İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2025/416 K.2025/343
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/416 Esas
KARAR NO: 2025/343 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2024/688 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİH: 15/01/2025 (Ara Karar Tarihi)
DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
KARAR TARİHİ: 27/02/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; öncelikle TTK. 449 maddesi gereğince, 21.05.2024 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında oyçokluğu ile alınan 3 nolu genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılmasına, davalı şirketin 21.05.2024 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında oy çokluğu ile alınan 3 nolu kararı kanuna, esas sözleşme hükümlerine ve dürüstlük kurallarına aykırı bulunduğundan bu kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davacı tarafından talep edilen yürütmenin geri bırakılmasının talebinin reddine, 6102 sayılı TTK 448/3 maddesi uyarınca davacılar tarafından teminat gösterilmesine, davacının tüm taleplerinin reddi ile davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/493 esas sayılı dosyasının 25/10/2024 tarihli ara kararı ile;" Davalı şirketin 21/05/2024 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 3 numaralı genel kurul kararının icrasının tedbiren geri bırakılması , " yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından itiraz başvurusunda bulunulmuştur. Davalı taraf itiraz dilekçesinde özetle; Davacıların alacaklarının tahsili için İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirketin tüm malvarlıklarına haciz konulduğunu, davacıların alacaklarının teminat altında olduğunu, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1140 e, 2023/745 karar sayılı dosyasından verilen karar müvekkili şirketi iflas noktasına getirdiğini, bu durumun aşılması ve alacaklıların ve hissedarların haklarının korunması için tasfiye kararının mecbur alındığını, telafisi imkansız zararların oluşacağı beyanı ve gerekçesinin hatalı olduğunu, bilakis tasfiye kararı uygulanmaz ise müvekkili şirketin telafisi imkansız zararlara duçar olacağını, ihtiyati tedbir kararının hiçbir delili toplanmadan yeterli inceleme yapılmadan, hiçbir dosya celp edilmeden ve davacılar ile müvekkili şirket arasında menfaat dengesi gözetilmeden verildiğini, itiraz konusu yürütmenin durdurulması kararının hukuka aykırı olduğunu itirazen kaldırılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 15/01/2025 tarih ve 2024/688 Esas sayılı ara kararında; "Mahkememiz 2024/468 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunun bir örneğinin bu dosyamız arasına alınmasına, Davalı tarafın dosyanın ilk açıldığı İstanbul 2. ATM'ye iadesine yönelik talebin HMK uyarınca Birleştirme kararının, ikinci mahkemeyi bağlayacak olması nedeni ile reddine karar verilmiştir. İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1140 esas sayılı dosyası ve İstanbul ... İcra dosyası incelenmiştir. İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1140 esas sayılı dosyasının henüz istinafta olduğu anlaşılmıştır. Dilekçeler ve dosya incelendiğinde; çıkma kararı henüz kesinleşmediği, kesinleşmesi halinde davacıların çıkma akçelerini alarak ortaklıktan ayrılacağı, tasfiyeye devam edilmesi halinde çıkma akçesinin tahsilinin tehlikeye girme ihtimalinin bulunduğu, icra dosyasında bir kısım hacizlerin uygulanmış olmasının tek başına davacıların alacağını garantiye almayacağı, davacıların ortaklıktan çıkmasına dair ilamın kesinleşmesine kadar tasfiyenin durdurulmasının yerinde olduğu, tasfiyeye devam edilmesi ve sonuçta davacıların bu dosyada haklı görülmesi halinde davacıların zarar görme ihtimali olduğu anlaşıldığından, davalı tarafın İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/493 Esas 30/09/2024 tarihli İcranın Geri Bırakılmasına dair Tedbir kararına yönelik itirazının reddine dair aşağıdaki gibi karar verilmiştir..."gerekçesi ile, ''Davalı tarafın, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/493 esas, 30/09/2024 tarihli icranın geri bırakılmasına dair tedbir kararına yönelik itirazının REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/688 e. sayılı dava dosyasında dava konusu genel kurul kararının yürütülmesinin durdurulmasına ilişkin karara