İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2025/1436 K.2025/1568

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1436 📋 K. 2025/1568 📅 27.11.2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1436 Esas
KARAR NO : 2025/1568
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/04/2025
NUMARASI : 2022/816 Esas, 2025/385 Karar
DAVA: GENEL KURUL KARARININ İPTALİ (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali)
KARAR TARİHİ: 27/11/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesi ile; müvekkillerinin davalı kooperatifin ortakları olduğunu, kooperatifin ortak sayısının 1081 olması gerektiğini, savcılık soruşturma dosyasında ortak sayısının 765 olarak tespit edildiğini, buna rağmen hazirun cetvelinde ortak sayısının 105 olarak gösterildiğini ve 06/05/2018 tarihli genel kurula birçok ortağın davet edilmediğini, 60 ortakla toplanan 06/05/2018 tarihli genel kurulda çağrılmayan kişilerin toplantı ve karar nisabını etkilemesi nedeniyle genel kurulda alınan kararların tamamının iptali gerektiğini; davacılardan bir kısmının toplantıya katıldığını, ancak gündem maddelerine geçilmeden verdikleri önergenin hukuka aykırı şekilde gündeme alınmadığını, toplantıya katılan davacılardan bir kısmının alınan kararların tamamına muhalif kaldıklarını; toplantı tutanağının usulüne uygun olmayıp anlaşılmaz nitelikte olduğunu; kooperatifin bütçesi ile yönetim ve denetim kurulu raporlarının gerçeğe aykırı şekilde hazırlandığını, raporları hazırlayan yönetim ve denetim kurulu üyelerinin kooperatif alanında bilgi ve tecrübeleri bulunmayıp, bu kişilerden bazılarının kooperatifin inşaat işini yapan işçileri olduğunu, bütün işlerin kooperatif müdürü tarafından yürütüldüğünü, yönetim ve denetim kurullarının müdürün talimatları ile hareket ettiğini; kooperatifin ürettiği inşaatların kaçak ve projeye aykırı olduğunu, ortak yerlerin meskene çevrilerek satıldığını; ortaklara maliyet fiyatından konut tahsis etmesi gereken kooperatifin maliyet fiyatının üzerinde ve eşitliğe aykırı satışlar yaptığını; kooperatifin borç batağında olduğunu, davalı kooperatif yetkililerin kooperatif hesaplarını boşaltma ihtimali olduğunu ileri sürürek 06/05/2018 tarihli genel kurul kararlarının tamamının iptaline, kooperatife dava sonuna kadar kayyım atanmasına, kooperatif adına kayıtlı taşınmazların devrinin tedbiren önlenmesine ve banka hesapları üzerindeki tasarruf yetkisinin durdurulmasına, yine tedbir kararı ile dava sonuna kadar ortaklardan tahsilat yapılmamasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı kooperatif vekili cevabında; davacılardan ... ve ...'un ödemelerini tamamlayarak tapusunu aldıklarını ve istifa ettiklerini, bu nedenle kooperatif ortağı olmadıklarını, davacı ...'in ise istifa eden ortaktan bağımsız bölüm aldığını ve hiçbir zaman kooperatif ortağı olmadığını, buna göre bu davacıların aktif husumet ehliyeti bulunmadığını; bir ortağın birden fazla pay sahibi olması mümkün olduğundan davacıların mesken sayısı kadar ortak olması gerektiği iddiasının doğru olmadığını, genel kurul kararı doğrultusunda ödemelerini yapan üyelere tapuları verilerek kooperatifle ilişkilerinin kesildiğini, kooperatifin istifa eden ortağın istifasını kabulden kaçınamayacağını, 2013/221 Esas sayılı davada sabit fiyatlı konut alanların ortak olarak kabul edilmesi üzerine ilişiği devam eden sabit ödemelilerin de ortak olarak kaydedildiğini, soruşturma dosyasında bahsedilen ortak listesinin gerçek ortak listesi olmayıp bir zamanlar kooperatifle ilişkisi bulunan kişiler olduğunu; davacılardan genel kurula katılanların tamamının muhalif oy kullanmadığını; genel kurul toplantısının usul ve yasa uygun yapıldığını; gündeme önerge vermek için ortakların en az % 10'nun imzası gerektiğini, önerge verenlerin sayısının bu oranın altında olduğunu; davacı tarafın iddialarının tamamına yakınının iptali istenen genel kurul kararları ile hiç bir alakası olmadığını, kararların yasaya, ana sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olmadığını; yönetim ve denetim kurullarına seçilenlerin yetkisiz ve işi bilmez olduğu iddiasının doğru olmadığını, davacıların da aday olmasının mümkün olduğunu; bodrum katlarda bağımsız bölüm yapılması hususunda iptali istenen genel kurulda karar alınmadığını, bu sorunların da büyük oranda aşıldığını; kooperatifin ortaklara maliyetine konut vermek zorunda olmadığını, kooperatifin değişik tipte konutu olduğundan, ödeme ve teslim zamanlarının farklı olabileceğini; kooperatifin borç batağından olduğu iddiasının da asılsız olduğunu; kooperatife borcu bulunan davacıların kooperatifin faaliyetlerini engellemek amacıyla hareket ettiğini savunarak davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacılar ..., ..., ..., ...'ın alınan kararlara muhalif kalmadıklarından dava açma haklarının bulunmadığı, davacı ...'in ise ortak olmadığı gerekçesiyle anılan davacılar tarafından açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, diğer davacılar yönünden ise, genel kurul kararlarının toplantı ve karar nisabına uygun olup, kararlarda yasaya ve ana sözleşmeye aykırılıkta bulunmadığı gerekçesiyle davanın esastan reddine karar verilmiştir.
