Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi E.2024/178 K.2024/193

🏛️ Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/178 📋 K. 2024/193 📅 19.12.2024

T.C.
DENİZLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
KARAR NO :
KARAR TARİHİ : 19/12/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ..
TARİHİ : ..
NUMARASI : ..
DAVACI : ... ...
VEKİLİ : Av. ...- .
DAVALI : ... -...- ...
VEKİLİ : Av. ...- .
DAVANIN KONUSU : Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan
G.KARAR YAZIM TARİHİ : 19/12/2024
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, müvekkili Kooperatifin ortağı olduğunu, Kooperatife olan aidat - ek aidat borcu nedeniyle hakkında ...Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, itiraz nedeni ile takibin durduğunu, müvekkili Kooperatife ait işyerinde 03.06.2019 tarihinde meydana gelen iş kazasında çalışan....” in vefat ettiğini, ölümlü iş kazası nedeniyle müteveffanın hak sahipleri tarafından Kooperatif aleyhine ....Mahkemesi'nin.... Esas-... Karar (istinaf incelemesi sonrası yerel Mahkeme kararı bozulmuş yeni numarası ... Esas-... Karar ) ile ....Mahkemesi ... Esas -.... Karar sayılı dosyalarında maddi ve manevi tazminat davaları açıldığını, 18.07.2023 günü yapılan Olağan Genel Kurulda her iki dosya ile ilgili görüşme yapıldığını, Genel Kurulda 9 no' lu karar ile ....da devam eden tazminat dosyaları için daha önceden toplanan 650,00 TL ve anlaşma sonrası tutarı belirlenecek tazminatın üyelerden toplanmasına oybirliği ile karar verildiğini, Mevcut Mahkeme dosyalarında hükmedilen maddi-manevi tazminatlar ile yargılama harç ve masraflarının müvekkili kooperatife ödenen aylık aidatlar ile karşılanmasının mümkün olmadığını, 18.07.2023 tarihli Genel Kurulda bu hususun gündem maddesi olarak görüşüldüğünü, dosyalarda anlaşmaya varılması yönünde Kooperatif Yönetim Kuruluna anlaşma yapma ve para toplamak için oy birliği ile yetki verildiğini, kooperatifin mevcudiyetinin zarara uğraması açısından olağan üstü alınması gereken bu tedbir nedeniyle Tasfiye sürecinde olan müvekkil Kooperatifin 168 ortağı bulunduğundan ...Mahkemesi'nin ... Esas- ...Karar (yeni numara ... Esas-... Karar ) sayılı dosyasındaki yargılama giderleri - istinaf masrafları - harçları ve ....Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasında depo bedeli olmak üzere her ortaktan 650 TL, .. Mahkemesi ... Esas -... Karar sayılı dosyasındaki yargılama giderleri- istinaf masrafları- karar harçları ve ... Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasında depo bedeli olmak üzere her ortaktan 7.750 TL nin alınması yönünde aynı zamanda Tasfiye Kurulu olan Yönetim Kurulu tarafından karar alındığını, 19.10.2023 tarihinde Yönetim Kurulu tarafından alınan karar gereğince hane başına 7.750,00 TL' nin 13.11.2023 tarihine kadar ödemesi yönünde karar alındığını, bu karar ve konu ile ilgili tüm süreç kooperatif ortaklarının bulunduğu WhatsApp grubundan duyurulduğunu, davalının tüm süreçten haberdar olduğunu, Borçlunun ... Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından 7.777,87 TL borcu için takibe geçildiğini, itiraz nedeni ile takibin durduğunu, bu nedenlerle itirazın iptali ile takibin devamına, borçlunun %20 den aşağı olmamak üzere İcra inkâr tazminatına mahkum edilmesine, yargılama harç ve masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; Tasfiye Kurulunun veya Yönetim Kurulunun kendi başına aidat toplama yetkisi bulunmadığını, bu yetkinin Genel Kurula ait olduğunu, Ek Ödemelerin sadece Bilanço açığının kapatılmasında kullanılabileceğini, ek ödemeye ilişkin herhangi bir Genel Kurul kararı bulunmadığını, bu nedenlerle davanın reddine, davalı tarafın icra inkar tazminat talebinin alacağın likit olmaması ve yargılamayı gerektirir vaziyette olması değerlendirilerek reddine, davacının esasen herhangi bir alacağı olmamasına rağmen dava açması kötü niyet olarak değerlendirilmekte olup davacı aleyhinde 9620 oranından az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 329. Maddesinin 1. Fıkrası uyarınca davacının müvekkile karşı açmış olduğu davada hiçbir hakkı olmadığının açıkça sabit olması kapsamında yargılama giderlerinden ve sayın mahkemece davanın kazanılması halinde karşı tarafa yükletilecek