vaki itirazlarının 23.01.2025 tarihli gerekçeli ara karar ile reddedildiğini, itirazlarının reddi kararının kendi içinde çelişkili, itirazların karşılanmadığı, dava konusu olmayan hususların gerekçe yapılmak sureti ile ve dava dosyasındaki deliller ve yasal düzenlemelerdeki hükümler yok sayılmak sureti ile tesis edildiğini, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/688 e. Sayılı yürütmenin durdurulmasına karar verilmesindeki gerekçenin tasfiye halinde telafisi imkansız zararların oluşması ihtimali olmasına karşı karara vaki itirazın red gerekçesinin çıkma akçesinin tahsilinin tehlikeye girme ihtimali bulunduğu şeklinde takdir edildiğini, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/688 e. sayılı itirazın red gerekçelerinin yasal düzenlemelere aykırı olduğunu, yasal düzenlemede alacakların tahsilinin tehlikeye girme ihtimali bulunduğu şeklinde bir gerekçe olmadığını, ihtiyati tedbir kararının verilmemesi halinde telafisi imkansız zararların oluşması ihtimalinin olması gerektiği madde metninde beyan edildiğini, bu iki kavramın farklı olduğu gibi sonuçlarının da farklı olduğunu, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçesinde farklı kavramları kullanarak aynı sonuca ulaşmaya çalışmasının yasal düzenlemeyi yok saymak sureti ile karar verildiğini gösterdiğini, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/688 e. sayılı itirazın red gerekçesinde; "...çıkma kararı henüz kesinleşmediği, kesinleşmesi halinde davacıların çıkma akçelerini alarak ortaklıktan ayrılacağı, tasfiyeye devam edilmesi halinde çıkma akçesinin tahsilinin tehlikeye girme ihtimalinin bulunduğu, icra dosyasında bir kısım hacizlerin uygulanmış olmasının tek başına davacıların alacağını garantiye almayacağı, davacıların ortaklıktan çıkmasına dair ilamın kesinleşmesine kadar tasfiyenin durdurulmasının yerinde olduğu, tasfiyeye devam edilmesi ve sonuçta davacıların bu dosyada haklı görülmesi halinde davacıların zarar görme ihtimali olduğu anlaşıldığından, ..." şeklinde bir açıklama yaptığını, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/688 e. sayılı dava dosyasındaki bu cümlelerin yargılamanın adil yapılmadığını ve subjektif değerlendirme yapılmak sureti ile itirazın red edildiğini gösterdiğini, huzurdaki davanın, davacıların alacaklarının tahsilatının yapılması gereken bir dava olmadığını, huzurdaki davanın, davalı şirketin yasal düzenlemelere uygun şekilde gerçekleştirmiş olduğu genel kurul kararında alınmış kararların kanuna, esas sözleşme hükümlerine ve dürüstlük kurallarına uygun olup olmadığı tartışması olduğunu, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin davacıların alacaklarının tahsilini gerekçe yapmasının yargılama konusu dışında gerekçe ürettiğini, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/688 e. sayılı dava dosyasında oluşturulan gerekçe ve bu gerekçe ile verilmiş yürütmenin durdurulması kararına itirazın reddi kararının hukuka açıkça aykırı olduğunu; Diğer Grup Şirketleri hakkında aynı tarihte aynı genel kurul için verilmiş BAM kararları bulunduğunu, BAM kararlarının dikkate alınmaması ve gerekçelerinin yok sayılmasının istinaf konusu kararın hukuka açıkça aykırı olduğunu ispat ettiğini, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/468 e. sayılı dava dosyasında aynı gün yapılan ve aynı gerekçeler ile iptali talep edilen ... Tesisleri A.ş.. hakkında aynı gerekçeler ile tesis edilen ihtiyati tedbir kararının İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi 2024/1858 e. 2024/2020 k. sayılı kararı ile kaldırıldığını, İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi 2024/1858 e. 2024/2020 k. sayılı kararında;"... İptali istenilen genel kurul kararı, esasında, davacıların fesih ve tasfiye davasındaki (İstanbul 9.ATM'nin 2016/1140 Esas sayılı dosyasındaki) asıl talebi gibi, şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkindir. Bu nedenle, genel kurulca şirketin tasfiyesine karar verilmesi, fesih ve tasfiye davasındaki talep sonucuyla uyumlu olup, bu genel kurul kararının uygulanmasıyla davacıların telafisi imkânsız zararlarının doğacağından söz edilemez. Bu nedenle, ihtiyati tedbir koşulları bulunmadığından, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbire itirazın reddine karar verilmesi isabetli olmamış, bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2, 394/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbire itirazın reddine dair verdiği 31.10.2024 tarihli ara kararın kaldırılmasına, davalı vekilinin 13.09.2024 tarihli ihtiyati tedbire yönelik itirazı hakkında dairemizce karar verilmesine ve neticede itirazın kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir...." gerekçe olarak sunarak ihtiyati tedbir kararını kaldırdığını, İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi 2024/1858 e. 2024/2020 k sayılı kararında işbu davanın davacılarının açmış olduğu İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1140 e. 2023/745 k. sayılı dosyasından taleplerin aynı olduğunu ve tasfiye kararı alınan genel kurul kararının uygulanması ile zararın oluşumunun mümkün olmadığının açıkça kararda belirtildiğini, Yine grup şirketi olup AYNI gün yapılan genel kurul için açılan davacıları aynı olan ... Ltd. Şti. ile ilgili açılmış genel kurul iptali dosyasında İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/475 e. sayılı dosyadan talep edilen ihtiyati tedbir kararının reddedildiğini, davacıların ihtiyati tedbir kararının reddini istinaf etmiş olup istinaf mahkemesi tedbirin reddi kararının usul ve yasaya uygun olduğuna karar verdiğini, İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesi 2024/1911 e 2024/2068 k. sayılı kararında;"... Somut uyuşmazlıkta; davacılar vekili, davacılar tarafından İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1140 esas sayılı dosyasında davalı şirketin feshi ve tasfiyesi için dava açıldığı, Mahkemece fesih yerine davacıların ortaklıktan çıkarılmalarına ve ayrılma akçelerinin ödenmesine karar verildiği, davacılar tarafından ayrılma akçelerinin tahsili için davalı şirket aleyhine icra takibin başlatıldığı ve takibin kesinleştiğini, ancak davalı şirketin davacıların alacağının tahsilinin önüne geçmek için şirketin tasfiyesine karar verildiği, bu sebeple söz konusu kararın iptali ve yürütmesinin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket tarafından alınan tasfiye kararının esas sözleşme ve kanun hükümlerine ve dürüstlük kurallarına aykırı olup olmadığı, davacı alacaklarının tahsilinin engellenmesi için alınıp alınmadığı, tasfiye sürecine girmesinin zorunlu olup olmadığı hususlarının yapılacak yargılama ile ortaya çıkacağı, davacı iddiaları yönünden mevcut delil durumu itibariyle bu aşamada yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği, davacı alacaklarına ilişkin icra takip dosyasında davalı şirket malvarlığına haciz konulması, davalı şirket aleyhindeki dava ve icra takipleri sonuçlanmadan tasfiye sürecinin sona eremeyeceği dikkate alındığında HMK 389/1 maddesinde belirtilen mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinin gerçekleştiği hususunda yeterli delil bulunmamaktadır. Bu sebeple ilk derece mahkemesince yürütmenin durdurulması yönünde tedbir talebinin reddi ara kararı usul ve yasaya uygun olup davacılar vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. (Sayfa:8) Dava dosyası içindeki belge ve bilgilere, yargılamanın bulunduğu aşamaya, yargılamayı yürütüp uyuşmazlığı esastan karara bağlayacak olan ilk derece mahkemesinin takdirine göre ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığından, davacıların istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. (Sayfa:9) ..." gerekçe olarak sunarak ihtiyati tedbir kararının reddi kararının usul ve yasaya uygun olduğuna karar verdiğini, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/475 e. sayılı dosyası talep ve gerekçeleri ve İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/468 e. sayılı dava dosyası talep ve gerekçelerinin aynı olup davacıları aynı kişiler olup hatta dava dilekçeleri dahi aynı olduğunu, İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesi 2024/1911 e 2024/2068 k. sayılı kararı ve İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi 2024/1858 e. 2024/2020 k. sayılı kararı dava dosaysında bulunduğunu,, dolaysıyla dava dosyasından verilmiş ve itirazen kaldırılmamış tedbir kararının hukuka aykırı olduğu İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesi 2024/1911 e 2024/2068 k. sayılı kararı ve İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi 2024/1858 e. 2024/2020 k. sayılı kararı ile açıkça ortada olduğunu,İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/688 E. Sayılı dava dosyasından tesis edilmiş yürütmenin durdurulması kararına vaki itirazın reddi kararının gerekçesinde;"...