Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2023/271 K.2025/482
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/271 - 2025/482
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/271
KARAR NO : 2025/482
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/12/2022
NUMARASI : 2022/392 E. - 2022/1041 K.
DAVANIN KONUSU : Rücuan Alacak
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 29/12/2022 tarih ve 2022/392 Esas - 2022/1041 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesinden doğan 83.586,66 TL karar pulu damga vergisinin yükleniciden kesinti yapılarak davacı tarafından ödendiği, davalı tarafından karar pulu damga vergisi kesintisinin iadesi amacıyla Ankara 6.Vergi Mahkemesi'nin 2018/1382 E. sayılı dosyası ile dava açıldığı, Ankara 6.Vergi Mahkemesi'nin 13.03.2019 T., 2019/232 K. sayılı kararı ile davanın ihale karar pulu damga vergisi yönünden kabulüne karar verildiği, bu karara istinaden davacı tarafa yeniden tahakkuk edilen ve ödemesi yapılan damga vergisinin iptali istemiyle dava açıldığı, Ankara 5.Vergi Mahkemesi'nin 19.02.2020 T., 2019/772 E., 2020/454 K. sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verildiği, akabinde söz konusu karara istinaden davacı adına düzenlenen vergi ziyai cezalı damga vergisi tarhiyatının hukuka aykırı olduğu ve zamanında ödenen ihale karar pulu için gecikme zammının talep edilmesinin haksız olduğu gerekçesi ile dava açıldığı, Ankara 3.Vergi Mahkemesi'nin 29.01.2021 T., 2020/1485 E., 2021/2932 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verildiğini, bunun üzerine müvekkili tarafından ihale karar damga verisi ve buna bağlı ortaya çıkan gecikme faizi olmak üzere toplam 152.211,31 TL ödendiği, taraflar arasındaki sözleşme ve sözleşmenin eki mahiyetindeki idari şartname hükümlerine göre ihale karar damga vergisinden davalının sorumlu olduğunu, buna rağmen yaşan hukuki süreç sonunda sözleşme hükümlerine aykırı olarak davalıya verilen ihale kararı damga vergisinin ve buna bağlı faizin müvekkili şirket tarafından ödenmek zorunda kalındığını ileri sürerek, 152.211,31-TL'nin ödeme tarihinden işleyecek avans faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkiline dava dilekçesinin usulsüz tebliğ edildiğini, Elektronik Posta Yönetmeliği'nin 5/f maddesi uyarınca müvekkiline elektronik yolla tebligat yapılmasının zorunlu olmasına rağmen PTT kanalıyla tebligat yapıldığını, diğer taraftan müvekkilinin ihale kararı damga vergisinin mükellefi olmadığının Ankara 6 Vergi Mahkemesi'nin 2018/1382 E-2019/232 K sayılı ilamıyla sabit olduğunu, anılan mahkeme kararında sözleşme giderlerinin içerisinde idarenin giderlerinin yer almadığının, idarenin ödemekle yükümlü olduğu giderlerden yüklenicinin sorumlu tutulamayacağının belirtildiğini, taraflar arasındaki sözleşme giderlerine davacının ödemekle yükümlü olduğu giderlerin dahil olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkilinin gecikme zammından sorumlu tutulamayacağını, verginin gecikmeli ödenmesinden müvekkilinin sorumlu olmadığını, müvekkilinin ihale karar damga vergisini açtığı davayı kazanarak geri aldığını, gecikmenin davacının müvekkilinden haksız olarak tahsil ettiği ihale karar damga vergisinden kaynaklandığını, müvekkilinin anayasal hakkını kullanması nedeniyle gecikme zammından sorumlu tutulmayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı tarafın Vergi Dairesine karşı Damga Vergisi Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca ihale karar damga vergisinin mükellefi olduğu, Vergi Usul Kanunun 8/3. maddesi uyarınca vergi sorumluluğuna ilişkin özel hukuk sözleşmelerinin vergi idaresini bağlamayacağı ancak vergi idaresine karşı hüküm ifade etmeyen vergi sorumluluğunun devrine ilişkin bu tür sözleşmelerin, taraflar arasındaki iç ilişkide hüküm ifade edeceği, taraflar arasında imzalanan sözleşme ve idari şartname ile dava konusu ihale karar damga vergisinden davalı şirketin sorumlu olduğunun kararlaştırıldığı, davacının davalıya damga vergisini sözleşme bedeli içerinde daha önce ödemesi nedeni ile davacı yönünden damga vergisine ilişkin olarak gerçekleşen mükerrer ödeme nedeni ile davalının davacı aleyhine sebepsiz zenginleştiği, bu nedenle dava konusu tutarı ödeme tarihinden itibaren davacıya iade etmekle yükümlü olduğu gerekçesiyle 152.211,31-TL alacağın ödeme tarihi olan 09/03/2021 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili,müvekkiline dava dilekçesinin usulsüz tebliğ edildiğini, Elektronik Posta Yönetmeliği'nin 5/f maddesi uyarınca müvekkiline elektronik yolla tebligat yapılmasının zorunlu olmasına rağmen PTT kanalıyla tebligat yapıldığını, diğer taraftan müvekkilinin ihale kararı damga vergisinin mükellefi olmadığının Ankara 6 Vergi Mahkemesi'nin 2018/1382 E-2019/232 K sayılı ilamıyla sabit olduğunu, anılan mahkeme kararında sözleşme giderlerinin içerisinde idarenin giderlerinin yer almadığının, idarenin ödemekle yükümlü olduğu giderlerden yüklenicinin sorumlu tutulamayacağının belirtildiğini, taraflar arasındaki sözleşme giderlerine davacının ödemekle yükümlü olduğu giderlerin dahil olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkilinin gecikme zammından sorumlu tutulamayacağını, verginin gecikmeli ödenmesinden müvekkilinin sorumlu olmadığını, müvekkilinin ihale karar damga vergisini açtığı davayı kazanarak geri aldığını, gecikmenin davacının müvekkilinden haksız olarak tahsil ettiği ihale karar damga vergisinden kaynaklandığını, müvekkilinin anayasal hakkını kullanması nedeniyle gecikme zammından sorumlu tutulmayacağını, ayrıca ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin de hatalı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararını kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE : Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan rücuan alacak istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu alacağın taraflar arasında imzalanan sözleşme nedeniyle davacı tarafından ödenen ihale karar damga vergisi ve gecikme cezasına ilişkin olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 6. maddesi ve sözleşmenin eki niteliğinde olan idari şartnamenin 21.1, 21.3 maddeleri gereğince davacı tarafından ödenen ihale karar damga vergisinden davalının sorumlu olduğu, her ne kadar Damga Vergisi Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca ihale karar damga vergisinin mükellefi davacı olsa da, rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanmasının sözleşme hukukunun en temel ilkelerinden olduğu, yukarıda da ifade edildiği üzere taraflar arasındaki sözleşme ve eki niteliğindeki idari şartname hükümlerine göre davacının ödediği ihale karar damga vergisini davalıdan talep etmekte haklı olduğu, yine davacının ihale karar damga vergisini, davalının hak edişinden kesinti yapmak suretiyle, zamanında ödemesine rağmen, davalının açtığı dava nedeniyle gecikme cezası ödemek zorunda kaldığından davalının bu tutardan da sorumlu olduğu, zira davalının taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre ihale karar damga vergisinden sorumlu olduğunu bildiği, buna rağmen kendi hak edişinden kesinti yapılarak davacı tarafından ödenen tutarın iadesi için vergi mahkemesinde dava açtığı, anılan davada ihale kararı damga vergisinin mükellefinin davacı olması sebebiyle bahsi geçen tutarın davalıya iadesine karar verildiği, oysa işbu davaya konu rücu ilişkisinde taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin nazara alınması gerektiği, yani ihale kararı damga vergisinin Damga Vergisi Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca mükellefinin davacı olmasının somut uyuşmazlık bakımından varılan sonucu etkilemeyeceği, diğer taraftan davalı tarafa dava dilekçesinin tebliği, Elektronik Posta Yönetmeliği'nin 5/f maddesine uygun olmadığı için, usulsüz olsa da davalı tarafın yargılamaya katıldığı, cevap dilekçesi sunduğu, usulsüz tebliğin davalının savunma hakkının kısıtlanmasına neden olmadığı, bu itibarla davalı tarafın bu yöndeki istinaf itirazlarının da yerinde bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca davalıdan alınması gereken 10.397,55-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 2.599,50-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 7.798,05-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 06/03/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/04/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.