Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2024/1495 K.2025/707

🏛️ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/1495 📋 K. 2025/707 📅 19.06.2025

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/1495 Esas 2025/707 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1495
KARAR NO : 2025/707
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/03/2021 (Karar) - 25/06/2024 (Ek Karar)
NUMARASI : 2020/273 Esas 2021/251 Karar
YARGILAMANIN YENİLENMESİNİ
DAVA TARİHİ : 13/04/2020
KARAR TARİHİ : 19/06/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 04/07/2025
Taraflar arasındaki yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın açılmamış sayılmasına yönelik olarak verilen hükme karşı yargılamanın yenilenmesini talep eden davalı yetkilisince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması ve Dairemizin geri çevirme kararı üzerine yargılamanın yenilenmesini talep eden davalının istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına yönelik ek karara karşı yargılamanın yenilenmesini talep eden davalı yetkilisinin istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Yargılamanın yenilenmesini talep eden davalı şirket yetkilisi dava dilekçesinde özetle; davacı ortağın davalı şirketin fesih ve tasfiyesi talebiyle açtığı davada mahkemece yapılan yargılama sonunda yetkilisi olduğu şirketin fesih ve tasfiyesine karar verildiğini, karara karşı temyiz kanun yoluna başvurulduğunu, kararın Yargıtay 11. Hukuk Daireisnce onandığını, karara karşı karar düzeltme taleplerinin reddedilerek mahkeme kararının kesinleştiğini, mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmediğini, tek hakim tarafından yargılamanın yürütüldüğünü, lehine karar verilen tarafın karara tesir eden hileli davranışta bulunduğunu, davacının ortağı olduğu grup şirketlerinin tüm mal varlığını, piyasadan olan cari hesap alacaklarını tahsil ederek eski eşi üzerine kurdurduğu şirkete aktardığını, bu durumun mali müşavir raporuyla tespit edildiğini, davacı şirket ortağının şirket sermayesinin artırılmasından dolayı ödemesi gereken sermaye bedelini ödemeyerek şirketin zararına yönelik hileli davranışlarını sürdürmeye devam ettiğini, şirketten kaçırılan mal ve paraların tahsili sağlandıktan sonra şirketin feshi yerine ortağın ayrılma akçesi hesaplanarak hakkının ödenmesi suretiyle ortaklıktan çıkarılmasının davacı ortağın menfaatine olduğunu, yargılama sırasında aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin kararın verilmesinden sonra ele geçirildiğini, karara esas alınan hükmün kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalktığını, yetkilisi olduğu şirketin gayri faal hale gelmesinde ve diğer 14 bankanın haksız takibe geçmesine neden olan ... A.Ş.'nin haksız ve hukuka aykırı olarak takibe geçtiğini, şirketin borcunun bulunmadığının mahkeme kararıyla tespit edildiğini, bu hususun kesinleştiğini, şirketin zararlarını en kısa sürede tahsil edip, ticari faaliyete döneceğini, yargılamanın iadesi koşullarının gerçekleştiğini belirterek yargılamanın iadesi taleplerinin kabulüne, davacının şirket ortaklığından çıkartılması ile şirketin tasfiyesi arasındaki dengenin diğer davacı dışındaki ortakların ve şirketin sağlayacağı iş istihdamı katkısı gözetilerek adil bir denge kurulup tasfiye kararından rücu edilmesine, davacının ayrılma akçesinin gerçek değeri üzerinden hakkı ödenmek suretiyle ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin derdest bulunan davayla işbu davanın birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Yargılamanın yenilenmesi talebine ilişkin dilekçe karşı taraf davacı vekiline tebliğ edilmemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davacı vekili tarafından mazeretsiz olarak takip edilmemesi nedeniyle dava dosyasının HMK'nun 150. maddesi gereğince 05/11/2020 tarihinde işlemden kaldırılmasına karar verildiği, üç aylık yasal süre içinde taraflarca yenileme talebinde de bulunulmadığı gerekçesiyle HMK'nun 150/5. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Mahkemece ek karar ile, HMK'nun 344. maddesi uyarınca verilen sürede harç ve giderler ikmal edilmediği taktirde mahkemece istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verileceği gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesini talep eden davalının istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Yargılamanın yenilenmesini talep eden davalı yetkilisi karara karşı istinaf dilekçesinde özetle; tensip tutanağında dava tarihinin hatalı gösterildiğini, yetkilisi olduğu şirketin vekili olarak avukat ...'in yazılı olmasının yanlış olduğunu, yargılamanın yenilenmesi davasının şirket yetkilisi olarak kendisi tarafından açıldığını, vekil kaydı yapılmasının hatalı olduğunu, tensip tutanağında belirtilen adresin kendisine ait olmadığını, dava dilekçesinde fer'i müdahillikle ilgili herhangi bir açıklamaları olmadığından feri müdahil olarak yazılı ...'nun kaydının da kaldırılması gerektiğini, tensip tutanağında verilen kararın şirket yerine davacıya tebliğ edildiğinden itiraz haklarını kullanmaktan mahrum bırakıldıklarını, dava dilekçesi ekinde adli yardım taleplerinin kabulüne ilişkin belgeler bulunduğu halde belge sunulmadığı gerekçesiyle adli yardım taleplerinin reddine, ihtarlı olarak yargılama giderlerinin yatırılmasına karar verilmesine rağmen, ara kararın kendilerine tebliğ edilmediğini, mahkemeye erişim haklarının ihlal edildiğini, dosyada masraf olmadığından şirkete ara karar tebliğe çıkarılmadığı halde davacının talebi üzerine dava dosyasının işlemden kaldırılmasının haksız olduğunu, avukat ...'in dava dosyasından kaydının silinmesini talep ettiğini, davanın devamı ile adli yardım ret kararının taraflarına tebliğini talep ettiklerini, mahkemece taleplerinin reddedildiğini, adli yardım talebinin reddi kararına karşı itiraz edildiğinden dosyanın Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiğini, anılan mahkemece itirazın reddine hükmedildiğini, karar taraflarına tebliğ edilmediğinden itiraz haklarını kullanamadıklarını, mahkemece davacının yargılamaya gelmediği gerekçesiyle önce dosyanın işlemden kaldırılmasına, sonra davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin hatalı olduğunu, mahkemece duruşma zaptında dosyada masraf olmadığından davalıya ara kararın tebliğe çıkarılmadığı yazılı olarak belirtilmesine rağmen davacının talebi üzerine dava dosyasının işlemden kaldırılmasına haksız olarak karar verildiğini, taraflarına yapılmayan tebligatlar nedeniyle davayı takip edemez hale geldiklerini, şirket ortağı ...'nun haksız ve kötü niyetli olarak ... şirketinin feshi ve tasfiye isteminde bulunması üzerine Ankara 3. Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 26/12/2013 tarihli ve 2010/809 Esas 2013/778 Karar sayılı kararıyla şirketin fesih ve tasfiyesine karar verildiğini, şirketçe yapılan temyiz kanun yolu başvurusu neticesinde Yargıtay 11. Hukuk Dairesince mahkeme kararının onandığını, karar düzeltme isteminin reddine karar verilmesi üzerine nihai kararın kesinleştiğini, şirketin tasfiye sürecine girdiğini, mahkemece tasfiye memuru atandığını, şirketin tasfiyeye giriş, tasfiye adresi ve unvanının 27/10/2022 tarihinde tescil edilip değişikliklerin yayınlandığını, yayınlanan ilana göre şirketin unvanının tasfiye halinde .... Şirketi olduğunu, şirketin tasfiye haline girdiğini, tasfiye memurluğuna ...’in tescil tarihinden itibaren aksi karar alınana kadar atandığını, şirketin tasfiye adresinin ilan edildiğini, mahkemece atanan tasfiye memuru serbest muhasebeci mali müşavir ...'in kanuna ve mevzuata göre yapması gereken görevleri yerine getirmediğini, gelinen bu noktada mahkemece atanan tasfiye memurunun şirkete herhangi bir bildirimde bulunmayıp, genel kurulu toplantıya çağırmadığını, kanun gereği ilk envanter ve tasfiye bilançosu hazırlaması gerekirken hazırlamadığını, şirketten herhangi bir defter veya belge istemediğini, ...Şirketi’ne mahkemece atanan tasfiye memurunun ortaklığın mal varlığına ilişkin herhangi bir tespiti de bulunmadığını, tasfiye memurlarının görevlerine başlar başlamaz şirketin tasfiyenin başlangıcındaki durumunu incelediklerini, gerekirse şirket mallarına değer biçmek için uzmanlara başvurarak, şirketin mal varlığına ilişkin durumu ile finansal durumunu gösteren bir envanter ile bilanço düzenleyerek genel kurulun onayına sunduklarını, bu aşamada mahkemece atanan tasfiye memurunun ortaklığın malvarlığı ile ilgili tespiti bulunmamakla birlikte tasfiye envanter ve bilançosu da düzenlemediğini, tasfiye memurunun ilk envanter ve bilançoyu hazırlamadığı için diğer görevleri ve alacaklılar ile ilgili sorumlulukların yerine getirilmediğini, yaklaşık 4000 adet olan dava ve icra dosyalarının da tasfiye memuru tarafından ele alınıp ilk envanter ve tasfiye bilançosu hazırlanması gerektiğini, unların yanında tasfiye memurunun ilk envanter ve tasfiye bilançosunu hazırlamadan gazete ilanı yapılması, tasfiye halindeki şirketin mevcut avukatlarını azilname ile azledip başka bir avukata vekaletname sundurmasının Avukatlık Kanunu'na aykırı olduğunu, tasfiye memuru görev aldığı tarihten bu yana şirket yetkilisi ve ortaklarına herhangi bir tasfiye bildiriminde bulunmadığı gibi genel kurula toplantı daveti de yapmadığını, tasfiye memurunun kanuna aykırı hareket ederek görevinin gereklerini yerine getirmediğini, tasfiye memuru tarafından 26/12/2022 tarihi itibari ile son günü olan beyannamelerin sunulması istenmiş ise de, ...' ın yetkilerinin aynı kişi tarafından 20.12.2022 tarihinde haber vermeksizin/bildirim yapmaksızın kaldırıldığının sistem üzerinden tespit edildiğini, tasfiye memurunun görevinin gereklerine aykırı davranarak, şirketle ilgili gerekli mali ve finansal verileri incelemediğini, ilk envanter ve tasfiye bilançosunu çıkarmadıklarını, herhangi bir inceleme ve araştırma yapmadan şirketle ilgili beyanname vermediğini, hatta ekli ekran görüntüsünden anlaşılacağı üzere şirkete ilişkin beyannamenin geç ve usulüne aykırı verildiğinden şirket aleyhine gecikme cezası tahakkuk ettiğini, tasfiye memurunun süresini geçirerek şirkete herhangi bir bildirimde bulunmadan, defter, belge ve mali tabloları incelemeden tutarsızca ve serbest muhasebeci mali müşavirlik mesleğinin gerektirdiği özeni göstermeden beyanname vererek taraflarının vergisel açıdan sorumluluğunun doğmasına neden olabildiğini, tasfiye memurunun kanuna ve usule aykırı işlemleri nedeniyle 29/12/2022 tarihinde Ankara Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odasına şikayette bulunulduğunu, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi başkanlığına yetkilisi olduğu şirketin tasfiyesinin tedbiren durdurulması ve tasfiye memurunun görevden alınması için 26/12/2022 tarihinde taraflarınca talepte bulunulmuş olup, yargılamanın devam ettiğini, adli yardım talebinde bulunan davacının Ankara Asliye 6. Ticaret Mahkemesi’nin 2023/32 Esas 23/01/2023 tarihli kararına yönelik itirazının kabulüne, davacının adli yardım talebinin HMK'nun 335/2 hükmü uyarınca kabulüne, ileride haksız çıkacak taraftan tahsil edilmek üzere yargılama giderlerinin suçüstü ödeneğinden karşılanmasına karar verildiğini, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/273 Esas 2021/251 Karar sayılı kararının bozularak ortadan kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılması suretiyle taleplerinin kabulüyle yargılamanın yenilenmesine ve tasfiye memurunun kanuna ve usule aykırı işlemleri nedeniyle tasfiye işlemlerinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek öncelikle tasfiye memurunun kanuna ve usule aykırı işlemleri nedeniyle tasfiye işlemlerinin tedbiren durdurulmasına, adli yardım taleplerinin ileride haksız çıktıklarında ödenmek üzere geçici olarak kabul edilmesine, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Uyap sistemindeki mahkemenin özen göstermeden yaptığı yanlış adres kaydı ve diğer kayıtların düzeltilmesine, yargılama iadesi taleplerinin kabulüyle ... Ltd. Şti.'nin tasfiye işleminin iptal edilmesine, davacı ...'nun ortaklık payı bedelinin ödenmesi suretiyle ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini istemiştir.