çıkma kararı henüz kesinleşmediği, kesinleşmesi halinde davacıların çıkma akçelerini alarak ortaklıktan ayrılacağı, tasfiyeye devam edilmesi halinde çıkma akçesinin tahsilinin tehlikeye girme ihtimalinin bulunduğu, icra dosyasında bir kısım hacizlerin uygulanmış olmasının tek başına davacıların alacağını garantiye almayacağı,..." şeklinde beyan ve açıklamalar ile itirazının reddedildiğini, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/688 e. sayılı dava dosyasında mahkeme dava dosyasında yaptığı yargılamayı alacak tahsili davası şeklinde yorumlaması ve bu şekilde gerekçe sunmasının davanın özüne aykırı olduğunu, müvekkil şirketin tüm gayrimenkullerine haciz konmasının sadece bir kısım hacizler konmuştur şeklinde açıklamaların mahkemenin değerlendirmede subjektif davrandığını ve adil bir yargılama yapmadığına delil olduğunu, Yürütmenin durdurulması gerekçesinin değiştirilmesi ve farklı anlamlara gelecek kelimelerin seçilmesinin de bu yüzden olduğunun anlaşıldığını, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/688 e. sayılı dava dosyasında hiçbir belge ve delil celp edilmeden tesis edilen yürütmenin durdurulması kararının bu şekilde yasal olmayan gerekçeler ile ayakta tutulmasının hukuk dışı olduğunu, Müvekkil şirket için tasfiye kararı uygulanmaz ise şirketin her gün kamu borçlarına uygulanan yüksek faiz ile karşı karşıya bırakılacağını, bu durumun şirketi iflasa sürüklediğini, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için davacının hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da imkansız hale geleceği ve ayrıca tedbir kararı verilmemesi halinde de ciddi bir zararın doğacağına ilişkin somut bir delilin veya emarenin mevcudiyetinin şart olduğunu, yürütmenin durdurulmasına vaki itirazlarına karşı sunulan gerekçede zarar görme ihtimali olduğunu beyan etmiştir. İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/688 E.. Sayılı Dava Dosyasından Tesis Edilmiş Yürütmenin Durdurulması Kararına Vaki İtirazın Reddi Kararının Gerekçesinde;"... tasfiyeye devam edilmesi halinde çıkma akçesinin tahsilinin tehlikeye girme ihtimalinin bulunduğu, icra dosyasında bir kısım hacizlerin uygulanmış olmasının tek başına davacıların alacağını garantiye almayacağı, davacıların ortaklıktan çıkmasına dair ilamın kesinleşmesine kadar tasfiyenin durdurulmasının yerinde olduğu, tasfiyeye devam edilmesi ve sonuçta davacıların bu dosyada haklı görülmesi halinde davacıların zarar görme ihtimali olduğu anlaşıldığından,..." şeklinde beyan ve açıklamalar ile itirazlarının reddedildiğini, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından kurulan gerekçedeki cümleler dava konusu olmayan hususların davaya taşınması yanında Mahkeme tarafından davadaki ihtilafın alacağın tahsili davası ile karıştırılması olduğunu, istinaf konusu İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde alacağın tahsili davası görülmediğini, yargılama konusu ile bağdaşmayan hukuk dışı gerekçeler ile itirazın reddinin usul ve yasaya açıkça aykırılık teşkil ettiğini, Dava konusu 21.05.2024 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında alınan "3" numaralı genel kurul kararının kanuna, esas sözleşme hükümlerine ve dürüstlük kurallarına aykırı olması iddiası ile iptal talep edildiğini, bu talep içinde davacıların çıkma akçesinin tahsili talebi bulunmadığını, davacıların çıkma payı ile ilgili İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... e. sayılı ilamlı icra takibi başlattığını ve müvekkil şirketlerin gayrimenkullerine haciz koydurduğunu ve kıymet takdirlerini yaptırdığını ve satış aşamasına getirdiğini, bu hususların yani davacıların alacakları dava konusu olmadığı gibi yapılan icra takibi ve konulan hacizler ile alacakların teminat altına alındığını, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin dava konusunun ne olduğunu karıştırdığı gibi hatalı ve hukuka aykırı değerlendirmeler yapmak sureti ile itirazlarını reddettiğini, Davacıların alacaklarının tahsili için İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı icra takibi başlattığını ve müvekkil şirketlerin tüm malvarlıklarına haciz koyduğunu, davacıların alacaklarının teminat altına alındığını, Davacıların, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1140 e. 2023/745 k. sayılı kararı ile müvekkil şirket hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... e. sayılı icra takibi başlattığını ve müvekkil şirketlerin tüm malvarlıklarına haciz koyduğunu, yani davacıların alacakları uygulanan hacizler ile teminat altına alındığını, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1140 e. 2023/745 k. sayılı dava dosyasında feshi talep edilmiş tüm şirketlerin mal varlıklarına ihtiyati tedbir konduğunu, tedbirin halen devam etmekte olup müvekkil şirketin bir malvarlığını devretmesinin mümkün olmadığını, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1140 e. 2023/745 k. sayılı dava dosyasının kesinleşmesi neticesinde tasfiye işlemleri başlayabileceği düşünüldüğünde yürütmenin durdurulmasına vaki itirazın reddine gerekçe olarak sunulan yasal düzenlemeye aykırı olarak beyan edildiğini, zarar görme ihtimalinin olduğu gerekçesinin hatalı olduğunun ortaya çıktığını, dolaysıyla davacıların bir zarar görme ihtimali mevcut olmadığını, Davacıların zarar görme ihtimalinin varlığı gerekçesi ile itirazın reddinin hatalı bir değerlendirme olduğunu, davanın bir alacak davası olmadığını, ihtiyati tedbir kararı için telafisi imkansız zararların oluşmasının ciddi emaraleri bulunması gerektiğini, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1140 e. 2023/745 k. sayılı dava dosyası celp edildiğinde şirketin feshi talepli bir dava olduğunu, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1140 e. 2023/745 k. sayılı dava dosyasında TTK 531 maddesi uyarınca şirketin feshi yerine ortağın çıkarılmasına karar verildiği dolayısıyla ilamda belirtilen alacak miktarının çıkarılma bedeli olduğunu, bu hususun davacıların müvekkil şirketten gerçekte bir alacaklarının olmadığı ve şirketteki hisselerine karşılık bu miktarın belirlendiği gerçeğini ortaya çıkardığını, Dava dosyasında, itiraz konusu yürütmenin durdurulması kararı kaldırıldığında davacı tarafın nasıl bir zarara uğrayacağının izaha muhtaç olduğunu, davacıların, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1140 e. 2023/745 k. sayılı kararı ile müvekkil şirket hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... e. sayılı icra takibi başlattığını ve müvekkil şirketin malvarlıklarına haciz koyduğunu, yani alacakları uygulanan hacizler ile teminat altına alındığını, İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi 2019/10 e. 2019/298 k. sayılı kararında; "...Somut olayda; davacıların iddiaları,dava konusu genel kurul kararlarının, Türk Ticaret Kanununa, ana sözleşmeye ve dürüstlük kurallarının aykırı olduğu yönündedir. Dava konusu edilen genel kurul kararları yönünden yapılan değerlendirmede , beyanları alınan YK üyelerinin olumsuz görüş bildirmiş olmaları, tedbir kararı verilmemesi halinde davacının hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden bahsedilmesinin dosyanın bulunduğu aşama itibarıyla mümkün olmadığı, tedbir kararı verilmemesi halinde ciddi bir zararın doğacağına dair emarelerin de bulunmadığı, iddiaların yargılamayı gerektirip yaklaşık ispat ölçüsünde bir kanaat oluşmadığı, tarafların menfaat dengelerinin de gözetilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış olup ilk derece mahkemesince davalı şirketin 30.03.2018 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan 6,7,9 numaralı kararlar ile 25.05.2018 tarihli Ertelenen Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan 2,3,4,5,6 numaralı kararların uygulanmasının durdurulmasına ilişkin tedbirin reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. ..." şeklinde karar vererek davacının hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağının ya da imkansız hale geleceğinin bilinemeyeceği, ayrıca tedbir kararı verilmemesi halinde de ciddi bir zararın doğacağına ilişkin somut bir gerçeğinde bulunmadığı belirtilerek kabul görmeyen tedbir talebini yerinde bulduğunu, İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi 2019/50 e. 2019/186 k. sayılı kararında;"...
