İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2022/1540 K.2025/549
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1540
KARAR NO : 2025/549
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/04/2022
NUMARASI : 2022/149 Esas - 2022/385 Karar
DAVA : Genel Kurul Kararının İptali
DAVA TARİHİ : 18/02/2022
BAM KARAR TARİHİ : 09/04/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 09/04/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/04/2022 tarihli, 2022/149 Esas ve 2022/385 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA :
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 10 ortaklı bir aile şirketi olup 1969 yılında ... tarafından kurulduğunu, 02/02/2020 tarihinde murisleri ...'in vefat etmesinden sonra davacıların 14/12/2020 tarihinde şirketin hissedarları olduğunu, şirket adına çok sayıda kayıtlı taşınmaz olup, murislerin ...’ten kalan bu taşınmazlardaki hisseleri dışında başkaca bir geçim kaynağı olmayan müvekkillerinin, diğer maliklerle anlaşamamaları neticesinde söz konusu taşınmazlarla ilgili 01/11/2021 tarihinde İzmir 13. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/1503 esas sayılı ve İzmir 10. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2021/1509 esas sayılı dosyaları ile görülmekte olan ortaklığın giderilmesi davalarını açtıklarını, dava konusu taşınmazlar arasında ...’nin de bulunduğu taşınmazın yer aldığını, diğer hissedarların İzmir 10. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2021/437 esas sayılı dosyasında tapu iptali ve tescil davası açtıklarını, şirketin sevk ve idaresinin ... tarafından yapıldığını, ...'in müvekkillerini yönetimin dışına attığını, murislerinin vefatından sonra müvekkillerine karşı sistematik kötü davranışların devam ettiğini, basiretli bir tüccar gibi davranma geleneğinin, ticari örf ve adetlerin, teamüllerin, ticari ahlak yok sayılmak suretiyle ayaklar altına alındığını, şirketler hukukuna hakim olan eşit işlem ilkesine göre şirket yapılanmasının ortaklar bakımından eşit haklar içerecek şekilde yapılanması gerektiğini, genel kurul toplantısında alınan kararların ticari örf ve adetler, teamüller ve ticari ahlak ile bağdaşmadığını, yapılmak istenenin müvekkilinin bir kısım haklarını yok etmek olduğunu, TBK'nun 19 ve 20. maddeleri hükümleri gereğince de kararların geçersiz olduğunun tespitinin elzem bulunduğunu, çoğunluğu elinde bulunduran ortakların, haklarını kötüye kullanarak azınlığı ve tek tek ortakların çıkarlarını ihlal edecek nitelikte olması halinde dürüstlük kuralına aykırı alınan kararların iptal edilmesi gerektiğini, TTK'nun 245. maddesinde haklı sebebin sınırlarının çizmeye çalışıldığını, genel kurulda söz alan ortakların iddialarının tamamen soyut ve mesnetsiz olduğunu, müvekkillerinin ortaklığın giderilmesi davalarını kötü niyetli olarak değil diğer ortaklarla maddi konularda anlaşamamaları nedeniyle açtıklarını, bu durumun tabi hakları olması yanında haklı sebep olarak Kanunda sayılmadığını, müvekkillerinin herhangi bir şahsa veya emlakçıya ...nin satılacağını kesinlikle söylemediği, bu konuda bir ilan vermediklerini bildirmiş, davalı şirketin 13/02/2022 tarihli olağan genel kurul kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; iptal davası için dava açan ortağın ilgili karara red oyu vermesi ile muhalefet şerhinin toplantı tutanağına geçirmesinin dava şartı olduğunu, alınan kararlardan sonra kanuna uygun şekilde davacı tarafça muhalefet şerhinin bildirilmemesi nedeniyle iptal davası açma haklarının bulunmadığını, bunun yanında davacıların evet oyu verdiği ve çekimser kaldığı kararların olmasına rağmen hangi kararı dava ettiklerinin anlaşılamadığını, dava dilekçesinden genel kurul tutanağının 8.maddesinde alınan kararın dava edildiğinin anlaşıldığını, alınan kararın dava için verilen yetki kararı olup, dava açılması halinde, davayı görecek mahkemenin değerlendirip karar verecek olması nedeniyle bu aşamada dava açmanın yersiz ve hukuken mümkün olmadığını, genel kurul toplantısının kanuna uygun yapıldığını, dava dilekçesindeki, senaryo oynanmak istenen son perde, davacılara karşı sistematik kötü davranışlar, tek erkek olmanın sağladığı avantaj ve ticari ahlakın yok sayılmak suretiyle ayaklar altına alındığı şeklindeki asılsız ve hakaretamiz iddiaların gerçek dışı ve samimiyetsiz olduğunu, genel kurulda alınmış olan ortaklıktan çıkarma davası açılması hususunda müdürlere yetki verilmesine ilişkin kararın, ne denli haklı olarak alınmış bir karar olduğunu teyit ettiğini, davacıların murisi ...'ten kaynaklanan olumsuz gelişmelerin müvekkili şirkete, şirket ortaklarına ve şirketin marka değerine olağanüstü zarar verdiğini, davacılar dışındaki diğer ortakların şirketin ayakta kalmasını temin ettiklerini, davacıların gelişmeleri bilmelerine rağmen, aralarında imalathane nitelikli dükkanların da bulunduğu taşınmazların satışı için ortaklığın giderilmesi davası açtıklarını, anlaşma tekliflerine kayıtsız kaldıklarını, davacıların amacının hak aramak değil, müvekkili şirkete ve ortaklara/aile bireylerine zarar vermek kasdı ile yapılmış olan girişimler olduğunu, her kararın şirketin ve şirket ortaklarının menfaatlerinin korunması amacıyla alınmış hukuka uygun kararlar olduğunu bildirmiş, davanın usulden ve esas yönünden reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR:
