İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2023/1570 K.2023/1948
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1570
KARAR NO: 2023/1948
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 26/04/2023
NUMARASI: 2022/722 Esas - 2023/361 Karar
DAVA: Tanıma ve Tenfiz
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/12/2023
Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; Azerbaycan Cumhuriyeti Bakü Şehri İlçe Mahkemesi'nin 2(008)-1578/2019 sayı ve 09/10/2019 tarihli Kararnamesi ile 261.628,06-USD tutarındaki paranın ... İş Ortaklığı'ndan alınarak müvekkili şirkete ödenmesine karar verildiğini, bu kararın 19/02/2021 tarihinde kesinleştiğini, Azerbaycan Bakü Şehri Temyiz Mahkemesi Hukuk Kurulu'nun 9 Eylül 2020 tarih ve 2(103)-4002/2020 sayılı kararı ile Bakü Binegedi Bölge Mahkemesi'nin 2(001)- 2119/2019 sayı ve 28 Mart 2019 tarıhli kararının kısmen kabulü ile davalı ... San. ve Tic. A.Ş.'den toplam 185.000-USD'nin davacı şirkete ödenmesine karar verildiğini, bu kararın ise 29/03/2021 tarihinde kesinleştiğini, icraya konulmasına rağmen davalı borçlu tarafından ödenmediğini, Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti arasında ikili anlaşma bulunduğunu, kararların tenfizi için bütün koşulların gerçekleştiğini belirterek bahsi geçen kararların tanınması ve tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekilinin talebi üzerine, tenfizi talep edilen Azerbaycan Cumhuriyeti Bakü Şehri İlçe Mahkemesi'nin 2(008)-1578/2019 sayı ve 09 Ekim 2019 tarihli Kararnamesi ile ilgili davalı ...İş Ortaklığı yönünden davanın tefrik edilerek mahkemenin 2022/791 Esasına kaydedilmiş, bahsi geçen davada davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
CEVAP: Davalı vekili; davacı tarafından Azerbaycan'da açılan davadan müvekkilinin haberinin olmadığını, müvekkilinin eline ulaşmış herhangi bir tebligatın bulunmadığını, müvekkiline savunma hakkının tanınmadığını, aksini iddia eden tarafın bu iddiasını ispat ile yükümlü olduğunu, müvekkilinin eline tebligat ulaştığına dair tebligat mazbatalarının bulunmadığını, müvekkiline tebligatın ulaşmaması nedeniyle kendini savunamadığını, Azerbaycan Mahkemesi tarafından verilen kararın kamu düzenine aykırı olduğunu, bahsi geçen kararın tanınmasının açıkça kamu düzenine aykırı olacağını, çünkü müvekkilinin kendisini hiç bir şekilde savunamadığını belirtilerek davanın reddine karar verilmesizş talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; kararın taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında verildiği, tenfiz için karşılıklılık koşulunun gerçekleştiği, tenfizi talep edilen kararın, Sözleşmenin akit tarafı olan Azerbaycan hukukuna göre kesinleştiği, davalının kendisini avukatla temsil ettirdiği, böylelikle savunma hakkının tanındığı, tanıma-tenfiz davasının tarafları arasında aynı sebep ve konuya dayalı olarak Türk mahkemelerinde daha önce açılmış görülmekte olan bir dava olduğuna ilişkin ya da Türk mahkemesince nihai bir kararla sonuçlandırılmış olan bir davanın mevcut olduğu konusunda bir bilgi ve belge olmadığı, uyuşmazlıkta münhasır olarak Türk mahkemelerinin yetkili olmadığı, tenfizi istenen kararda Türk Hukuku açısından kamu düzenine aykırılık bulunmadığı, tanıma tenfız şartları açısından Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Hukuki ve Ticari Konularda Adli İşbirliği Anlaşması'nın 17 ila 21. maddeler arasında yer alan hükümler kapsamında yapılan değerlendirmede Bakü Temyiz Mahkemesi Hukuk Kurulu'nun verdiği 09.09.2020 tarih, 2(103)-4002/2020 sayılı kararının hukuk davasına ilişkin olan kesinleşmiş bir mahkeme kararı olduğu ve kararın tenfizi için aranan bütün şartların gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu Azerbaycan Cumhuriyeti Bakü Temyiz Mahkemesi Hukuk Kurulunun verdiği 09.09.2020 tarihli 2 (103) - 4002 / 2020 sayılı kararın tanınmasına ve tenfizine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili; müvekkilinin eline ulaşan hiç bir tebligat bulunmadığını, müvekkiline savunma hakkının tanınmadığını, mahkemeye bu hususta yapılan itirazın dikkate alınmadığını, ...Yapı - ...İnşaat İş Ortaklığı'nın avukatı olarak ...'un ismi geçmekte ise de avukatın hangi aşamada davaya dahil olduğunun açıklanmadığını, mahkemenin ilk derece mahkemesinin bildirimini yeterli görmesinin yerinde olmadığını, müvekkiline Azerbaycan'da açılan davada dava dilekçesinin ve eklerinin, mahkeme ilamının tebliğ edildiğinin ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, müvekkilinin eline tebligat ulaştığına ilişkin mazbata bulunmadığını, müvekkili için tebligatın kime ne zaman yapıldığına ilişkin herhangi bir belge bulunmadığını, savunma hakkının bu şekilde ihlalinin Türk kamu düzenine de aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizine ilişkindir. 