İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2025/1442 K.2025/1611
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1442
KARAR NO : 2025/1611
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN ARA KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 19/09/2025 tarihli ara karar
NUMARASI : 2022/214 E.
DAVANIN KONUSU: Marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi,durdurulması, kaldırılması, markanın hükümsüzlüğü
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/11/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
TALEP DİLEKÇESİ:
İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkili adına tescilli "..." markasının ayırt edilemeyecek derecede benzerini kullanarak marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden davalının eylemlerinin hukuka aykırılığının tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, giderilmesine, davalı şirketin, müvekkile ait tescilli (2008/75393) "..." markası ile marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden " ... ..." markasının (2019/72768 Başvuru No'lu) hükümsüzlüğüne, TPE sicilinden terkinine, davalının markasının 3. kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve hususun TPE markalar dairesine bildirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İHTİYATİ TEDBİR KARARI:
İlk derece mahkemesi 2022/214 esas, 19/10/2022 tarihli ara kararı ile; ''Davalıya ait olduğu belirtilen 2019/72768 tescil numaralı marka, davalı adına kayıtlı ise, dava sonuçlanıncaya kadar, 3. kişilere devrinin önlenmesi hususunda markanın TPMK KAYDINA TEMİNATSIZ OLARAK İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA'' karar vermiştir.
BEYAN DİLEKÇESİ:
Davalı vekilinin 15/01/2025 tarihli, 25/02/2025 tarihli ve 08/07/2025 tarihli dilekçeleri ile; Mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararı münhasıran devir ve temlikin önlenmesine ilişkin olmasına rağmen hiçbir talebinin kabul edilmediğini, müvekkilinin yapmak istediği işlemlerin devir ve temlikin dışında işlemler olduğu için mahkemece TPMK'ya "devir ve temlik dışında işlemlerin yapılması bakımından herhangi bir yasaklama kararı olmadığına" yönelik işlem yapılması yönünde tedbir kararının değiştirilmesi veya muvafakat verilmesi yönünde talepte bulunduğu görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesi 19/09/2025 tarihli ara kararı ile; " Dosyadaki mevcut deliller ve dosya kapsamı değerlendirildiğinde, davalı vekilince dava konusu 2019/72768 sayılı marka üzerine konulan 3. Kişilere devir ve temlikinin önlenmesi tedbirinin davalı şirketçe bir takım emtialardan feragat edileceği, fakat üzerinde tedbir olması nedeniyle işlem yapılamadığı bu nedenle bu yönde işlem yapılması yönünde tedbir kararının değiştirilmesi veya muvafakat verilmesi yönünde talepte bulunduğu, dava konusu incelendiğinde davanın davalı adına tescilli ... numaralı markanın tümden hükümsüzlüğüne ilişkin olduğu, davalı tarafça hangi emtialar yönünden feragat işlemleri yapılacağının açıkça belirtilmediği, konulan tedbirin taraf teşkili yönünden davanın uzamaması ve sürüncemede kalmaması yönünde konulduğu da dikkate alındığında dava konusu markanın tescil sınıfındaki bir kısım emtialardan feragat edilmesi halinde davamızın konusuz kalabileceği, olası bir hükümsüzlük kararının tescil tarihinden itibaren sonuç doğurabileceği de dikkate alındığında davalının bu yöndeki tedbir talebinin bu aşamada reddine" karar vermiştir.
