İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2023/1545 K.2024/49

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/1545 📋 K. 2024/49 📅 11.01.2024

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1545 Esas
KARAR NO: 2024/49
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ: 19/10/2023
NUMARASI: 2023/768 Esas
TALEP: İHTİYATİ TEDBİR
KARAR TARİHİ: 11/01/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı kooperatifin 04/06/2023 tarihinde 2022 hesap yılı olağan genel kurul toplantısının yapılarak müvekkilleri aleyhine bir dizi karar alındığını, ancak müvekkillerine, işbu genel kurul toplantısına dair herhangi bir surette çağrı yapılmadığı gibi gündemin ilan ve tebliğ olunmadığını, müvekkillerine genel kurul toplantısı ile ilgili duyurunun, gündemi içeren çağrı mektuplarının tebliğ edilmemesi sebebiyle müvekkillerinin işbu davayı açmaya hak sahibi olduğunu, gündemin 9 ve 12 numaralı maddeleri kapsamında alınan kararların hukuka aykırı olduğunu ve müvekkillerinin haklarını açıkça ihlal eder nitelikte olduğunu, müvekkillerinin, kooperatif üyeliklerinin başlangıcından itibaren özen ve yükümlülükleri kapsamında itinayla hareket ederek her türlü gideri eksizksiz olarak ödediklerini, her bir müvekkil için ayrı ayrı 500.000,00'er TL ek tahakkuk yapılması, söz konusu bedelin 3 aylık süre zarfında ödenmesi, aksi takdirde üyelikten ihraç edilerek ortaklıktan çıkarılmaları ve 3 bağımsız bölümün satışa çıkarılması yönünde alınan kararların hangi gerekçe ile alındığı ve yine hangi kriterler esas alınarak 500.000,00 TL ek tahakkuk bedeli belirlendiğinin anlamlandırılamadığını belirterek davaya konu edilen işbu genel kurul kararlarının iptali ile taşınmazların ayrı ayrı müvekkilleri adına tesciline, dava sonuçlanıncaya kadar telafisi mümkün olmayan zararlara neden olabileceğinden genel kurul kararının uygulamasının, karar kapsamında öngörülen sürelerin durudurulması yönünde tedbir kararı verilmesine ve halihazırda kooperatif üzerinde kayıtlı taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir kararı işlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; genel kurulun yapıldığı tarihten itibaren bir aylık süre içinde dava açılmadığından öncelikle davanın hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, davacıların, tebligat yapılması sebebiyle kooperatif genel kurulunun yapılacağı tarihten haberdar olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, çağrı usulsüzlüğünün tek başına iptal sebebi olmadığını, anılan kararların kanuna, ana sözleşmeye ve objektif iyiniyet kurallarına uygun olduğunu, toplantı ve karar yeter sayılarının sağlandığını, 05/06/2023 tarihli genel kurul kararı ile yüklenen borçlar hariç olmak üzere davacı ...'ın 80.199,32 TL; davacı ...'in 36.448,33 TL; davacı ...'in 36.448,33 TL müvekkili kooperatife borcu bulunduğunu, davacıların, kooperatife olan borçlarını çok uzun yıllardır ödememelerine rağmen günümüzde yaklaşık 15 milyon TL rayiç değerli bağımsız bölümlerin tescilini talep ettiklerini, anılan karar ile, çoğunluk ortakların, azınlıkta kalan davacı ortakların haklarını sınırlandırması veya ortadan kaldırmasının söz konusu olmadığını, kooperatif aidat alacaklarının çok uzun yıllar önce muaccel hale geldiğini, davacıların, kooperatife olan ve vadesinde ödenmeyen kooperatif aidat alacaklarının muaccel olduğu tarihten itibaren denkleştirici adalet ilkelerine göre güncellenmesi halinde bile hesaplanacak tutarın genel kurul kararı ile yüklenen 500.000,00 TL'nin üzerinde olacağının açık olduğunu, somut olayda, kooperatif genel kurulu kararlarının iptali şartlarının oluşmadığını, huzurdaki dava, kooperatif ortaklığına dayalı tapu iptali ve tescil davası olmayıp kooperatif genel kurul kararlarının iptali davası olduğundan işbu davada tapu iptal tescil kararı verilemeyeceğini, kabul etmemekle birlikte, velev ki işbu dava tapu iptal tescil davası olarak görülecek ise, öncelikle eksik harcın ikmal edilmesi gerektiğini, kaldı ki, davacıların davasının tapu iptal tescil yönünden zamanaşımına uğradığını, davacıların, tüm aidat borçlarını ödemedikleri için tapu tescile hak kazanmadıklarını belirterek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece Mahkemesi 19/10/2023 tarihli ara kararı ile, haklılık konusunda yaklaşık ispat ölçüsü kriterine uyulmadığı, davanın niteliği gereği konunun yargılamayı gerektirdiği gerekçelerine istinaden ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Ara karar yasal süresinde davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; müvekkillerine usulüne uygun çağrı yapılmayıp gündem ilan ve tebliğ olunmaksızın gerçekleştirilen kooperatifin 04/06/2023 tarihli olağan genel kurul toplantısında gündemin 9 ve 12 numaralı maddeleri ile, ... İli ... İlçesi ... Mahallesi ... ada ... parsel ... Blok ..., ... ve ... numaralı bağımsız bölümler üyelikleri çerçevesinde müvekkillerine devredilmesi gerekirken her bir gayrimenkul için 500.000,00 TL değer artış karşılığı talep