Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi E.2023/942 K.2025/1187

🏛️ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/942 📋 K. 2025/1187 📅 13.10.2025

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/942 - 2025/1187
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/942
KARAR NO : 2025/1187
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KONYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 15.06.2023
NUMARASI : 2022/300 Esas 2023/351 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 13.10.2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 06.11.2025
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 05.12.2015 tarihinde, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı, sürücü ... idaresinde bulunan ... plakalı araç ile davacı idaresinde bulunan ... plakalı motosikletin karıştığı kaza sonucunda davacının ağır şekilde yaralandığını, davalıya sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, davacının daimi sakatlığı nedeni ile uğradığı iş gücü kaybı için toplam 1.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile 151.274,70TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 3.750,00TL tedavi giderinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan ... plakalı aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortasının davalı sigorta şirketi tarafından yapıldığını, kaza nedeni ile doğan zarardan davalı şirketin poliçe limiti ile sınırlı olarak ve sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatı talepleri yönünden sorumluluğunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere, kazanın oluşuna ilişkin kusur durumu ile davacı tarafın yaralanmasına ilişkin maluliyet durumunun yürürlükteki mevzuata uygun olarak belirlenmesi gerektiğini, davalı şirketin yalnızca dava tarihinden itibaren faizden sorumlu olabileceğini, uygulanması gereken faizin ise yasal faiz olduğunu, davacının müterafik kusuru var ise belirlenerek tazminattan indirim yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 25.03.2022 tarih, 2019/2781E.-2022/776K.sayılı kararı ile verilen kaldırma kararından sonra yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin raporuna göre, meydana gelen kazada davalı tarafa sigortalı araç sürücüsünün %75, davacının ise %25 kusurlu olduğunun tespit edildiği, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin 26. Hukuk Dairesi'nin kaldırma kararından sonra Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan 15.12.2022 tarihli maluliyet raporuna göre, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü ve Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre davacının %28.2 oranında sürekli iş göremezliğinin, 9 ay geçici iş göremezliğinin bulunduğunun bildirildiği, dosyanın aktüerya hesap bilirkişisinin 13.02.2023 tarihli raporuna göre, davacı ...''nin, 05.12.2015- 13.02.2066 tarihleri arasındaki süre ile sınırlı sürekli iş göremezliği nedeni ile uğradığı maddi zararının 172.593,67TL olduğunun hesaplandığı, davacı vekilinin 24.03.2023 tarihli bedel artırım dilekçesi ile, davacı ... için işgücü kaybı zararı yönünden tazminat taleplerini bilirkişi raporları doğrultusunda 151.274,70 TL'den 172.593,67TL'ye artırdığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, 05.12.2015 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralanan davacı ...'nin sürekli iş gücü kaybı zararı nedeniyle 172.593,67 TL'nin dava tarihi olan 14.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusu yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece verilen ilk kararın davacı tarafından istinaf edilmemesi nedeniyle 2017 yılı verilerine göre yani 2017 yılı asgari ücreti olan 1.404,06TL üzerinden hesaplama yapıldığını ve davacı müvekkilinin %29 maluliyeti nedeniyle 172.593,67TL tazminata hükmedilmiş ise de, kaza tarihinin üzerinden 7 yıl geçmesi nedeniyle usûli kazanılmış hakların korunduğu gerekçesiyle 2017 yılı verilerinin baz alınmasının davacıyı bir kez daha mağdur ettiğini, asgari ücretin kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle rapora itiraz edilmemesi ya da istinaf edilmemesinin asgari ücret yönünden usûli kazanılmış hak oluşturamayacağını, hüküm tarihine en yakın tarihteki asgari ücret verilerine göre hesap yapılması gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacının %28,2 maluliyet hâlini tespit eden hastane raporunun denetlenmesi için tıbbi mütalaa aldıklarını, ... isimli bağımsız medikal firma tarafından davacı adına düzenlenen 22.01.2019 tarihli raporda, davacının 05.12.2015 tarihinde geçirmiş olduğu kaza nedeniyle Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporlar Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, maluliyet tayinine mahal olmadığı kanaatine varıldığının belirtildiği, mahkemece hükme esas alınan rapor ile medikal rapor/tıbbi mütalaa arasındaki çelişkinin giderilmesi için yeniden rapor alınmadığını, davacının maluliyetinin belirlenmesi için alınan maluliyet raporunun Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmesi gerekirken yanlış Yönetmelik uygulanarak düzenlendiğini, davacının dava dilekçesinde açılan davanın belirsiz alacak davası olduğunu açıkça belirtmediğinden davanın kısmi dava olarak açıldığının kabulünün gerekeceğini, bu durumda 2.kez ıslah yapılmasının mümkün olmadığını, davacının kaldırma kararından önce sunmuş olduğu dilekçesiyle ıslah hakkını kullandığını, kısmi davada ıslaha konu miktarlara ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, davacının kask ve koruyucu kıyafet kullanıp kullanmadığı gözetilmeksizin karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca re'sen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle işgöremezlik tazminatı istemine ilişkindir.
