İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2023/583 K.2025/2150

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/583 📋 K. 2025/2150 📅 18.12.2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/583 Esas
KARAR NO : 2025/2150 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2020/413 Esas- 2022/805 Karar
TARİH: 07/12/2022
DAVA: Tanıma Ve Tenfiz
KARAR TARİHİ: 18/12/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı Hollanda'da faaliyet gösteren ve tıbbi teknoloji alanında uzmanlaşmış bir şirket olup, yüksek teknoloji ile ürettiği medikal ürünlerin satışını gerçekleştirmekte olduğunu, davacı ile davalı arasındaki sözleşme ve ticari ilişkinin kapsamının da söz konusu ürünlerin davalıya satışı ile alakalı olduğunu, davalı tarafın taraflar arasındaki sözleşme ve ticari ilişkinin sona ermesinden sonra, önceki dönemden kalan borçlarını ödemediğini, bunun üzerine davacının alacağını tahsilini teminen ... Mahkemesinde dava ikame ettiğini, ... Mahkemesinin 12 Haziran 2019 tarih ve C/03/.../HA ZA 19-236 dava numaralı dosyasında verilen kararın taraflarca itiraz edilmeksizin kesinleştiğini, yabancı mahkeme tarafından verilen kararın Türkiye'de tenfiz edilebilmesi için gerekli şartların 5718 sayılı MÖHUK'ta düzenlendiğini, Hollanda ile Türkiye arasında ilamların tenfizi konusunda karşılık bulunmakta olup, Lahey sözleşmesine taraf olduklarını, yabancı mahkeme kararının Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda olduğunu, keza söz konusu yabancı mahkeme kararının kamu düzenine de aykırı olmadığını beyanla davacı şirketin 1.110.706USD+ 14.224,83Euro vadesi gelmiş alacağına takdiren teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı tesis edilmesini, ... Mahkemesinin 12 Haziran 2019 tarihli kararının tenfizine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin dava şartı niteliğindeki yabancılık teminatını yatırmaksızın hem davayı sürdürmesi hem de ihtiyati haczin icrasını gerçekleştirmesinin mevzuata aykırı olduğunu, huzurdaki dava bakamından Asliye Hukuk Mahkemeleri görevli olup, görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, huzurdaki tenfiz davası basit yargılama usulune göre yürütülmekte olduğundan iddia ve savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağı davacı taraf bakımından dava dilekçesi ile başlamış olup, dava dilekçesi sonrasında dosyaya yeni bir iddia ve belgenin sunulmasının mümkün olmadığını, davaya konu yabancı mahkeme kararı kamu düzenine aykırılık barındırmakta olup, tenfizi kabil bir karar niteliği bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı şirketin savunma hakkı kısıtlandığından bahisle davaya konu yabancı mahkeme kararının tenfizinin mümkün olmadığını, yabancı bir mahkeme ilamının kesinleşmesi, dava dilekçesinin sözleşme hükümlerine uygun biçimde tebliğ edilmiş olmasına bağlı olduğundan, davalı şirkete usulune uygun tebliğ edilmeyen dava dilekçesi ve ekindeki belgelerden de aksi kanıtlanamayan davanın davalı şirketin savunma hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle reddi gerektiğini beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, Hollanda ile ülkemiz arasında mütekabiliyet esası bulunduğundan, davalı tarafın yabancılık teminatı yatırılmasına ilişkin talebinin reddine karar verildiği, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Hollanda arasında mahkeme kararlarının tenfizi konusunda mütekabiliyet prensibi konusunda taraf olunan sözleşmelerin bulunduğu, engel bir halin mevcut olmadığı, kararın Borçlar Hukuku alanında yapılmış ve Ticaret Kanunu hükümlerine tabi ticari bir sözleşmeye istinaden alacak ve borç ilişkisinden kaynaklandığı, Türk Mahkemeleri'nin münhasır yetkisine giren, kamu düzenine açıkça aykırılık içeren bir durumun söz konusu olmadığı, yargılama safahatının ve kararının bizzat davalı vekiline uluslararası tebligat hükümlerine göre tebliğ edildiği, verilen kararın kesinleşme şerhli aslının ibraz edilmiş olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DAVALI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: davaya konu yabancı mahkeme kararını veren Limburg Mahkemesi bünyesinde davacının dava dilekçesinin davalıya usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediği, dava dilekçesi müvekkil şirkete Lahey Sözleşmesine uygun olarak Adalet Bakanlığı aracılığıyla tebliğ edilmediğinden, yabancı mahkemenin davalının gıyabında hüküm tesis ettiği, davalının hakkındaki yargılamadan 18.10.2019 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Bakanlık Bürosu aracılığıyla Limburg Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararın kendisine usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi ile haberdar olduğu, yargılama sürecinde hiçbir şekilde savunma hakkını kullanamayan