vekalet ücretinden başka ayrıca müvekkil ile yapmış olduğumuz anlaşma uyarınca işbu davaya ilişcin AAÜT' de yer alan asgari ücret olan 7.171,87 TL sözleşme vekalet ücretinin de davacıdan alınarak müvekkiline verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili, 23/09/2024 havale tarihli dilekçesi ile davasını ıslah ederek itirazın iptali davasını alacak davasına dönüştürdüğü görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ... Mahkemesinin ... Esas- .. Karar sayılı ve ....Mahkemesi .. Esas, .. Karar sayılı dosyalarının ayrı ayrı kesinleştiği, ...nin 18/07/2023 tarihinde yapılan Genel kurul Toplantısının 9. Maddesinde oy birliği ile karara bağlanan 650,00 TL ve aynı Genel Kurul Toplantısının 6. Maddesinde yapılan açık oylama sonucu yönetim kuruluna konu ile alakalı karşı tarafın avukatları ile uzlaşma ve arabuluculuk yapma yetkisi verilmesi ve anlaşma olursa belirlenecek tutarın üyelerden toplanmasına oy birliği ile kabul edilen karar çerçevesinde aynı zamanda Tasfiye Kurulu olan Yönetim Kurulunun 19/10/2023 tarih, 2023/9 Sayılı kararında, gelebilecek faizler de dikkate alınarak ev başına 13.11.2023 tarihine kadar 7.750,00 TL toplanmasına, oy birliği ile karar verildiği, Mahkemece alınan 29/08/2024 tarihli bilirkişi raporunun denetime elverişli ve yeterli gerekçeyi içerir nitelikte olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacı tarafın, 23.09.2024 tarihinde sunduğu ıslah dilekçesiyle davasını itirazın iptali davasından alacak davasına çevirdiğini, Mahkeme tarafından ıslah dilekçesi taraflarına 23.09.2024 tarihinde tebliğ edildiğini, 28.09.2024 tarihinde ise kanunen okundu sayıldığını, somut olayda davacı tarafından tam ıslah ile davası ıslah edildiği, mahkemece taraflarına herhangi bir cevap süresi tanınmadığını, bu hususun mahkemece atlandığı değerlendirilerek cevap dilekçesi verme çalışmalarının başlandığını, ancak mahkemece bu husus gözetilmeden 01.10.2024 tarihinde, henüz cevap süresi içerisinde, dosya acele bir biçimde kesin olarak karara çıkartıldığını, Anayasal savunma hakkı ile hukuki dinlenilme hakkının ihlali anlamına gelen bu durumun, mahkemenin tarafsızlığına gölge düşürmekte ve silahların eşitliği ilkesine aykırı bir işlem olarak değerlendirildiğini, yapılan Genel Kurul ve bu genel kurulda kanunun emredici oy çoğunluğuna uyulmadan alınan kararlar ile kanunun diğer şekil şartları gerçekleşmeden alınan kararların Türk Ticaret Kanunu'nun 447. maddesine göre yoklukla malul olduğunu, mahkeme nitelikli oy çoğunluğuna uygun hesaplama yapmak bir tarafa genel kurul toplantısına ilişkin hazirun cetvelini veya nitelikli oy çoğunluğuna göre karar alınıp alınmadığını bile incelemediğini, savunmalarında yer verilen emredici hukuk kurallarına bakmadığını, dosyayı hukukçu olmayan bir bilirkişiye emanet ederek "gerekçenin bilirkişi tarafından yazıldığını" gerekçeli kararında belirterek hüküm kurulduğunu, genel kurulda alınan kararın nitelikli oy çokluğu gözetilmeden alındığını, bu sebeple 163 ortaktan 122 ortakla karar alınması gerekirken (3/4) somut olayda genel kurula sadece 83 üye katıldığı ve 3/4 nitelikli oy çoğunluğuna aykırı olarak karar alındığını, alınan kararın Türk Ticaret Kanunu'nun 447. Maddesi uyarınca asgari oy çoğunluğuna aykırılık sebebiyle yoklukla batıl olduğunu, bir anlığına Genel Kurulda alınan kararların yoklukla malul olmadığını düşünsek bile Genel Kurul kararında yapılacak bu ödemelerin "arabuluculuk anlaşması yapılması" durumunda toplanacağının belirtildiğini, ancak ortada arabuluculuk görüşmesi olmadığı gibi herhangi bir anlaşma da bulunmadığını, mahkemece tek bilirkişi raporu ile dosya sona erdirildiğini, bilirkişi raporunda herhangi bir şekilde cevapları ve beyanları doğrultusunda, kanunun emredici hükümlerine göre nitelikli çoğunluk, diğer hukuki şartlar gibi hususların incelenmediğini, mahkemece de dosyaya kazandırılan tek rapora karşı itirazlar değerlendirilmeden dosya tek raporla baştan savma bir şekilde karara çıkartıldığını, mahkemece alacağa dava tarihinden itibaren faiz başlatıldığını, oysa ki dava tamamen ıslah ile değiştirilmiş olup faizin ıslah tarihinden itibaren başlatılması gerektiğini, bu nedenlerle ... Mahkemesi'nin .. Esas sayılı dosyasından verilen .. Karar sayılı 01/10/2024 tarihli kesin olarak verilen kararın talepleri doğrultusunda kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili 08/11/2024 tarihli istinaf başvurusunun reddi kararının istinafına dair dilekçesinde; ... Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından verilen 04/11/2024 tarihli istinaf taleplerinin reddine ilişkin ek kararın kaldırılarak 04/11/2024 tarihli istinaf dilekçeleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ SEBEPLER VE GÖRÜŞ :