İNCELEME VE GEREKÇE Davacılar tarafından davalı şirketlerin 28.06.2017 tarihinde yapılan genel kurullarında alınan kararların batıl ve yok hükmünde olduğunun tespitine, bu mümkün görülmezse iptallerine ilişkin dava açıldığı, dava içinde genel kurulda alınan kararların TTK'nın 449. maddesi uyarınca icralarının tedbiren durdurulmasına ilişkin tedbir talep edilmiş, mahkemece tedbir isteminin yukarıda özetlenen gerekçe ile reddine karar verilmesi üzerine, davacılar vekilince karar istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. İhtiyati tedbir, yasada geçici hukuki koruma olarak düzenlenmiştir. HMK'dati genel düzenleme dışında, genel kurul kararlarının iptali davalarında, TTK'nın 449. maddesi uyarınca özel bir geçici hukuki koruma getirilmiş ve mahkemeye, davaya konu genel kurul kararlarının icrasını geri bırakma yetkisi verilmiştir. TTK'nın 449.maddesindeki geçici hukuki korumanın, talep halinde mutlaka verileceğine dair bir yasal düzenleme yoktur. Bu durumda da mahkemece, HMK'nın 390/3.maddesindeki tedbir koşullarının bulunup bulunmadığını değerlendirmesi gerekir. Somut olayda, davanın mevcut şaması itibariyle tedbir talebi reddedilmiştir. İlk derece mahkemesince, değişen koşullar uyarınca ve talep halinde her zaman tedbir kararı verilebileceği de gözetildiğinde, sunulu deliler ışığında yargılamanın bu aşamasında ihtiyati tedbir isteminin reddi kararında yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir...." şeklinde kararı ile talep halinde karar verileceği diye bir hükmün mevcut olmadığı bilakis şartların yani HMK'nın 390/3.maddesindeki tedbir koşullarının bulunup bulunmadığını değerlendirmesi gerektiğinin açıkça kararda zikredildiğini, 6102 sayılı TTK'nun kararın yürütülmesinin geri bırakılması başlıklı 449. maddesinde; genel kurul kararları aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı taktirde mahkemenin, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebileceğinin düzenlendiğini, bu hükme göre yapılacak değerlendirmede HMK'nun 389/1 maddesindeki; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, yaklaşık ispat koşulu da gözetilerek uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği kıstasının göze alınacağını, öte yandan kanun koyucu şirketler hukukunda genel kurul kararlarına karşı ayrı bir prosedür öngörmekle (TTK'nun 449. maddesi) tedbir koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilirken şirketler hukukunun kendisine özgü yapısının gözetilmesi gerektiğine işaret ettiğini, HMK'nun 389/1. maddesinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceğinin hüküm altına alındığını, HMK'nın 389. Maddesi; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir." şeklinde olduğunu, Dava konusunun ihtilaf alacak tahsili olmadığını, davacıların alacağın teminat altına alınmamış olmasının genel kurul kararının iptali için bir gerekçe olmadığını, huzurdaki davada iptali talep edilen genel kurul kararının kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı olup olmadığının tartışılması ve değerlendirilmesi gerektiğini, Dava konusu uyuşmazlığın fiili sonucunu içerir şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesinin hukukumuz bakımından mümkün olmadığını, davacı tarafın tedbir talebinin ise "mahiyeti itibariyle dava konusu genel kurul kararlarını ve bu genel kurul kararında yer alan hususlar" uygulanamaz hale getirerek davacıya davasıyla ulaşmak istediği fiili sonuçlara ihtiyati tedbir kararı ile elde etme hakkı verdiğini, bu yönde verilen istinaf konusu tedbir kararının amacını aşacağının açık şekilde ortada olduğunu, Ayrıca, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için davacının hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da imkansız hale geleceği ve ayrıca tedbir kararı verilmemesi halinde de ciddi bir zararın doğacağına ilişkin somut bir delilin veya emarenin mevcudiyetinin şart olduğunu, somut vakıada ise bu durumların tam tersi durumu mevcut olup davacıların ikame etmiş oldukları İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1140 E. 2023/745 K. sayılı dosyası ile şirketin feshini talep ettiklerini, davacıların bu istek ve arzularının müvekkil şirketin genel kurulu tarafından karar altına alınmış olup şirketin tasfiyesine gidilmesi noktasında tasfiye kararı aldığını, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/688 E. sayılı dava dosyasından tesis edilmiş yürütmenin durdurulması kararına vaki itirazın usul ve yasaya açıkça aykırı gerekçeler ile reddine dair kararının kaldırılması gerektiğini beyanla, istinaf talebinin kabulü