Davaya ilişkin olarak ilk derece mahkemesi tarafından verilen 13.06.2019 tarihli, 2018/634E.-2019/314K.sayılı karar Dairemizin 25.03.2022 tarihli, 2019/2781E.-2022/776K.sayılı kararı ile, tazminat hesaplamasında ilk kararda hükme dayanak alınan 2017 rapor tarihi verilerine göre, TRH 2010 Yaşam Tablosu kullanılarak ilk kararın davacı tarafça istinaf edilmediği gözetilerek ve taraflar lehine oluşan usûli kazanılmış haklar korunarak hak sahibi davacının bakiye muhtemel yasam süresinin belirlenmesi ve buna göre tazminat hesabı yapılması gerekirken 1931 sayılı PMF cetveline göre bakiye ömür süresinin tespit ile tazminat hesabının yapılmasının ve davacı vekilinin dava dilekçesi talebinin, kaza nedeni ile davacının uğradığı "daimi sakatlık" zararına ilişkin olduğu, geçici iş göremezlik zararına ilişkin olarak talebinin olmamasına rağmen talep aşılarak geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinin usûl ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Kaldırma kararından sonra mahkemece yapılan yargılamada, davacının maluliyetinin tespiti için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 15.12.2022 tarihli rapor ve 13.02.2023 tarihli, 2017 rapor tarihindeki veriler ve TRH 2010 Yaşam Tablosu ile progresif rant uygulanarak düzenlenen aktüer bilirkişi raporu hükme esas alınarak davacının ıslahı doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
1-Dairemiz tarafından istinaf incelemesi yapılarak zarar görenlerin maluliyet raporlarının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine belirlenmesi gerektiğine ilişkin kararların Yargıtay 17 ve 4 Hukuk Dairesi tarafından bozulması üzerine verilen direnme kararlarının incelenmesi neticesinde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.02.2024 tarihli 2022/(17)4-655 Esas ve 2024/133 Karar ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.02.2024 tarihli 2022/4-299 Esas ve 2024/132 Karar sayılı ilamları ve Yargıtay'ın uygulamalarına göre haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak gerektiğinde kişinin yaralanmasına göre uzman hekim bilirkişide dahil edilerek oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Haksız fiilin gerçekleştiği tarihe göre 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerektiği Yargıtay tarafından kabul edilmektedir.
Mahkemece, davacının kaza nedeniyle meydana gelen işgücü kaybının belirlenmesi için Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlenen 15.12.2022 tarihli raporda, davacının meslekte kazanma gücü azalma oranının %28.2 olduğu, iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceğinin belirtilen rapor esas alınarak düzenlenen aktüer bilirkişi raporuna göre karar verilmiş ise de dava konusu kazanın 05.12.2015 tarihinde meydana geldiği, maluliyet oranının tespiti açısından Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları ve Yargıtay uygulamasına göre Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre rapor düzenlenmesi gerektiğinden yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Bu durumda davacının trafik kazası nedeniyle işgücü kaybı oranının kesin olarak belirlenmesi için kaza tarihinde Yargıtay tarafından uygulanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre üniversite hastaneleri adli tıp anabilim dalı başkanlıkları veya Adli Tıp Kurumundan maluliyet oranının belirlenmesi için rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-Mahkemece Dairemiz kaldırma kararından sonra alınan 13.02.2023 tarihli aktüer raporunda, TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak yapılan hesaplamanın, 2017 yılı rapor tarihindeki veriler esas alınarak yapıldığı, davacının ıslahı doğrultusunda davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkemenin 20.04.2017 tarihli ilk kararında 151.274.70 TL tazminatın tahsiline karar verildiği, karara karşı yalnızca davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu, kararın Ankara BAM 22 Hukuk Dairesinin 04.07.2018 tarih 2017/1720E -2018/1123 K. Sayılı kararı ile davalı yararına kaldırılmasına karar verildiği, mahkemece kaldırma kararı üzerine verilen 13.06.2019 tarihli karar ile davacının talebi ile bağlı kalınarak 151.274,70 TL tazminatın davalıdan tahsiline dair verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılması üzerine Dairemizin 25.03.2022 tarihli, 2019/2781E. -2022/776K.sayılı kararı ile, tazminat hesaplamasında ilk kararda hükme dayanak alınan 2017 rapor tarihi verilerine göre, TRH 2010 Yaşam Tablosu kullanılarak ilk kararın davacı tarafça istinaf edilmediği gözetilerek ve taraflar lehine oluşan usûli kazanılmış haklar korunarak hak sahibi davacının bakiye muhtemel yasam süresinin belirlenmesi ve buna göre tazminat hesabı yapılması için aktüer raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile HMK’nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verildiği, mahkemece kaldırıma kararı gereğince hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda, 2017 rapor tarihindeki güncel verileri esas alınarak TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılan hesaplamaya göre davacı lehine daha önce hükmedilen tazminatlardan daha fazla sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, mahkeme bu rapor hükme esas alınarak davacının 28.04.2023 tarihli ıslah dilekçesine göre 172.593,67 TL tazminatın kabulüne karar verildiği görülmüştür.
Oysa, davacı vekili tarafından davanın fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak kısmi dava olarak açıldığı ve HMK'nın 176. Maddesi gereğince bir davada ancak bir kez ıslah yapılabilceği gözetilmeden davacın ikinci ıslah dilekesindeki talebinin kabulüne karar verilmiş olması doğru olmadığı gibi, mahkemenin 20.04.2017 tarihli ilk kararında 151.274.70 TL tazminatın tahsiline karar verildiği, karara karşı yalnızca davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu, kararın Ankara BAM 22 Hukuk Dairesinin 04.07.2018 tarih 2017/1720E -2018/1123 K. Sayılı kararı ile davalı yararına kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmakla ilk karar ile hüküm altına alınan tazminat miktarının davalı yönünden kazanılmış hak oluşturduğu gözetilmeden daha önce verilen ve davacı tarafından istinaf edilmeyen karar ile hüküm altına alınan miktarı aşacak şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davacı vekilinin istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
Davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
2-Kararın kaldırılma sebebine göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
3-Davacı vekili ve davalı vekili tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının talepleri halinde iadesine,
4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda gözetilmesine,
5-Konya 9. İcra Müdürlüğünün 2023/10565 esasına yatırılan 400.000,00 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine,
6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 13.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.