edildiğini, müvekkillerinin, kooperatif üyeliklerinin başlangıcından itibaren özen ve yükümlülükleri kapsamında itinayla hareket ederek her türlü gideri eksizksiz olarak ödediklerini, bu nedenle alınan kararların hukuka aykırı olup müvekkillerinin haklarını açıkça ihlal eder nitelikte olduğunu, müvekkillerinin ayrı ayrı borçlu olduğu tutarlar gösterilmiş ise de, davalı kooperatif tarafından müvekkillerine usulüne uygun olarak herhangi bir borç bildiriminde bulunulmadığı gibi var olduğu bildirilen borcun miktarının ne olduğu dahi net olmadığını, ihtiyati tedbir kararı verilmemesi durumunda davanın kazanılması durumunda davalı kooperatifin, genel kurul kararına dayanarak müvekkillerini üyelikten ihraç ederek gayrimenkulleri 3. kişilere devretmiş olması halinde yasal hakkın elde edilemeyeceğini belirterek Mahkemenin 19/10/2023 tarihli ihtiyati tedbir talebinin reddi ara kararının ortadan kaldırılması ile, genel kurul kararının uygulanması ve karar kapsamında öngörülen sürelerin durudurulması yönünde tedbir kararı verilmesini ve halihazırda kooperatif üzerinde kayıtlı taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir kararı işlenmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, genel kurul kararının iptali ile birlikte tapu kaydının iptali ve tescili istemine ilişkindir. İhtiyati tedbir, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun onuncu kısım birinci bölümünde geçici hukuki korumalar üst başlığı ile 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 389/1 maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." ve yine Kanunun 390/3 maddesi "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." hükümlerini içermektedir. Anılan hükümlerde de açıkça belirtildiği üzere, ihtiyati tedbir kararı, bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde ve talep edenin davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi şartıyla uyuşmazlık konusu hakkında uygulanacak geçici bir hukuki korumadır. İhtiyati tedbir verilebilmesinin en önemli şartlarından biri, ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hâkime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır (m. 389/1). Kanun, burada "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından" söz etmektedir. Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi hâlinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hâle gelmesi, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir. Hâkim kararında somut sebep gösteremiyor, bunu en azından açıklayacak veya asgari ölçüde ikna edecek delil değerlendirmesi yapamıyor, yaklaşık ispat ölçüsünü yakalayamıyorsa tedbire karar vermemelidir. Ancak bu da hiçbir zaman tam bir ispat seviyesinde ispat şartına dönüşmemelidir. (Pekcanıtez, Hakan/Atalay, Oğuz/Özekes Muhammet; Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, Ankara 2011-Sh.715-717) (Yüksek Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 24/04/2012 gün ve 2011/15388 esas,2012/6651 karar sayılı ilamında belirtildiği gibi).Somut davada, davacılar vekili, davalı kooperatifin 04/06/2023 tarihinde yapılan genel kurulunun 9 ve 12 numaralı gündem maddelerinin iptali ile aynı zamanda ... İli ... İlçesi ... Mahallesi ... ada ... parsel ... Blok ..., ... ve ... numaralı bağımsız bölümlerin müvekkilleri adına tescilini talep etmiştir. Mahkemece, davalı kooperatif adına kayıtlı taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir konulması talebi, yaklaşık ispat şartının sağlanamadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. İhtiyati tedbir kararı, talep edenin, davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi şartıyla uyuşmazlık konusu hakkında uygulanacak geçici bir hukuki korumadır. Oysa dosya kapsamı ve mevcut delil durumu itibariyle bu anlamda bir yaklaşık ispat şartının bulunduğundan söz etmek mümkün değildir. Bu nedenle ihtiyati tedbir şartları oluşmadığından Mahkemenin, taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir konulması talebinin reddine yönelik kararı yerindedir. Öte yandan dava sonuçlanıncaya kadar telafisi mümkün olmayan zararlara neden olabileceğinden bahisle genel kurul kararının uygulanmasının ve karar kapsamında öngörülen sürelerin durudurulması yönünde tedbir kararı verilmesi de talep edilmiş ise de, itiraza konu Mahkeme kararında, davalı kooperatif adına kayıtlı taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebi yönünden değerlendirme yapılarak karar verilmiş olup bahsi geçen ihtiyati tedbir talebi bakımından bir karar verilmediğinden bu hususta Dairemizce bir inceleme yapılması ve karar verilmesi imkanı bulunmamaktadır.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen 19/10/2023 tarihli ara kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/768 Esas sayılı derdest dava dosyasında verilen 19/10/2023 tarihli ara karar usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davacılar tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-f bendi gereğince kesin olmak üzere oy çokluğu ile karar verildi.11/01/2024