ile; İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/688 E. Sayılı dava dosyasından tesis edilmiş yürütmenin durdurulması kararı ve vaki itirazın usul ve yasaya açıkça aykırı gerekçeler ile 23.01.2025 tarihli reddi kararının kaldırılmasına, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, davacı tarafça İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/493 Esas sayılı dosyası ile ... Anonim Şirketi'nin 21/05/2024 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan şirketin tasfiyesine ilişkin 3 nolu kararın iptaline karar verilmesi talepli açılan davada, 3 nolu maddenin yürütmesinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir. İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 25/10/2024 Tarih ve 2024/493 Esas sayılı ara kararı ile;'' Davalı şirketin 21/05/2024 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 3 numaralı genel kurul kararının icrasının tedbiren geri bırakılması , " yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından uyap sisteminden e imzalı olarak 28/10/2024 tarihinde gönderilen dilekçe ile itiraz başvurusunda bulunulmuştur. İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 31/10/2024 Tarih ve 2024/493 Esas - 2024/717 Karar sayılı kararı ile;'' Mahkemenin 2024/493E. Sayılı dosyası ile İstanbul 21.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/468E. Sayılı dosyasındaki tarafların, dava konusunun, delillerin aynı veya benzer olduğu, her iki davada aynı delillere dayanıldığı, her iki davada davacının dayanmış olduğu delillerin ayniyet ve benzerlik taşıdığı, aralarında bu şekilde fiili-şahsi bağlantı bulunduğu, delillerin birlikte takdirinin uygun olduğu,'' gerekçesi ile dosyanın, İstanbul 21.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/468E. Sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiş ve İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin2024/468 Esas sayılı dosyasının 21/11/2024 tarihli Tensip ara kararı gereğince, birleşen İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/493 esas sayılı dosyasının konusu itibari ile davadaki davalı şirketler farklı olup, genel kurul kararının iptali davasının birlikte görülmesini gerektirir bir husus bulunmadığı, ayrı görülmesi gerektiğinden birleşen dosyasının tefrikine karar verilmiş olup tefrik edilen ( birleşen İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/493 esas sayılı dosyasının ) dosyanın İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/688 Esasına kayıt edildiği ve İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/688 Esas sayılı dosyanın 15/01/2025 tarihli duruşmasının 4 nolu ara kararı ile; Davalı tarafın İstanbul 2. ATM'nin 2024/493 Esas 30/09/2024 tarihli İcranın Geri Bırakılmasına dair Tedbir kararına yönelik itirazının İstinaf Yasa yolu açık olmak üzere reddine, bu hususta gerekçeli ara karar oluşturulmasına karar verildiği ve ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazın reddi ara kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İlk derece mahkemesince ( İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/493 esas sayılı dosyasının tensip ara kararı uyarınca ) TTK'nın 449. maddesi gereğince, yöneticilerin görüşleri sorulmuş, davalı şirketin temsilcilerinin görüşü sunulmuştur. TTK'nın 449. maddesine göre, genel kurul kararlarının iptali ve butlanı davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde yer verilen ihtiyati tedbirlere ilişkin hükümlerinden yararlanılmalıdır.HMK'nın 389.maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir." hükmünü; aynı Kanun'un 390/3. maddesi ise "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." hükmünü içermektedir.Buna göre, genel kurul kararlarının iptali davalarında TTK'nın 445. maddesi gereğince, alınan kararların yasaya, anasözleşmeye veya objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun, davacı tarafça yaklaşık olarak ispat edilmesi gerekmektedir.Davacılar vekili dava dilekçesi ile, taraflar arasında görülen İstanbul 9.ATM'nin 2016/1140 Esas sayılı dosyasında verilen 19.10.2023 tarihli karar ile davacıların çıkma payı tahsiline karar verildiğini, kararın İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takibe konu edildiğini, iptali istenen genel kurul kararının ilamı ortadan kaldırmaya yönelik olduğunu ileri sürerek, genel kurulun 3 