İSTİNAF:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu markası üzerine 19/10/2022 tarihli tensip zaptı ile dava sonuçlanıncaya kadar yalnızca üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı konulduğunu, ancak Türk Patent ve Marka Kurumu'nun bu tedbir nedeniyle marka üzerindeki devir ve temlik dışındaki diğer tasarruf işlemlerini reddettiğini, bunun üzerine yerel mahkemeden, TPMK'ya devir ve temlik dışında işlemlerin yapılmasını yasaklayan bir karar olmadığına dair müzekkere yazılması talebinde bulunduğunu, bu taleplerin celseler arasında veya duruşmalarda ara kararıyla değerlendirilmediğini veya muvafakat şartına bağlandığını, özellikle 19/09/2025 tarihli son ara kararda, davanın hükümsüzlüğe ilişkin olduğu, kısmi feragat işlemlerinin davanın konusuz kalmasına yol açabileceği ve olası hükümsüzlük kararının tescil tarihinden itibaren sonuç doğurabileceği gerekçeleriyle ihtiyati tedbire yönelik talebinin reddedildiğini, ancak esas talebinin yeni bir tedbir kararı verilmesi değil, mevcut tedbirin işlevini değiştirmeyecek şekilde TPMK'ya "devir ve temlik dışında işlemlerin yapılması bakımından herhangi bir yasaklama kararı olmadığına" yönelik müzekkere yazılması olduğunu, feragat işleminin devir ve temlik kapsamında kalmadığını ve davacının muvafakatinin gerekmediğini, bu ret kararının müvekkilinin mağduriyetini artırdığını ve markaya dair devir ve temlik dışında kalan işlemlerin devamlılığı için müzekkere yazılmasının zorunlu olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılmasını talep ettiğini beyan etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması, kaldırılması, markanın hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesi tarafından 19/10/2022 tarihli ara kararı ile; davalıya ait olduğu belirtilen 2019/72768 tescil numaralı marka, davalı adına kayıtlı ise, dava sonuçlanıncaya kadar, 3. kişilere devrinin önlenmesi hususunda markanın TPMK kaydına teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasına karar verildiği, tahkikatın ilerleyen aşamalarında davalı vekilinin 15/01/2025 tarihli, 25/02/2025 tarihli ve 08/07/2025 tarihli dilekçeleri ile TPMK'ya "devir ve temlik dışında işlemlerin yapılması bakımından herhangi bir yasaklama kararı olmadığına" yönelik işlem yapılması yönünde talepte bulunduğu, ilk derece mahkemesi tarafından davalının bu yöndeki tedbir talebinin reddine karar verildiği ve davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Somut olayda tatbiki gereken HMK'nın 391/3 maddesi; ''(Değişik:22/7/2020-7251/40 md.) İhtiyati tedbir talebinin reddi kararı gerekçeli olarak verilir ve bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir. Yüzüne karşı aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilen taraf da kanun yoluna başvurabilir. Bu başvurular öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır.'' şeklinde düzenlenmiş olup her ne kadar ilk derece mahkemesi tarafından istinaf kanun yolu açık olarak davalı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş ise de dosyanın tetkikinde; davalı vekilinin 15/01/2025 tarihli, 25/02/2025 tarihli ve 08/07/2025 tarihli dilekçelerine konu talebin, ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkin olmadığı, ilk derece mahkemesinin kanuni süre içerisinde itiraza uğramadığı görülen 19/10/2022 tarihli, davalı markasının 3. kişilere devrinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararının içerik/ kapsamının değiştirilmesine yönelik olduğu, davalının sicilde yapmak istediği bir kısım emtia yönünden freragat işleminin devir ve temlikin dışındaki işlemler olduğu gerekçesi ile mahkemece TPMK'ya "devir ve temlik dışında işlemlerin yapılması bakımından herhangi bir yasaklama kararı olmadığına" yönelik işlem yapılması yönünde tedbir kararının değiştirilmesi istemine yönelik olduğu anlaşılmıştır. Nitekim HMK'nın 396. maddesi; '' (1) Durum ve koşulların değiştiği sabit olursa, talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına teminat aranmaksızın karar verilebilir. (2) İtiraza ilişkin 394 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrası, kıyas yoluyla uygulanır.'' şeklinde düzenlenmiş olup HMK'nın 396/2. maddesinde 394.maddesinin beşinci fıkrasına atıf bulunmamaktadır. Somut olayda davalının itirazının değişen durum/şartlar nedeniyle yapılan ihtiyati tedbirin değiştirilmesi talebine ilişkin olup HMK'nın 396.maddesi gereğince verilen kararın, istinafı kâbil kararlardan olmadığı, HMK'nın 394. maddesi kapsamında itiraz yoluna başvurulabilecek kararlardan olduğu anlaşılmakla; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 352. maddesi gereğince usulden reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1-b. maddesi gereğince USULDEN REDDİNE,2- İstinaf talebinin esası incelenmediğinden davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4- İnceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Peşin alınan ve harcanmayan gider avansının ilk derece mahkemesince iadesine,6- Kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine, Dair, HMK'nın 352/1-b. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda, HMK'nun 362/1-a. maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.27/11/2025