İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2023/2225 K.2023/1982
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/2225
KARAR NO: 2023/1982
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 26.09.2023 tarihli ara karar
NUMARASI: 2023/823 Esas
DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
Taraflar arasındaki genel kurul kararlarının iptali davası içinde istenilen ihtiyati tedbirin reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 21.09.1984 tarihli anasözleşme ile kurulduğunu, kuruluşa ilişkin ilan 26 Eylül 1984 tarihli 1102 sayılı 57 sayfa numaralı ticaret sicil gazetesinde ilan edildiğini, Davalı şirket bir aile şirketi olduğunu, Halihazırda şirketin %62'sini oluşturan pay grubu (...) ile özellikle yönetim yetkisini haiz olan ... ve ... adeta şirketi batıracak hamleler yapmakta ve bu konuda tamamen çoğunluk gücünü kötüye kullanarak azınlık pay grubunda olan %38'lik grubun hiçbir sorusuna cevap vermediklerini, Esasında %38'lik pay grubunun %62'lik pay grubuna karşı çıkmasının nedeni, şirketin yeni bir yatırım sürecisine girmesi olduğunu, Söz konusu yatırımın olumlu sonuçlanmaması durumunda, bir diğer ifadeyle yatırımdaki rakamların ödenememesi durumunda, şirket batacak ve 1984 yılından beri faaliyet göstermekte olan ve Türkiye'nin öncü şirketlerinden biri olan işbu şirketin iflas edeceğini, nitekim bu husus müvekkili tarafından defaatle söylenmekte, ihtarnameler keşide edilmekte, önceki genel kurullar için dava açılmakta olduğunu, 11.07.2023 tarihli genel kurulda görüşülen gündem maddelerinin arz ve izah edilen nedenlerle kararların iptali / geçersizliği gerektiğini, öncelikle 11.07.2023 tarihli genel kurulda alınan tüm kararlar bakımından ttk 449 uyarınca kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına, mahkeme aksi kanaatte ise sermaye artırımı yönünden genel kurulda alınan gündemin 7. maddesinin öncelikle teminatsız, mahkeme aksi kanaatte ise teminat karşılığında durdurulmasına, davanın kabulüne, 11.07.2023 tarihli genel kurulda alınan (2), (4), (8.), (9), ve (11) numaralı kararların iptaline, (6), (10) ve (12) numaralı kararların öncelikle yoklukla malul olduğuna, mahkeme aksi kanaatte ise iptaline, (7) numaralı kararın batıl olduğunun tespitine, mahkeme aksi kanaatte ise iptaline karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin değerlendirildiği 26.09.2023 tarihli ara kararıyla; "...Somut olayda davacı vekili davalı şirketin 11/07/2023 tarihli genel kurulunda alınan kararların yürütülmesinin geri bırakılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş ise de ; ihtiyati tedbir kararı verebilmek için hâkimin somut sebep göstermesi ve ihtiyati tedbir kararının haklılığını ortaya koyacak delil değerlendirmesi yapması ve yaklaşık ispat ölçüsüne yaklaşması gerekli olup davacı vekili tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgeler somut delil kabul edilip haklılık konusunda yaklaşık ispat ölçüsü kriterine uymaması nedeniyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerektiği..." gerekçesiyle, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Somut uyuşmazlıkta ihtiyati tedbirin, dava sürecinde geçen süre ve alınan usulsüz kararların uygulanmasının şirkete vereceği zararın önlenmesi gayesiyle başvurulan hukuki çare olduğunu, iş bu dava konusu genel kurul kararlarının uygulanması ile şirketin açıkça anlaşılabilecek şekilde zarara uğrayacağına yönelik iddialarının mahkemenin de iş bu dava dosyası ara kararında belirtildiğinin aksine somut delillere dayandığını, sundukları somut delillerde de görüleceği üzere iş bu dava konusu 2022 genel kurulunda usulsüz şekilde alınan kararların, şirketi zarara uğratma gayesiyle yapılmış ve bunun da yapılacağının devam edeceği yönetim kurulunca defaatle belirtildiğini, hakka ve hukuka aykırı unsurlar barındıran 11/07/2023 tarihli genel kurulda alınan kararlar şirketin mal varlığını eriteceğinden, böylesi büyük bir zararın oluşması ile dava sonucunun beklenmesi durumunda hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacağını, en basit deyimiyle şirketi batmaya götürecek bir yatırımdan bahsedilmekte olup, davanın açıldığı 1 eylül tarihi ile işbu istinaf dilekçesinin yazıldığı tarih olan 13 ekim tarihi arasında kur artışı nedeniyle, şirkete ekstra 48.119.270.13 TL maliyet (Kırk sekiz milyon yüz on dokuz bin iki yüz yetmiş virgül on üç) yapıldığını, söz konusu rakamların büyüklüğü noktasında herhangi bir şüphe bulunmamakta olup, şirket toplam 178.219.519,00 Euro'luk yatırım nedeniyle iflasa sürüklendiğini, dava dilekçesinde bu ayrıntılı açıklamaları kapsamında, mahkemece somut delil belirtilmediği ve yaklaşık ispatın da oluşmadığı gerekçesiyle ret kararı verilmiştir. Somut delillerin genel kurul tutanağı incelendiğinde ortada olduğunu, bununla birlikte yaklaşık ispat açısından da, delillerin, beyan ve açıklamaları dikkatle dinlendiğinde yaklaşık ispatın da gerçekleştiğinin ortada olduğunu, genel kurul toplantı tutanağı incelendiğinde şirketin bir sonraki genel kurulda da sermaye artırımı yapacağı izahtan vareste olduğunu, nitekim ardarda olan genel kurullarda sermaye artırımı yapıldığını ve huzurdaki davaya konu genel kurul toplantısında da "Gerekirse sermaye artırımı için genel kurul yapılıp ortaklara başvurulacaktır" şeklinde beyanda bulunulduğunu, işte bu hususta davalı şirketin artarda ve kötü niyetli olarak sermaye artırımı yaptığını gösterdiğini, sermaye artırımı kararı önem arz ettiğinden ivedilikle sermaye artırımının durdurulması yönünde tedbir kararı verilmesi gerektiğini, ayrıca İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi 18.01.2018 T. 2018/44 E. 2018/39 K.sayılı emsal nitelikteki ilamını da dilekçe ekinde sunduklarını, 2022 yılı olağan genel kurul kararlarının uygulanması ihtimalinde kaçınılmaz olan şirketin batık duruma düşmesi olduğunu, batık durumdaki şirketin eski hale dönmesi ise imkansızdır. Bu noktada da tedbir talebinin uygulanmaması sonucunda davacı müvekkilinin hakkını elde edebilmesinin imkansız hale geleceğini, hakkın önemli ölçüde zorlaşması veyahut imkansız hale gelmesi yada gecikmenin yaşanması durumunda ciddi zararların doğacağından endişe edilmesi ihtiyati tedbir için kanunda öngörülen şartlar olup, işbu dava kapsamında söz konusu şartların sağlandığının açıkça görüldüğünü, Tüm bu açıklamalar kapsamında davalı şirketçe sürekli yapılan sermaye artırımları neticesinde, müvekkilin pay oranı azalacağından öncelikli olarak sermaye artırımı yönünden gündemin 7. maddesinin yürütülmesinin teminatsız olarak geri bırakılması, mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda teminat karşılığında geri bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ara kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalı şirketin 11.07.2022 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan 2,4,8,9 ve 11 nolu kararların TTK'nın 445 ve devamı maddeleri uyarınca iptalleri, 6, 7,10 ve 12 nolu kararların önclekli batıl olduğunun tespiti, aksi halde iptalleri; istinaf başvurusu ise TTK'nın 449. maddesi gereğince dava konusu genel kurul kararlarının yürütülmesinin dava sonuna kadar durdurulması talebinin reddine dair verilen ara karara ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İlk derece mahkemesince, TTK'nın 449. maddesi gereğince yönetim kurulu üyelerine görüşlerini bildirmek üzere tebligat çıkarıldığı, 20.09.2023 tarihli dilekçeler ile yönetim kurulu üyeleri ... nın tedbir istemine ilişkin beyanlarını sundukları anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince de bundan sonra ihtiyati tedbir isteminin değerlendirildiği görülmektedir. Buna göre ilk derce mahkemesi gerekçeli kararında yönetim kurulu üyesi olarak farklı isimlere yer verilmesinin başkaca bir karardan kopyala yapıştır yöntemiyle sehven yazılmış olduğu, bu hususun ise kararın esasına etkili olmadığı sonucuna varılmışıtr.TTK'nın 449. maddesine göre genel kurul kararlarının iptali ve butlanı davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde yer verilen ihtiyati tedbirlere ilişkin hükümlerinden yararlanılmalıdır.HMK'nın 389.maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir." hükmünü, aynı Kanun'un 390/3.maddesi ise "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" düzenlemesini içermektedir.Buna göre genel kurul kararlarının iptali davalarında TTK'nın 445. maddesi gereğince, alınan kararların yasaya, anasözleşmeye veya objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun da yaklaşık olarak ispat edilmesi gerekmektedir.Dava dilekçesinde, 11.07.2022 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptallerine ve bu kararların icrasının geri bırakılması talep edilmiş, bu taleplere ilişkin iddialar ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesi tarafından somut olayda, yaklaşık ispatın, dolayısıyla ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince yapılacak yargılamada mevcut ve toplanacak deliller toplandıktan sonra esas yönünden tüm deliller serbestçe değerlendirilerek sonuca gidilecektir. Davacı şirketin sermaye arttırımına ilişkin dava konusu genel kurul kararı yönünden, sermaye arttırımının objektif iyi niyet kurallarına uygun olup olmadığı, şirketin sermaye arttırımına gerçekten ihtiyacı bulunup bulunmadığının ancak şirket ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılacak inceleme sonucu ortaya çıkacağı da gözetildiğinde; dosyanın ihtiyati tedbir talebinin reddi kararı tarihi itibariyle mevcut durumu, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların esaslı yargılamayı gerektirdiği, yaklaşık ispat koşulunun bu aşamada gerçekleşmediği, tedbir kararı verilmemesi halinde davacının haklarının elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hâle geleceği konusunda bu aşamada bir kanaat oluşmadığından ilk derece mahkemesince tedbir talebinin reddine dair verilen ara kararda usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Kaldı ki değişen delil durumunda talep halinde ilk derece mahkemesince her zaman geçici korumalardan olan ihtiyati tedbire karar verilebilme olanağı da mevcuttur. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK'nın 353/1.b.1, 391/3 maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1, 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 07.12.2023 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.