İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi E.2025/1403 K.2025/1329
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1403
KARAR NO : 2025/1329
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/54
KARAR NO : 2025/525
KARAR TARİHİ: 19/06/2025
DAVA: İflas (Adi Takipten Doğan İflas (İİK 156))
KARAR TARİHİ: 26/11/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında gerçekleşen ticari ilişki sonucunda müvekkili şirketin, davalı şirketten cari hesaptan kaynaklanan 407.650,04 TL alacağının ortaya çıktığını, anılan alacağın tüm taleplere rağmen ödenmediğini, bu nedenle davalı şirket aleyhine İstanbul 35. İcra Müdürlüğü'nin ...E. sayılı dosyasından iflas yolu ile adi takip başlatıldığını ve Örnek 11 ödeme emrinin borçluya tebliğinin sağlandığını, takibe yasal süresinde itiraz olmadığından kesinleştiğini beyan ederek, icra dosyasındaki borcunun tamamını ödemesi için depo emri verilmesini, depo emrine rağmen borç ödenmediği takdirde davalı şirketin İİK md. 156 hükmü uyarınca iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı şirkete tebligat yapılmış olup cevap dilekçesi sunulmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN VE DAİREMİZİN KARARLARI
1-Mahkemenin 29/12/2022 tarihli kararı; davalı şirkete depo emri tebliğ edilmesine rağmen 7 günlük süre içerisinde ödenmediği gerekçesiyle iflas kararı verilmiştir.2-Dairemizin 12/06/2024 tarihli kararı; Mahkemece 25/11/2022 tarihinde depo kararı verilmiş ise de hesaplamanın hangi veriler esas alınarak yapıldığı, işlemiş faiz miktarının hangi oranlar ve tarih aralığı esas alınarak hesaplandığı belli olmadığı gibi hesabın denetime elverişli olmadığı, ayrıca depo kararı 25/11/2022 tarihinde verilmiş olmasına rağmen hesaplamanın 29/12/2022 günü esas alınarak yapıldığı, depo emrinin usulüne uygun olmadığı gerekçesiyle kaldırma kararı verilmiştir.3-Mahkemenin 07/11/2024 tarihli kararı; davalı şirkete depo emri tebliğ edilmesine rağmen 7 günlük süre içerisinde ödenmediği gerekçesiyle iflas kararı verilmiştir.4-Dairemizin 08/01/2025 tarihli kararı; "...Emsal kararlarda da açıklandığı üzere, depo emrine esas alacak tutarının depo karar tarihi itibariyle hesap edilmesi gerekmektedir. Nitekim bu açıklamalara ve emsal kararlara Dairemizin kaldırma kararında da yer verilmiştir. Mahkemece, kaldırma kararı uyarınca bilirkişiden rapor alınmış ve duruşma tarihi olan 07/11/2024 tarihi esas alınarak yapılan hesaplama uyarınca 16/10/2024 tarihli depo emri düzenlenerek 22/10/2024 tarihinde davalı vekiline tebliğ edilmiştir. Ancak alacak tutarı depo emrinin tebliğ edildiği tarih itibariyle hesaplanmadığı gibi depo emrinin tebliğ tarihinden itibaren 7 günlük sürenin dolduğu tarihin dahi alacağın hesap edildiği 07/11/2024 tarihinden önce olduğu, bu durumda tebliğ edilen depo kararında fazladan hesaplama yapıldığı anlaşılmakla şayet 07/11/2024 tarihi esas alınarak yapılan hesaplama uyarınca depo kararı verilecek ise bu kararın davalı tarafa en erken 07/11/2024 tarihinde tebliğ edilmesi gerektiği esastır. Mahkemece bu hususlar nazara alınmadan iflas kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur..." gerekçesiyle karar kaldırılmıştır.5-Mahkemenin 19/06/2025 tarihli kararı; "...Bilirkişi tarafından güncel duruşma tarihi gözetilerek yeniden dosya hesabı yapılmıştır. 21/02/2025 tarihli raporun sonuç kısmında "...2- İstanbul 35.İcra Dairesinin 2021/14183€.sayılı kesinleşen İflas Yolu ile Adi Takibinde İİK.158.maddesi gereği 29.05.2025 Duruşma tarihli depo emrine esas miktarın 824.851,98-TL olduğu..." şeklinde görüş belirtilmiştir.Bilirkişi raporunda belirlenen 29.05.2025 tarihli dosya hesabını içeren depo emri aynı tarihli duruşmada davalıya tefhim edilmiştir. Davalı tarafından gerek bilirkişi raporunda gerekse depo emrinde bildirilen bakiye borç miktarına karşı itirazda bulunulmamış olup 7 günlük süre içinde depo emrinin gereği yerine getirilmemiştir. 