Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi E.2022/850 K.2025/559

🏛️ Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi 📁 E. 2022/850 📋 K. 2025/559 📅 07.04.2025

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/850 - 2025/559
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/850
KARAR NO : 2025/559
KARAR TARİHİ : 07/04/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/03/2022
NUMARASI : ... ESAS ... KARAR
DAVACI :...
VEKİLİ : Av.
DAVALI : ... TEKSTİL İTHALAT İHRACAT SANAYİ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ-
VEKİLLERİ : Av.
DAVANIN KONUSU : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 07/04/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 07/04/2025
....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas ... karar sayılı kararına karşı istinaf başvurusu üzerine dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili, müvekkilinin, davalı şirkette %22,5 oranında hisseye sahip ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, 05/10/2020 tarihli 2020/5 sayılı yönetim kurulu kararı ile, 2019 yılına ait olağan genel kurul toplantısının 26/10/2020 tarihinde yapılmasına karar verildiğini, ancak kendisinin bu toplantıya çağrılmadığını, herhangi bir şekilde haber verilmediğini, hak kaybına uğramamak için müvekkilinin 26/10/2020 tarihli genel kurul toplantısına katıldığını, toplantının yapılmasına ve alınan kararlara muhalif olduğunu, ayrıca müvekkilin TTK.420.maddesi gereğince finansal tabloların ve buna bağlı gündem maddelerinin görüşülmesinin ertelenmesini talep etmesine rağmen diğer pay sahiplerinin bu talebi reddederek oylamaya sunduklarını ve karar aldıklarını, müvekkilinin .... Noterliği'nden 05/11/2020 tarihinde gönderdiği ihtarnameye olumsuz cevap verildiğini, ayrıca yine kendisine haber verilmeksizin 04/11/2020 tarihinde toplanan yönetim kurulunun 2020/7 sayılı bir karar alarak 26/11/2020 tarihinde yeniden genel kurul yapılmasına karar verildiğini, müvekkilinin bu genel kurulu da katılarak toplantının yapılmasına ve alınan kararlara muhalefet ettiğini, 26/11/2020 tarihli genel kurulun gündeminin de aynı olduğunu, şirketin bağımsız denetime tabi olmasına rağmen denetim raporu alınmadığını, yönetim ve genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunu, genel kurul kararlarının yok hükmünde olmadığı kabul edilse dahi iptale tabi olduğunu, sözleşme, kanun ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu belirterek 05/10/2020 tarihli 2020/5 ve 04/11/2020 tarihli 2020/7 sayılı yönetim kurulu kararları ile 26/10/2020 ve 26/11/2020 tarihli genel kurulların 1, 2, 3, 4, 5, 6 ve 7. maddesindeki kararların yok hükmünde olduğunun tespitine , genel kurulda alınan kararların yok hükmünde olduklarının kabul edilmemesi halinde her iki genel kurulun 2,3 ,4, ve 5. maddeleri ile alınan kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davalı vekili, davacının, zorunlu arabuluculuk şartını yerine getirmediğini, yönetim kurulu başkanı ve aynı zamanda davacının babası ... ... tarafından toplantılara çağrılmak istenen davacının telefonlara cevap vermediğini, daha öncki yönetim kurullarının da bu şekilde yapıldığını, yönetim kurulu toplantılarına çağrı için kanunda getirilmiş bir şekil şartı olmadığını, toplantı ve yeter karar sayısının sağlandığını, davacının toplantıya katılması halinde de sonucunun değişmeyeceğini, çağrının usulüne uygun yapılmamış olmasının tek başına iptal nedeni olmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu, davacının finansal tablolardan haberinin olduğunu, bu tabloların incelenememesi iddiasının doğru olmadığını, alınan kararların TTK'da getirtilen toplantı ve karar yeter sayılarına uygun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
Yerel mahkemece verilen karar ile; " davacı ...'in davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olduğu, 05/10/2020 ve 04/11/2020 tarihli yönetim kurulu toplantılarına çağrılmadığı, kendisine haber verilmediği, bu konuda dosyaya herhangi bir delil ibraz edilmediği, 05/10/2020 tarihli yönetim kurulu kararı ile yapılmasına karar verilen 26/10/2020 tarihli genel kurulda davacının, finansal tabloların ve bu bağlı konuların görüşülmesinin ertelenmesini talep ettiği, TTK.nın 420.maddesi gereğince, bu konuda bir oylama yapılmadan toplantı başkanı tarafından toplantının 1 ay sonraya ertelenmesi gerektiği, ancak davacının bu talebinin kabul edilmediği halde 04/11/2020 tarihli yönetim kurulu kararı ile, davacının erteleme talebi kabul edilerek 26/11/2020 tarihinde aynı gündem ile yeni bir genel kurul yapılmasına karar verildiği, ancak bu yönetim kuruluna da davacının katılmadığı ve kendisine haber verilmediği, davalı şirketin bağımsız denetime tabi olduğu, TTK.nın 397. vd maddelerinde; bağımsız denetime tabi olan şirketlerin hangi hususlarda ve ne şekilde denetleneceğinin düzenlendiği, şirketin finansal tablolarının, faaliyet raporlarının denetlenmesi, bu konuda bir rapor ve görüş yazısının hazırlanması gerektiği, bu hususlar yerine getirilmeden genel kurul toplantısında oylama yapılarak bunlara bağlı kararlar alındığı, davaya konu yönetim kurulu toplantılarının yok hükmünde olduğu, bunlara dayanılarak yapılan genel kurul toplantısında alınan kararlarında yok hükmünde olduğu (genel kurul kararlarının sırf bu nedenle yok hükmünde sayılmayacağı düşünülse dahi yukarıda değinilen diğer nedenlerle kanuna ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğu ve TTK.nın 445.maddesi gereğince iptalinin istenebileceği ) anlaşıldığından davanın kabulüne" şeklinde karar verilmiştir.
DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili tarafından verilen istinaf dilekçesi ile; davacının 2020/005 ve 2020/007 sayılı yönetim kurulu kararlarının iptaline dair taleplerinin reddi kararı verilmesi gerektiğini, kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, TTK'da yönetim kurulu toplantılarında toplantıya çağrının şekli konusunda emredici bir düzenleme bulunmadığını, Yönetim Kurulunun toplantıya çağrının imza karşılığı ilden veya taahhütlü mektupla ve hatta mobil telefonla yapılmasının mümkün olduğunu, davalı şirketin davetine olumlu cevap verip davacının toplantıya katılması halinde ne alınacak kararın değişeceğini ne de davacının başkaca bir etkisinin olacağını, Yönetim Kurulu kararları toplandı ve karar nisaplarına uygun şekilde alındığını, müvekkilinin 08/10/2020 tarihi ve ... sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin ...'inci sayfasındaki ilan ile Genel Kurulu toplantıya çağırdığını, pay sahibi sıfatıyla davacıya ayrıca toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı gazete, iadeli taahhütlü mektupla bildirildiğini, TTK'nun ve şirket esas sözleşmesine uygun şekilde yapılmış olan çağrılara rağmen davacı hakkını kötüye kullandığını, mahkemenin genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğu tespitinin hatalı ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun hükme esas alınmayacak nitelikte olduğunu, davacının bu davayı açma hakkının bulunmadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve beyan etmiştir.
DELİLLER :
Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri, bilirkişi raporu, ve tüm dosya kapsamı.
GEREKÇE :
Dava, anonim şirket yönetim kurulu ve genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespiti talebine ilişkindir.
Davacı tarafından, davalı şirketin ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu, 05/10/2020 tarihli 2020/5 sayılı yönetim kurulu kararı ile, 2019 yılına ait olağan genel kurul toplantısının 26/10/2020 tarihinde yapılmasına karar verildiği, ancak kendisinin bu toplantıya çağrılmadığı, 26/10/2020 tarihli genel kurul toplantısına katılıp, alınan kararlara muhalif olduğu, genel kurulda, finansal tabloların ve buna bağlı gündem maddelerinin görüşülmesinin ertelenmesini talep etmesine rağmen, talebinin reddedildiği, yine kendisine haber verilmeksizin 04/11/2020 tarihinde toplanan yönetim kurulunun 2020/7 sayılı bir kararı ile 26/11/2020 tarihinde yeniden genel kurul yapılmasına karar verildiği, bu genel kurula da katılıp, kararlara muhalefet ettiği, 26/11/2020 tarihli genel kurulun gündeminin de aynı olduğu, şirketin bağımsız denetime tabi olmasına rağmen denetim raporu alınmadığı, bu nedenle yönetim ve genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğu, genel kurul kararlarının yok hükmünde olmadığı kabul edilse dahi iptale tabi olduğu belirterek, 05/10/2020 tarihli 2020/5 ve 04/11/2020 tarihli 2020/7 sayılı yönetim kurulu kararları ile 26/10/2020 ve 26/11/2020 tarihli genel kurulların 1, 2, 3, 4, 5, 6 ve 7. maddesindeki kararların yok hükmünde olduğunun tespitine, genel kurulda alınan kararların yok hükmünde olduklarının kabul edilmemesi halinde, her iki genel kurulun 2,3 ,4, ve 5. maddeleri ile alınan kararların iptaline karar verilmesi talep edilmiş, davalı ise, zorunlu arabuluculuk şartının yerine getirilmediğini, toplantılara çağrılmak istenen davacının telefonlara cevap vermediğini, yönetim kurulu toplantılarına çağrı için kanunda getirilmiş bir şekil şartı olmadığını, toplantı ve yeter karar sayısının sağlandığını, davacının toplantıya katılması halinde de sonucunun değişmeyeceğini, çağrının usulüne uygun yapılmamış olmasının tek başına iptal nedeni olmadığını, davacının finansal tablolardan haberinin olduğunu, bu tabloların incelenememesi iddiasının doğru olmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini savunmuş, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Yönetim kurulu toplantısına kural olarak daveti yönetim kurulu başkanı yapar, ancak onun bulunmadığı zamanlarda bu görev başkan vekiline aittir. Yine çağrının şekline dair de Kanun'da düzenleme bulunmamaktadır. Bununla beraber çağrının belirli bir şekilde yapılma zorunluluğu da yoktur. Böylelikle esas sözleşmede düzenleme yapılmasına da imkan sağlanmıştır. Önemli olan tüm üyelerin toplantıdan haberdar edilmesidir. Toplantı çağrısının tüm yönetim kurulu üyelerine yapılmamış olması bir ya da birden fazla üyenin müzakere süreçlerinden bilinçli olarak dışlanmış olduğu sonucunu doğurduğundan alınan kararlar açısından bir yokluk nedenidir. Bununla birlikte yönetim kurulu kararlarının geçerliliği için ayrıca şekil ve nisaplara da uygun bir karar alınmış olması gerekir. Aksi halde karar yok hükmünde olacaktır. (Yargıtay 11. HD'nin 2022/5225- 9637 E.-K. Sayılı ve 29.12.2022 tarihli ilamı)
Genel kurul kararlarına karşı iptal davasını açabilecek kişiler TTK 446.maddesinde toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten veya toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve bu aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri veya yönetim kurulu, veya kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri olarak belirlenmiştir.
