İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2025/1263 K.2025/1376
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1263
KARAR NO: 2025/1376
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 02/07/2025
NUMARASI: 2024/791 Esas - 2025/717 Karar
DAVA: Tanıma Ve Tenfiz
DAVA TARİHİ: 10/07/2023
Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; davalı tarafından davacı lehine keşide tarihi 17/03/2018, çek numarası ... olan Milli Banka'ya ait 8.400.000.000-IRR bedelli çek keşide edildiğini, çekin tahsili amacıyla çekin tahsil tarihinde ilgili bankaya müracaat edilmiş ise de davalının banka hesaplarında yeterli bakiye bulunmadığından çekin karşılıksız çıktığını, banka tarafından çekin karşılıksız çıktığına dair belge düzenlendiğini, çek bedelinin ödenmemesi üzerine davacı tarafından davalı aleyhine Salmas 4. Genel Hukuk Mahkemesinde dava açıldığını, yargılama neticesinde davacının taleplerinin kabulü ile 8.400.000.000-IRR çek bedeli ve 289.000.000-IRR bedelindeki yargılama giderinin davacıya ödenmesine ayrıca çekin tahsilat tarihinden itibaren İran İslam Cumhuriyeti Merkez Bankası faiz oranları dikkate alınarak gecikme cezasının davacıya ödenmesine karar verildiğini, kararın verildiği İran İslam Cumhuriyeti ile Türkiye arasında imzalanan " Türkiye Cumhuriyeti ile İran İslam Cumhuriyeti Arasında Hukukî ve Cezaî Konularda Adlî İşbirliği Anlaşması'nın" 14. ve 19. maddesi hükümlerinin uygulanması gerektiğini, kararın Türkiye'de tenfizi mümkün olduğunu beyan ederek İran İslam Cumhuriyeti Salmas 4. Genel Hukuk Mahkemesi’nce ittihaz edilen ... sayılı ve 26.11.2018 tarihli, kesinleşmiş bulunan Mahkeme Kararının, Türkiye Cumhuriyeti ile İran İslam Cumhuriyeti Arasında Hukukî ve Cezaî Konularda Adlî İşbirliği Anlaşması uyarınca aynen tenfizine karar verilmesini istemiştir.
CEVAP: Davalı vekili; Tenfiz kararları hakkında görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğunu, davacı vekili tarafından dosyaya sunulan kararların kesinleşmediğini, tanıma tenfizi istenen dosyaya sunulu fotokopi evraklardan anlaşılan davanın esasının davalının İran'da bulunan döviz bürosundan 2006 yılında çalınan çeklerin meşru olmayan hamiller tarafından sonradan müvekkilinin rızası hilafına doldurularak bankaya ibrazı nedeni ile meşru olmayan hamillerin haksız kazanç elde etmeye yönelik hukuki girişimi olduğunu, davacı ve davalı arasında verilen hukuk ve ceza davaları İran İslam Cumhuriyeti yasaları uyarıca henüz kesinleşmemiş ve temyiz ve yasa yolları tüketilmediğini olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece ilk olarak 2023/659 Esas - 2024/239 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş, Dairemizin 2024/1110 Esas - 2024/1282 Karar sayılı kararı ile "...Tenfizi istenen kararın İran Hukuku'na göre kesinleşip kesinleşmediğinin tespiti gerekmektedir.Üniversitelerin milletlerarası özel hukuk kürsülerinden seçilecek uzman bir bilirkişiye inceleme yaptırılarak tenfizi istenen ilamın verildiği ülke kanunlarına göre kesinleşip kesinleşmediği konusunda bilirkişi raporu alınması, kesinleştiğinin anlaşılması halinde ise davacının yeniden medeni muhakeme talebinin sonucunun beklenip beklenmeyeceğinin değerlendirilmesi" gerekçesiyle kaldırılmıştır. Kaldırma kararı üzerine mahkemece; davada tenfizi istenen yabancı ilamın verildiği İran İslam Cumhuriyeti ile ülkemiz arasında tanıma ve tenfize ilişkin hükümler içeren iki taraflı adli yardım anlaşması bulunduğunu, MÖHUK 54.maddesi hükmündeki tenfiz şartları yönünden yapılan incelemede tenfize engel olabilecek durumlardan herhangi birisinin mevcut olmadığını, kararın ilam niteliğinde olduğunu, hukuk davalarına ilişkin olduğunu, yabancı bir devlet mahkemesi tarafından verildiği, Türk mahkemelerinin münhasır yetkili kabul edilen bir hususa ilişkin olmadığı ve kararın İran İslam Cumhuriyeti kanunlarına göre Batı Azerbaycan Eyaleti 17. İstinaf Mahkemesi tarafından verilen 28/04/2022 tarihli tasdik kararı ile kesinleştiği ve buna ilişkin ilamın dosyaya sunulduğunu, her ne kadar davalı tarafça "Tenfizi talep edilen karara ilişkin olağanüstü kanun yolunun açık olduğu" ileri sürülmüş ise de; davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 25/11/2024 tarihli dilekçe ve ekindeki ilam uyarınca "Davalının yeniden yargılama başvurusunun reddine karar verildiği,c ittihaz olunan davalının yeniden yargılama talebinin İran İslam Cumhuriyeti Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 426.maddesi uyarınca dinlenebilir olmadığı gerekçesiyle olağanüstü temyiz talebinin reddine kesin olarak karar verildiği" anlaşıldığından davalının aksi yöndeki beyanlarına itibar edilmeyerek tenfiz koşulları oluştuğundan ; İran İslam Cumhuriyeti Salmas 4. Genel Hukuk Mahkemesi'nin ... sayılı 26/11/2018 tarihli kararının tenfizine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili; 5718 sayılı kanunun 51/1. maddesinde görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun düzenlenmesi ve 6335 sayılı kanunun 2. maddesine göre de Asliye Hukuk Mahkemesi ile Ticaret Mahkemesi arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğunun belirlenmesi nedenleriyle davanın görevli Asliye Hukuk Mahkemelerine gönderilmesine, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına, hukuk ve ceza davaları İran İslam Cumhuriyeti yasaları uyarıca henüz kesinleşmemiş ve temyiz ve yasa yolları tüketilmemiş olduğundan her iki karar karşı başvuru yollarının tüketilmesine ve kararların kesinleşmesinin beklenmeden bekletici mesele yapılmadan verilen tanıma ve tenfiz kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava; yabancı mahkeme kararının tenfizine ilişkindir. 