no'lu maddesinin iptalini istemiştir. Dava dilekçesine ekli olan İstanbul 9.ATM'nin 2016/1140 Esas-2023/745 Karar sayılı 19/10/2023 tarihli kararı incelendiğinde; Davacılar tarafından davalı şirket ile birlikte dava dışı şirketler hakkında TTK'nın 531 ve devamı maddeleri gereğince haklı sebeple şirketin feshine karar verilmesi talebiyle 21/11/2016 tarihinde şirketin feshi davası açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda şirketin feshi yerinde görülmeyerek davacıların şirketten çıkmalarına ve ayrılma akçesinin belirlenerek tahsiline karar verildiği ve kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır. Somut olayda davacı taraf; İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1140 esas sayılı dosyası ile davalı şirketin feshi ve tasfiyesi için dava açıldığını, mahkemece fesih yerine davacıların ortaklıktan çıkarılmalarına ve ayrılma akçelerinin ödenmesine karar verildiği, ayrılma akçelerinin tahsili için davalı şirket aleyhine icra takibin başlatıldığı ve takibin kesinleştiğini, ancak davalı şirketin davacıların alacağının tahsilinin önüne geçmek için şirketin tasfiyesine karar verildiği, bu sebeple söz konusu kararın iptali ve yürütmesinin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket tarafından alınan tasfiye kararının esas sözleşme ve kanun hükümlerine ve dürüstlük kurallarına aykırı olup olmadığı, davacıların alacaklarının tahsilinin engellenmesi için alınıp alınmadığı, tasfiye sürecine girmesinin zorunlu olup olmadığı hususlarının yapılacak yargılama ile ortaya çıkacağı, davacı iddiaları yönünden mevcut delil durumu itibariyle bu aşamada yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği, davacıların alacaklarına ilişkin icra takip dosyasında davalı şirket malvarlığına haciz konulması, davalı şirket aleyhindeki dava ve icra takipleri sonuçlanmadan tasfiye sürecinin sona eremeyeceği dikkate alındığında HMK 389/1 maddesinde belirtilen mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinin gerçekleştiği hususunda yeterli delil bulunmamaktadır. Ayrıca İptali istenilen genel kurul kararı esasında, davacıların fesih ve tasfiye davasındaki (İstanbul 9.ATM'nin 2016/1140 Esas sayılı dosyasındaki) asıl talebi gibi, şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkindir. Bu nedenle, genel kurulca şirketin tasfiyesine karar verilmesi, fesih ve tasfiye davasındaki talep sonucuyla uyumlu olup, bu genel kurul kararının uygulanmasıyla davacıların telafisi imkânsız zararlarının doğacağından söz edilemez. Bu nedenle, ihtiyati tedbir koşulları bulunmadığından, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbire itirazın reddine karar verilmesi isabetli olmamış, bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir. Sonuç itibariyle, muteriz davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin 15/01/2025 tarihli ara kararının HMK 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce yeniden hüküm kurularak davalının ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazının kabulü ile İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25/10/2024 Tarih ve 2024/493 Esas sayılı ara kararı ile verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir kararına itiraz eden davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın reddine dair 15/01/2025 tarih ve 2024/688 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı ara kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce yeniden hüküm kurularak; 2-Davalının ihtiyati tedbir kararına itirazının KABULÜ ile, 3- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 25/10/2024 tarih ve 2024/493 Esas sayılı ara kararı ile verilen ihtiyati tedbir kararının KALDIRILMASINA, 4-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan 1.683,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 615,40-TL karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 5-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 1.683,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Dava dosyası dairemize UYAP sistemi üzerinden elektronik dosya olarak gönderildiğinden, ilk derece mahkemesine UYAP sistemi üzerinden iade edilmesine, 8-Artan gider avansı olması halinde, yatıran tarafa iadesine, 9-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 27/02/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.