Karar yasal süresinde davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Dairemizin 10.11.2022 tarih ve 2019/1784 Esas,2022/1363 karar sayılı kararı ile; davacılar ..., ..., ..., ... yönünden; toplantı ve karar nisabı sağlanmadan alınan kararlar Kooperatifler Yasası'nın emredici kanun hükümlerine aykırılık teşkil ettiğinden mutlak butlanla batıl (yok hükmünde) kararlar olduğu, Genel Kurulun bu tür kararlarının iptalinin, bir aylık hak düşürücü süreye de tabi olmaksızın her zaman istenebileceği, bu nedenle anılan davacıların genel kurula katılarak kararlara muhalif kalmadıkları nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, diğer davacılar yönünden ise; genel kurul tutanakları ve hazirun cetveli üzerinde inceleme yaptırılarak, kooperatif ortak sayısının tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, toplantıya davet edilmeyen ortak bulunup bulunmadığı, varsa nisaba etkisinin olup olmadığı konularında açıklamalı, denetime elverişli bilirkişi raporu aldırılarak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; kararın kaldırılmasından sonra yapılan yargılama neticesinde; İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23.02.2016 tarih, 2014/688 E ve 2016/146 K sayılı kararında üye sayısının 374 olarak tespit edildiği, bu karardan sonra her iki tarafın da kabul ettiği üzere, 2 üye hakkında çıkarma kararları kesinleştiğinden, dava konusu genel kurul kararının alındığı tarih itibari ile üye sayısının 372 olduğunun kabulü gerektiği, dava konusu genel kurul için ise 151 üyeye çağrı yapıldığı, (372-151) 221 kişiye çağrı gönderilmediği, 221 kişinin katılma ihtimali ve tamamının ret oyu vermesi durumunda alınan karar nisabının değişebileceği, eksik çağrı yapılması karar nisabına etkili olduğundan yapılan genel kurulun ve alınan kararların yok hükmünde olduğu gerekçesiyle davacılar ... ve ... yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, diğer davacılar yönünden davanın kabulü ile, 06.05.2018 tarihli genel kurulda alınan tüm kararların yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; yargılama sırasında vefat eden davacı ...'nun mirasçıları davaya dahil edilmesine rağmen karar başlığında ...'nun taraf olarak gösterildiğini, önceki dönemlerle ilgili açılmış davaların sonucunun beklenmesi gerektiğini, 2014 yılında yapılan genel kurulun iptali için açılan davada kooperatifin ortak sayısının 374 kişi olarak tespit edildiğini, bundan sonra kooperatifte katılanlarla ayrılanların isim isim belirlenmesi ve davaya konu 06/05/2018 tarihli genel kurulda ortak sayısının tespit edilmesinin mümkün olduğunu, dosyada 22.06.2014 tarihli genel kuruldan 06.05.2018 tarihli genel kurula kadar, iki ortağın kooperatiften çıkarıldığı, başka giren çıkan ortak olmadığı yönünde hiçbir bilgi bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da böyle bir tespit bulunmadığını, aksine çok sayıda ortağın tapusunu alıp istifa ederek kooperatiften ayrıldığı konusunda bilgi ve belge bulunduğunu, davacıların ortak oldukları halde genel kurula çağrılmadığını belirttikleri ortakların, tapularını alıp istifa ettiklerini bildikleri için bu ortakları ismen beyan etmediklerini, 2014 tarihli genel kuruldan sonra tapusunu alıp istifa eden çok sayıda ortak olduğundan, 06.05.2018 tarihli genel kurulda ortak sayısının 105 olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava, kooperatif genel kurulu kararlarının iptali istemine ilişkindir.Mahkemece, davacılar ... ve ... yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, diğer davacılar yönünden davanın kabulü ile, 06.05.2018 tarihli genel kurulda alınan tüm kararların yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmiş, davalı kooperatif vekili hükmü istinaf etmiştir.İstinaf konusu edilen uyuşmazlık, davalı kooperatifin ortak sayısı ile 06.05.2018 tarihli genel kurulda alınan kararların toplantı nisabına uygun alınıp alınmadığı noktasında toplanmaktadır.