Butlan halleri ise TTK 447.maddede" Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır. " şeklinde düzenlenmiştir.
Tüm dosya kapsamından, yönetim kurulu üyesi olan davacı tarafından, genel kurulun toplantıya davet edilmesine ilişkin 05.10.2020 ve 04.11.2020 tarihli yönetim kurulu kararlarının, toplantıya davet edilmeden alınması sebebiyle yok hükmünde olduğu ve 26.10.2020 ve 26.11.2020 tarihli genel kurul kararlarının da yok hükmünde olduğunun ileri sürüldüğü, davalı şirketin yönetim kurulunun 5 kişiden oluştuğu, davaya konu 05.10.2020 Tarih 2020/005 sayılı Yönetim Kurulu Kararının 3 üyenin katılımı ile alındığı, anılan yönetim kurulu kararı ile 2019 yılı Olağan Genel Kurul toplantısının 26.10.2020 tarihinde şirket merkezinde yapılmasına karar verildiği, davaya konu 04.11.2020 Tarihli 2020/007 sayılı Yönetim Kurulu Kararının 4 üyenin katılımı ile alındığı, anılan yönetim kurulu kararı ile azınlıkların talebi üzerine TTK m. 420 uyarınca ertelenen 26.10.2020 tarihli 2019 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısının 26.11.2020 tarihinde yapılmasına karar verildiği, 05.10.2020 tarihli ve 04.11.2020 tarihli her iki yönetim kurulu toplantısında da davacının bulunmadığı, yönetim kurulunun toplantıya davet usulünün kanunda düzenlenmediği, çağrının belirli bir şekilde yapılma zorunluluğunun bulunmadığı, ancak tüm üyelerin toplantıdan haberdar edilmesinin gerektiği, somut olayda davalı tarafından davacının telefon ve e-mail ile çağrıldığının belirtildiği, ancak davalının bu iddialarını ispatlar nitelikte herhangi bir belge sunulmadığı, davacı yönetim kurulu üyesine bildirim yapılmaksızın toplanan yönetim kurulunun aldığı kararların batıl olduğu, davalı tarafından yönetim kurulu kararlarının toplantı ve karar nisaplarına uygun şekilde alındığı belirtilmiş ise de, nisapların varlığından önce toplantının usulüne uygun şekilde yapılıp yapılmadığının önem arz ettiği, (Yargıtay 11. HD'nin 2022/5225- 9637 E.-K. Sayılı ve 29.12.2022 tarihli ilamı) batıl olan yönetim kurulu kararlarına dayanılarak genel kurul toplantısına çağrı yapılmış ise de, usulüne uygun şekilde alınmış yönetim kurulu kararları bulunmadığından genel kurullarda alınan tüm kararların da batıl olduğunun tesbit edilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, bu durumda ilk derece mahkemesince 05/10/2020 tarihli ve 2020/5 sayılı yönetim kurulu kararı ile 04/11/2020 tarihli ve 2020/7 sayılı yönetim kurulu kararları yok hükmünde olduğundan bu yönetim kurulu kararları uyarınca yapılan 26/10/2020 ve 26/11/2020 tarihli 2019 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğu kabul edilerek, davanın kabulüne karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olduğu, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Yukarıda belirtilen sebeplerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40.TL maktu istinaf karar harcından peşin alınan 80,70.TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 534,70.TL nispi istinaf karar harcının davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
3-6100 sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince istinaf eden davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine BIRAKILMASINA,
4-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
5-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,
6-6-HMK'nın 359/4 maddesince karar tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından YAPILMASINA,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, dava değeri göz önüne alınarak 7036 sayılı Kanunun 7'nci maddesi yollamasıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361'inci maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 07/04/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır