Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2023/1798 K.2025/703

🏛️ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/1798 📋 K. 2025/703 📅 19.06.2025

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/1798 Esas - 2025/703 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1798
KARAR NO : 2025/703
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ :ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :15/02/2023
NUMARASI : 2020/222 Esas 2023/195 Karar
DAVA : Genel Kurul Kararının İptali
DAVA TARİHİ : 10/04/2020
KARAR TARİHİ : 19/06/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/06/2025
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 06/06/2017 tarihinde sabun, yıkama ve temizleme müstahzarları ile sabun olarak kullanılan müstahzarları imalatı-kişisel bakım için olanlar ile ovalama toz ve kremleri harçi olmak üzere faaliyet konusunda davacı ile eski eşi ...'ın kurmuş olduğu bir limited şirketi olduğunu, şirketin kuruluşunda şirket müdürü olarak davacı ve eski eş ...'ın yetkili kılındığını, davacı ile ...'ın boşandığını, eski eşin uzaklaştırma kararı aldığını ve uzaklaştırma kararı nedeniyle davacının şirket yetkilerini kullanmasına engel olunduğunu, şirketi eski eş ...'ın yönetmeye başladığını ve şirketin hesaplarını kendisini kullandığını, davacının yokluğunda eski eşin genel kurulu toplayarak şirket müdürü olarak kendisini belirlediğini, ancak usule uygun çağrı yapılmadığını, davacının toplantıya katılamadığını, yerine yetkisiz imza atıldığını beyanla, öncelikle şirket iş ve işlemlerinin ileride telafi zor ve imkansız kararlar sonucunda etkileneceği gözönüne alınarak şirket banka hesaplarına ilişkin ilgili bankalara yazı yazılarak hesapların dondurulmasına ve şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini, genel kurul kararının geri bırakılmasını, yapılacak yargılama neticesinde genel kurul kararının yokluğunun tespitine karar verilmesini, aksi durumda genel kurul kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin iki ortağının davacı ... ile davalı ... olduğu, ikisinin de şirketi temsile yetkisinin bulunduğu, Ankara 59. Noterliği'nin 30/03/2020 tarih ve 09580 yevmiye sayılı tasdik kararı ile tasdikli davalı ...'nin 27/03/2020 tarih ve 2020/0302 sayılı Genel Kurul Kararı ile davacı ...'ın müdürlük görevi sona erdirilerek davalı ...'ın münferiden temsile yetkili kılındığı, 27/03/2020 tarihli Genel Kurul Kararı ile şirketin tek yetkilisi ve müdürü olarak davalı ... belirlendiğini, toplantıya davacının bizzat katılarak kararı imzaladığını, genel kurul kararının usulüne uygun alındığını beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacının, davalı şirketin 27/03/2020 tarihli genel kurul toplantısının yokluğunda yapıldığını ve yerine imza atıldığını beyan etmesi karşısında, mahkemece davacıya ait imza örneklerinin alındığı ve ilgili yerlerden imza örnekleri getirildiği, akabinde Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden 27/03/2020 tarihli ve 2020/0302 sayılı genel kurul kararı altındaki imzanın davacı ...'a ait olup olmadığı hususunda rapor tanzim edilmesinin istenilmesi üzerine, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi tarafından mahkememize sunulan 14/12/2022 tarihli raporda; inceleme konusu karar defterinin 4. sayfasında ... adına atılı imza ile ...'ın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzanın ...'ın eli ürünü olduğu hususunda kanaat oluştuğunun bildirildiği, dolayısıyla, davacı tarafın davaya dayanak olarak yaptığı genel kurul kararındaki imzanın sahte olduğu vakıasının kanıtlayamamış olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirketin kuruluşunda şirket müdürü olarak davacı ve eski eş ...'ın yetkili kılındığını, davacı ile ...'ın boşandığını, işbu boşanma sürecinde eski eşi uzaklaştırma kararı aldırdığını ve uzaklaştırma kararı nedeniyle davacının şirket yetkilerini kullanmasınain engel olunduğunu, akabinde şirketi eski eş ... yönetmeye başladığını ve şirketin hesaplarını ... kullandığını, davacının yokluğunda genel kurulu toplayarak şirket müdürü olarak kendisini belirlediğini, işbu bahse konu genel kurul usule uygun çağrı yapılmadan toplandığını, davalı toplantıya katılamadığını ve yerine yetkisiz imza atıldığını, gerekçeli kararda “Dolayısıyla, davacı tarafın davaya dayanak olarak yaptığı genel kurul kararındaki imzanın sahte olduğu vakıası kanıtlanamamış, imzanın davacıya ait olduğu ortaya çıkmış, genel kurul kararının iptaline dayanak olarak sadece bu vakıaya dayanılmış ve bu hususkanıtlanamamış olmakla davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. “ denmişse de Dairenizce bahse konu imza incelendiğinde görüleceği üzere işbu imzanın davacıya ait olmadığını, kararın hatalı olduğu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; davalı şirketin 27/03/2020 tarihli 2020/0302 sayılı Genel Kurul Kararının sahtecilik iddiasına dayalı olarak yokluğunun tespiti, genel kurul kararının iptali istemi ile şirkete kayyım atanması ve şirkete bağlı banka hesaplarının dondurulması istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Dosya kapsamında yer alan davalı şirketin sicil kayıtları incelendiğinde; dava konusu şirketin ortaklarının ... ve ...'ın 50,00 TL değerinde 200 paya ayrılmış sermayenin 100 paya karşılık 5.000,00 TL'sinin ... tarafından, 100 paya karşılık 5.000,00 TL'sinin müvekkili ... tarafından ödenmesinin taahhüt edildiği, davaya konu 27/03/2020 tarih, 2020/302 sayılı genel kurul kararı ile şirket müdürü olarak ...'ın seçildiği münferiden temsile yetkili kılındığı, ilgili kararın Ticaret Sicil Müdürlüğünce tescil ve ilan edildiği anlaşılmıştır.
