulunda alınan 2, 3, 5, 6, 7 ve 8 nolu kararların kanuna ve esas sözleşme hükümlerine ve dürüstlük kuralına aykırı olduğu olgusuna dayanılmış ve bu kapsamda anılan genel kurul kararlarının yürütmesinin durdurulması ileride telafisi güç ve imkansız zararların doğmasını önleme gerekçesi ileri sürülmüştür. Ancak, davacının ihtiyati tedbir talebine dayanak olarak ileri sürdüğü hususlara ilişkin olarak toplanacak delillere göre yapılacak yargılama sonucu bir neticeye varılabileceğinden bu haliyle yaklaşık ispat olgusunun dosyanın bulunduğu aşama itibariyle gerçekleşmediğinin kabulü gerekir. Bunun yanı sıra HMK'nın 389. Maddesinde düzenlenen "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi" sebeplerinin varlığı da yaklaşık olarak ispatlanamamıştır. Bu nedenlerle ilk derece mahkemesince genel kurul kararlarının yürütmesinin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi ara kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İhtiyati tedbir talep eden davacılar tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati tedbir talep eden davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.12/12/2024