5718 sayılı MÖHUK'un 54. maddesine göre yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilebilmesi için; Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması, ilamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilamın dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı halde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması, o yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması koşullarının varlığı gerekmektedir. Buna karşılık, MÖHUK’da kabul edilen sisteme göre, tenfiz hakimince yabancı mahkeme kararı esastan incelenemez ve hukuka uygunluğu denetlenemez. Somut olayda, Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyet arasında Hukuki ve Ticari Konularda Adli İşbirliği Anlaşması nedeniyle mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin karşılıklılık esasının bulunduğu, davalının vekilinin son duruşmada hazır bulunduğu ve hükmün yüze karşı verildiği, kararda hükmün resmi olarak açıklanmasından itibaren hükme karşı Azerbaycan Yüksek Mahkemesi'ne temyiz şikayetinde bulunabileceğinin belirtildiği, tenfizi istenen mahkeme kararının 29/03/2021 tarihinde usulüne uygun olarak kesinleştiği, ilamın konusunun münhasıran Türk mahkemelerinin yetkisine girmediği, Azerbaycan mahkemesindeki yargılamada davalının avukat ile temsil edildiği, davalının savunma hakkının kısıtlandığına ilişkin itirazlarının yerinde olmadığı, tenfizi istenen mahkeme kararına karşı bu hususta kanunyoluna da müracaat etmediği, hükmün Türk kamu düzenine aykırılık taşımadığı, dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Hukuki ve Ticari Konularda Adli İşbirliği Anlaşması ile 5718 Sayılı Kanunda belirtilen tenfiz şartlarının gerçekleştiği anlaşıldığından bahsi geçen kararın tanınmasına ve tenfizine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından davalı tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Yabancı mahkeme kararlarının tenfizi davalarında alınacak harcın ve buna bağlı olarak da vekalet ücretinin maktu veya nispi olarak hesap edilip edilmeyeceği hususunda farklı yargı uygulamaları nedeniyle Dairemizce nispi harca hükmedilen ilk derece mahkemelerinin kararlarına karşı istinaf başvuruları esastan reddedilmekte iken Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yabancı mahkeme kararlarının tenfizi davalarında harcın maktu olarak alınması yönündeki içtihatlarının istikrar kazanmış olduğu dikkate alınarak Dairemizce yabancı mahkeme ilamlarının tenfizine ilişkin davalarda maktu harca ve buna bağlı olarak maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11/07/2023 tarih 2022/1024 E. 2023/4355 K.; 11/07/2023 tarih 2022/2244 E. 2023/4370 K.; 16/10/2023 tarih 2022/6371 E. 2023/5889 K.; 31/05/2023 tarih 2022/6677 E. 2023/3391 K. Sayılı içtihatları). Bu durum karşısında mahkemece, maktu harca hükmedilerek fazla alınan nispi harcın iadesine karar verilmesi, buna bağlı olarak vekalet ücretinin de maktu olarak belirlenmesi gerekirken nispi harca ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, re'sen dikkate alınan bu nedenden dolayı kararın kaldırılmasına, davanın kabulü ile, Azerbaycan Cumhuriyeti Bakü Temyiz Mahkemesi Hukuk Kurulu'nun 09/09/2020 tarihli 2 (103) - 4002 / 2020 sayılı kararın tanınmasına ve tenfizine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/04/2023 Tarih 2022/722 Esas - 2023/361 Karar sayılı kararının HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kabulü ile, Azerbaycan Cumhuriyeti Bakü Temyiz Mahkemesi Hukuk Kurulu'nun 09/09/2020 tarihli 2 (103) - 4002 / 2020 sayılı kararın tanınmasına ve tenfizine," İlk derece mahkemesine ilişkin olarak; "Alınması gerekli 269,85-TL harcın; davacı tarafından peşin yatırılan 57.910,65-TL harçtan mahsubu ile fazla olan 57.640,80-TL'nin davacıya iadesine, Davacı tarafından yatırılan toplam 350,55-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 2.000-TL bilirkişi ve 291,50-TL posta gideri olmak üzere toplam 2.291,50-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı lehine takdir olunan 17.900-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine," Davalı tarafından yatırılan 57.910,26-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafından yapılan 40-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 14/12/2023