19.06.2025 tarihli duruşmada karar anı itibarıyla icra müdürlüğü veznesine veya davacıya haricen depo bedelinin ödenmemiş olduğu anlaşıldığından davalı şirketin 19.06.2025 günü saat 15.05 itibarıyla iflasına..." karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece kaldırma kararının ardından tensiben bilirkişi raporu alınmasına karar verildiğini, tensipte 21/02/2025 tarihi itibarıyla depo emrine esas kapak hesabının yapılmasının istenilmesine rağmen bilirkişinin mahkeme heyeti yerine geçerek "29/05/2025 duruşma tarihli" itibariyle hesaplama yaptığını ancak mahkemenin 29/05/2025 duruşma tarihi itibariyle rapor alınması yönünde bir ara kararı olmadığını, bu rapora dayalı olarak karar verilmeyeceğini,İflas yoluyla takibin kesinleşmesiyle ödeme yapılmamış ise ancak Ticaret Mahkemesinden borçlu hakkında iflas kararı istenebileceğini haciz uygulanamayacağını, davaya konu takip de iflas yoluyla adi takip olduğundan haciz uygulanmayacağı için doğrudan icra dairesi vasıtasıyla yapılacak ödemelerde tahsil harcının %4,55 üzerinden, haricen alacaklıya yapılacak ödemelerde ise %2,275 üzerinden tahsil harcı hesaplanması gerektiğini, bilirkişi raporunda ve depo emrinde tahsil harcının %9,10 olarak alındığını, bu durumda borç kalemleri, ödemeye esas bildirilen tutar ve neticeten depo kararının usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava, İİK'nın 154 vd. maddelerinde düzenlenmiş olan, iflas yoluyla takibin itirazsız kesinleşmesi sonucu açılan iflas davasıdır.İİK'nın 154/1. maddesi uyarınca iflas yoluyla takipte yetkili icra dairesi, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki icra dairesi olup dava yetkili ve görevli mahkemede açılmıştır.İstanbul 35. İcra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı dosyasında; davacı alacaklı tarafından, davalı borçlu aleyhine 287.965,69 TL (bakiye cari hesap alacağı), 119.684,35 TL (vade tarihinden takip tarihine kadar TTK 1530/7 uyarınca değişen oranlarda işlemiş temerrüt faizi) olmak üzere toplam 407.650,04 TL'nin asıl alacağa takip tarihinden itibaren temerrüt faizi uygulanmak sureti ile tahsili talebi ile 09/06/2021 tarihinde iflas yolu ile adi takip başlatıldığı, ödeme emrinin 11/08/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı/borçlunun 7 günlük yasal süre içerisinde itiraz etmemesi üzerine takibin kesinleştiği anlaşılmıştır. İİK'nın 156/son fıkrası uyarınca, iflas ödeme emrine itiraz edilsin edilmesin, ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren bir senelik hak düşürücü süre içerisinde iflasın istenmesi gerekmektedir. Somut olayda, iflaslı takibe ilişkin ödeme emri borçluya 11/08/2021 tarihinde tebliğ edilmiş, dava ise 16/02/2022 tarihinde bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. İİK'nın 158.maddesinde iflas yoluyla takipte, iflas davasının yargılama usulü belirlenmiştir. İİK'nın 158/1 ve 166/2 maddesinde belirtilen usule göre mahkemece iflas davası 03/11/2022 tarihinde Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde, 23/03/2022 tarihinde ... Gazetesi'nde ilan edilmiştir. İİK 160. maddesi uyarınca davacı tarafından iflas avansı yatırılmıştır.Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 05/09/2013 tarihli 2013/4197 E. 2013/5054 K.sayılı kararı; "...İİK'nın 158. maddesine göre depo emrinin, verildiği güne kadar alacağın esas ve eklentileri hesaplattırılıp, buna göre bulunacak miktar üzerinden verilmesi ve bu miktarın 7 gün içinde depo edilmemesi halinde iflasa karar verileceği ihtarını içermesi gerekir. Mahkemece verilen depo emrinde, icra dosyasındaki borcun asıl alacak, faiz ve diğer giderleri ile birlikte icra dosyasına ödenmesi veya mahkeme veznesine depo edilmesi istenilmiş olup; asıl alacak, işlemiş faiz, icra masrafı ve vekalet ücreti kalemlerinden oluşan meblağ açıkça belirtilmediğinden çıkartılan depo emri İİK'nın 158. maddesi hükmüne uygun değildir..."Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 26/10/2020 tarihli 2017/3091 E. 2020/3281 K.sayılı kararı; "...Dava, iflas istemine ilişkindir. İİK'nın 158. maddesine göre depo emrinin, verildiği güne kadar alacağın esas ve eklentileri hesaplattırılıp, buna göre bulunacak miktar üzerinden verilmesi ve bu miktarın 7 gün içinde depo edilmemesi halinde iflasa karar verileceği ihtarını içermesi gerekir. Depo kararı, verildiği gün için hesaplanan alacağı içermelidir.Somut olayda mahkemece, 31.01.2017 tarihli celsede depo kararına esas olmak üzere dosya borcunun 07.03.2017 tarihi itibariyle hesaplanması için Kuşadası 1. İcra Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına karar verilmiş ise de icra müdürlüğüne gönderilen yazıda dosya hesabının 03.07.2017 tarihi itibariyle hesaplanması istenmiştir. Denetime elverişli olmayan icra müdürlüğünün hesabında depo emrine esas hesaplama tarihi 03.07.2017 olarak gösterilmiş olup bu tarih mahkemenin gerekçeli kararından sonraki bir tarihtir. Mahkemece uzman bilirkişiden açıklamalı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp İİK'nın 158. Maddesi hükmüne uygun depo emri çıkartılması gerekirken mahkemenin karar tarihinden sonrasını kapsayan usulüne uygun olmayan depo emri üzerine yazılı şekilde iflasa karar verilmesi doğru olmamıştırYargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/07/2015 tarihli 2014/5678 E. 2015/5377 K.sayılı kararı; "...Mahkemece, depo emrinin verildiği güne kadar asıl alacak, faiz ve icra masrafları hesaplattırılıp, borçluya İİK'nın 158. maddesine uygun olarak, depo kararında takip konusu borç ve fer'ilerinin depo kararı tarihi itibariyle ulaştığı miktar açıkça gösterilmeli ve 7 gün içinde depo edilmemesi halinde iflasa karar verileceği meşruhatı yer almalıdır..."Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 24/03/2015 tarihli 2014/9657 E. 2015/1906 K. sayılı kararı; "...Dava, adi iflas yoluyla girişilen takibin kesinleştiği iddiasına dayalı iflas istemine ilişkindir. İflas yoluyla takibin itirazsız kesinleşmesi üzerine, borçluya takip konusu borcu ödemesi için İİK'nın 158. maddesine uygun olarak bir depo kararı çıkarılır. Depo kararında takip konusu borç ve fer'ilerinin depo kararı tarihi itibariyle ulaştığı miktar açıkça gösterilmeli ve 7 gün içinde depo edilmemesi halinde iflasa karar verileceği meşruhatı yer almalıdır..."Emsal kararlarda da açıklandığı üzere, depo emrine esas alacak tutarının depo karar tarihi itibariyle hesap edilmesi gerekmektedir. Dairemizin kaldırma kararının ardından tensip tutanağında dosyanın bilirkişiye tevdii ile "21.02.2025 tarihi itibarıyla depo emrine esas kapak hesabının yapılmasının istenilmesine" ve duruşmanın 29/05/2025 gününe bırakılmasına karar verilmiş, bilirkişi raporunda ise duruşma tarihi olan 29/05/2025 duruşma tarihi itibariyle depo emrine esas alacak hesaplanmış olup depo kararı 29/05/2025 tarihinde verildiğinden davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin diğer bir istinaf sebebi depo emrinde yer alan tahsil harcı oranına ilişkindir. Bilirkişi raporunda "a-Kesinleşen takipte İİK.89.maddesi kapsamında haciz işlemi uygulanmıştır. 492 sayılı Harçlar Kanuna EK.1 nolu tarifenin B/1-3 fıkrası b bendi uyarınca takip çıkış miktarı 407.650,04 TL üzerinden %9,10 oranında tahsil harcının 37.096,15 TL olduğu hesaplanmıştır." tespiti yapılarak depo kararında %9,10 oranı üzerinden 37.096,15 TL tahsil harcı hesaplamaya dahil edilmiş ise de takip haciz yoluyla başlatılan icra takibinin iflas yoluyla takibe çevrilmesi neticesinde açılan iflas davası değildir. Davacı tarafından doğrudan iflas yoluyla adi takip başlatılmıştır. İİK'nın "Ödeme emri ve münderecatı" başlıklı 155. maddesinde; "Borçlu iflas yoliyle takibe tabi şahıslardan olup da alacaklı isterse ödeme emrine yedi gün içinde borç ödenmediği takdirde alacaklının mahkemeye müracaatla iflas talebinde bulunabileceği ve borçlunun gerek borcu olmadığına ve gerek kendisinin iflasa tabi kimselerden bulunmadığına dair itirazı varsa bu müddet içinde dilekçe ile icra dairesine bildirmesi lüzumu ve konkordato teklif edebileceği ilave olunur.""