davalının adil yargılanma ve savunma hakkının kısıtlandığını, savunma/hukuki dinlenilme hakkının kısıtlanmasının kararı kamu düzenine aykırı hale getirdiği, yabancı bir mahkeme kararının Türkiye’de tanınması ve tenfizine karar verilebilmesi için yabancı mahkemede hukuki dinlenilme hakkının sağlanmış olması gerektiği, yabancı mahkeme yargılamasında, usul işlemlerinden sadece birisine bile aykırılığın mevcut olmasının hukuki dinlenilme hakkının ihlal edilmiş olması için yeterli olduğu, hukuki dinlenilme hakkına aykırılık Türk kamu düzenine aykırı olacağından hâkimin kamu düzeni nedeniyle işbu aykırılığı kendiliğinden nazara alması gerektiği, tebliğ edilmeyen bir dava dilekçesi neticesinde davalının gıyabında yürütülen yargılamada verilen kararın kesinleşmediği, MÖHUK’un 50. maddesinde açıkça düzenlendiği üzere kesinleşme şartını taşımayan Limburg Mahkemesi’nin kararının tenfizinin mümkün olmadığı, Yerel mahkeme tarafından yabancı mahkeme kararının tenfizi yargılaması sonucunda nisbi karar ilam harcı ile nisbi vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu, her iki kalem yargılama giderinin de maktu olarak hesaplanması gerektiğine ilişkindir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi talebine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Yabancı mahkeme kararlarının tenfiz şartları MÖHUK'un 54. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre bir yabancı mahkeme kararının Türkiye'de tenfizine karar verilebilmesi için; iki ülke arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma, kanun hükmü veya fiili uygulamanın bulunması, kararın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması, Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmaması ve kararın verildiği ülke kanunları uyarınca kendisine karşı tenfiz istenen kişinin savunma hakkının kısıtlanmamış olması gerekmektedir. Somut olayda; davalı taraf işbu dava ile tenfizi talep edilen karara ilişkin Limburg Mahkemesinde yapılan yargılamada dava dilekçesi ve duruşma gün ve saatinin kendisine usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğini, gıyabında yargılama yapılarak karar verildiğini, bu şekilde savunma hakkının ihlal edildiğini ve kararın MÖHUK'un 54/1 (ç) fıkrası uyarınca tenfizinin mümkün olmadığını iddia etmiş ise de; dosyada aslı ve onaylı Türkçe tercümesi bulunan mahkeme ilamı ile itirazsızlık belgesinde, davalıya duruşma gününün tebliğ edildiği, davalının duruşmaya katılmaması sebebiyle davanın yokluğunda görüldüğü açıkça belirtilmiş olup, buna göre davalının savunma hakkının ihlal edilmediği, mahkeme kararının davalı adına vekiline 18/10/2019 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığı ile tebliğ edildiği ve 05/02/2020 tarihli itirazsızlık belgesi ile kesinleştiği, davalı vekilinin kararın kesinleşmediğine dair aksi yöndeki istinaf sebebinin de yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Bununla birlikte tenfiz davaları eda davası değil, tespit davası niteliğinde olduğundan Mahkemece maktu harç ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi harç ve vekalet ücretine hükmedilmesi isabetsiz olmuş, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi haklı bulunmuştur.Açıklanan nedenlerle, davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/12/2022 tarihli, 2020/413 Esas ve 2022/805 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 2-Davacının davasının KABULÜ ile, ... Mahkemesinin 12/06/2019 tarih ve C/03/.../HA 2A-19-236 numaralı dosyasından verilmiş bulunan kararın tanınması ve tenfizine,
3-... Mahkemesinin 12/06/2019 tarih ve C/03/.../HA 2A-19-236 numaralı dosyasından verilen kararın tercümeli apostilli aslı gibidir bir örneğinin kararın eki sayılmasına,
İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 4-Dairemiz karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40 TL karar harcından, davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 561,00 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,5-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 54,40 TL peşin harç, 54,40 TL başvurma harcı olmak üzere; toplam 108,80 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davacı tarafından sarf edildiği anlaşılan 250,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davalı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 9-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,
İSTİNAF YÖNÜNDEN: 10-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 11-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 111,00 TL dosyanın istinafa gidiş dönüş masrafı olmak üzere toplam; 603,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,12-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 18/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.