Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/724 K.2024/339
T.C. ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/724 Esas - 2024/339
T.C.
ANKARA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN MAHKEMEMİZCE VERİLEN KARAR
ESAS NO : 2023/724 Esas
KARAR NO : 2024/339
...
DAVA TARİHİ : 04/06/2015
KARAR TARİHİ : 03/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacılar vekili, davacıların murisi ...'e vermiş olduğu vekaletnameye dayalı olarak murisin 1/2 hissesine sahip bulunduğu 7 adet taşınmaz bağımsız bölüm üzerine kardeşi ...'in Yapı ve Kredi Bankasından kullandığı kredilerin teminatı olarak ipotek tesis edildiğini taşınmazların kredi borcu nedeniyle başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip sonucu satışının gerçekleştiğini buna karşılık ..... esas sayılı dosyasında ipoteğin fekkine ilişkin dava sonucunda ipotek için düzenlenen vekaletnamenin geçersiz olduğu ve davacıların borçlarının bulunmadığına karar verildiği ve kararın kesinleştiğini ileri sürerek satılan taşınmazlar nedeniyle taşınmazların dava tarihindeki değerinin ve yoksun kalınan kira kaybı tazminatının toplamı 296.100,00 TL tazminatın ihale tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalı bankadan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, 05/07/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini taşınmazların dava değeri karşılığı 373.745,00 TL, yoksun kalınan kira kaybı olarak 60.910,00 TL olarak artırmıştır.
CEVAP:
Davalı vekili, cebri icra yoluyla satılan taşınmazların satış işlemlerinin usul ve yasaya uygun yapıldığını, davaya konu icra dosyasında icra emrine aynı gerekçe ile itiraz ettiklerine mahkemece reddedildiğini, yapılan icrai işlemlerde bankanın kötü niyeti bulunmadığını, menfi tespit davası kesinleşmeden tazminat talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
DELİLLER:
- İcra Dosyası, İcra Mahkemesi Dosyası
-...
- Bilirkişi raporu
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, davacıların murisine ait taşınmazların geçersiz ipotek sözleşmesi ile davalı banka tarafından başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip sonrası haksız şekilde satıldığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davacıların murisi ...parselde bulunan gayrimenkullerini ipotek etmek konusunda vekaletname düzenlediği anlaşılmaktadır.
... sayılı icra dosyasında dava konusu taşınmazlar için ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapıldığı, davacılar tarafından...sayılı dosyasında murisin ipoteğin tesisinden sonra öldüğü, bankanın gönderdiği kat ihtarnamesine süresinde itiraz edildiği iddiası ile icra emrinin iptalini karar verilmesini talep edildiği, mahkemece davacıların murisinin ölümünden sonra borçlu ...e kredi kullandırıldığı, asıl borçlunun kat ihtarnamesi tebliğinden sonra itiraz etmeyerek alacak miktarının kesinleştiği gerekçesiyle şikayetin reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, bu yolla dava konusu icra takibinin kesinleştiği anlaşılmıştır.
... karar sayılı dosyasında davacı şikayetçi ...'ın dava konusu icra takibi sonrasında ihalesi yapılan taşınmazlar ile ilgili satış ilanı tebliğinin ihaleden sonra yapıldığını satıştan haberdar olmadığını ileri sürerek ihalenin feshi isteminde bulunduğu mahkemece ihalenin borçlu vekiline yapılan tebliği ile gerçekleştirildiği ve usulüne uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar kesinleşmiştir.
...karar sayılı dosyasında, davacılar mirasçıların murisleri...n kardeşi ...'e vekaletname vermek suretiyle taşınmazlarının davalı... Yararına ipotek edildiğini ancak murisin vekaletname düzenlediği tarihte hukuki işlem ehliyeti bulunmadığını ileri sürerek vekaletnamenin geçersizliği nedeniyle taşınmazlarda murise ait 1/2 hisseler üzerine konulmuş olan ipoteğin fekkine, kredi sözleşmesi uyarınca murisin kat ihtarnamesinde belirtilen miktarda borçlu olmadığının tespitine karar verilmesine talep etmiş, davalı banka karşı davasında davacı mirasçıların borçlu olduğunu ileri sürerek kredi alacağı nedeniyle alacağın ödenmesine talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonrasında, murisin alınan sağlık raporuna göre hukuki ehliyetinin bulunduğu, buna karşılık vekaletnamelerde murisin kendi borcu, ve üçüncü şahısların kredi borçlarını teminen taşınmazlarına ipotek konulması konusunda yetki verdiği ancak vekilin kendi aldığı kredi borcunun teminatını teşkil etmek üzere muris adına olan taşınmazlar üzerine ipotek tesis ettiği bu şekilde vekalet görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle ipotek sözleşmesinin geçersiz olduğu, dava konusu ödenmeyen kredilerin murisin ölümünden sonra açıldığı anlaşıldığından mirasçıların herhangi bir sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle taşınmazlar üzerindeki ipoteğin kaldırılmasına ve banka tarafından gönderilen ihtarnamede yazılı 656.273,40 TL yönünden borçlu olmadıklarının tespitine, banka tarafından açılan karşı davanın reddine karar verilmiş, karar 13/12/2018 tarihinde kesinleşmiştir.
