İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2025/170 K.2025/843
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/170 Esas
KARAR NO: 2025/843
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 07/12/2023
NUMARASI: 2022/651 Esas, 2023/762 Karar
DAVA: İFLAS (Adi İflas Yoluyla Takibin Kesinleşmesi Üzerine İflas İstemi )İİK 156 m.
KARAR TARİHİ: 12/06/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra dosyasındaki alacağı, takip alacaklısı ... Tic. A.Ş.'den 28/07/2011 tarihinde temlik aldığını, temlikten sonra takip yolunu değiştirerek davalı şirkete iflas ödeme emri gönderildiğini, borç ödenmediği gibi herhangi bir itirazında yapılmaması nedeniyle iflas takibinin kesinleştiğini, 12/07/2011 tarihi itibariyle dosya borcunun 92.663,00 TL olduğunu, davalının borcunu ödemek için bugüne kadar herhangi bir girişiminin olmadığını, davalının borca batık olduğunu, hak ve alacakları üzerinde çok sayıda haciz bulunduğunu, sicildeki adresini de terk ettiğini belirterek davalı şirketin iflasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı borçlu, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI Mahkemece; ilamsız takibe ilişkin ödeme emri ile takip yolunun değiştirilmesi üzerine gönderilen iflas yoluyla takibe ilişkin ödeme emrindeki miktarların farklı olduğu, iflas yoluyla takibe ilişkin ödeme emrinin İİK'nun 43/2 maddesinde öngörülen usule uygun olmadığı, iflas yoluyla ödeme emrindeki borç miktarı ile haciz yoluyla ödeme emrindeki borç miktarının aynı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Dairemizin 2022/647 Esas, 2022/657 Karar sayılı kararında; "..somut olayda davacı yanca takip yolunun değiştirilmesi üzerine düzenlenen iflas yolu ile ödeme emrinde yeni bir dayanak ya da alacak kalemi bulunmamaktadır. Eklenen tutar, takip aşamasında işlemiş olan faizden ibaret olup bu tutar zaten depo emri hesaplanırken dikkate alınacaktır. Bir diğer ifade ile tebliğ edilen iflas yolu ile takipte ödeme emri içeriğinde gösterilen faiz olmasa bile depo tutarı hesabında, bu faiz de hesaplanacaktır. Hal böyle iken, ödeme emirlerinin farklı borç tutarlarını içerdiğinden söz edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır." denilerek ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır.
İLK DERECE MAHKEME KARARI Mahkemece; aynı takip üzerinden takip yolu değiştirildiğinde, sonuçların ilk takibin başlatıldığı anda doğmuş sayılacağı, davacının haciz yoluyla takibi iflas yoluyla takibe çevirirken, hem ilk takip tarihinden takip yolunu değiştirdiği tarihe kadar işlemiş faiz olan 68.498,07 TL'yi, hem de asıl alacağa ilk takip tarihinden itibaren faiz uygulanmasını talep etmekle mükerrer faiz talep ettiği, iflas yoluyla ödeme emrindeki borç miktarı ile haciz yoluyla ödeme emrindeki borç miktarının aynı olmadığı, buna göre iflas yoluyla takibe ilişkin ödeme emrinin İİK'nun 43/2 maddesinde öngörülen usule uygun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; ilk derece mahkemesinin istinaf mahkemesi kararına karşı direnmesi mümkün olmayıp, istinaf mahkemesinin kaldırma kararı doğrultusunda işlem yapılması gerektiğini, iflas yoluyla takip talebine işlemiş faizi eklediklerini, bilirkişi ek raporunda belirtildiği gibi, ilk takip tarihinden iflas yoluyla takip tarihine kadar, iflas takibinden de duruşma tarihine kadar faiz işletilmesi gerektiğini, buna göre iflas yoluyla ödeme emrindeki borç miktarı ile haciz yoluyla ödeme emrindeki borç miktarının aynı olduğunu, Mahkemenin mükerrer faiz talep edildiği gerekçesinin yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davalının iflasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE Dava, İİK'nın 158. maddesi uyarınca kesinleşmiş icra takibi nedeniyle borçlunun iflasına ilişkindir.İlk derece mahkemesinin 04.11.2021 tarihli kararı ile, iflas yoluyla ödeme emrindeki borç miktarı ile haciz yoluyla ödeme emrindeki borç miktarının aynı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin hükmü istinaf etmesi üzerine Dairemizin 26.05.2022 tarih ve 2022/647 Esas, 2022/657 Karar sayılı kararı ile; takibin iflas yoluyla takibe çevrilmesinden sonra iflas yolu ile ödeme emrinde yeni bir dayanak ya da alacak kalemi bulunmadığı, eklenen tutarın, takip aşamasında işlemiş olan faizden ibaret olup, ödeme emirlerinin farklı borç tutarlarını içerdiğinden söz edilerek davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle hüküm kaldırılmıştır. Kararın kaldırılmasından sonra Mahkemece mükerrer faiz talep edildiği, bu nedenle iflas takibindeki tutar ile haciz yolu ile takipteki tutarın örtüşmediği gerekçesiyle yeniden davanın reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı Kanun'un "Kanun Yolları" başlıklı Sekizinci Kısmının "İstinaf" başlıklı Birinci Bölümünde yer alan "Duruşma yapılmadan verilecek kararlar" başlıklı 353 üncü maddesi şu şekildedir: "(1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa; a) Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir:1) Davaya bakması yasak olan hâkimin karar vermiş olması.2) İleri sürülen haklı ret talebine rağmen reddedilen hâkimin davaya bakmış olması.3) Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması (…)4) Diğer dava şartlarına aykırılık bulunması.5) Mahkemece usule aykırı olarak davanın veya karşı davanın açılmamış sayılmasına, davaların birleştirilmesine veya ayrılmasına, (…) karar verilmiş olması.6) (Değişik:22/7/2020-7251/35 md.) Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması.b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak;1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine,2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, 3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra başvurunun esastan reddine veya yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir. Sözkonusu düzenlemeye göre bölge adliye mahkemelerince, 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendi uyarınca verilen kaldırma kararları kesin niteliktedir. Nitekim 6100 sayılı Kanun'un 362 nci maddesine yeni eklenen (g) bendi ile 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamına giren kararların açıkça temyiz edilmeyeceği hususunu da hüküm altına almıştır. Somut olayda Dairemizin 26.05.2022 tarihli kararı ile, iflas yolu ile ödeme emrinde yeni bir dayanak ya da alacak kalemi bulunmadığı, eklenen tutarın, takip aşamasında işlemiş olan faizden ibaret olup, ödeme emirlerinin farklı borç tutarlarını içerdiğinden söz edilerek davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle HMK'nın 353/1.a.6 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır. Karar kesin olmasına rağmen Mahkemece yeniden iflas yoluyla takibe ilişkin ödeme emrinin İİK'nın 43/2 maddesinde öngörülen usule uygun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece Dairemizin 2022/647 Esas, 2022/657 Karar sayılı kararının kesin nitelikte olduğu gözetilerek kesin nitelikte kaldırma kararı gereğinin yerine getirilmesi gerekirken, yeniden usulüne uygun takip bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,2-İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/651 Esas, 2023/762 Karar ve 07/12/2023 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE, 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.12/06/2025