İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2025/1576 K.2025/1585
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1576
KARAR NO : 2025/1585
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DAVA : Yabancı Mahkeme İlamının Tenfizi
Taraflar arasındaki tenfiz davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında Almanya Bochum Eyalet Mahkemesi 13. Asliye Ticaret Dairesinde görülen dava sonunda mahkemece davalının 01.11.2021 tarihinden itibaren davacıya, 265.235,21 Euro'nun baz faiz oranının 9 puan üzerindeki faiziyle birlikte 349.008,03 EUR ve 18.10.2012 tarihinden itibaren baz faiz oranının 5 puan üzerindeki faiziyle birlikte 1.997,15 EUR ödemesine karar verildiğini, ancak davalının yerleşim yerinin Türkiye olması nedeniyle kararın Türkiye mahkemeleri nezdinde tanıma ve tenfizinin gerektiğini, tenfizi istenen mahkeme kararı ile görüleceği üzere, müvekkili şirketin davalıdan 398.585,20 Euro tutarında muaccel alacağının bulunduğunu, müvekkili lehine Alman Mahkemesi tarafından hükmedilen bedelin ödenmediğini, davalının mal kaçırma riski bulunduğundan rehin ile temin edilmemiş, mahkeme kararına dayalı alacak için takdiren teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini ileri sürerek, yabancı mahkeme kararının tenfizine ve alacağa yeter mal varlığının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince ihtiyati haciz talebinin değerlendirildiği 27.06.2025 tarihli ara kararla; "...İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile borçlunun mallarına geçici olarak el konulması olarak tanımlanmaktadır. İhtiyati haciz kararı talep edebilmek için, İİK'nın 257/1.maddesine göre alacağın para alacağı olması, vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş olması ya da İİK'nın 257/2. maddesindeki şartların gerçekleşmiş bulunması gerekir. İİK'nın 258/1. maddesinin ikinci cümlesinde "Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebebi hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur." şeklinde yapılan düzenleme ile alacaklının ihtiyati haciz talep edebilmesi ve ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı ve istenebilir olduğunun tam ve kesin olarak ispat edilmesi gerekliliği aranmamış, bu konuda mahkemeye kanaat getirecek delillerin sunulması yeterli kabul edilmiştir. Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin, tenfiz şartları henüz değerlendirilmeden vadesi gelmiş bir para alacağından söz edilemeyeceği için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43.Hukuk Dairesinin 2025/541 Esas, 559 Karar sayılı kararı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14.Hukuk Dairesinin 2024/1683 Esas, 1692 Karar sayılı kararı nazara alınarak..." ihtiyati haciz talebinin reddine, karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;
Almanya Bochum Eyalet Mahkemesi 13. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından tesis edilen 24.01.2024 tarihli ve I-13 O 47/21 sayılı ilamının ve kesinleşme şerhinin noter onaylı örneği ile yeminli tercümeleri sayın mahkemeye sunulmasına rağmen mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine karar verildiğini, oysa İİK'nın 257. maddesine göre rehinle temin edilmeyen para alacağı yönünden yaklaşık ispat koşulunun da sağlandığını, tenfiz davasında ihtiyati haciz kararı verilebileceğinin bir çok Yargıtay kararı ile kabul edildiğini, doktrinde de tenfiz davası sırasında ihtiyati haciz talep edilebileceğinin belirtildiğini, Yargıtay içtihatları ve ağırlıklı doktrin uyarınca, tenfiz yargılaması sırasında ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğinden toplam 398.585,20 Euro yönünden teminatsız şekilde ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini,
Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ihtiyati haciz talebinin kabulüne, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkin olup; istinaf konusu talep ise derdest dava içinde İİK'nın 257 ve devamı hükümleri uyarınca ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati haciz talebinin reddine, dair ara karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