İlk derece mahkemesince alınan 07.03.2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; kooperatifin 2013 ve 2014 yılı genel kurul kararlarının iptali için açılan davalarda, sabit ödemeli ortakların da ortaklıktan doğan hak ve yükümlülüklere sahip oldukları ve genel kurullara iştirak edebileceğinin kabul edildiğini, tapularını almış ortakların istifa dilekçesi sunmuşsa da, kooperatif yönetim kurulu kararlarına ilişkin kayıtlarda söz konusu ortakların istifalarına dair kararların bulunmadığı, bu hususta Çevre ve Şehircilik Bakanlığı birimi yazısında da yer verildiği, 2014 tarihli genel kurul kararının iptali için açılar davada ortak sayısının 374 olarak tespit edildiği, ihraç kararı kesinleşen iki ortağın düşülmesinden sonra dava konusu edilen 06.05.2018 tarihli genel kurula çağrılması gereken ortak sayısının 372 olarak kabul edilebileceği, 372 üye sayısının ¼’ü olan 93 üye sayısının 06.05.2018 tarihli genel kurulun toplantı nisabını oluşturacağı, 93 üyeli olarak toplanması gereken genel kurulda yeterli karar sayısının ise (%50+1=) 47 üye olarak hesap edilebileceği, dava konusu 06.05.2018 tarihli genel kurul toplantısında ise kooperatif üye sayısı 105 ortak olarak kabul edilip, 48 ortağın asaleten, 12 ortağın vekaleten katılımı ile toplam 60 ortağın hazır bulunduğu, genel kurul toplantısına çağrılmayan üyelerin, toplantı nisabını etkilediği, ancak karar nisabını etkilemediği belirtilmiştir.Genel kurul toplantısına çağrılması gereken ortakların çağrılmaması ve gelmemeleri toplantı ve karar nisabını etkiliyorsa, bu durum, kararın yok sayılmasını gerektirir. Bu nitelikteki kararların yokluğunun tespiti davası açabilmek için kararlara muhalif olmak gerekmediği gibi açılacak dava da herhangi bir süreye tabi değildir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 45/2. maddesi, "Genel kurul sözleşmede gösterilen şekil ve surette toplantıya çağrılır. Toplantı nisabı sözleşmede gösterilir. Ancak yapı kooperatiflerinin genel kurul toplantısında ortakların en az 1/4' ünün şahsen veya temsilen hazır bulunmaları şarttır." hükmünü; aynı Kanun'un 51/1. maddesi ise "Kanun veya ana sözleşmede aykırı hüküm bulunmadıkça, genel kurul kararlarında ve seçimlerde oyların yarıdan bir fazlasına itibar olunur" hükmünü ana sözleşmenin 33. maddesinin 1. fıkrası, "Genel kurulun toplanabilmesi ve gündemdeki konuları görüşebilmesi için, kooperatife kayıtlı ortakların en az 1/4'ünün şahsen veya temsilen toplantıda hazır bulunması şarttır. İlk ve müteakip toplantılarda aynı nisap aranır" hükmünü, 2. fıkra ise "Genel kurulda kararlar, ortakların en az 1/4' ünün hazır olması şartıyla oylama sırasındaki mevcudun yarıdan fazlasının oyu ile alınır" hükmünü içermektedir. Anılan hükümler emredici nitelikte olup, bu hükümlere aykırılık teşkil eden genel kurul kararları, yok hükmündedir ve baştan beri hüküm ifade etmezler. (Yargıtay 23. HD'nin 2016/7021 Esas, 2019/1918 Karar sayılı kararı)Bunun yanında Yargıtay 23. HD'nin 15.02.2017 tarih ve 2016/6344, 2017/426 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, yönetim kurulunca istifanın kabulüne ilişkin karar alınmadığı dönemde, ortakların hak ve yükümlükleri devam eder.Somut olayda davalı kooperatif vekili, tapusunu alan ortakların istifa ederek kooperatiften ayrıldıklarını savunmuşsa da, alınan rapor ve dosya kapsamından kooperatif yönetim kurulu kararlarına ilişkin kayıtlarda söz konusu ortakların istifalarına dair kararların bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca peşin ödemeli ortakların da kooperatif hak ve yükümlülüklerine sahip olduğu gözetildiğinde, hükme esas alınan raporda, kooperatifin 06.05.2018 tarihli genel kurulunda 372 ortağı bulunduğunun tespit edilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Bu durumda davaya konu genel kurulun 372 ortak sayısının ¼’ü olan 93 ortakla toplanması gerekirken, ortak sayısı 105 kişi kabul edilerek 60 ortağın katılımı ile toplandığı, genel kurulun toplantıya çağrılmayan kişilerin toplantı ve karar nisabını etkilediği anlaşıldığından, mahkemece genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.,Açıklanan nedenler ile ve özellikle karar başlığında yargılama sırasında vefat eden ...'nun mirasçıları yerine ...'nun davacı olarak gösterilmesinin mahallinde düzeltilebilir maddi hata olmasına göre, ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/816 Esas, 2025/385 Karar sayılı ve 30/04/2025 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken istinaf harçları davalı tarafından yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.27/11/2025