Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2025/326 K.2025/260

🏛️ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/326 📋 K. 2025/260 📅 14.03.2025

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2025/326 Esas - 2025/260 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/326
KARAR NO : 2025/260
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/01/2025
NUMARASI : 2025/31 Esas (Ara Karar)
DAVA : Ticari Şirket
DAVA TARİHİ : 11/01/2025
TALEP :İhtiyati Tedbir
KARAR TARİHİ : 14/03/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 14/03/2025
Taraflar arasındaki ihtiyati tedbir davasında mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı şirketin ortağı ve eski yönetim kurulu üyesi olduğunu, ancak yönetim kurulu başkanı olan kardeş ... ile yaşadığı anlaşmazlıklar nedeni ile şirket ortaklığından ayrılmak üzere Ankara 9.ATM'nin 2018/251 E. sayılı dosyasında açtığı davanın derdest olduğunu, davacının halen dava dilekçesinde belirttiği ve davalı şirketin mülkiyetinde olan taşınmazda oturmakta olduğunu, ancak Yönetim kurulu başkanı tarafından bu konuda yönetim kurulu kararı mevcut olmadığı halde taşınmazdan tahliyesi için dava açıldığını, yapılan yargılama sonucunda İstanbul Anadolu 11. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2022/595E., ve 2023/1065 K. sayılı ilamı ile davacının tahliyesine karar verildiğini ve kararın istinaf denetiminden de geçtiğini beyanla davacı yönünden tahliye riski nedeni ile telafisi güç veya imkansız zararlar doğmamasını teminen İstanbul Anadolu 11. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2022/595E. ve 2023/1065 K. sayılı tahliye kararının Mahkemece uygun görülecek teminat karşılığında tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; dava dilekçesi ve ekleri birlikte dikkate alındığında; ihtiyati tedbir isteminin farklı bir Mahkemenin icrasının tedbiren durdurulmasına yönelik olup HMK 389.m. bağlamında bu yönde bir ihtiyati tedbir kararı verilmesine hukuken olanak bulunmadığı, taşınmazdan tahliye isteminin dosyamızda doğrudan somut uyuşmazlığın konusunu da teşkil etmediği anlaşılmakla, yasal koşulları oluşmayan tedbir isteminin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbirin reddi ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı ...'ın davalı şirketin eski yönetim kurulu üyesi ve halen şirketin %14,59 oranında hissedarı olduğunu, davacının, Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2018/251 E. hissedarlıktan ayrılma istemli dava açtığını, mahkemece ayrılma akçesinin hesaplanmasına karar verildiğini, ayrılma akçesini hesaplayan bilirkişi heyeti, eksik inceleme ile düşük değerleme yapmış ise de, davacı şirketin değerini 12.567.968.854,73 TL olarak davacı ...'ın hisse değerinin 1.834.811.737,51 TL olarak hesaplandığını, hal böyle iken, davacının hissedarı olduğu davalı şirket yönetimi sırf davacıyı zor durumda bırakmak ve ona zarar verebilmek için, rahmetli babaları tarafından yaptırılan ve yıllardır ikamet ettikleri, şirkete ait evden davacıyı tahliye etmek dava açtığını, İstanbul Anadolu 11. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin, 2022/595 E ve 2023/1065 K. Sayılı ilamı ile davacı ...'ın tahliyesine karar verildiğini ve iş bu kararın İstanbul BAM 54. Hukuk Dairesi tarafından onandığını, her ne kadar mahkemece verilmiş bir karar bulunsa da, usulüne uygun bir yönetim kurulu kararı olmaksızın açılan tahliye davasına konu yönetim kurulu başkanının keyfi kararının batıldır, yok hükmünde olduğunu, tedbir kararı vererek, usul ve yasaya daha en baştan aykırı olan, yoklukla malul bir kararın devamı niteliğinde olan tahliye kararının huzurdaki dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep ettiğini, mahkemece yapılması gereken, tıpkı TTK m 449'da olduğu gibi, tedbir kararı hakkında karar vermeden önce, yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı görüşünü aldıktan sonra karar vermek iken, dosya üzerinden red karar verilmesinin hatalı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Talep; ihtiyati tedbirin reddine ilişkin ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir.
HMK'nun 389/(1). maddesinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği,
HMK'nun 390/(2). maddesinde de hakimin talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde karşı taraf dinlenmeden de tedbir kararı verebileceği hüküm altına alınmıştır. HMK'nın 390/(3). maddesinde ise tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu düzenlenmiştir.
İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır.
İhtiyati tedbir kararı verilebilmesinin diğer bir koşulu ise mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesidir.
Somut olayda, ihtiyati tedbir isteminin farklı bir Mahkemenin icrasının tedbiren durdurulmasına yönelik olduğu HMK'nun 389. madde bağlamında bu yönde bir ihtiyati tedbir kararı verilmesine hukuken olanak bulunmadığı, taşınmazdan tahliye isteminin doğrudan somut uyuşmazlığın konusunu da teşkil etmediği gerekçeleriyle davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olmakla ilk derece mahkemesinin davacının ihtiyati tedbir talebinin reddi gerekçesi gözetildiğinde ara karar usul ve yasaya uygundur.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi ara kararında usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığından ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40 TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Yapılan istinaf yargılama giderlerinin istinafa başvuran taraf üzerinde bırakılmasına, varsa kullanılmayan gider avansının istek halinde kendisine iadesine,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-f. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.14/03/2025
Başkan- Üye - Üye Zabıt Katibi -