Yargılamanın yenilenmesini talep eden davalı yetkilisi ek karara karşı istinaf dilekçesinde özetle; kararın somut durumun şartlarına aykırı olarak verildiğini, yargılamanın yenilenmesi akabinde kararın kaldırılarak adli yardım taleplerinin kabulü ile istinaf başvurusunun kabulü gerektiğini, ilk derece mahkemesinde başlayan adli yardım talepleri kapsamında ısrarlı bir şekilde adli yardımdan yararlanması gerektiğini, tüm delilleri ve ekleriyle birlikte ısrarla dile getirmesine rağmen adli yardım gerekliliği hususunun mahkemelerce anlaşılamadığını, davacı olduğu işbu dosyanın istinaf incelemesine de giremeden ve esasa yönelik bir karar elde edilemeden dosyanın ilk derece mahkemesine geri çevrilmesine şeklindeki karar ile sonuçlandığını, adli yardıma muhtaç durumda olmasına rağmen verilen kararın anayasal hak ihlaline sebep olduğunu, yargılamanın iadesi sebepleri mevcut olmasına rağmen, dosya esasına yönelik ve işbu taleplerine yönelik hiçbir değerlendirme yapılmadan ve adli yardıma yönelik hiçbir delil ve açıklamaları dikkate alınmadan kesin mahiyette karar verildiğini, verilen kesin kararın yargılamasının yenilenmesini talep etmek gerektiğini, Anayasada düzenlenen hak arama özgürlüğünün kullanılabilmesi ve adil yargılama hakkının unsurlarından olan, taraflar arasında silahların eşitliği ilkesinin hayata geçirilebilmesi için, gerekli yargılama giderlerini hiç veya sıkıntıya düşmeksizin ödeyemeyecek durumda bulunan kişilere, her türlü mali ve hukuki korunma taleplerinde kolaylık sağlanmasının, sosyal hukuk devleti ilkesinin gereklerinden olduğunu, bu gereğin yerine getirilebilmesinin ise adli yardım ile mümkün olacağını, adli yardımdan yararlanabilme koşullarının yoksulluk ve haklılık olduğunu, yoksulluğun tamamen fakr–u zaruret içinde bulunmak şeklinde anlaşılmaması gerektiğini, kendisi ve ailesinin normal geçimini sağlayacak kadar mal ve haklara veya gelire sahip olan bir kişinin, açmak zorunda kaldığı bir dava veya kendisine karşı açılan bir dava sebebiyle yapmak zorunda kalacağı harcamaları, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zora düşürmeksizin karşılama gücünden yoksun olan kişilerin de adli yardımdan yararlanmaları gerektiğini, haklılık koşulunun varlığı konusunda ise yaklaşık ispat ölçüsünde hakimde bir kanaatin oluşması gerektiğini, talepte bulunan kişinin baştan açıkça haksız görülmüyor olmasının da, adli yardımın koşulu olan haklılığın ispatı için yeterli sayılabildiğini, sunulan adli yardım kabul kararlarından da anlaşılacağı üzere, şirket üzerinde kayıtlı hiçbir mal varlığı olmadığını, yetkilisi olduğu şirketin hak aramak adına yapması gereken harç ve gider ödemelerini karşılayabilecek durumda bulunmadığını, yargılamanın başından bu yana kesin nitelikteki delillerle son derece açık olan adli yardıma muhtaçlık hususunun ısrarla red edilmesinin ve dikkate alınmamasının Anayasal haklar bağlamında ihlal niteliği taşıdığını, şirketin adli yardıma muhtaçlığı hususunun yanlış değerlendirilmiş olmasına rağmen, yargılamanın iadesi taleplerinin bile bu kapsamda değerlendirilmesi engellenerek, istinaf başvurusunun harç ve masraflarını yatıramamış olması değerlendirmesi ile ilk derece mahkemesine geri çevrilmesine şeklinde karar tesisinin sosyal devlet ilkesine aykırı olup, anayasal hakların da ihlali anlamı taşıdığını belirterek ilk derece mahkemesi ek kararının kaldırılmasına, istinaf başvuruları doğrultusunda ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yargılamanın iadesi taleplerinin kabulüne, şirketin adli yardım taleplerinin geçici olarak kabul edilmesine, yargılama işleminin duruşma açılarak yapılmasına, tasfiye işlemlerinin durdurulması tedbir taleplerinin kabul edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkindir.
Yargılamanın yenilenmesini talep eden davalı şirket yetkilisi tarafından istinaf başvuru dilekçesi ile adli yardım talep edilerek maktu istinaf karar harcı ile istinaf kanun yoluna başvurma harcı yatırılmamıştır. Adli yardım talebi Dairemizin 05/10/2023 tarih ve 2023/1257 Esas sayılı ara kararı ile HMK'nın 334. maddesi gereği reddedilmiştir. Yargılamanın yenilenmesini talep eden davalı şirket yetkilisi tarafından Dairemiz ret kararına yapılan itiraz Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin 02/01/2024 tarih ve 2023/3 D.İş Esas 2023/3 Karar sayılı kararı ile reddedilmek suretiyle adli yardım talebinin reddi kararı kesinleşmiştir.
Bunun üzerine Dairemizce 6100 sayılı HMK'nun 344. maddesi gereğince istinaf kanun yoluna başvuru esnasında alınması gerekli olan 427,60 TL maktu istinaf karar harcı ile 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının ikmali için gereği yapılmak üzere ilk derece mahkemesine müzekkere yazılmış, anılan müzekkere üzerine işlem muhtırasının yargılamanın yenilenmesini talep eden davalı şirkete 12/02/2024 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür.
Muhtıra ile verilen bir haftalık kesin sürede muhtıra ile bildirilen istinaf maktu karar harcı ile istinaf kanun yoluna başvurma harcı yargılamanın yenilenmesini talep eden davalı şirket tarafından yatırılmamıştır.
Bunun üzerine Dairemizin 02/05/2024 tarih 2023/1257 Esas 2024/605 Karar sayılı kararı ile yargılamanın yenilenmesini talep eden davalı şirketin adli yardım talebinin reddedilmiş olması ve süresi içerisinde harç yatırılmadığından HMK'nun 346/1. maddesi gereğince gerekli kararın verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmiştir
Dairemizin anılan kararı üzerine, ilk derece mahkemesince bu kez HMK'nun 344. Maddesi uyarınca verilen sürede harç ve diğerler ikmal edilmediğinden yargılamanın yenilenmesini talep eden davalı şirketin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair ek karar verilmiştir. Ek karara karşı yargılamanın yenilenmesini talep eden davalı şirket yetkilisi tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Ek karara karşı yargılamanın yenilenmesini talep eden davalı şirket yetkilisinin istinaf itirazları incelendiğinde, yargılamanın yenilenmesini talep eden davalı şirketin istinaf başvurusunda yer alan adli yardım talebinin Dairemiz ara kararı ile yatırılacak harcın maktu harç olduğu da gözetilerek reddi üzerine HMK'nun 337. maddesi gereği yapılan itiraz Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nce reddi üzerine adli yardım talebinin reddi kararı kesinleşmiştir.
Anılan ara kararın kesinleşmesinden sonra Dairemizce yazılan müzekkere üzerine yargılamanın yenilenmesini talep eden davalı şirketin eksik maktu istinaf karar harcı ile istinaf kanun yoluna başvurma harcının yatırılması için yargılamanın yenilenmesini talep eden davalı şirkete usulüne uygun muhtıra mahkemece çıkarılmış, muhtıra yargılamanın yenilenmesini talep eden davalı şirkete usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen muhtırada verilen kesin süre içerisinde eksik harçlar ikmal edilmemiştir.
Bu durumda, yargılamanın yenilenmesini talep eden davalı şirket yetkilisince adli yardıma ilişkin sunulan emsal kararların yargılamanın yenilenmesini talep eden davalı şirkete ilişkin bulunmadığı, yargılamanın yenilenmesini talep eden davalı şirketin usulüne uygun olarak tebliğ olunan muhtıra ile bildirilen istinaf başvuru ve maktu istinaf karar harcının muhtıra ile bildirilen 1 haftalık kesin sürede yatırılmaması üzerine mahkemece yargılamanın yenilenmesini talep eden davalı şirketin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair ek kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan yargılamanın yenilenmesini talep eden davalı şirket yetkilisinin ek karara karşı istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargılamanın yenilenmesini talep eden davalı şirketin ek karara karşı istinaf başvurusu yukarıda açıklanan gerekçelerle esastan reddedildiğinden, istinaf başvurusunun ancak esastan incelenebildiği durumlarda istinaf dilekçesinde yer alan tedbir talebi değerlendirilebileceğinden Dairemizce ek karara yönelik yargılamanın yenilenmesini talep eden davalı şirket yetkilisinin tedbir talebi değerlendirme konusu yapılmamıştır.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin yargılamanın yenilenmesini talep eden davalı şirketin ek karara karşı istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin ek kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden yargılamanın yenilenmesini talep eden davalı şirket yetkilisinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Yargılamanın yenilenmesini talep eden davalı şirket yetkilisinin 25/06/2024 tarihli ek karara karşı istinaf başvurusunun HMK'nun 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40 TL harcın yargılamanın yenilenmesini talep eden davalı şirketten alınarak hazineye irat kaydına,
3-Yargılamanın yenilenmesini talep eden davalı şirket tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/06/2025
Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ...
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.