Mahkemece; "...Taraflarca sunulan ve bildirilip mahkememizce toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davalı şirketin tüm ortaklarının, ortak murisi ... tarafından kurulup miras yolu ile mevcut ortaklara geçtiği, aile şirketi niteliğinde olduğu, ortak muris tarafından edinilen çok sayıda taşınmazın miras payları oranında tüm ortaklara ait olduğu, bütün mirasçılar yönünden ortaklık ilişkisi devam etmesine rağmen davacıların İzmir 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/1509 esas sayılı dosyası ile İzmir 13. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/1503 esas sayılı dosyasında ortaklığın giderilmesi davası açtıkları, buna karşın ortak ... tarafından İzmir 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/437 esas sayılı dosyasında davacılara karşı tapu iptal ve tescil davasının açıldığı, bu davalar derdest iken davaya konu genel kurul toplantısının yapıldığı, tutanakta davaya konu kararla ilgili söz alan ortakların, davacıların şirketin zor zamanlar yaşadığı bir dönemde şirketin faaliyetinin olduğu pastanenin ve üretimin yapıldığı dükkanların bulundukları taşınmazların satışını isteyerek ve dile getirdikleri diğer nedenlerle şirkete zarar verdikleri düşüncesinde bulunduklarını beyan ettikleri ve davacılar dışındaki bütün ortakların davacıların ortaklıktan çıkarılması için şirket müdürüne yetki verilmesi konusunda kabul oyu kullandıkları, alınan kararın açıkça haksız, eşitlik ilkesine aykırı, objektif iyi niyet kurallarına uygun olmayan sebeplerle veya gerekçesiz, nedensiz ve kötü niyetli olarak alındığına dair dosyada bir delil toplanmaması nedeniyle objektif iyi niyet kurallarına aykırı olmadığı, davacılar dışındaki diğer bütün ortakların, davacıların şirketin zararına davranışlarda bulunduğu düşüncesinde ve iddiasında olarak karar aldıkları göz önünde tutularak; davaya konu kararın, TTK'nun 621.maddesi ile şirket ana sözleşmesinin 18.maddesi hükümlerine uygun olduğu gibi objektif iyi niyet kurallarına aykırı olarak alınmadığı anlaşıldığı.." gerekçesiyle "...Davanın reddine..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
Karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; her ne kadar mahkemenin gerekçeli kararında, davaya konu kararın TTK'nun 621.maddesine uygun olduğu belirtilmiş ise de, zaten davacı tarafça bu kararın alınması için gerekli olan çokluğun sağlanıp sağlanmadığına bir itirazlarının bulunmadığını, dava dilekçesinde, alınan kararda TTK 445 de yer alan iptal sebeplerinin bulunduğunun iddia edildiğini, bu nedenle mahkemece incelenmesi gereken hususun, davaya konu kararın TTK'nun 621.maddesine uygun olup olmadığı değil, TTK’nun 445. maddesinde yer alan iptal sebeplerinin kararda bulunup bulunmadığı olması gerektiğini, davada yargılamaya muhtaç olan konunun, genel kurul kararının kanuna ve dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığı hususunun olduğunu, mahkemece, ileri sürdükleri iddiaları dinlemeden genel kurul kararının kanuna ve dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığını değerlendiremeyeceğini, mahkemece hangi somut delile istinaden, davaya konu kararın haksız ve eşitlik ilkesine aykırı olmadığı, objektif iyi niyet kurallarına uygun olduğu ve gerekçesiz, nedensiz ve kötü niyetli olarak karar alınmadığı kanaatine varıldığının anlaşılamadığını, buna ilişkin olarak İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçeli kararında sadece, davacılar dışındaki diğer bütün ortakların, davacıların şirketin zararına davranışlarda bulunduğu düşüncesinde ve iddiasında olarak karar aldıklarının göz önünde tutulduğunu ifade ettiğini, davalı şirketin bütün ortaklarının yakın akraba olduğunu, davalı müvekkilleri ... ve ... de, ...’in vefat eden abisi ...’in eşi ve oğlu ise de, müvekkillerin diğer ortaklara karşı, kendilerine intikal eden taşınmazlar bakımından yalnızca ekonomik sebepler dolayısıyla ‘ortaklığın giderilmesi davaları’ açmış olmaları sebebiyle, ... ve diğer ortaklar tarafından müvekkillere akraba gözüyle bakılmadığını, zaten ortakların müvekkillere duydukları husumet sebebiyle müvekkiller