Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi E.2021/901 K.2024/537

🏛️ Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi 📁 E. 2021/901 📋 K. 2024/537 📅 28.03.2024

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/901
KARAR NO : 2024/537
KARAR TARİHİ : 28/03/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : MERSİN 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/03/2021
NUMARASI : 2018/... Esas, 2021/... Karar
DAVACILAR :1-....
2-... - ...
VEKİLİ : Av. ...:
DAVALI : ... ...
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ...:
DAVANIN KONUSU : Tapu İptali Ve Tescil
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 28/03/2024
YAZIM TARİHİ : ...
Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/03/2021 tarih ve 2018/... Esas, 2021/... Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
İDDİALARIN ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin inşaat malzemesi satışı ile uğraşmakta olan bir şirket olduğunu, davalı şirketin ise inşaat malzemesi üretim ve satışı ile uğraştığını, müvekkili şirketin davalı şirket ile ticari ilişkisi olduğunu ve davalı şirketten inşaat malzemesi alımı yaptığını, müvekkili ...'in ise müvekkili şirketin ortaklarından olduğunu, bu ticari ilişkiden kaynaklı müvekkili şirketin davalı şirkete olan borcuna karşılık muhtelif tarih ve miktarlarda toplam 425.000,00.TL bedelli dört adet çek verdiğini, tüm çeklerin bedeli olarak müvekkilinin davalıya 360.000,00.TL borçlu kaldığını, ancak içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar nedeniyle borcu ödemesi çeklerin ödeme tarihlerinde zor olacağından davalı şirket ile bir mutabakat yapıp borcuna karşılık gayrimenkul vermeyi teklif ettiğini ve davalı şirketinde bunu kabul ettiğini, bunun üzerine mutabakat ve ibra başlıklı bir sözleşme akdettiklerini, daha sonra davalı şirketi temsilen ...'un toplam değeri 825.000,00 TL olan 3 adet gayrimenkul alımı yapmak üzere geldiğini, ancak tapuda kendisinin imza yetkisi olmadığını söyleyerek sözleşmeleri teslim alıp İstanbul'da şirket yetkilisine imzalatıp hemen müvekkiline göndereceğini beyan edip, müvekkilini sözleşmenin imzalanacağına inandırıp tapuda müvekkili şirket ortağı ...'e ait üç adet dairenin devrini aldığını, davalı tarafın söz konusu dairelerin devrini aldığını ancak sözleşmenin gereklerini yerine getirmediğini ve daireleri aldıktan sonra sözleşmeyi imzalamaktan da imtina ettiklerini, bu durumda davalı şirketin müvekkiline 460.000,00.TL borçlu olup borcunu anlaşma gereği ürün teslimi şeklinde ödemediğini ve müvekkili ile aralarında bir anlaşma yapılmamış gibi davrandığını, tapuların devrini haksız olarak aldığını belirterek, davanın kabulü ile davaya konu ... ... .. ..- ... pafta ... ada ... parselde kayıtlı ... arsa paylı ... blok ... Kat ... nolu bağımsız bölümdeki taşınmazı, yine .. .. .. ..- ... pafta ... ada ... parselde kayıtlı .../... arsa paylı ... blok .... Kat ... nolu bağımsız bölümdeki taşınmazı, ... ... ... ...-... pafta ... ada ... parselde kayıtlı .../... arsa paylı ... blok ... Kat ... nolu bağımsız bölümdeki taşınmazların davalı adına kaydının iptali ile müvekkili ... adına tescilinin yapılmasına, tapu iptali ve tescil yönündeki talepleri uygun görülmez ise dava konusu taşınmazın değeri tespit edilerek söz konusu bedelin satış tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ...'in müvekkili şirkete borcu bulunduğunu, bu cari hesaptan kaynaklı borç ilişkisine karşın, davacı tarafın ekonomik anlamda zorlanması nedeniyle; aynı zamanda şirketin yetkilisi olan davacı ... adına kayıtlı taşınmazların cari hesap borcuna karşılık gelecek şekilde devir ve tescili ile cari hesap tasfiyesine gidilmesi cihetinin kararlaştırıldığını, gayri menkul satışlarında tapuya ve tapu siciline güvenin esas olduğunu, gayri menkul satışları resmi şekle tabi işlemlerden olup; satış bedelinin de cari hesap miktarınca tutara denk geliyor olmasının haklılıklarını da ortaya koyduğunu, kaldı ki, söz konusu taşınmazların müvekkilinden aldığı bilgiye göre na-tamam olduğunu, her ne kadar bağımsız bölüm numarası almıs ise de yapı kullanma izin belgesinin henüz çıkmadığını, davacı şirketin borcundan