Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2025/1578 K.2025/1387
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2025/1578 Esas 2025/1387 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/1578
KARAR NO : 2025/1387
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/01/2025 (karar) 03/09/2025 (ek karar)
NUMARASI : 2023/247 Esas 2025/24 Karar
DAVA : Şirketin feshi
DAVA TARİHİ : 31/03/2023
KARAR TARİHİ : 28/11/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 28/11/2025
Taraflar arasındaki şirketin haklı sebeple feshi davasının yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle tasfiye memurunun istifasının reddine dair verilen 03/09/2025 tarihli ek karara karşı tasfiye memurunca süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkilinin Ankara 47. Noterliği’ne ait 16/12/2011 tarihli 40183 Yevmiye Numaralı “Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesi” yapmak suretiyle davalı şirkete ait 1.000,00-TL bedelli 10 adet hisselik esas sermaye payını devraldığını, işbu devir sözleşmesinin 16/12/2011 tarihli 6 Nolu Genel (Ortaklar) Kurul kararı ile onaylandığını, 20/12/2012 tarihinde tescil edildiğini ve 23/12/2011 tarihli 7968 Sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan edildiğini, müvekkilinin sermaye payını ödediğinin ekte mevcut "10 paya karşılık 1.000,00-TL ... tarafından tamamen taahhüt edilmiş ve tamamı nakden ödenmiştir." şerhli Ticaret Sicil Gazetesi ilanında mevcut olduğunu, müvekkilinin diğer ortaklar ve ortaklık ile arasında mevcut güven ilişkisinin zedelendiğini, ortaklık ilişkisinin sürdürülmesinin imkansız hale geldiğini, müvekkilinin ortaklık sıfatını kazandığı tarihten itibaren şirket işleyişine ilişkin hiçbir konuda bilgilendirilmediğini, müvekkilinin ortaklık sıfatı kazandığı 23/12/2011 tarihi itibariyle şirket nezdinde genel kurul toplantıları/kararları hakkında ne bir davet ne de bilgi paylaşımı yapılmadığını, kar dağıtımının yapılmadığını iddia ederek TTK 638. maddesi uyarınca haklı sebepleri bulunan müvekkili hakkında ortaklıktan çıkarılmasına, bilirkişi marifetiyle hesaplanacak ödenmemiş ve muhtemel tüm kâr payları ile ayrılma akçesinin şimdilik alacağın doğduğu tarihten itibaren işlemiş ve işleyecek faizleriyle birlikte müvekkiline ödenmesi,bunun mümkün olmaması durumunda söz konusu şirketin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalıya, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen, süresi içinde cevap dilekçesi sunmayarak, davacının iddialarını inkarla yetindiği kabul edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece 16/01/2025 tarihli karar ile; TTK'nun 638'inci maddesinin 2'inci fıkrası çerçevesinde ortaklıktan çıkmaya ilişkin haklı sebebin oluştuğu iddialarının somut delillerle kanıtlanamadığı ve davacının ortaklıktan çıkma talebinin yerinde olmadığı, diğer ortağın da fesih ve tasfiye iradesinin bulunmadığının belirlenemediği gerekçeleriyle davacının ortaklıktan çıkma veya çıkarılma ile kar payı taleplerinin reddine ilişkin davanın kısmen kabulü ile şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak şirket ortağı davacı ...'nın atanmasına karar verilmiştir.
Mahkemece 03/09/2025 tarihli ek karar ile; tasfiye memurluğundan istifasına ilişkin sayılan sebepler arasında hukuka uygun geçerli bir mazeret bildirilmediğinden tasfiye memurunun tasfiye memurluğu görevinden istifasına yönelik talebin reddine, tasfiye memurluğu görevinin devam ettiğinin tespitine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Tasfiye memuru vekilinin 03/09/2025 tarihli ek karara yönelik istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin şirketin iç işleyişine dair erişim sağlayamadığını, tasfiye memuru olarak atanmış ise de şirketin fiili durumunun bu görevi yerine getirmesine engel teşkil ettiğini, istifa talebinin kabulü gerektiğini bildirerek ilk derece mahkemesinin ek kararının kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Talep, şirketin fesih ve tasfiyesi istemiyle açılan davada feshine karar verilen şirkete atanan tasfiye memurunun istifasının kabulü ile yeni bir tasfiye memuru atanması istemine ilişkindir.
Tasfiye memuru olarak atanan davacı vekilinin istinafı 03/09/2025 tarihli ek karar ile istifa talebinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
HMK'nın "İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar" başlıklı 341. maddesinin 1. fıkrası, "İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir." hükmünü içermektedir.
Somut olayda ilk derece mahkemesince şirketin fesih davasından sonra feshine karar verilen şirkete atanan tasfiye memurunun istifa talebinin reddine ilişkin ilk derece mahkemesinin 03/09/2025 tarihli ek kararı esasen HMK'nın 341. maddesi kapsamında düzenlenen esas hakkında nihai karar niteliğinde olmadığı gibi ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talebinin reddi, yüze karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz bu taleplerin gıyabında kabulü halinde itiraz üzerine verilen karar niteliğinde de değildir. Kaldı ki, ilk derece mahkemesince atanan tasfiye memurunun ilk derece mahkemesince her zaman değiştirilebilmesi mümkündür. Bu sebeple, tasfiye memurunun istifasının reddine dair ilk derece mahkemesince verilen ek kararın istinaf edilmesi mümkün olmadığından davacı tasfiye memuru ...'nın istinaf başvurusunun HMK'nın 341. Maddesi gereğince usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Tüm bu nedenlerle, ilk derece mahkemesinin şirketin fesih ve tasfiye işlemlerinin yürütülmesi bakımından tasfiye memuru olarak atanan ...'nın tasfiye memuru olarak atanmasına yönelik 03/09/2025 tarihli ek kararı istinaf kanun yoluna tabi olmadığından ...'nın istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-...'nın istinaf başvuru dilekçesinin HMK'nın 341.gereğince istinafa tabi karar bulunmadığından HMK'nun 352/(1)-b maddesi gereğince USULDEN REDDİNE,
2-İstinafa başvuran ... tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcı ve 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının talep halinde kendisine iadesine,
3-İstinafa başvuran ... tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.28/11/2025
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -