İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2025/777 K.2025/822

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/777 📋 K. 2025/822 📅 15.05.2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/777
KARAR NO: 2025/822
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 11.03.2025 tarihli ara karar
NUMARASI: 2025/83 Esas
DAVA: Genel kurul kararının iptali
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı şirket’in 10.10.2024 tarihinde yapılan 2024 yılına ilişkin Olağanüstü Genel Kurul toplantısında alınan kararların genel kurul toplantısına çağrı için Yönetim Kurulu Başkanı davacı Müvekkilden habersiz ve yokluğunda alınan 18.09.2024 tarihli yönetim kurulu kararının yoklukla malul olması nedeniyle, genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespiti, aksi takdirde bu kararların butlanına karar verilmesi, 10.10.2024 tarihli genel kurulda alınan yok hükmünde kararların yürütmesinin geri bırakılması yolunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin değerlendirildiği 11.03.2025 tarihli ara kararıyla; "...Tüm dosya kapsamı ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda, İptali talep edilen genel kurul kararlarının ana sözleşme, yasa ve objektif iyiniyet kurallarına aykırı olup olmadığının yapılacak yargılama sonucunda belirleneceği, davacının haklılığının ispatına yönelik yaklaşık ispat şartının henüz oluşmadığı..." gerekçesiyle, davacının genel kurul kararının icrasının geri bırakılmasına yönelik tedbir talebinin TTK'nın 449. maddesi ile HMK'nın 389 ve 390. maddeleri gereğince reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İstinaf dilekçelerinde davalı şirket yönetim kurulu üyesi ...'in mahkemeye sunduğu yönetim kurulu beyanında “ ... A.Ş.NİN 18.9.2024 TARİHİNDE TOPLAM 7’ÜYEDEN 6’SININ KATILIMI İLE GERÇEKLEŞEN YÖNETİM KURULU TOPLANTISINDA” şeklinde bir beyanda bulunduğunu belirttiklerini, bu beyanın gerçek dışı olduğunu ve mahkemeyi yanıltmaya yönelik olduğunu, bu hususu o dönem yönetim kurulu üyelerinden olan ...’un noter beyanı ile ispat ettiklerini ve iş bu ek beyan dilekçesi ekinde bu noter beyanını sunduklarını, 18.09.2024 tarihinde yönetim kurulu üyesi olan ...’e gönderilen ihtarnameye cevaben ... 18.09.2024 tarihinde Edremit'te olduğunu noter kanalı ile beyan ettiğini, Dolayısı ile 18.09.2024 tarihinde davalı şirkette 7 kişinin 6’sı ile yönetim kurulu toplantısı yapmak üzere toplanmak mümkün olmadığı halde aksi yönde mahkemeyi yanıltmaya yönelik beyanda bulunan yönetim kurulu üyesinin beyanına itibar edilemeyeceğini, mahkemeye gerçek dışı beyanda bulunan ... ve ilgililer hakkında baro ve savcılığa suç duyurusunda bulunma haklarının saklı olduğunu, 18.09.2024 tarihinde davalı şirketin diğer yönetim kurulu üyelerinden ... da kuşadasındadır ve fakat yönetim kurulu beyanında bu husustan bahsetmediğini, ...’nın da kuşadasında olduğu için 18.09.2024 tarihli toplantıya katılımı fiilen mümkün olmadığını, Yönetim kurulu üyesi ... beyanında her ne kadar 6 yönetim kurulu üyesinin davalı şirket merkezinde toplandığını belirtmiş ise de davalı şirket yönetim kurulu üyelerinden ...'nın 18.09.2024 tarihinde Kuşadası'nda olduğunu ve kararda imzası olan yönetim kurulu üyelerinden ...'un 18.09.2024 tarihinde Edremit'te olduğunu, mahkemeye sunulan yazılı noter beyanında 18.09.2024 tarihinde Edremit'te olduğunu kabul ettiğini, Dolayısı ile yönetim kurulu kararının alındığı tarihte İstanbul dışında olan üyelerin bulunması ve ancak kararın şirket merkezinde bu kişilerinde imzası ile alındığının kararda yer almasının usulsüz olduğunu, davalı şirketin 19.06.2014 tarihinde kabul edilen ana sözleşmesinin 15. maddesine göre o dönem yönetim kurulu başkanı olan davacı müvekkiline önceden yazılı haber verilmeden yönetim kurulunun toplanamayacağını, Dava şirketin ana sözleşmesinin 15. maddesine aykırı alınan yönetim kurulu kararı yok hükmünde olduğunu, iş bu yok hükmünde yönetim kurulu kararına istinaden yapılan genel kurulda yoklukla malul olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalı Şirket’in 10.10.2024 tarihinde yapılan 2024 yılına ilişkin olağanüstü genel kurul toplantısının, genel kurula çağrı kararının alındığı ve yönetim kurulu başkanı davacıdan habersiz ve yokluğunda alınan 18.09.2024 tarihli yönetim kurulu kararının yoklukla malul olması nedeniyle, genel kurul toplantısında alınan kararların da yoklukla malul olduğunun tespiti, aksi takdirde bu kararların butlanına karar verilmesi istemine, istinaf ise 10.10.2024 Tarihli genel kurulda alınan kararların yürütülmesinin geri bırakılması talebinin reddi ara kararına ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda talebin reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. TTK'nın 449. maddesine göre genel kurul kararlarının iptali davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde yer verilen ihtiyati tedbirlere ilişkin hükümlerinden yararlanılmalıdır. HMK'nın 389. maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir." hükmünü, aynı Kanun'un 390/3.maddesi ise "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" düzenlemesini içermektedir. Buna göre genel kurul kararlarının iptali davalarında TTK'nın 445. maddesi gereğince, alınan kararların yasaya, anasözleşmeye veya objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun da yaklaşık olarak ispat edilmesi gerekmektedir. İlk derece mahkemesi, yürürlüğün geriye bırakılması talebini, şirket yöneticilerinin görüşü alındıktan sonra değerlendireceğini belirtmiş olup, bu arar karar, yasal düzenlemeye uygundur. Yokluk iddiasının genel hükümlere göre ispatlanması gerekir. TTK'nın 447. maddesinde ise butlan düzenlenmesine yer verilmiştir. Maddede pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını kanunun izin verilen ölçü dışında sınırlandıran anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararların batıl olduğu belirtilmiştir. İddiaların butlan kapsamında kabul edilmesi hâlinde de bu hususta yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmesi gerekir. Somut olayda iddianın ileri sürülüş biçimi, cevap dilekçesi içeriği, sunulu deliller ile Yargıtay 11. HD 2015/3129 E 2016/804 K sayılı emsal karar gerekçesi dikkate alındığında, davacının yönetim kurulu başkanı olduğu, anonim şirketlerde yönetim kurulunu toplantıya davet yetkisinin açıkça yönetim kurulu başkanına verildiği, bu yetkinin emredici nitelikte olduğu, somut olayda butlanla sakat olduğu belirtilen olağanüstü genel kurula çağrıya ilişkin 18.09.2024 tarihli yönetim kurulu kararlarının alındığı yönetim kurulu toplantılarının ise yönetim kurulu başkanının daveti üzerine yapılmadığının ileri sürüldüğü, davalı yan cevap dilekçesinde de davacı katılımı olmaksızın diğer altı yönetim kurulu üyesi ile toplantının yapıldığının belirtildiği, toplantıya davet yetkisi olmayan üyelerin daveti üzerine yapıldığı dikkate alındığında, somut olayda yaklaşık ispatın sağlandığı sonucuna varılmakla, ilk derece mahkemesinin yaklaşık ispatın sağlanmadığı gerekçesiyle tedbir isteminin reddi isabetli görülmemiş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu, davacı vekilinin istinaf başvrusunun kabulü ile HMK 353/1.b.2 ve 391/3 maddeleri uyarınca ilk derce mahkemesinin tedbir talebinin reddine dair 11.03.2025 tarihli ara kararın kaldırılarak, ihtiyati tedbir talebi hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede ihtiyati tedbir talebinin kabulüne dair aşağıdaki karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarda açıklanan gerekçelerle; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1.b.2 ve 391/3 maddeleri uyarınca, ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair 11.03.2025 tarihli ara kararın kaldırılmasına, ihtiyati tedbir talebi hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-TTK'nın 449.maddesi uyarınca davalı şirketin 10.10.2024 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların yürütülmesinin dava sonuna kadar geri bırakılmasına, 2- Dosya kapsamındaki deliller ile davacının davalı şirketteki hisse miktarı da dikkate alınarak, takdiren teminat alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,4-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,5-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine, 7-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2 ve 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 15.05.2025