Dava davacıların murisine ait taşınmazların davalı banka tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takip sonrası haksız şekilde satıldığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkememizce verilen ipoteğin fekki kararı kesinleşmiş olup, davalı bankanın takip konusu kredi borçları için düzenlenmeyen ipotek belgeleri ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yaptığı icra takibi ve sonrasında satış işlemi hukuka aykırı olduğundan davacıların haksız suretle satılan taşınmazlarının dava tarihindeki rayiç bedellerini ve uğradıkları zararı kredi sözleşmesinin akidi olmamaları nedeniyle davalı bankadan talep edebilecekleri kabul edilmiştir.
Davacıların talep edebilecekleri tazminat tutarının belirlenmesi için alınan 28/01/2020 tarihli bilirkişi raporunda taşınmazların ihale ile satış tarihi arasındaki farkının davacılar yararına -22.110,00 TL olduğu, dava tarihindeki rayiç değeri ile satış bedeli arasındaki toplam farkın hisseleri oranında 59.705,00 TL olduğu, kira getirisinin 04/06/2013-04/06/2014 arası dönem için 25.200,00 TL, 04/06/2014-04/06/2015 arası dönem için 27.300,00 TL olacağı belirtilmiştir.
Bilirkişi raporuna taraflar itiraz etmiş, itiraz üzerine yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmış 09/06/2021 tarihli raporda, dava konusu 7 adet taşınmazın davacıların hissesine karşılık gelen kısımlarının dava tarihi olan 04/06/2015 tarihi itibariyle rayiç değerlerinin tespiti için ihale tarihi olan 10/04/2012 tarihi itibariyle değerlerinin bilinmesi gerektiği Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen ihale kararı uyarınca rayiç değer hesaplamaya esas alınarak ... tarafından yayınlanan ve zaman içerisinde oluşan değer farklarının göstergelerinden olan, TÜFE ve Yurtiçi Üretici Fiyat Endekslerinin ortalaması ile dava tarihindeki değerleri hesaplanarak taşınmazların davacıların hissesine düşen 1/2 oranı toplamının 373.745,00 TL olacağı taşınmazların ihale tarihi olan 10/04/2012 tarihi ile dava tarihi olan 04/06/2015 tarihine kadar geçen sürede tek tek yapılan değerlendirme sonrası taşınmazlar için kira kaybı zararı toplamının 60.910,00 TL olacağı belirtilmiştir.
Bilirkişi raporu teknik inceleme sonrası düzenlenmiş, denetime elverişli olduğundan hükme esas alınmıştır. Davalı yanca davanın istirdat davası olarak görülmesi gerektiği, tazminat isteminde bulunulamayacağı savunulmuş ise de davalı bankanın kredi sözleşmesinin teminatı olarak aldığı ipoteğin icra takibine konu kredi alacağını teminat altına almadığı ve özen gösterme yükümlülüğünde olan bankanın geçersiz ipotek belgesi ile davacıların taşınmazının haksız surette satılması nedeniyle davacıların uğradığı zararı karşılaması gerektiği, İcra Mahkemelerince verilen kararların icra tekniği anlamında icra işlemlerinin yasaya uygun olup olmadığını denetleme niteliğine sahip olup icra takibinin davacıları borçlu kılmaya neden olmayacağı anlaşılmaktadır. Bu nedenle miras yolu ile davacılara geçen taşınmazların 1/2 hissesinin haksız yere satılarak davacıların mülkiyet hakkını ve taşınmazdan yararlanma hakkının ortadan kalktığı anlaşılmakla hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirlenen dava tarihindeki taşınmaz bedeli ve ihale ile dava tarihi arasındaki kira kaybının davalıdan talep edilebileceği anlaşılmış, dava kısmi dava olarak açılmakla dava tarihinde talep edilen tazminat yönünden dava tarihinden, ıslah dilekçesi ile talep edilen tazminat yönünden ıslah tarihinden itibaren avans faiz uygulanmasına dair mahkememizce 01/10/2021 tarihinde karar verilmiştir.
Verilen bu karara karşı gidilen yasa yolu incelemesi neticesinde mahkememiz kararı, ... Karar sayılı ilamı ile " ... İlk derece mahkemesince, davacıların, dava konusu gayrimenkullerin satışı nedeniyle uğradıkları zararın belirlenmesi bakımından bilirkişi raporu alındığı ve bu raporun hükme esas alınarak dava konusu gayrimenkullerin dava tarihi itibariyle değerleri üzerinden davacıların hissesine düşen toplam bedele hükmedildiği ve bu bedele dava tarihinden itibaren avans faiz uygulanmasına karar verildiği görülmüşse de, davanın haksız fiilden kaynaklandığı (vekalet görevinin kötüye kullanılması) dikkate alındığında davacıların zararının haksız fiil tarihi itibariyle belirlenmesi ve bu tarih itibariyle alacağın muaccel olduğu gözetilerek yasal faiz yürütülmesine karar verilmesi gerektiği gözden kaçırılmıştır. Bu durumda mahkemece, dava konusu gayrimenkullerin, icra müdürlüğünce yapılan ihalenin kesinleştiği tarih (zararın meydana geldiği) itibariyle değerlerinin belirlenerek davacıların hissesi dikkate alınıp hesaplanacak zararın hüküm altına alınması ve zararın meydana geldiği tarihten itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi, ihalenin kesinleşmesinden dava tarihine kadar geçen sürede ise kira gelirinden kaynaklanan zararın hüküm altına alınması gerekmekte olup davacılar vekilinin ve davalı vekilinin bu hususlara yönelik istinaf itirazları yerinde görülmüştür. ..... " gerekçesi ile kesin olarak kaldırılmıştır.
İstinaf incelemesi sonrası yukarıda yazılı esas numarasına kaydı yapılan dosyanın yürütülen yargılaması kapsamında; dosyanın 09/06/2021 tarihli raporu sunan bilirkişi heyetine tevdii ile dava konusu gayrimenkullerin İcra Müdürlüğü’nce yapılan ihalenin kesinleştiği tarih (zararın meydana geldiği) itibariyle değerlerinin belirlenerek, davacıların hissesi dikkate alınıp hesaplanacak zarar ve ihalenin kesinleşmesinden dava tarihine kadar geçen sürede ise kira gelirinden kaynaklanan zararın tespiti için ek rapor alınmasına karar verilmiştir.
Bu doğrultuda dosyaya sunulan 07/03/2024 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle; dava konusu taşınmazların ihalenin kesinleştiği 04.06.2013 tarihi itibariyle davacıların hissesi oranında rayiç değerlerinin toplam 322.385,00 TL olabileceği, İhalenin kesinleştiği 04.06.2013 tarihinden dava tarihi olan 04.06.2015 tarihine kadar geçen süre için davacıların hissesi oranındaki kira kaybı zararlarının toplam 39.360,00 TL (18.780 TL + 20.580 TL) olabileceği, görüş ve kanaatinde bulunulmuştur.
Yukarıda içeriği açıklanan hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu sonucuna varılan 07/03/2024 tarihli bilirkişi heyeti raporu dikkate alındığında, davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE,
361.745,00 TL maddi tazminatın 294.100,00 TL'nin dava tarihinden, 67.645,00 TL'sinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Alınması gerekli 24.710,80 TL harçtan peşin alınan 5.022,50 TL harcın ve ıslah harcı olarak alınan 2.366,17 TL'nin mahsubu ile bakiye 17.322,13 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olarak 7784,10-TL tebligat ve posta gideri, 7.500,00-TL bilirkişi ücreti, vekalet harcı 4,10-TL, başvurma harcı 27,70-TL ile 5.022,50-TL peşin harç ve 2.366,17-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 22.704,57-TL yargılama giderinin HMK 326/2 m gereğince red/kabul oranı gözetilerek 18.844,79-TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacılara verilmesine, bakiye gideri olan 3.859,78-TL davacılar üzerinde bırakılmasına,
4-Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanıp takdir edilen 56.261,75 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanıp takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin müştereken ve müteselsilen davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
6-Kullanılmayan gider avansı var ise hükmün kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde verilecek dilekçe ile ...Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/05/2024
...