İİK'nın 257/1.maddesinde; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir." düzenlemesi ile vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlemiş olup, vadesi gelmemiş alacak yönünden ise ihtiyati haciz koşulları aynı yasanın 257/2. maddesinde düzenlenmiştir. Eldeki ihtiyati haciz talebi, yabancı mahkemece ilama bağlanmış bir alacağa ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, alacağın yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlanmadığı gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin İİK'nun 257.maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir. Öncelikle ihtiyati haciz talebinde yaklaşık ispat koşulunun sağlanıp sağlanmadığı her somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. İlk derece mahkemesinin ara kararında değerlendirilen Dairemizin 2024/1683 Esas, 2024/1692 Karar sayılı ilamında, tenfiz davaları bakımından ihtiyati haciz uygulanmayacağına ilişkin bir tespit bulunmamaktadır. İhtiyati haciz kararı dâhil olmak üzere, her türlü kararın gerekçeli yazılması gerektiğine ve yabancı para üzerinden ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğine işaret edilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırıldığı görülmüştür.Yaklaşık ispatın varlığından söz edebilmek için hâkimin, ispat edilmek istenen olayı muhtemel görmesini sağlayacak delillerin varlığını tespit etmesi gerekir. Diğer bir ifadeyle, iddia edilen olayın doğru olma ihtimali, doğru olmama ihtimaline ağır basmalıdır. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat kuralı gereğince mahkemenin İİK'nun 258/1. maddesi uyarınca alacaklının alacağı hakkında kanaat sahibi olması yeterlidir. Başka bir anlatımla, ihtiyati haciz talebini inceleyen mahkeme, alacağın gerçekte var olup olmadığı konusunda araştırma ve inceleme yapmakla yükümlü değildir.Somut olayda, dosyadaki bilgi belgelere göre, ihtiyati hacze yönelik yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği, yabancı mahkeme kararının tenfizine dair verilecek kesinleşmeden ilamlı icra takibene konu edilemeyecek olmasının, ihtiyati haciz kararının istenmesine engel oluşturmadığı açıktır. Davacı tarafından tenfizi istenilen yabancı mahkeme karının onaylı tercümesi elektronik dosya ekinde gönderilmiştir. İlam kesinleşmiş niteliktedir. Bu nedenle gerek talebin konusu gerekse miktarı bakımından yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmesi karşısında, ilk derece mahkemesince varılan sonuç usule aykırı bulunmuştur. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir.
Yabancı para üzerinden ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğinden, davacının alacak tutarı olan 398.585,20 Euro alacağının dava tarihindeki TCMB efektif satış kuru karşılığı üzerinden karar verilmesi gerekmiştir. Anılan tarih itibariyle TCMB efektif satış kuru 45,3878 T olup davacının ihtiyati haciz talebine konu alacağı 18.090.905,34 TL olarak hesaplanmış ve takdiren %15 oranında teminat alınması uygun görülmüştür.
Açıklanan bu gerekçelerle İİK'nın 258/3 ve HMK'nın 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu olup ihtiyati haciz talebinin reddine dair verdiği 26.06.2025 tarihli ara kararının kaldırılmasına, davacı vekilinin ihtiyati haciz talebi hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve sonuçta ihtiyati haciz talebinin teminat karşılığında kabulüne dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
İhtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun İİK'nın 258/3 ve HMK'nın 353/1.b.2. maddeleri uyarınca kabulü ile ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin ilk derece mahkemesinin istinafa konu 27.06.2025 tarihli ara kararının kaldırılmasına; ihtiyati haciz talebi hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;
1-İİK'nın 257 ve devamı maddeleri uyarınca davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin teminat karşılığı kabulüne; davacının toplam 398.585,20 Euro alacağının dava tarihindeki TCMB efektif satış kuru karşılığı olan 18.090.905,34 TL'yi karşılamaya yeter miktardaki taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine,
2-İİK'nın 259. maddesi uyarınca takdiren %15 oranında belirlenen 2.713.635,80 TL nakdî teminat ilk derece mahkemesi veznesine yatırıldığında ya da aynı tutarda kesin ve süresiz banka teminat mektubu ibrazı halinde, kararın infazı için bir suretinin ilk derece mahkemesi tarafından davacı vekiline verilmesine,
3-İhtiyati haczin yetkili icra müdürlüğünce infazına,
4-İhtiyati haciz talebi dava içinde yapıldığından, AAÜT hükümleri uyarınca davacı yararına avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,
5-Davacı vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacı tarafa iadesine,
6-Davacı tarafından yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
7-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
HMK'nın 353/1.b.2 ve İİK'nın 258/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 09.10.2025 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
KANUN YOLU : HMK'nın 362/1.f ve İİK'nın 258/son maddeleri uyarınca karar kesindir.