İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2025/1511 K.2025/1520

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1511 📋 K. 2025/1520 📅 26.09.2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1511
KARAR NO: 2025/1520
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10.07.2025 Tarihli ara karar
NUMARASI: 2025/444 Esas
DAVANIN KONUSU: Şirket Genel Kurul Kararının İptali
Taraflar arasında görülen genel kurul kararının iptali talepli davada ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen 10.07.2025 tarihli ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; dava konusu 26.03.2025 tarihli Olağan Genel Kurulu Toplantısında alınan kararların tamamının yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin değerlendirildiği 10.07.2025 tarihli ara kararıyla; "...İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılarak şirket yönetim kurulu üyeleri belirlenmiş TTK'nın 449 maddesine göre genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde Mahkeme yönetim kurul üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararın yürütülmesinin geriye bırakılmasına karar verebilir hükmü gereğince mevcut yönetim kurulu üyelerine yürütmenin durdurulması yönünde görüşlerinin sorulmasına ilişkin ihtaratlı davetiye tebliğ edilmiştir. İncelenen tüm dosya kapsamına göre; Söz konusu karar tedbir mahiyetinde olacağından HMK'nun ihtiyati tedbire ilişkin genel hükümleri uygulanacaktır. İhtiyati tedbir HMK'nun 389/1 maddesi mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesini önemli ölçüde zorlaşacağından yada tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebinin bir sakıncanın veya ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir şeklindedir. HMK 390/2 maddesinde de tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır ayrıca davacı tarafın ihtiyati tedbir talebini somutlaştırması gereklidir. Somut uyuşmazlıkta genel kurul toplantısında alınan kararın yürütmenin durdurulmasına yönelik talepler yönünden dosyada toplanan deliller ve yargılamanın geldiği aşama dikkate alınarak tedbir taleplerinin yargılamayı gerektirir olması ve yaklaşık ispat koşulları oluşmadığından ihtiyati tedbir talebin reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Bu ara karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davaya konu genel kurul kararlarının dava sonuna kadar icrasının durdurulması yönünde talep ettikleri ihtiyati tedbir kararının reddi ara kararının yerinde olmadığını, alınan kararların kanun ve esas sözleşmeye aykırılıklar içerdiğini, davaya konu genel kurulda davalı şirketin 2024 hesap dönemine ait bilançoların, kâr ve zarar cetvellerinin müzakere edilmesi ve onaylanmasının hukuka aykırı olduğunu, zira söz konusu tablolar dürüst resim ilkesine göre hazırlanmamış olup fiktif ve gerçeğe aykırı kayıtlar içerdiğini, gerçeğe aykırı finansal tablolar doğrultusunda davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin, davalı şirketi yapmış oldukları hukuka aykırı işlemlerle zarara uğratmaları nedeniyle ibra edilmelerinin de hukuka aykırı olduğunu, bu durumların aynı zamanda Sermaye Piyasası Kanunu’nun 21. maddesine aykırı olup 21. maddesi göndermesi ile aynı Kanunu’nun 94’üncü ve 110’uncu maddeleri ile TCK'nın 155/2 maddesi kapsamında düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğunu, bu kapsamda hukuki ve cezai sorumluluğu bulunan Yönetim Kurulu Üyelerinin ibra edilmesine ilişkin kararın da iptali gerektiğini, Davalının ilk olarak TTK'nın 515. maddesinde düzenlenmiş olan “Dürüst Resim İlkesi’ne aykırı olarak finansal tablolarını ve faaliyet raporlarını eksik ve gerçek dışı şekilde hazırlamış, bu suretler ortakları zarara uğratmakla kalmayıp hukuka aykırı olarak genel kurul kararları aldığını, işbu kararların uygulanması halinde geri dönülemez ve tazmini mümkün olmayan sonuçlar ortaya çıkacağının açık olduğunu, Kaldı ki Brisa aleyhine 21.11.2024 tarihinde başlayan ve hâlen devam eden ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesi hükmüne göre, iş ve işlem gerçekleştirildiği şüphesiyle başlatılan Rekabet Kurulu soruşturması kapsamında doğması muhtemel idari para cezalarının da tablolarda risk kalemi olarak anılmamış ve finansal tablolarda da dipnot olarak eklenmediğini, bunun bile tek başına genel kurulda alınan kararların uygulanması halinde oluşabilecek zararları ortaya koyduğunu, Somut olayda alınan genel kurul kararlarının uygulanması halinde meydana gelebilecek değişiklikler sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ve/veya tamamen imkansız hale geleceği yahut ciddi bir zararın doğacağının açık olduğunu, Tedbir kararı verilmesi için gerekli yaklaşık ispatın sağlanmış olup kesin ispatın aranmaması gerektiğini, Yine dava dilekçesinde izah edilen nedenlerle gerek genel kurula ilişkin çağrı sürecinde Sermaye Piyasası Kurulu Tebliğlerine ve mevzuatına aykırılık gerekse toplantı sürecinde yasalara, SPK Tebliğlerine ve mevzuatına aykırılıklar nedeniyle davalının 26 Mart 2025 tarihli 2024 hesap yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı tutanağında 1., 2., 3., 4., 5., 6., 7., 8., 9., 10., 11., 12., 13. maddede alınan kararlarının iptali talebi ile ilgili kararlar ve iptal sebepleri çerçevesinde izah etmiş olduğukları süreçler halihazırda birçok dava ve soruşturmaya konu olup işbu süreçlerin neticelerinin olumsuz etkilenmemesi adına ve telafisi zor hatta imkansız sonuçların önlenmesi adına ihtiyati tedbir kararı verilmesinin gerektiğini, Bu nedenle ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtere, ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının kaldırılarak, davaya konu genel kurul usule ve yasaya aykırı olarak oluşturulduğundan ve genel kurulda alınan kararlar da aynı şekilde usul ye yasaya aykırı olduğundan, söz konusu tüm genel kurul kararlarının dava sonuna kadar icrasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 445 vd. maddeleri uyarınca davalı anonim şirketin 26.03.2025 tarihli genel kurulunda alınan 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13 nolu numaralı kararın yoklukla malul olduğunun tespitine, bu talep yerinde görülmediği taktirde iptali istemine; istinaf ise dava konusu kararların yürütmesinin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin reddi ara kararına ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati tedbir isteminin reddine dair 10.07.2025 tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.TTK'nın 445 vd. maddelerinde genel kurul kararlarının iptali ve butlanı düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 449/1. maddesine göre; genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilecektir. Bu düzenleme, hukuki niteliği itibariyle ihtiyati tedbire ilişkindir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde yer verilen ihtiyati tedbirlere ilişkin hükümlerinden yararlanılmalıdır. HMK'nın 389/1. maddesine göre; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Yine aynı Kanunun 390/3 maddesine göre; Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. İhtiyati tedbir için yaklaşık ispat yeterli görülmüş olup sunulan belgelerle talep edenin, davada haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi ve diğer şartlarında varlığı halinde ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. Davacı taraf, davalı şirketin 26.03.2025 tarihli genel kurul toplantısında alınan 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13 nolu kararın batıl olduğunun tespitine aksi halde iptali ile yürütmesinin durdurulmasını talep etmiş, mahkemece bu ihtiyati tedbir talebi reddedilmiştir. Somut olayda, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği tarih itibariyle yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği, tedbir kararı verilmemesi hâlinde davacının haklarının elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hâle geleceğinin de yaklaşık ispat edilmediği anlaşıldığından, tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararda usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Kaldı ki yargılamanın ilerleyen aşamalarında değişen delil durumuna göre talep hâlinde ilk derece mahkemesince her zaman ihtiyati tedbir talebinin değerlendirilmesi mümkündür. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 391/3 ve 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen ara karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353/1.b.1 ve HMK'nın 391/3. maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 26.09.2025