Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2023/1406 K.2025/1670
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1406
KARAR NO : 2025/1670
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK
TARİHİ : 19/12/2022
NUMARASI : 2022/88 E. - 2022/370 K.
DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/12/2022 tarih ve 2022/88 E. - 2022/370 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibaresi üzerinde 35. sınıf hizmetlerde önceye dayalı hak sahibi olduğunu, hal böyle iken davalının "... ..." ibareli ve 2021/022580 sayılı markayı 29 ve 35. sınıflarda adına tescil ettirdiğini ileri sürerek, dava konusu markanın 35. sınıfın tamamı yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tarafların amca-yeğen olduklarını, müvekkilinin 1960'lı yıllarda kurulan ... Kuruyemiş ve Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti'yi kardeşi ile işletmeye devam ettiğini, davacının da kendi şirketini kurduğunu, tarafların anlaşma uyarınca 2014/45350 nolu "..." ibareli ve 29. sınıfta tescilli olan markaya müştereken malik olduklarını, yani hem davacı hem de davalının 2014/45350 nolu ve "..." ibareli markada 29. sınıf bakımından 1/2 oranında hak sahibi olduklarını, daha sonra aralarında husumet oluştuğunu, müvekkilinin de marka üzerinde hak sahibi olduğunu, davacının markasını "kuruyemiş" yönünden tescil ettiremediğini, müvekkilinin markanın gerçek hak sahibi olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının 2020/38002 sayı ile tescilli "şekil + ... KURUYEMİŞ" ibareli 35. sınıfta tescilli markası ile davalı şahsa ait 2021/022580 sayılı "... LEBLEBİ" ibareli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu; diğer yönden dava konusu edilen hizmetler yönünden de emtia benzerliği şartı gerçekleştiği; işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, önceki markadaki ve sonraki markadaki işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alma/yararlanma süresi içinde, davalının 2021/022580 sayılı "... LEBLEBİ" ibareli markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının 2020/38002 sayı ile tescilli "şekil+... KURUYEMİŞ" ibareli markadan farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, iltibas ve benzerlik nedeniyle her iki taraf markası arasında yanılgı yaşayabileceği, hedef kitle açısından iltibas ve benzerlik nedeniyle davalı taraf markası ile davacı taraf markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idarî ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme tarafından piyasaya sunulan markalar algısı oluşabileceği, bu açıdan taraf marka işaretleri arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibas koşulunun oluştuğu; diğer yönden tarafların SMK'nın 6/3. maddesi anlamında başvuru üzerinde önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı, tüm bu gerekçelerle SMK'nın 25/1. maddedeki hükümsüzlük koşulunun oluştuğu; kısa karardaki maddi hatanın HKMK'nın 304/1. maddesi uyarınca düzeltildiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, dava konusu 2021/022580 sayılı markanın "35. sınıf açısından" hükümsüzlüğüne ve sicilden terkin edilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların 2014/45350 nolu "..." ibareli ve 29. sınıfta tescilli olan markaya müştereken malik olduklarını, markanın 29. sınıfta "Zeytin, zeytin ezmeleri. Yenilebilir bitkisel yağlar. Kuruyemişler. (leblebi, leblebi çeşitleri, badem, ay çekirdeği, antep fıstığı, kabak çekirdeği, fındık, yer fıstığı, ceviz, kaju cevizi) Patates cipsleri." yönünden tescilli olduğunu, ilerleyen yıllarda taraflar arasında husumet oluştuğunu, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, ayırt ediciliği düşük ibarenin markalarda ortak olarak yer almasının karıştırılma ihtimaline yol açmayacağını, bu ibareyi taşıyan çok sayıda marka bulunduğunu, müvekkilinin "29, 30 ve 35. sınıflarda bu ibare üzerinde hak sahibi olduğunu, müvekkilinin "..." ibaresini gerek şirket adı gerek domain ismi gerekse de marka olarak uzun yıllardan beri kullanıldığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
6100 sayılı HMK’nın 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK’nın 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine HMK’nın 298/2. maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hükmün birbirine uyumlu olması gerekir. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyetine ve kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa’nın 141. maddesine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm veya gerekçe başka ise bu durumun, mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın, kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta da, kısa kararda davanın kabulü ile dava konusu markanın tümden hükümsüzlüğüne karar verilmiş iken, gerekçeli kararda bu kez, dava konusu markanın sadece 35. sınıf açısından hükümsüzlüğüne karar verilmiş, böylece kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşmuştur.
Bu husus, az yukarıda açıklanan kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırıdır. O halde anılan İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi zorunlu olduğundan, usul ve yasaya aykırı olan hükmün kaldırılması gereklidir.
Her ne kadar bölge adliye mahkemeleri, hukuki denetimin yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak, tahkikat sonucuna göre yeniden esas hakkında hüküm kurabilir ya da yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde, veyahut kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verebilirse de somut olayda, kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası çelişkili olduğundan, ortada hukuki ve maddi vakıa denetimine elverişli bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca, davanın yeniden görülüp yeni bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
2-İstinaf kararının neden ve şekline göre, davalı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 19/12/2022 gün ve 2022/88 E. - 2022/370 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,
3-Davalı vekilinin istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
4-Davalı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 179,90-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine,
5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,
7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/09/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 29/09/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...