İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi E.2025/1113 K.2025/918
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2025/1113
KARAR NO:2025/918
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:11/10/2024
NUMARASI:2024/799 Esas - 2024/960Karar
DAVA:İtirazın İptali
KARAR TARİHİ:10/09/2025
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; 16.06.2018 tarihinde saat 03.00'da ... adresinde elektrik panosundan kaynaklı yangın meydana geldiğini, hasarlara sebep olan elektrik panosu, yangın hadisesinin yaşandığı binanın ayrılmaz bir parçası olan laboratuvarda bulunduğunu, laboratuvar binası ve yangına sebebiyet veren elektrik panosunun... A.Ş.'ne ait olduğunu, müvekkilinin hasar sebebiyle ödeme yaptığı sigortalısı ... ve... Şirketinin davalının kiracısı olduğunu, müvekkilinin zarar gören sigortalısına hasar nedeniyle 10.159,33 Euro tazminat ödediğini, hasar ve zararın nedeninin binanın ayrılmaz bir parçası olan laboratuvara ait elektrik panosundan kaynaklandığını, söz konusu elektrik panosunun taşınmaz mâlikinin denetim ve gözetim yükümlülüğü altında bulunduğunu, bina sahibinin meydana gelen olayda kusursuz sorumluluğu olduğunu, bina maliki olan İdavalıya müvekkilinin rücu hakkının bulunduğunu, müvekkilinin bu kapsamda davaya konu ... sayılı dosyası ile bina maliki davalı aleyhine rücu hakkına dayanarak icra takibine başlandığını, davalı tarafından haksız şekilde borca itiraz edildiğini beyanla, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin yapının maliki olmayıp kiraya vereni olması nedeniyle pasif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın usulden reddinin gerektiğini, elektrik panosu ve elektrik saatinin kiralanan işyerinde kurulu olup, kullanımı bakımı ve gerekli tedbirlerinin alınmasının kiralayanın sorumluluğunda olması nedeniyle rücuen talepte bulunulmayacağını savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KALDIRMA KARARI ÖNCESİ VE SONRASI KARARLARI İLE DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI:İlk Derece Mahkemesinin 28/05/2021 tarih ve 2019/814 E. 2021/436 K. sayılı kararı ile, davacının rücuan tazminat isteminde haklı olduğu, davalının gerçekleşen zarardan sorumlu olduğu, alınan bilirkişi raporunun da hükme elverişli olduğu, asıl alacağın 10.159,33 Euro olduğu, gerek icra aşamasında gerekse yargılama aşamasında söz konusu tazminat bedelinin ödendiğine ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunulmadığından davacı tarafından davalı aleyhine açılan itirazın iptali davasının kabulü ile likit olan alacağa yapılan itirazdan dolayı davacı lehine %20 icra inkar tazminatına hükmetmek gerektiği gerekçesiyle Davanın KABULÜ ile davalının ... dosyasına vaki itirazının 10.159,33 Euro asıl alacak yönünden İPTALİ ile takibin 10.159,33 Euro asıl alacak yönünden takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince devlet bankalarınca 1 yıl vadeli Euro cinsi mevduatlara uygulanan en yüksek mevduat faizi uygulanarak DEVAMINA, Hükmedilen alacağın %20'i olan 13.302,84TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.Davalı vekilince kararın istinaf edilmesi üzerine dairemizin 18/09/2024 tarih ve 2021/1161 E. 2024/1118 K. sayılı kararı ile:"...somut uyuşmazlıkta dava dışı sigortalı ile davalı arasındaki temel ilişki kira ilişkisi olduğundan, görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir ve halefiyet gereğince dava açan sigorta şirketi yönünden de aynı mahkeme görevlidir. Mahkemece, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c, 115/2. maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın esası hakkında hüküm tesis edilmesi hatalı olup..." gerekçesiyle dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere kaldırma kararı verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin 11/10/2024 tarih ve 2024/799 E. 2024/960 K. sayılı kararı ile, somut uyuşmazlıkta dava dışı sigortalı ile davalı arasındaki temel ilişki kira ilişkisi olduğundan, görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir ve halefiyet gereğince dava açan sigorta şirketi yönünden de aynı mahkeme görevli olduğu gerekçesiyle Davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine, HMK 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli BAKIRKÖY NÖBETÇİ SULH HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, HMK. 20 madde gereği süresi içerisinde kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ve taraflardan birinin kararı veren mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesine, aksi halde mahkemece davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin 05.12.2024 tarihli ek kararı ile, taraf vekillerince 2 haftalık yasal süre geçtikten sonra dosyanın ilgili mahkemesine gönderilmesi için başvuruda bulunulmadığı gerekçesiyle HMK 20. madde gereğince DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi tarafından verilen kesin kararın hüküm kısmında görüleceği üzere İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/527 E. 2021/31 K. sayılı, 15.12.2020 tarihli kaldırılmasına hükmedilmiş olup Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/814 E. 2021/436 K. sayılı dosyaya ilişkin bir hüküm tesis edilmediğini, dosya ile ilgisi bulunmayan bir hükmün taraflarınca dikkate alınmayarak bu doğrultuda herhangi bir işlem yapılmadığını, söz konusu maddi hatanın Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2024/799 E. – 2024/960 K. sayılı dosyasında 05.12.2024 tarihli ek kararın tarafımıza tebliği ile anlaşıldığının bu durumun müvekkilinin hak kaybına ve mağduriyete sebebiyet verdiğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi tarafından 11.07.2025 tarihinde tahsis şerhi düzenlendiğini, dosyada verilen tahsis kararı sonucu Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/814 E. sayılı dosyaya ilişkin hükmün kaldırıldığını ve bu defa doğru esas bilgisiyle kesin hüküm tesis edildiğini, bu nedenle de sürelerin ve görevsizlik kararının tebliğinin tahsis Kararı ile birlikte tekrardan yapılması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:Dava, davalının kiracısı olan dava dışı sigortalının işyerinde meydana gelen yangın nedeniyle, sigortalıya ödenen hasar bedelinin davalıdan tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Dairemizin yukarıda yer verilen kararına uygun olarak İlk Derece Mahkemesinin 11/10/2024 tarih ve 2024/799 E. 2024/960 K. sayılı kararı ile verilen görevsizlik kararının taraf vekillerine 19/10/2024 tarihinde ayrı ayrı usulune uygun olarak tebliğ edildiği, bu karara karşı iki haftalık yasal süre içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı ve görevli mahkemeye dosyanın gönderilmesine dair talepte bulunulmadığı sabit olup, bu nedenle de İlk Derece Mahkemesinin 05.12.2024 tarihli ek kararı ile davanın açılmamış sayılmasına dair karar vermesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Her ne kadar davacı vekili Dairemiz önceki kararında hüküm kısmında başkam bir mahkeme adı ile dosya numarası bulunmaması nedeniyle bu dosyaya ilişkin verilmiş bir karar bulunmadığını istinaf sebebi yapmış ise de, karar başlığı ve içeriği itibariyle Dairemiz önceki kararının iş bu dosyaya ilişkin verildiği açıkça anlaşılabilecek niteliktedir.Zaten görevsizlik kararı da Dairemizce verilmemiş kaldırma kararından sonra lk Derece Mahkemesinin 11/10/2024 tarih ve 2024/799 E. 2024/960 K. sayılı kararı ile verilmiştir. Bu durumda davacı vekilinin görevsizlik kararında dahi yer almayan maddi hataya dayanarak talepte bulunması usul ve yasaya aykırıdır.Açıklanan sebeplerle; incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf başvurma harcının Hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının Hazineye irat kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.10/09/2025