hariç diğer ortaklar tarafından, müvekkillerin şirketten çıkarılmaları konusunda müdürlere yetki verilmesine ilişkin bir karar alındığını, bu da tam olarak ortakların, haksız, eşitlik ilkesine aykırı, objektif iyi niyet kurallarına uygun olmayan sebeplerle ve gerekçesiz, nedensiz ve kötü niyetli olarak karar aldıklarını gösterdiğini, yani her ne kadar mahkemece, davacılar dışındaki diğer bütün ortakların, davacıların şirketin zararına davranışlarda bulunduğu düşüncesinde ve iddiasında olarak karar aldıkları göz önünde tutularak; davaya konu kararın objektif iyi niyet kurallarına aykırı olarak alınmadığı değerlendirilmişse de, izah etmiş oldukları sebepler dolayısıyla zaten diğer ortakların aksi yönde bir karar almasının mümkün olmadığını, gerekçesiz, iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırı olan bu karar, sadece müvekkillerin davalı şirkette azınlık olmaları nedeniyle, yani oy oranlarının buna karşı çıkacak güçte olmamasından dolayı alındığını, bunun da açıkça eşitlik ilkesinin ihlali olduğunu, dava dilekçesinde kararın kanuna da aykırı olduğunun ifade edildiğini, haklı sebep olmaksızın ortağın ortaklıktan çıkarılması veya buna yönelik genel kurulda kararın alınmasının hukuka uygun olmadığını, TTK, haklı nedenin sınırlarını, 245’nci maddesi ile çizmeye çalıştığını, yargılama konusu somut olayda, kanunda sayılan bu haklı nedenlerin hiçbiri bulunmadığı gibi alınan genel kurul kararında da bu sebeplerden hangisine dayanılarak müvekkillerin şirket ortaklığından çıkarılması için müdürlere yetki verilmesi kararı alındığının belirtilmediğini, izah edilen nedenlerle; kararın, inceleme neticesinde kaldırılmasına ve davanın istinaf mahkemesinde görülmesi, davanın yeniden görülmesi mümkün değil ise hükmün bozulması ve yeniden karar verilmek üzere mahkemeye gönderilmesi, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava,limited şirket genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
İptali istenen 13.02.2022 tarihli genel kurul kararının 8. maddesi incelendiğinde; ''ortaklardan ... ve ...'in haklı sebepler dolayısıyla hisse karşılıklarının ödenerek şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması konusunda müdürlere yetki verilmesi" hususunda davacı ortaklar ... ve ...'in ret oyuna karşılık diğer ortakların kabul oyu ile karar alındığı görülmektedir.
Davacı taraf, alınan Genel Kurul kararının eşiklik ilkesine, dürüstlük kuralına ve kanuna aykırı olduğunu iddia ederek iptalini talep etmiş, davalı ise kararın usulüne uygun alındığını iddia ederek davanın reddini savunmuştur.
TTK 640. maddesine göre " (1) Şirket sözleşmesinde, bir ortağın genel kurul kararı ile şirketten çıkarılabileceği sebepler öngörülebilir. (2) Çıkarma kararına karşı ortak, kararın noter aracılığıyla kendisine bildirilmesinden itibaren üç ay içinde iptal davası açabilir. (3) Şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması hâli saklıdır."
Ortaklıktan çıkarma hususunda TTK 640. maddesi ana sözleşmeye atıf yapmakta olup, 3. fıkrada ise şirketin istemiyle haklı sebeple ortağın mahkeme kararıyla çıkartılmasına olanak sağlanmıştır.
TTK'nın 621. maddesinde "Önemli Kararlar" başlığı altında yapılan düzenlemenin 1. fıkrasının h bendinde "bir ortağın haklı sebepler dolasıyla şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması ve bir ortağın şirket sözleşmesinde öngörülen sebepten dolayı şirketten çıkartılması" hususunda genel kurulun, temsil edilen oyların en az üçte ikisinin çoğunluğu ile karar alabileceği alınabileceği hükme bağlanmıştır. Dava konusu kararın TTK 621. maddedeki nisaba uygun olarak alındığı konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Dosya kapsamı, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı; kararın TTK 621. maddesindeki nisaplara uygun alındığı, icrai nitelikte bir karar olmadığı, mahkemenin haklı sebeplerin varlığının ve buna ilişkin delillerin ileride açılacak ortaklıktan çıkarılma davasında toplanarak tartışılması gerektiği yönündeki değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla davacılar vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde olmadığından esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacılar vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacılar vekilinin İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/04/2022 tarihli, 2022/149 Esas ve 2022/385 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 534,70-TL'nin davacılardan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davacılar vekilinin tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Kararın, temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemizce taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 09/04/2025