ötürü, davacı ... tarafından yapılan devir ve tescil işleminde herhangi bir yanıltıcı, hataya veya hileye sebebiyet veren irade kaybının söz konusu olmadığını, davacıların tacir olduğunu, davacının her bir taşınmaz için tapuda satış bedeli belli iken, anlaşma var (ki öyle bir mutabakat yada anlaşma yok) denmesi ve buradan da davacının satıp borcunu ödeyemediği bir bedel ile her bir daire için 275.000,00.TL değer öngörülmesinin gerçek dışı ve basiretli bir tacire yakışmayan bir tutum olduğunu, davacı şirketin devir tescil karsılığı hiç bir bedel almadığını söylemek suretiyle, planlı hareket ettiğini ve suiniyetli olduğunu açıkça gösterdiğini, davacı ...'in, diğer davacı şirketin ortağı ve yetkilisi olduğunu, şirketle hiçbir ilgisi yokmuşcasına hareket etmesinin anlaşılmadığını belirterek, davacının haksız ve mesnetsiz iddialar ile ikame etmiş olduğu ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/03/2021 tarih ve 2018/... Esas, 2021/... Karar sayılı kararı ile; tapu iptali ve tescil davasında dava konusu edilen taşınmaz satıcısı ...'in tapuda düzenlenen satış sözleşmelerinin tarafı olması nedeniyle bedelde muvazaa iddiasında bulunamayacağı, bedelde muvazaa iddiasının ancak sözleşmenin tarafları dışında üçüncü kişiler tarafından açılan bir davada ileri sürülmesi gerektiği, üçüncü kişinin yararlanabileceği bedelde muvazaa iddiası yönünden akdin tarafı davacı ...'in bedelde muvazaa iddiasını ileri sürmesi mümkün olmadığından taşınmazın satışı da resmi şekilde yapıldığından satış senedindeki satış değerlerinin esas alınması gerektiği, davacının toplam satış bedelinin 825.000,00.TL olduğu iddiasının yerinde görülmediğinden davacı ...'in bedelsizliğe dayalı tapu iptali ve tescil davasının koşulları oluşmadığından davasının esastan reddi gerektiği, her iki davacının terditli olarak açtıkları taşınmazın satış bedeline yönelik alacak davaları açısından yapılan değerlendirmede; davacı ... Yapı şirketi yönünden bu şirketin alacak davasına konu ettikleri taşınmazlar yönünden tapuda maliki olmadığı, tapu maliki olmaması nedeniyle davalı şirketin imzası bulunmayan protokole dayalı olarak taşınmazların satışından kaynaklı alacak talebinde bulunamayacakları, satış işleminin dışında davalı şirket ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında alacak- borç ilişkileri olması halinde ayrıca bir talepte bulunabilecekleri, taşınmazın satış bedeline yönelik alacak davasının davacı şirket dava konusu edilen taşınmazların maliki olmadığından HMK 114/d maddesi uyarınca taraf ve dava ehliyeti dava şartı olduğundan aktif davacı sıfatı bulunmadığından davasının HMK114/d maddesi yollamasıyla 115/2 maddesi uyarınca aktif davacı sıfat yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, davacı ...'in terditli olarak açılan taşınmazın satış bedeline ilişkin olarak açılan alacak davasının davanın dayanağı olarak sunulan protokolün davacının ortağı olduğu ... Yapı şirketi tarafından imzalanmakla birlikte davalı şirket tarafından imzalanmadığı, ayrıca davacı gayrimenkul satıcısı ...'in imzasınında yer almadığı, delil olarak dayanılan e-mail yazışmalarının içeriğinde karşı tarafın davacının dayandıkları protokolü benimsediklerine ilişkin bir belge olmadığı, davacı ... tarafından satışı gerçekleştirilen ... ilçesi ... ... ada ... parsel ... Blok ... Kat ... nolu taşınmazın satış bedelinin 122.000,00.TL, ... Kat ... nolu taşınmazın satış bedelinin 122.000,00.TL ve ... Kat ... nolu taşınmaz satış bedelinin 132.000,00.TL olup, 3 adet taşınmazın toplam değerinin tapuda düzenlenen satış senedinde satış tarihi olarak 11/07/2018 tarihinde 376.000,00.TL olarak gösterildiği, açılan davanın tapuda düzenlenen resmi satış senedine dayalı olarak açılması nedeniyle satış sözleşmelerinin tarafı olan davacının resmi senede karşı inançlı işlem veya bedelsizliğe yönelik iddiaların yazılı belge ile ispatı gerektiğinden ve HMK 200 ve 201. maddeleri kapsamında tanıkla ispat mümkün olmayıp, davacının satış bedelinin resmi satış senetlerinde gösterilen bedellerden yüksek olduğunu ve ödenmediğini yazılı belge ile ispat edemediği anlaşıldığından alacak davasının esastan reddine dair karar verilmiştir.
DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf talebi ile; yerel mahkemenin gerekçesinin hiçbir hukuki yanının olmadığını, tüm değerlendirmelerin hukuka aykırı olduğunu, davacı şirket ile davalı şirketin mail yazışmalarının dosyaya delil olarak sunulduğunu, bu mailde söz konusu protokol mevcut olup, bu protokole dayanılarak davalı şirkete tapu devri yapıldığını, tüm maillerin şirketlerin resmi mailleri olduğunu, tanık dinletme taleplerinin de mail ortamında yapılan yazışmalar ile ekli sözleşmenin imza edileceği varsayılarak tapu devrinin yapıldığı ancak tapuya gidildiğinde davalı tarafın temsilcisinin sözleşme imzalamaya yetkisi olmadığını belirterek imzadan imtina ettiği ancak sonradan bir yetkilinin imzalayıp sözleşmeyi davacı şirkete göndereceğini belirttiğini, davacıların da tapu devrini sözleşmenin imzalanacağına olan güvenle yaptıkları hususunda bir tanık dinletme taleplerinin olduğu ve bunun çok açık bir şekilde delil dilekçesine yazıldığı halde Mahkemece tanık dinletme taleplerinin dava değeri şeklinde yanlış yorumlandığı ve dava değerinin tanık dinletme talebinin üstünde olduğu gerekçesiyle tanık dinletme taleplerinin reddedildiğini, yine Mahkemece davalı tarafin süresinde olmayan cevap dilekçesindeki davacının borcuna karşılık davaya konu tapuların devredildiği şeklindeki delilsiz beyanına itibar edildiğini, davaya cevap dilekçesinin süresinde olmaması bir yana, tarafların birbirlerine olan alacak borç durumları ticari defterleri ile belli olduğunu, taşınmazların da değeri belirli iken ortada müvekkiller yönünden alacaktan bir feragat olmadığını, bu nedenle davalı tarafın beyanına itibar edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin davalı şirketten alacağı devredilen dairelerin değerlerinin çok üzerinde olduğunu, davalı tarafın bu beyanına itibar edilmesi için müvekkillerinin davalı tarafa bakiye alacaklarından feragat için yazılı belge vermiş olması gerektiğini, böyle bir feragatnamenin de olmadığını, davalı tarafça protokole itibar edildiğinin en büyük delili protokolde de bahsi geçen daireleri tapuda devir alması olduğunu, müvekkilinin bakiye alacağına ilişkin bir feragatinin de olmadığını, davalının bu iddiasını yazılı delille ispatının gerektiğini, Mahkemenin davalı tarafın beyanına delil olmaksızın itibar ettiğini, ancak bunun hukuken koruma görmesinin mümkün olmadığını, Müddei iddiasının ispata mecbur olduğunu, davacı müvekkil şirket ile davalı arasında bir ticari ilişki mevcut olup, alacak - borç ilişkisi ticari defterler itibariyle kanıtlı olduğunu, taraflar arasındaki alacak - borç ilişkisinin tespiti için dosyada bilirkişi raporlarının mevcut olduğunu, diğer davacı müvekkili ise şirket ortağı ve davaya konu devredilen taşınmazların maliki olup, her iki müvekkilinin de dava ehliyetinin mevcut olduğunu, müvekkilinin alacaklı olduğu tarafların ticari defterleri ile kanıtlı olduğunu, devredilen taşınmazların değerlerinin de bilirkişi raporu ile kanıtlandığını, davalı tarafın süresinde olmayan savunmasında belirttiği hususları kanıtlayamadığını, Mersin 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/... Esas 2021/... Karar sayılı kararının bozularak kaldırılmasına, istinaf nedenleri doğrultusunda davanın kabulüne, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Adana ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/10/2020 tarih ve .../... Esas, .../... Karar sayılı dosyası tüm dosya kapsamı,
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
Dava, tapu iptal tescil olmadığı takdirde satış bedelinin ödenmesi istemine ilişkindir.
