Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2025/447 K.2025/929

🏛️ Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/447 📋 K. 2025/929 📅 22.09.2025

T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:22/09/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:27/03/2025
DAVANIN KONUSU:Tanıma Ve Tenfiz
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:22/09/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili,....'da seyahat acentesi şirketi adı altında faaliyet gösteren davalının; davacı ... Ortaklığı ile ticari bir ilişki içerisinde olduğunu, ... ile davacı ortaklık arasında "..." rezervasyon sistemi üzerinden bilet satış izni ve yetkisi veren sözleşme bulunduğunu, tenfizi istenen mahkeme kararının konusunun bu sözleşme kaynaklı ...'ın davacı ortaklığı bilerek zarara uğratması nedeniyle alacak ve tazminat talebine ilişkin olduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşme şartlarının ... tarafından yerine getirilmediğini, bu sebeple Almanya Mahkemelerinde yukarıda mahkeme bilgileri ve karar numaraları yer alan davaların görüldüğünü, mahkemenin ...'ın davacı ... Ortaklığına 616.819,00 Euro (altıyüzonaltıbin sekizyüzondokuz Avro) ve 4 Ocak 2020 tarihinden itibaren taban faiz oranının % 5 puan üzerinde faiz ödemesine karar verdiğini ve kararın kesinleştiğini, tenfizi istenen kararın ve tenfizi istenen karara konu alacağın kamu düzenine herhangi bir aykırılık teşkil etmediğini, kanunda öngörülen tenfiz şartlarının tamamını sağladığını, kesinleşmiş yabancı mahkeme kararlarının Türk Hukukunda da kesin hüküm ya da kesin delil etkisini veya icrai etkiyi haiz olması, Türkiye’nin taraf olduğu ikili veya çok taraflı uluslararası anlaşmalarda yer alan hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kararların 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (MÖHUK-RG: 12.12.2007) m. 50 vd. hükümleri uyarınca tanınmasına veya tenfizine bağlı olduğunu, TTK 5/1 uyarınca hangi davaların ticari dava niteliğinde olduğu ise TTK’nın 4. Maddesinde ayrıntılı bir şekilde düzenlendiğini, somut olayda tarafların tacir olup tanıma ve tenfizi istenen karar da tarafların ticari işletmesi ile ilgili olduğundan açılan dava ticaret mahkemesinin görevine giren ticari dava olduğunu, karşı tarafın Türk vatandaşı olup, son yerleşim yeri adresinin Antalya ili, Türkiye olduğunu, yabancı mahkeme kararının Türkiye'de icra edilebilmesi için yabancı mahkeme kararının tenfiz edilmesi gerektiğinden işbu talebin ikame edildiğini ileri sürerek, Almanya'da bulunan Frankfurt am Main Bölge Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin ... dosya numaralı , 19.03.2020 tarih ve 14.08.2024 kesinleşme tarihli kararının davalının, davacıya 616.819,00 € ile birlikte 4 Ocak 2020 tarihinden itibaren taban faiz oranının %5 puan üzerinde faiz ödemesine karar verilmiştir hükmünün tenfizine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, öncelikle davacı tarafından dava değeri belirtilmiş olmasına rağmen dava değeri üzerinden hesaplanacak nispi harcın yatırılmadığını, davalı ...'ın 2019 yılından bu yana Türkiye'de ikamet ettiğini ve Almanya'ya gitmediğini, bu hususta Emniyet Genel Müdürlüğüne ve Antalya Havalimanı Gümrük Müdürlüğüne müzekkere yazılarak yurtdışına çıkış ve yurda giriş kayıtlarının celp edilmesini, davacı tarafından Frankfurt am Main Bölge Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 19.03.2020 tarihli kararının tanıma ve tenfizi bakımından Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dava dosyası açıldığını, tenfize ilişkin MÖHUK m.54/1-ç bendi uyarınca tenfize ilişkin olarak şartlar arasında hükmü veren mahkemeye usulüne uygun çağrılmadığını veya yokluğunda hüküm verilmiş ise tenfiz işlemine karşı Türk mahkemesine itiraz edilmemesi şartı bulunduğunu, Almanya mahkemelerinde yapılan yargılamada davalının temsil edilmemiş olup hukuka aykırı olarak gıyabında karar verildiğini, iş bu sebeple davalı aleyhine temsil edilmeden, hukuka aykırı olarak verilen bir kararın emredici mahiyetteki kanun maddesi uyarınca tenfizinin mümkün bulunmadığını, davacı tarafından tenfizi talep edilen mahkeme kararının kamu düzenine de aykırı olduğunu, 3095 sayılı Kanun uyarınca da istenebilecek faizin temerrüt faiz olduğunu, davacı tarafından tenfizi istenen mahkeme kararında faize ilişkin olarak taban faiz oranın %5 puan üzerinde faiz istenmesinin yukarıda bahsedilen kanun hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, dolayısıyla tenfizi istenen mahkeme kararına kamu düzenine aykırılık dolasıyla itiraz ettiklerini, Alman Medeni Kanunu BGB m.195 "Genel zamanaşımı süresi üç yıldır." hükmü uyarınca genel zamanı süresi 3 yıl olduğunu, gelinen noktada alınan mahkeme ilamı 19.03.2020 tarihinde alınmış olup 2 haftalık süre sonunda 02.04.2020 tarihinde kesinleştiğini, genel zamanaşımı süresinin de 03.04.2023 tarihinde zamanaşımına uğradığını, ülkemiz kanunları uyarınca zamanaşımına uğramış bir borç ilişkisi eksik borç olarak kabul edilerek devlet icra organları aracılığıyla icra edilebilirliğinin mümkün bulunmadığını, davacı tarafa eksik harcı tamamlamak üzere kesin süre verilmesine, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... tanıma ve tenfize ilişkin MÖHUK 54 ve 58. Maddedeki şartların oluştuğu, yabancı mahkeme ilamının taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin olduğu, bu itibarla kamu düzenine aykırılık teşkil etmediği, yine yabancı mahkeme ilamında uygulanan faiz yönünden de Türk Mahkemeleri açısından kanuna aykırılık bulunmadığı görülmekle aşağıda tarih ve sayısı belirtilen yabancı mahkeme ilamının tanıma ve tenfizine ilişkin talebin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11/06/2024 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı emsal içtihadında da; "...Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak tenfiz davalarının eda davası değil, tespit davası niteliğinde bulunması sebebiyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Ayrıca maktu harca hükmedilerek fazla alınan nispi harcın iadesine karar verilmesi gerekirken nispi harca hükmedilmesi doğru görülmemiştir..." şeklinde belirtilmiş olmakla; eldeki davanın tenfize ilişkin olup, davanın eda davası değil, tespit davası niteliğinde olduğu görüldüğünden davacı lehine maktu vekalet ücreti ile maktu harca hükmedilmesi gerekmiş, bu hususta davalı tarafın nispi harç alınması yönündeki talebine itibar edilmeyerek davanın kabulü"şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; harcın tamamlanmadığını, nispi harç yatırılmamasına rağmen mahkemece kabul kararı verildiğini, müvekkilinin 2019 yılından itibaren Türkiye'de oturduğunu ve Almanya'ya gitmediğini, verilen hükmün yokluğunda verildiğinden kamu düzenine aykırı olduğunu, yine TTK'nın 8. ve 9. Maddeleri uyarınca hükmedilen faizin kamu düzenine aykırılık teşkil ettiğini, Alman Medeni Kanununa göre kararın zamanaşımına uğradığını, icra edilebilirliğin olmadığını, kendi iç hukukuna göre zamanaşımına uğramış mahkeme kararının tenfizinin mümkün olmadığını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, yabancı mahkeme kararını tanıma ve tenfizi istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davalı davanın nispi harca tabi olduğunu belirtmiş ise de, eldeki dava tanıma ve tenfiz istemine ilişkin olup, tespit davası niteliğinde olduğundan maktu harca ve maktu vekalet ücretine tabidir.
Yine tanıma ve tenfiz kararlarında yabancı mahkeme kararlarının içerik olarak denetimi yapılmamakta olup, davalının kararın Alman yasalarına göre zaman aşımına uğradığı yönündeki savunmasının reddedilmesi de yerindedir( bknz Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 25.12.2024 tarihli 2024/5744 esas 2024/9407 karar sayılı emsal ilamı).
Yine faiz oranının kamu düzenine aykırı olduğu savunulmuş ise de, her emredici kurala aykırılık eş zamanlı olarak kamu düzenine aykırılık teşkil etmemekle hükmedilen faiz oranı kamu düzenine aykırılık teşkil etmediğinden davalının bu yöndeki istinaf istemi de reddedilmiştir.
Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak alınmış ve kesinleşmiş ilamlar hakkında, yetkili mahkemenin tenfiz kararı verebilmesi için 5718 sayılı MÖHUK.’nun 54/c maddesi uyarınca, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması gereklidir. Kendisine karşı tenfiz istenen tarafın savunma haklarının ihlali ise kamu düzenine aykırılıktan bağımsız bir tenfiz engeli olarak, 54/ç maddesinde düzenlenmiştir.
Kanunda kamu düzeni kavramının zamana ve yere göre değişebilen niteliği gereği bir tanımlama yapılmaktan kaçınılmış ve konunun hakimin takdirine bırakılması tercih edilmiş, ancak kamu düzenine aykırılığın “açıkça” olmasının aranmasıyla bu konuda takdir hakkı bulunan hakime bir sınırlama getirilmek istenmiştir. Bu düzenleme, Türk tenfiz hukukunda, kamu düzeni kavramının izin verdiği ölçüde, yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi lehine bir eğilimin bulunduğunu göstermektedir. Doktrinde de bu konuda hakime yardımcı olması bakımından bazı kriterler verilmiştir. Buna göre örneğin Türk tenfiz hakimi “kural olarak” yabancı mahkeme kararının doğruluğunu inceleyemez (revision au fond yasağı). Zira aksinin kabulü, aynı davanın Türk mahkemesinde tekrar görülmesi ve yeni bir Türk mahkemesi kararının ortaya çıkması sonucunu doğurur. Ancak örneğin Türk hukukunun vazgeçilmez kabul ettiği temel prensiplerini ihlal eden veya milletlerarası alanda geçerli olan ortak ilkelere aykırı bulunan yabancı mahkeme kararları tenfiz edilemez. Tenfiz hakimi takdir hakkını kullanırken, her somut olayın kendine mahsus özelliklerini de dikkate almalıdır.
O halde dava konusu uyuşmazlık yönünden de somut olayın özelliklerine göre bir inceleme ve değerlendirme yapılmalıdır.
Burada ilk olarak yabancı mahkemece davalının savunma hakkının ihlal edilip edilmediğinin incelenmesi gereklidir. Somut olayda ise yabancı mahkemece, dava dilekçesi ve eklerinin davalıya tebliğ edilip edilmediği araştırılmadan karar verilmesi hatalı olmuştur (bknz. Yargıtay 11. H.D'nin 12.11.2012 tarihli 2011/11127 esas 2012/17911 karar sayılı emsal ilamı).
Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 27/03/2025 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davalıya İADESİNE,
5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE,
8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi.
...