İflas talebi ve müddeti" başlığını taşıyan 156. maddesinde ise; "Ödeme emrindeki müddet içinde borçlu tarafından itiraz olunmamışsa alacaklı bir dilekçe ile Ticaret Mahkemesinden iflas kararı isteyebilir.Bu dilekçeye borçlunun ödeme emrine itiraz etmediğini mübeyyin ödeme emri nüshasının raptedilmesi lazımdır.Borçlu ödeme emrine itiraz etmişse takip durur ve alacaklı bu itirazın kaldırılması ile beraber borçlunun iflasına karar verilmesini bir dilekçe ile Ticaret Mahkemesinden isteyebilir.İflas istemek hakkı ödeme emrinin tebliği tarihinden bir sene sonra düşer." hükümleri yer almaktadır.Yani iflas yoluyla adi takip başlatıldığında, ödeme emrinin tebliğinin ardından takip itirazsız kesinleşse dahi alacaklı tarafından haciz istenemeyecektir. Şayet ödeme emrine itiraz edilmiş ise itirazın kaldırılması ve iflas, itiraz edilmemiş ise iflas talep edilecektir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 16/10/2014 tarihli 2014/20190 E. 2014/23928 K. sayılı kararında; "...Kambiyo senetlerine özgü iflas yoluyla takiplere ilişkin İİK’nun 171/4 ve 173/1. maddelerinde; örnek 12 iflas ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun yasal 5 günlük sürede borcu ödememesi, itiraz ve şikayette de bulunmaması halinde, alacaklının bu durumu tevsik eden ödeme emri nüshası ile Ticaret Mahkemesi’nden borçlunun iflasına karar verilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. Takibin şekline göre iflas takibi kesinleşse bile Ticaret Mahkemesince borçlunun iflasına karar verilmediği sürece bu dosyadan işlem yapılamaz. Pek tabiidir ki, borçlunun iflasına karar verilmesinden sonra, taşınmazına iflas şerhi konması halinde taşınmazın haline münasip meskeni olduğunu ileri sürerek İİK’nun 211. maddesi göndermesi ile aynı kanunun 82/12. maddesi kapsamında İcra Mahkemesi nezdinde şikayet konusu yapabilecektir. Bu durumda, ortada haciz yolu ile yapılan bir icra takibi bulunmadığına ve İflas yolu ile yapılan takipte haciz mümkün olmadığına göre haczin yasal dayanağı yoktur. Dairemizin 2012/25829 Esas, 2013/2437 Karar Sayılı ve 28.01.2013 tarihli bozma ilamı maddi hataya dayalı olup, belirtilen bu hususların süresiz şikayete tabi ve kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece re’sen gözetilmesi gerektiği dikkate alındığında, bozmaya uyulmuş olması taraflar lehine usulü kazanılmış hak oluşturmaz. O halde Mahkemece; şikayetin kabulü ile yasaya aykırı, yok hükmündeki haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup kararın bu nedenlerle bozulması gerekirken, Dairemizce onandığı anlaşılmakla karar düzeltme isteminin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir..." şeklinde karar verilmiştir. Bu durumda her ne kadar İstanbul 35. İcra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı dosyasında İİK 89.maddesi kapsamında haciz işlemi uygulanmış ise de, bu işlem yok hükmünde olup, tahsil harcının 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun (1) sayılı tarife B-3'de yer alan "b) Hacizden sonra ve satıştan önce ödenen paralardan (Yüzde 9,10)" üzerinden değil "a) Ödeme veya icra emrinin tebliği üzerine hacizden evvel ödenen paralardan (Yüzde 4,55)" üzerinden hesap edilmesi gerekmektedir. Ayrıca kaldırma kararından önce alınan bilirkişi raporunda da % 4,55 üzerinden harç hesabı yapıldığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle depo kararının usulüne uygun olmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/54 E. 2025/525 K. Sayılı 19/06/2025 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,5-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/11/2025