İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi E.2018/101 K.2018/4
null 2018/101 E. , 2018/4 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2018/101
KARAR NO : 2018/4
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/07/2017
NUMARAS I : 2016/1413 - 2017/796 E/K
DAVANIN KONUSU : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 18/01/2018
Taraflar arasında görülen davada yukarda esas ve karar nosu yazılan İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf kanun yolunda incelenmesi istenmiş olmakla Dairemizce yapılan inceleme sonucu gereği görüşülüp düşünüldü;
A- Davacı Talebinin Özeti:
Davacı vekili, davalı ...'nin müvekkili sağlık kurumunda, "Dermatolog Hekim" olarak görev yapmakta iken; 10.09.2016 tarihinde kendi talep ve rızasıyla ayrıldığını, henüz görevden ayrılmadığı esnada kendisine ait şahsi instagram ve sosyal medya hesaplarında, müvekkili kurum portföyüne ait hastaların bilgileri ile müvekkil kuruma ait hastaların öncesi/sonrası görüntülerinin paylaşıldığının, bu suretle ve bu şahsi hesaplar vesilesiyle, şahsına yönelik reklamasyonunun yapıldığının görüldüğünü, aynı zamanda birlikte görev yaptığı ve müvekkil kurumdan istifa etmiş olan ve o esnada ihbar süresini çalışan bir diğer kurum çalışanı .....'ın şahsi gsm numarasının, kendisine ait bu şahsi sosyal mecra hesaplarında iletişim numarası olarak paylaşıldığının tespit edildiğini, davalının müvekkili ile aktetmiş olduğu işbirliği sözleşmesinin 2 yıl süreli olarak imza altına alındığını, müvekkili kurumun hekim sürekliliğinin ehemmiyeti açısından, kadrolarında görev yapmak üzere işbirliği yaptığı hekimleri ile belirli süreli sözleşmeler imza altına alarak faaliyetlerini sürdürdüğünü, müvekkilinin ağırlıklı olarak estetik - plastik cerrahi, dermatoloji alanında sağlık hizmetleri veren geniş ve elit bir hasta portföyüne sahip "...." markasının sahibi özel bir sağlık kurumu olduğunu, özel ...........Tıp Merkezi olarak faaliyet gösterdiğini, davalı tarafından imza altına alınmış bulunan sözleşmenin 5.1. maddesinde sözleşmeyi süresinden evvel fesheden tarafın diğer tarafa 20.000-TL cezai şart tutarı ödeyeceğinin düzenleme altına alındığını, bu şartlar altında anılan düzenlemeyi ihlal eden davalıdan 20.000-TL cezai şartın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B- Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davayı kabul etmediklerini, kayıtların incelenmesinden taraflar arasında 23.06.2015 tarihli sözleşmeden sonra 23.05.2016 tarihli yeni bir sözleşme akdedildiğini, müvekkilinin yeni sözleşme ile bağlı olduğunu, yeni sözleşmede davacı iddiasının aksine herhangi bir cezı-i şartın kararlaştırılmadığını, davanın reddine karar verilmesini, ayrıca davanın iş mahkemesinde görülmesi gerektiğini belirterek davanın görev ve esas yönünden reddine karar verilmesini savunmuştur.
C- İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti :
İlk derece mahkemesince taraflar arasında düzenlenen sözleşmesinin feshi neticesinde sözleşmeye dayalı olarak cezai şartın talep edildiği, davanın ticari nitelikte ve davalının tacir olmadığı, aynı zamanda İş Kanunu'nun uygulanmasını gerektirir bir durumun oluşmadığından davaya bakma görevinin genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesi olduğundan bahisle dava dilekçesinin görev yönünden usulden reddine karar verilmiştir.
D- İstinaf Başvurusu:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; işçi ile işveren arasında iş akdinden doğan hukuk uyuşmazlıklarında iş mahkemelerinin görevli olduğunu ileri sürüp kararın düzeltilerek dosyanın iş mahkemesine gönderilmesi için ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
Dava dilekçesi ve cevap dilekçesi ile dosya kapsamı itibariyle taraflar arasındaki uyuşmazlık; aralarında düzenlenen sözleşmeden doğan cezai şart talebinden kaynaklanmaktadır.
Davalının davacıya ait şirkette dermatolog hekim olarak sözleşmeye dayalı çalıştığı; dosyaya sunulmuş sözleşme itibariyle, belirlenen ücret karşılığı bir işin görülmesi unsurundan başka iş sözleşmesinin ayırt edici unsuru olan bağımlılık unsuru yani, işçinin işin yapılması sırasında işverenin talimatlarına sıkı sıkıya bağlı olması ve işverence denetlenmesi anlamında bağımlılığın varolduğu; uyuşmazlığın, bu sözleşmede kararlaştırılmış olduğu ileri sürülen cezai şarttan kaynaklandığı; bu çerçevede davanın iş akdine aykırılıktan doğduğu görülmektedir.
Genel bir açıklama olarak HMK' nun 114. maddesinin 1-c maddesi uyarınca mahkemenin "görevli mahkeme" olması davanın görülme şartıdır. Mahkemelerin görevi hususu kamu düzenine ilişkin olup taraflarca ileri sürülmese bile mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir.
