Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2024/669 K.2025/772

🏛️ Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/669 📋 K. 2025/772 📅 30.06.2025

T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ : 30/06/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 25/11/2021
DAVANIN KONUSU: Tanıma Ve Tenfiz
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 30/06/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, ... 15/04/2010 tarih ...karar sayılı ilamında taraflar arasındaki ticari ilişkinden dolayı yargılama yapıldığını, yargılama neticesinde davalının 50.000,00.-EURO'yu müvekkillerine ödenmesine karar verildiğini, Milletler arası usul hukuku hükümlerine göre yabancı bir mahkeme kararının icraya konulabilmesi için Türkiye de tanınması ve tenfizine karar verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi gerektiğini, davalı üzerinde Türkiye de çok sayıda gayrimenkul bulunduğunu, davalının üzerinde Almanya ülkesinde hiçbir mal varlığı bulunmadığını, bu nedenle kararın Almanya da icraya konulsa bile tahsil imkanı olmayacağını, karşı tarafın davanın varlığından haberdar olduğu anda ödemeden kurtulmak için mal kaçırma yoluna gidebileceğini, bu nedenle davalıya ait gayrimenkullerin kaydına ihtiyati haciz mahiyetinde ihtiyati tedbir kararı verilerek kaydına haciz konulmasını, aksi taktirde taşınmazların satışının önlenmesi bakımından ihtiyati tedbir konulması amacı ile ihtiyati tedbir kararı verilmesini, ... Eyalet Mahkemesinin 15/04/2010 tarih ve...karar sayılı ilamının tanınmasına ve tenfizine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, davacıların davasına dayanak ettikleri...mahkemesinin 15/04/2010 tarih ve... karar sayılı kararının... Şehri Asliye Hukuk Mahkemesinde 20/10/2016 tarihinde tamamlanan iflas ile borçların silindiğini, ancak Alman Hukukuna göre 3 yıllık bekleme süreci zarfında 31/08/2018 tarihinde davacı ...ın iflasa ve iflasla borçların silinmesine dair karara itiraz ettiğini, ... tarafından yapılan itirazın ...Asliye Hukuk mahkemesinde değerlendirildiğini ve 24.05.2019 tarihinde ... sayılı kararı ile itirazının red edildiğini, böylece borçların silinmesinin kesinleştiğini, davacı ...'ın, bu karara karşı da istinaf hakkını kullanarak itiraz ettiğini, istinaf başvurusu sonucunda 15/07/2019 tarihinde ... Asliye Hukuk Mahkemesi... verdiği karar ile istinaf başvurusunun da reddine karar verildiğini, kesin kararın gerekçesinin yazılması için dosyanın ...mahkemesine gönderildiğini, bu nedenlerle davacıların mahkememize sunmuş oldukları ve alacaklarına dayanak ettikleri mahkeme ilamının belirtilen diğer mahkeme ve istinaf ilamları ile hükümsüz hale geldiğini ayrıca müvekkilinin borcu olmadığı için hakkında ihtiyat-i haciz kararı verilemeyeceğini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Tüm dosya kapsamı, dava dilekçesi ve dosyadaki bilgi ve belgeler ışığında, tanıma ve tenfizin hukuki koşullarının oluştuğu, davalı vekili tarafından davaya konu yabancı mahkeme kararının diğer yabancı mahkeme ve istinaf ilamları ile hükümsüz hale geldiği belirtilmiş ise de, davalı tarafça belirtilen yabancı mahkeme kararının tanıma/tenfizine ilişkin herhangi bir kararın bulunmaması ve buna ilişkin açılmış herhangi bir davanın da bulunmaması gözetilerek davalı vekilinin bu savunmalarına itibar edilmeyerek davanın kabulüne karar verilmiş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27/06/2019 tarih,...Esas,...Karar Sayılı ilamı uyarınca maktu harç ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 07/09/2020 tarih,... Esas, ...Karar sayılı ilamı uyarınca da maktu vekalet ücretine hükmedilerek ..." şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu...Eyalet Mahkemesi'nin 15.04.2010 tarih ve ...karar sayılı karar ile müvekkilinin iflasının gerçekleştiğini, iflas masası sonrası kalan karar alacağının da ‘...’ isimli ‘İflas Sonrası kalan borçların silinmesi ve İflas Edenin Borçsuzlaştırılması’kararı ile silindiğini ve herhangi bir şekilde tekrar haczedilebilirliğinin kalmadığını, söz konusu karar ile vekil edenin iflas öncesinden olan ve iflas masasına konu olan yani iflasa girmiş alacaklardan borç kalmadığını, buna ilişkin mahkeme kararlarını ve onaylı tercümelerini sunduklarını, davacı, hiçbir geçerliliği olmayan bir kararı Türkiye'de işbu dava ile tanıma ve tenfizini gerçekleştirmek suretiyle canlandırmaya ve hükümsüz olmasına rağmen müvekkilini borçlu çıkarmaya çalıştığını, Almanya'da da geçerliliği kalmayan, zaten icra edilmiş olan bir mahkeme kararının Türkiye'de tanınmasını sağlayarak müvekkilini mağdur etmeye ve haksız kazanç elde etmeye çalıştığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk Ve Usul Hukuku Hakkında Kanun(MÖHUK)'un 54. Maddesine göre yetkili mahkeme tenfiz kararını aşağıdaki şartlar dâhilinde verir: a) Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması. b) İlâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması. c) Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması. ç) O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması.
Bir yabancı mahkeme kararına karşı tenfiz isteminde bulunulduğu takdirde MÖHUK'un 55/2. Maddesine göre, karşı taraf ancak tenfiz şartlarının bulunmadığını veya yabancı mahkeme ilâmının kısmen veya tamamen yerine getirilmiş yahut yerine getirilmesine engel bir sebep ortaya çıkmış olduğunu öne sürerek itiraz edebilir.
HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, bir miktar alacağın davalıdan tahsiline dair kararda herhangi bir şekilde kamu düzenine aykırılık bulunmamasına, bunun dışında yabancı mahkemenin kararındaki isabet derecesi ve gerekçenin doğruluğunun tenfiz davasında incelenmesinin mümkün olmamasına, ilâmın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olmasına, davalının yabancı mahkeme kararından sonra Almanya'da iflas etmesinin kararın Türkiye'de tanınmasına ve tenfizine engel teşkil etmemesine (Aynı yönde içtihat için bakınız: Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/6371 E. 2023/5889 K. Sayılı ilamı ), kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye ‭534,7‬0 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,
3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi gereğince aynı kanunun 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
...