Davaya konu 27/03/2020 tarih, 2020/302 sayılı genel kurul kararı incelendiğinde; "... Genel Kurulu Şirket Merkezinde toplanarak aşağıdaki yazılı bulunan kararları almışlardır. Şöyle ki; 1-... müdürlerinden ...'ın müdürlük ve şirketi temsil yetkisi sonlandırılmıştır. 2-Şirketi müdürler temsil ederler. Aksi karar alınıncaya kadar şirket müdürlüğüne ... TC kimlik nolu ... münferiden şirket müdürü seçilmiştir şirketi temsil edecek imzalar genel kurul tarafından tespit, tescil ve ilan olunur. Müdürler, şirkete hizmet akdi ile bağlı olanları sınırlı yetkiye sahip ticari vekil veya diğer tacir yardımcıları olarak atayabilir. Bu şekilde atanacak olanların görev ve yetkileri, hazırlanacak iç yönergede açıkça belirlenir. Bu durumda iç yönergenin tescil ve ilanı zorunludur. İç yönerge ile ticari vekil ve diğer tacir yardımcıları da ticaret siciline tescil ve ilan edilir. Bu kişilerin, şirkete ve üçüncü kişilere verecekleri her tür zarardan dolayı müdür ... münferiden sorumludur." şeklinde karar alınmak suretiyle karar metninin davacı adına ve dava dışı ... adına imzalı olduğu görülmüştür.
Dosya kapsamında yer alan Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin 14/12/2022 tarih, 4937 sayılı raporunda özetle; incelemenin konusunun ... adına düzenlenmiş kurul karar defterinin 27/03/2020 tarih, 2020/302 sıra nolu kararı içeren 4.sayfası olup, inceleme konusu karar defterinin 4.sayfasında ... adına atılı imza ile ...'ın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzanın ...'ın eli ürünü olduğu hususunun bildirildiği görülmüştür.
Davacı tarafça, davalı şirketin 27/03/2020 tarihinde gerçekleşen 2020/302 sayılı genel kurul kararı altındaki imzanın kendisine ait olmadığı, dava dışı eski eş ...'ın davacının bilgi ve rızası olmaksızın davaya konu genel kurul kararını alarak kendisinin davalı şirketin münferiden yetkili temsilcisi olarak seçtiği, oysaki ...'ın münferiden yetkili temsilci olmasına yönelik alınan 2020/302 sayılı kararın sahtecilik nedeni ile yok hükmünde olduğunu ileri sürerek, 27/03/2020 tarih, 2020/302 sayılı kararın yok hükmünde olduğunun tespitinin talep edildiği, mahkemece usulüne uygun imza incelemesi yaptırdıktan sonra yukarıda yazılı gerekçe ile davacının davasının reddine karar verildiği, davacı vekilinin bahsi geçen genel kurul kararı altındaki imzanın davacıya ait olmadığı bildirilerek istinafa gelindiği görülmüştür.
Davacı vekilinin istinaf itirazları doğrultusunda dosyamız kapsamındaki ihtilafın bahsi geçen 2020/302 sayılı genel kurul kararı altındaki imzanın davacıya ait olup olmadığının tespiti noktasında toplandığı görülmüştür.
Bilindiği üzere, bir genel kurul toplantısından söz edebilmesi için ana sözleşme ve yasanın öngördüğü yeter sayılarla alınmış bir kararın varlığı gerekli olup, ortaklarca yasal bir genel kurul gerçekleştirilmemiş ise, bu toplantıda alınan kararlar yok hükmünde olacaktır. Ayrıca, toplantı veya karar yeter sayılarının sağlanamadığı, bakanlık temsilcisinin katılmasının zorunlu olduğu genel kurula katılmadığı toplantılar da yine aynı şekilde yok hükmünde sayılması gerekecektir. Bir genel kurul usul ve şekil kurallarına uygun olarak yapılmış olsa da konusu imkansız ya da Yasa'nın veya ana sözleşmenin emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına, şirketin temel yapısına ve sermayenin korunmasına dair hükümlere aykırı olan kararlar da batıl sayılacaktır. Yokluğun veya batıllığın tespiti hususunda dürüstlük kurallarına aykırı düşmedikçe olumlu oy vermiş paydaşlar da dahil olmak üzere menfaat sahibi tüm ilgililer herhangi bir süreye tabi olmaksızın dava açabileceklerdir.
Somut olayda, davacı tarafça davaya konu edilen 27/03/2020 tarihli genel kurul toplantısının yokluğunda yapılıp, sahte imza ile 2020/302 sayılı kararın alındığını, karar altındaki imzanın davacıya ait olmadığının iddia edildiği, davacının iddiası doğrultusunda mahkemece usulüne uygun imza incelemesi yapıldığı ve Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin 14/12/2022 tarih, 4937 sayılı raporu ile davaya konu 2020/302 sayılı genel kurul kararı altındaki imzanın davacıya ait olduğunun usulüne uygun olarak belirlendiği, bu bağlamda davacının sahtecilik iddiasını ispat edemediği anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davacının davasının reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddine yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55‬ TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/06/2025
Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi -...
... ... ... ...