Davacı taraflar davalı şirket ile arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalı tarafa borcuna karşılık 4 adet çek verdiğini, borcun bir kısmını ödediğini bakiye borcu için davalı tarafa toplam değeri 825.000,00 TL olan 3 adet taşınmaz vermeyi kararlaştırdıklarını ve aralarında protokol tanzim ettiklerini, kalan meblağ yönünden kendisinin davalı taraftan alacaklı duruma geleceğini, davalı tarafın malzeme satışı ile borcunu ödeyeceğini, protokol gereği taşınmazı tapuda davalı tarafa devrettiğini ancak davalı tarafından protokolün sonradan imzalanacağı söylenmesine rağmen protokolün imzalanmadığını, taşınmazların bedelinin ödenmediğini ayrıca kalan borç için de davalı tarafın malzeme göndermediğini iddia etmiş, davalı şirket ise davacı taraf ile aralarında cari hesap tasfiyesi bulunduğunu bu sebeple taşınmazların borcuna karşılık davacı tarafından devredildiğini, aralarında bir protokol bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiş, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu her iki tarafın da kabulündedir.İhtilaf, ... ilçesi ... ... ada ... parsel ... Blok ... Kat ... no, .... Kat ... no ve ... Kat ... nolu taşınmazların bedelsiz olarak davalıya devredilip devredilmediği, taraflar arasında geçerli bir protokolün bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davacı taraf taşınmazların bedelsiz olarak davalıya devredildiği iddiasında bulunduğundan işbu dava da ispat yükünün davacı tarafta olduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda; ... ilçesi ... ... ada ... parsel ... Blok ... Kat ... no, ... Kat ... no ve ... Kat ... nolu taşınmazların 11.07.2018 tarihinde davacı ... tarafından davalı şirkete toplam 376.000,00 TL değer üzerinden devredildiği anlaşılmaktadır.
Davanın dayanağı olarak sunulan 27/07/2018 tarihli protokolde taraflarının satıcı ... Yapı Gayri Menkul, alıcısı ... ... olduğu, protokolün birinci maddesinde, 4 adet toplam 425.000,00 TL bedelli çeklerden dolayı ... Yapı şirketinin ... ... şirketine 360.000,00 TL borcu bulunduğu, ikinci maddesinde, bu borca karşılık ... Yapı Şirketinin şirket ortağı ...'e ait 3 adet tapuyu ... ... şirketine satış yapacağı, 3 adet dairenin değerinin 825.000,00 TL olduğu, gayrimenkul satış artı tescili ile 825.000,00 TL - 360.000,00 TL = 465.000,00 TL hesap bakımından ... Yapının alacaklı olacağı, ... ... Sanayi ve Tic. A.Ş nin 465.000,00 TL bakiye oluşacak borcunun üretim yapmakta olduğu ürünlerin satışı yolu ile ödeyeceğinin belirtildiği görülmüştür.Sunulan protokolün davacı ... Yapı şirketi tarafından imzalanmakla birlikte davalı şirket tarafından imzalanmadığı, ayrıca gayrimenkul satıcısı davacı ...'in imzasınında yer almadığı, davalı tarafın protokol yapıldığı yönünde iddiayı kabul etmediği, tapu devir tarihinin protokol tarihinden önce olduğunun anlaşıldığı, davacı tarafın taraflar arasında protokolün içeriği hakkında mail ekran görüntüsü sunduğu, ekran görüntüsünde mail yazışmalarının bulunduğunun anlaşıldığı ancak içeriklerinin belli olmadığı, mali müşavir bilirkişi tarafından taraf defter ve kayıtlarının incelendiği davacı tarafın defterlerinin usulüne uygun tutulmadığının görüldüğü, davacıların dayandıkları protokol kapsamında 3 adet taşınmazın 360.000,00 TL borç için verildiğini kabul edip, kalan 465.000,00 TL lik kısım yönünden ürün teslim yolu ile ödeneceğini belirtmekle birlikte kalan kısma yönelik mal teslim edilmediğini ispatla yükümlü oldukları ancak davacı tarafların bu konuda yazılı bir belge ibraz edemedikleri, yine davacı ...'in satış bedelinin gerçekte 825.000,00 TL olduğu yönündeki iddiasının devir sözleşmesinin tarafı olması sebebiyle dinlenemeyeceği, davacı ... Yapı'nın taşınmazların maliki olmadığı bu sebeple tapu iptal tescil talebinde bulunamayacağı anlaşıldığından ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunarak davacılar vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebinin ise yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Yukarıda belirtilen sebeplerle, ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davacılar vekillerinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1)-Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/03/2021 tarih ve 2018/... Esas, 2021/... Karar sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nin 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2)-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60.TL karar ve ilam harcından peşin alınan 59,30.TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 368,30.TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
3)-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4)-6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
5)-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde İADESİNE,
6)-6100 sayılı HMK'nin 359/4 maddesince karar tebliğ işlemlerinin Dairemizce YAPILMASINA,
Dair, dairemizce dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 bendi gereğince aynı kanunun 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 28/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
...
Başkan
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Katip
...
¸e-imzalıdır