4857 sayılı İş Kanununun 1. maddesinin 2. fıkrası gereğince, 4. maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerinde, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, faaliyet konularına bakılmaksızın bu kanunun uygulanacağı belirtilmiştir.
İş Mahkemelerinin kuruluşunu düzenleyen 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1. maddesi uyarınca, iş kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında, iş sözleşmesinden veya iş kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeri iş mahkemeleridir.
Bu yasal düzenlemeler itibariyle hizmet (iş) akdi ilişkisinden kaynaklanan işbu davanın, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereğince iş mahkemesince çözümlenmesi gerektiği ve genel mahkeme olarak Asliye Hukuk Mahkemesinde veya Ticaret Mahkemesinde görülmesi mümkün olmadığından, İlk Derece Mahkemesinin kendisinin görevsiz olduğuna ilişkin kararı isabetli olmakla birlikte görevli mahkemenin genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi yönündeki değerlenmesi hatalı olmuştur. Bu bakımdan davalı tarafın görev konusuyla ilgili istinafı yerinde bir itirazdır.
6100 sayılı HMK. nun görevsizlik ve yetkisizlik kararlarına ilişkin 1, 20 ve 331. maddelerine göre, İlk Derece Mahkemesince "görevsizlik" kararı verilirken görevli mahkemenin gösterileceği ve 6100 sayılı HMK. nun 20 ve 331. maddeleri uyarınca görevsizlik kararı verilmesi halinde taraflara yüklenen hak ve borçların belirtilmesi gerekmektedir.
HMK'nın 353. ve 20. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde ise, ilk derece mahkemesinin davaya bakmakla görevli olmadığı hallerde Bölge Adliye Mahkemesince HMK'nın 353/1-a bendi gereğince esasın incelenmeden kararın kaldırılması ve bu konuda bir karar vermek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
Kuşkusuz, HMK'nın 353/1-a bendinde kendi yargı çevresi içerisinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye dosyanın gönderilmesi seçenekleri mevcut ise de; bu husus kararın özelliğine göre değerlendirilmesi gerekecektir. Şöyleki; HMK'nın 353/a-1 bendinde yer aldığı üzere "davaya bakması yasak olan hakimin karar vermiş olması" halinde Bölge Adliye Mahkemesi dosyayı karar veren mahkemeye değil, kendi yargı çevresi içerisinde o mahkeme hakiminin davaya bakması yasak olduğundan, uygun göreceği başka bir görevli ve yetkili bir mahkemeye gönderebilecektir. Ancak Mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış olması halinde, HMK'nın 114/c ve 115. Maddeleri gereğince dava şartlarından olan mahkemenin görevi konusunda gerekli karar ilk derece mahkemesince verilecektir.
Görev ve yetkiye ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararlar HMK'nın 362. maddesi gereğince temyiz edilemeyen kararlardan olduğundan ve ilk derece mahkemesinin bu konuda verdiği karar HMK 362 ve 353/1-a bendince kesin olduğundan, dosyanın görevsizlikle gönderildiği Bölge Adliye Mahkemesinin görevli kabul ettiği ilk derece mahkemesi, bu kararla HMK'nın 23. maddesi gereğince bağlı olacak, kesin nitelikte olan bu karara karşı kanun yoluna başvurulması mümkün olmadığından Anayasa Mahkemesinin HMK'nın 20. maddesine ilişkin 20/02/2016 tarih 2015/96 E 2016/9 K sayılı kararı ile "bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten... ibaresi" iptal edildiğinden, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde kararı veren ilk derece mahkemesine başvurulmak suretiyle dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilecektir. Aksi halde kararı veren ilk derece mahkemesince davanın açılmamış sayılmasına karar verilecektir.
Bu yasal düzenlemeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; HMK 353/a maddede belirtilen hallerde bölge adliye mahkemelerine yeniden karar verilmesine ilişkin yetki verilmediğinden HMK'nın 114/c ve 115. maddesi gereğince görev yönünden usulden red kararını HMK'nın 353/a bendi gereğince vermesi mümkün olmadığından, bu maddeye göre ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren mahkemeye gönderilmesi gerektiğinden, hem bu yasal hükümler hem de HMK'nın 20. maddesinin; gerek iki haftalık sürede talepte bulunmanın yasal zorunluluk olması gerekse talepte bulunulmadığı takdirde kararı veren mahkemenin davanın açılmamış sayılmasına karar verme zorunluluğu bulunması nedeniyle bu madde hükümlerinin işlevsiz kalmaması bakımından istinaf başvurusunun kabulüyle görev konusunda hatalı değerlendirme yapan kararın kaldırılmasına, görevli mahkemenin İş Mahkemeleri olduğuna ilişkin karar verilmesi ve HMK'nın 20. maddesindeki yasal prosedür uygulanmak suretiyle dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine ilişkin işlemlerin yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine yönelik aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 18/07/2017 tarih ve 2016/1413 E. 2017/796 K. sayılı kararın KALDIRILMASINA,
2- HMK'nın 353/1-a,3. bendi gereğince uyuşmazlığın İş Mahkemeleri tarafından çözümlenmesi gerektiğinden bahisle HMK 114/c ve115.maddeleri uyarınca görev konusunda karar verilmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
3- İstinaf peşin ve karar ilam harcının istek halinde davalıya iadesine,
4-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 18/01/2018