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Dava; hukuki niteliği itibariyle kooperatif aidat alacağı- ek ödeme istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemelerince verilen kararlar aleyhine istinaf kanun yoluna başvurulabilir. Ancak; yerel mahkeme tarafından hükmün verildiği tarih itibarı ile yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 341/2. maddesinde; "Miktar veya değeri Üçbin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir." hükmü mevcuttur. Ayrıca, 6100 sayılı HMK'nın Ek 1. maddesinin 1. fıkrasında; HMK'nın "341. maddesindeki parasal sınırın her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298'inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz." hükmünün yanı sıra, aynı maddenin 2. fıkrasında; HMK'nın "341. maddesindeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı" düzenlenmiş bulunmaktadır.
Öte yandan, 6763 sayılı Kanun’un 44. maddesi ile 6100 sayılı HMK’ya eklenen Ek madde 1/2 gereğince HMK'nın 341. maddesinde düzenlenen kesinlik sınırının uygulanmasında, hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı öngörülmüş olduğundan, 6763 sayılı Kanun değişikliği ile yapılan parasal sınırlar, ancak söz konusu Kanun’un yürürlüğe girdiği 02.12.2016 tarihi ve sonrasında (2017 takvim yılı başına kadar) verilen ilk derece mahkemesine ait kararlar yönünden esas alınabilecektir.
Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. İstinaf kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen değer dikkate alınır. Faiz, icra(inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz. Öte yandan, Yargıtay'ın yerleşik kararlarında belirtildiği üzere, hükme karşı sadece vekalet ücreti ve/veya yargılama giderleri yönünden kanun yoluna başvurulmuş ise; kesinlik sınırı, dava değerine göre değil, istinaf edilen vekalet ücreti ve/veya yargılama giderlerinin miktarına göre belirlenir.
Buna göre, ilk derece mahkemesine ait karar tarihi, 02.12.2016 tarihinden önce ise 1.500,00 TL, 02.12.2016 tarihi ve sonrasında ise, (2017 takvim yılı başına kadar) 3.000,00 TL, 01.01.2018 ve sonrasında ise (2019 takvim yılı başına kadar) 3.560,00 TL, 2019 yılı için 4.400,00 TL, 2020 yılı için 5.390,00 TL, 2021 yılı için, 5.880,00 TL, 2022 yılı için 8.000,00 TL, 2023 yılı için 17.830,00 TL, 2024 yılı için ise 28.250,00 TL olarak uygulanacaktır.
Davacı vekili tarafından, 7.777,87 TL'nin tahsili talebinde bulunulmuş, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar tarihi olan 2024 yılı itibariyle kesinlik sınırı 28.250,00 TL olduğundan ilk derece mahkemesince verilen karar kesindir.Nitekim bu husus mahkemenin gerekçeli kararında da belirtilmiş olup, ilk derece mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusu 05/11/2024 tarihli karar ile HMK 346/1 maddesi uyarınca reddedilmiştir.
Bu karara karşı da davalı vekilince istinaf istemine başvurulmuş olup, yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca karar tarihi itibariyle kesinlik sınırı 28.250,00 TL olduğundan verilen kararın kesin olduğu açıktır.
Bu yasal düzenlemeler karşısında, kanun yoluna başvuru konusu edilen kararın, karar tarihi itibariyle istinaf kanun yoluna başvuran davalı yönünden kesin nitelikte olması nedeniyle ilk derece mahkemesinin istinaf isteminin reddine dair ek kararı yerinde olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-... Mahkemesi'nin .... tarih, .. Esas ... Karar sayılı kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2, 346/1 ve 352/1-b maddeleri uyarınca miktar yönünden kararın kesin olması sebebiyle USULDEN REDDİNE,
2-Alınması gerekli 531,31 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 103,71 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. 19/12/2024
...
Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.