5718 sayılı MÖHUK'un 54. maddesine göre yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilebilmesi için; Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması, ilamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilamın dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı halde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması, o yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması koşullarının varlığı gerekmektedir. Buna karşılık, MÖHUK’da kabul edilen sisteme göre, tenfiz hakimince yabancı mahkeme kararı esastan incelenemez ve hukuka uygunluğu denetlenemez. Türkiye Cumhuriyeti ile İran İslam Cumhuriyeti arasında Hukuki ve Cezai Konularda Adli İşbirliği Anlaşması nedeniyle mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin karşılıklılık esası bulunmaktadır. Davacı vekilinin istinaf sebeblerinin tamamı Dairemizin 2024/110/1182 esas- karar sayılı 19.04.2024 tarihli ilamı ile incelenip karara bağlanmış,tenfizi talep olunan ilamın ; kambiyo senedi niteliğinde çekten kaynaklanan alacağın tahsilinin talep edildiği,dava mutlak ticari dava niteliğinde olduğundan tenfiz davasında asliye ticaret mahkemeleri görevlidir. Türkiye Cumhuriyeti ile İran İslam Cumhuriyeti arasında Hukuki ve Cezai Konularda Adli İşbirliği Anlaşması'nın 14. Maddesinde akit taraflardan birinin ülkesinde yetkili makamlar tarafından düzenlenen veya onaylanan belgelerin diğer akit tarafın ülkesinde tasdike ihtiyacı olmadığı, akit taraflardan birinin resmi makamlarınca düzenlenen resmi belgelerin diğerinin ülkesinde resmi belgelerle aynı ispat kuvvetine sahip olduğu düzenlenmiştir. Bahsi geçen düzenleme ile akit devlette düzenlenen resmi belge üzerinde herhangi bir onay olmasa bile Türkiye'de resmi belge olarak işlem görmesi mümkündür (Nuray Ekşi, Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi, 2. Baskı, İstanbul 2020, sf.161). Anılan kararımız ile "davalı vekilinin müvekkili tarafından İran'da yeniden medeni yargılama talebi içeren dilekçenin İran'daki mahkemeye sunulduğunu, bu nedenle tenfizi istenen kararın kesinleşmediğini, temyiz ve yasa yollarının tüketilmediğini, İran İslam Cumhuriyeti Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 426. maddesi uyarınca tenfizi istenen mahkeme kararına karşı olağanüstü temyiz yolunun açık olduğu ileri sürülmüştür.Tenfiz istemine konu ilamın kesinleşip kesinleşmediğinin ilamı veren mahkemenin kanunlarına göre belirlenmesi gerektiği ,davalının İran adli makamlarına medeni yargılama talebini içeren dilekçe sunduğunu iddia etmekte olup tenfizi istenen kararın İran hukukuna göre kesinleşip kesinleşmediğinin tespiti gerektiğinden konuya vakıf Üniversitelerin Milletlerarası Özel Hukuk Kürsülerinden seçilecek uzman bir bilirkişiye inceleme yaptırılarak tenfizi istenenen ilamın verildiği ülke kanunlarına göre kesinleşip kesinleşmediği hususunda bilirkişi raporu alınması, kesinleştiğinin anlaşılması halinde ise davacının yeniden medeni muhakeme talebinin sonucunun beklenip beklenmeyeceği değerlendirilerek neticesine göre karar verilmesi gerekmektedir. "denilerek alınan kaldırma kararı üzerine ;bilirkişi tarafından karara ilişkin tenfiz engeli bulunmayıp kesinleştiği yolunda rapor sunulduğu gibi ,davalının olağanüstü temyiz başvurusunun da Batı Azerbaycan İli 17.Şube Temyiz Mahkemesi'nce kesin olarak karara bağlandığı belgelenmiştir. Davalı vekili tarafından ihtiyati haciz kararının kaldırılması talep edilmiş ise de ,muaccel alacağın varlığına yönelik kanaat verici delil sunulduğundan ihtiyati haciz ara kararına karşı istinaf başvurusunun Dairemizin 2023/2261-1780 sayılı dosyasında incelenerek kesin olarak reddine karar verildiği,gelinen aşamada ihtiyati haciz koşullarında bir değişiklik bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu talebi yerinde bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle,yabancı mahkeme karanının tenfizine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı kararın tenfizi şartlarının mevcut bulunduğu ,kamu düzenine aykırılık olmadığı sonucuna varıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Davalı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 45-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 18/09/2025