İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2025/433 K.2025/442

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/433 📋 K. 2025/442 📅 10.04.2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/433
KARAR NO: 2025/442
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ: 29/01/2025
NUMARASI: 2024/888 Esas (Derdest)
DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/04/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin 18.10.2024 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların tedbiren icrasının durdurulmasına ve ticaret sicil gazetesine bildirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu genel kurul kararının geri bırakılması için hiçbir hukuki neden bulunmadığını, 18/10/2024 tarihli olağanüstü genel kurulda yönetim kurulu seçiminin yasaya ve ana sözleşmeye uygun olarak gerçekleştirildiğini, bu nedenle davacıların TTK Madde 449 kapsamındaki “kararın yürütülmesinin geriye bırakılması” şeklindeki tedbir taleplerinin reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Somut olayda davacı vekili davalı şirketin 18/10/2024 tarihli genel kurulunda alınan kararların yürütülmesinin geri bırakılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş ise de ; ihtiyati tedbir kararı verebilmek için hâkimin somut sebep göstermesi ve ihtiyati tedbir kararının haklılığını ortaya koyacak delil değerlendirmesi yapması ve yaklaşık ispat ölçüsüne yaklaşması gerekli olup davacı vekili tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgeler somut delil kabul edilip haklılık konusunda yaklaşık ispat ölçüsü kriterine uymaması nedeniyle davacı vekilinin, davalı şirketin 18/10/2024 tarihli genel kurulunda alınan kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için somut sebeplerin bulunduğunu, davaya konu genel kurul toplantısının kanun ve esas sözleşmede belirlenen kurallara ve usule aykırı şekilde toplandığını, yapılan toplantı ve alınan tüm kararların yok hükmünde olduğunu, olağanüstü genel kurul toplantısı yapma kararının, yetkisi olmayan yönetim kurulu tarafından alındığını, olağanüstü genel kurul çağrısının, usulüne aykırı olarak yapıldığını, 18.10.2024 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının TTK ve ana sözleşmede gösterilen toplantı ve karar yeter sayısına aykırı olarak toplandığını, esas sözleşmede bulunan "kitlenme maddesinin" şartları oluşmamasına rağmen sanki kitlenme gerçekleşmiş gibi bir karar alındığını, ihtiyati tedbir talebinin haklılığını gösteren delilleri gösterme ve yaklaşık ispat yükümlülüğün yerine getirildiğini, ancak genel kurulda alınan kararların yürütmesinin geri bırakılması talebinin reddinin, yeterli inceleme yapılmadan ve davalı şirket ile müvekkil pay sahipleri arasında bir menfaat dengesi gözetilmeden verildiğini, ihtiyati tedbir kararının reddine karar verilirken taraflar arasında menfaat dengesinin korunmadığını, davaya konu genel kurul kararı ile seçilen yönetim kurulunun meşru bir yönetim kurulu olmadığını, şirketin feshi ve bilgi alma davasınında yargılama sürelerinin uzun süreceği göz önüne alındığında; bu davalar sonuçlanıncaya kadar yasal niteliği olmayan bir yönetim kurulu tarafından şirketin idare edilmesine izin verilmesinin yanlış olduğunu, bu noktada yapılması gerekenin tarafların birbiri ile çatışan menfaatlerinin gözetilerek yargılama nihayete erene kadar sürdürülebilir bir ilişkinin temin edilmesinin sağlanması olduğunu, ancak mahkemenin ihtiyati tedbir talebini reddederek, taraflar arasındaki menfaat dengesinin sağlanmasını imkansızlaştırdığını beyanla, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve 18.10.2024 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların tedbiren yürütmesinin geri bırakılmasına ve ticaret sicil gazetesine bildirilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Talep, şirket genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine ilişkin davada; davalı şirketin 18/10/2024 tarihli genel kurulunda alınan kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair kararına yönelik istinaf incelemesidir. Dava dilekçesi ile aynı yönde yapılan şirkete yönetim kayyımı atanmasına ilişkin talebin ilk derece mahkemesince 11/11/2024 tarihli ara karar ile reddine karar verildiği, asıl dava davacısı vekilince 14/01/2025 tarihli dilekçe ile tedbir talebinin yenilendiği ve şirkete yönetim kayyımı atanmasını ve genel kurulda alınan kararların yürütmesinin durdurulmasını talep edildiği, ilk derece mahkemece 15/01/2025 tarihli ara karar ile davacının yürütmenin durdurulması talebi yönünden dilekçesinin davalı şirket yönetim kuruluna tebliğine ve yönetim kayyımı atanması talebinin reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulduğu, dairemizin 2025/296 Esas, 2025/262 K. sayılı ilamıyla yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığı gerekçesiyle istinaf talebinin esastan reddine karar verildiği, ilk derece mahkemesince genel kurulda alınan kararların yürütmesinin durdurulmasına ilişkin talep yönünden 29/01/2025 tarihli ara karar ile tedbir talebinin reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekilince istinaf isteminde bulunulduğu görülmektedir. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ihtiyati tedbir kararı verilmesinin koşullarının bulunup bulunmadığı noktasındadır. Dava ... İnşaat A.Ş.'nin 18/10/2024 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların; çağrının usulüne uygun yapılmamış olması ve şirket esas sözleşmesine aykırı olduğu iddiası ile yok hükmünde olduğunun tespitine ilişkindir. Aynı talepleri içeren davacısı ... ve ... Ltd. Şti olan Bakırköy 5. ATM'nin 2024/1052 E. 2025/144 K. dosyasının eldeki dosya ile birleştirildiği görülmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nun 449. maddesine göre, genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir.6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 389/1. Maddesi ise, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Yukarıda ifade edildiği üzere HMK'nın 390/2 maddesine göre, tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Yaklaşık ispattan anlaşılması gereken ise usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Buradaki amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam ispat gerekmez. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez. Tarafların iddia ve savunmaları ile dosya içerisindeki belgeler nazara alındığında taraflar arasında şirket içi ihtilafların bulunduğu sabit olmakla birlikte toplanan deliller ve yargılamanın geldiği aşama dikkate alınarak yaklaşık ispatın gerçekleşmediği anlaşılmakla ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İhtiyati tedbir talep eden davacılar tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-İhtiyati tedbir talep eden davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.10/04/2025